Fon hesabında görünen tutar, tasfiyede esas alınacak net yatırım tutarı ve bankaya geçen ödeme birbirinden farklı olabilir. Bu farkın sebebi bazen hesap hatasıdır; bazen de aynı kayıtlara uygulanan farklı hukukî hesap yöntemidir. İtirazın doğru kurulabilmesi için önce hangi farkın tartışıldığı belirlenmelidir.
7596 sayılı Kanun bakımından net yatırım tutarı, yalnızca eldeki pay sayısının son fiyatla çarpılması değildir. Kanunun 4. maddesi, belirli koşullarda fiilî nakit giriş ve çıkışlarını, endekslemeyi ve ilk giren ilk çıkar esasını dikkate alır. Ara ödeme ise endekslenmemiş net yatırım tutarı, fon bazındaki 1 milyon TL tavanı, ilgili pay değeri sınırı ve dağıtılabilir nakit koşullarıyla birlikte değerlendirilir. Aşağıdaki örnekler bir ödeme taahhüdü veya MKK hesap cetvelinin yerine geçen hesaplama değildir.
Ekran bakiyesi, net yatırım tutarı ve tazminat zararı
İlk ayrım, hesabın hangi amaçla yapıldığıdır. MKK portföy raporundaki piyasa değeri, belirli bir tarihteki pay adedini ve raporda kullanılan fiyatı gösterir. Bu kayıt önemlidir; fakat tek başına yatırımcının o fona ne kadar nakit yatırdığını, satış bedelinin muaccel olup olmadığını veya sorumlulardan istenebilecek zararı belirlemez.
| Hesap | Temel veri | Cevapladığı soru |
|---|---|---|
| Tarihli portföy değeri | Pay adedi × rapordaki birim fiyat | Bu tarihte hesapta hangi varlık, hangi değerle görünüyordu? |
| 7596 kapsamındaki net yatırım tutarı | Fiilî nakit giriş ve çıkışları; ilgili koşullarda endeks ve FIFO | Kanunun öngördüğü tasfiye hesabında hangi tutar esas alınacak? |
| Ara ödeme | Endekssiz net yatırım, fon bazında tavan, ilgili değer sınırı, dağıtılabilir nakit | Nihai ödemeye mahsuben bu aşamada ne kadar ödeme yapılabilir? |
| Özel hukuk tazminatı | Somut yükümlülük ihlali, uygun illiyet bağı, ispatlanan zarar ve mahsuplar | Hangi sorumludan hangi sebeple hangi bakiye talep edilebilir? |
Kanunun 4/1. maddesindeki özel hesap, dağıtılabilir nakdin tasfiye kararından önceki gün sonu fiyatı ve ödemeye esas pay adediyle hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumuna ilişkindir. Bu koşulu atlayarak her fonda mutlaka yalnız endekslenmiş anaparanın ödeneceğini söylemek doğru değildir. SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli esasları, nakit yeterliyse ara ödeme yerine nihai ödeme yapılmasını da düzenler.
Banka, portföy yöneticisi veya başka bir sorumluya yöneltilecek talep ayrıca kurulmalıdır. Kanun hesabındaki rakam, kendiliğinden her davalının borcu olmaz. Bu ayrımın zarar, faiz ve bilirkişi yönü fon zararının hesaplanması yazısında ele alınmaktadır.
Ürününüz fon katılma payı yerine doğrudan tahvil, bono veya kira sertifikasıysa, bu fon tasfiye formülü yerine ihraç ve ödeme koşullarına göre alacak ve takip yolları incelenmelidir.
Önce fiilî nakit giriş ve çıkışları bulunmalı
İşlem dökümünde alış, satış, blokaja alma, blokaj çözme ve hesaplar arası aktarım aynı tür kayıtlar değildir. Payın SERB alt hesabından PBLK alt hesabına geçirilmesi nakit çıkışı sayılmaz. Kabul edilen satış emri ile bedeli gerçekten ödenmiş satış da ayrılmalıdır. Aksi hâlde yatırımcıya ödenmemiş bir bedel ödenmiş gibi düşülebilir veya aynı para iki defa hesaba katılabilir.
Her kayıt için fon kodu ve ISIN, işlem numarası, emir tarihi, valör, pay hareketi ve nakit hareketi birlikte karşılaştırılmalıdır. Aynı fon iki farklı kurumda tutuluyorsa yatırımcı ve fon bazındaki toplamı görmek gerekir. Başka bir fona yapılan yatırım veya banka hesabındaki ilgisiz para hareketi, sırf aynı ekstrede bulunduğu için hesaba katılmaz.
Basitleştirilmiş nakit örneği
Aşağıdaki varsayımsal örnek yalnızca fiilî hareketleri ayırmak içindir. Endeksleme, fiyat sınırı, kesinti ve dağıtım oranı uygulanmamıştır.
| Hareket | Nakit etkisi | Kontrol |
|---|---|---|
| Birinci alış | 800.000 TL giriş | Alışa ayrılan nakit gerçekten tahsil edildi mi? |
| İkinci alış | 500.000 TL giriş | Aynı yatırımın ikinci kaydı mı, ayrı bir alış mı? |
| Bedeli ödenen kısmi satış | 300.000 TL çıkış | Bedel hesaba geçti mi; brüt/net ayrımı ne? |
| Ödenmemiş satış emri için PBLK’ye aktarım | Bu kayıt tek başına nakit çıkışı değildir | Pay blokajı ile fiilî ödeme karıştırılmamalı |
Bu sınırlı örnekte endekslenmemiş basit nakit farkı 800.000 + 500.000 − 300.000 = 1.000.000 TL’dir. Bu işlem, yatırımcıya kesin olarak 1 milyon TL ödeneceği sonucunu vermez. MKK’nın esas aldığı bütün nakit kayıtları ve ödeme türüne ait diğer sınırlar ayrıca kontrol edilir. 1 milyon TL’nin kişi başına değil fon başına bir üst sınır olması gibi sık karıştırılan noktalar fon krizinde doğru bilinen yanlışlar rehberinde toplanmıştır.
Miras, bağış veya virmanla gelen fonda net yatırım tutarı nasıl incelenir?
Fon payının hesaba gelmesi, aynı tarihte fona nakit yatırıldığı anlamına gelmez. Başka bankadaki aynı kişiye ait payların taşınması, miras yoluyla intikal, karşılıksız bağış ve satış bedeliyle yeniden fon alınması farklı işlemlerdir. Hesap ekstresinde hepsi bir “giriş” olarak görünse bile 7596 sayılı Kanun m.4’teki fiilî nakit hareketi hesabına doğrudan aynı tutarla eklenemez.
7596 sayılı Kanun m.3/5, hak sahipliğini fon ve hesap bazında MKK ile tasfiye kuruluşunun mutabakatına bağlar. m.4 ise dağıtılabilir nakdin kanundaki toplam tutarı karşılamadığı durumda dikkate alınacak net yatırımı, fiilî nakit giriş ve çıkışları üzerinden MKK’nın hesaplamasını öngörür. SPK’nın 27.10.2026 tarihli 76/1903 sayılı esasları da ara ödemelerde MKK hesabını esas alır. Bu metinlerde miras, bağış ve her türlü nakitsiz virman için uygulanacak ayrı bir lot ve maliyet aktarım formülü açıklanmamıştır. Aşağıdaki ayrımlar bu özel formülün yerine geçen kesin bir hesap yöntemi değildir; doğru mutabakatın hangi belgelerle denetleneceğini gösterir.
| İşlem | Birlikte incelenecek kayıtlar | Önlenmesi gereken hata |
|---|---|---|
| Aynı kişinin A bankasından B bankasına pay virmanı | Her iki kurumun MKK sicili ve hesap numarası, aynı fon kodu, çıkan/giren pay adedi, virman tarihi ve önceki nakit alım-satım geçmişi. | B bankasına gelen payı ikinci kez nakit yatırım saymak; yalnız B bankasının yeni ekstre başlangıcını dikkate alıp önceki yatırımı kaybetmek. |
| Miras yoluyla nakitsiz pay intikali | Mirasbırakanın ölüm ve veraset kayıtları, eski ve yeni pay hareketleri, varsa paylaşma/intikal belgeleri, mirasbırakanın alım ve fiilî ödeme geçmişi. | Mirasçı kendi hesabından nakit yatırmadı diye pay sahipliğini yok saymak; mirasçı sayısıyla ara ödeme tavanını kendiliğinden çoğaltmak. |
| Bağış veya başka hak sahibine karşılıksız devir | Devrin hukuki sebebi, veren ve alan hesap, pay adedi ve tarih, varsa bedel ve fiilî ödeme, asıl edinim belgeleri. | Virman tarihindeki ekran değerini, yapılmamış bir nakit ödeme gibi yazmak; devredenin ve devralanın aynı tutarı birlikte talep etmesi. |
| Payların satılması, bedelin çekilmesi ve başka hesaptan yeniden alım | Gerçekleşen satış, fiyat/valör, nakdin kime ödendiği, yeni alım ve nakit yatırma kayıtları. | Gerçek bir nakit çıkışını yalnız “virman” diyerek atlamak veya aynı para hareketini birden çok giriş saymak. |
Pay sahipliği ile hesapta kullanılacak geçmiş tutarlar ayrılmalıdır
Mirasçılar, TMK m.599 uyarınca mirası kanunen bir bütün olarak kazanır. Bu nedenle mirasçının kendi banka hesabında eski nakit girişinin bulunmaması, miras kalan payın kendiliğinden değersiz veya sahipsiz olduğu sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte, mirasbırakanın giriş ve çıkışlarının mirasçılara hangi teknik yöntemle bağlanacağı; paylaşma yapılmışsa veya birden çok fon/hesap varsa tutarın nasıl ayrıştırılacağı, MKK ve tasfiye bankasının somut hesabından görülmelidir. Mirasçılık, temsil ve paylaşma koşulları mirasçı, ortak hesap ve vesayet rehberinde ayrıca açıklanmıştır.
Bağışta da TBK m.285 kapsamındaki karşılıksız kazandırma ile satış birbirinden ayrılır. Vergi veya portföy ekranında kullanılan maliyet alanının devralana taşınmış olması, o tutarın 7596 sayılı Kanun için de fiilen yatırılmış nakit sayıldığını tek başına kanıtlamaz. Aynı şekilde, maliyet alanının boş olması da tek başına “net yatırım sıfırdır” sonucu vermez. İşlemin gerçek mahiyeti ve uygulanan yöntemin hukuki dayanağı birlikte açıklanmalıdır.
Bankadan ve MKK hesabından hangi açıklama istenmeli?
Başvuruda payların hangi kurumdan, hangi tarihte, kaç adet ve hangi hukuki sebeple geldiği belirtilerek şu hususların yazılı açıklanması istenir: ödemeye esas hak sahibi ve pay adedi; aktarımın hangi kodla işlendiği; önceki kurum veya mirasbırakan hesabındaki nakit hareketlerinin hesaba katılıp katılmadığı; kullanılan lot, tarih ve tutar eşleştirmesi; varsa dışarıda bırakılan hareket ve gerekçesi; ara ödeme tavanının hangi hak sahibi/fon toplamına uygulandığı; aynı hareketin başka hesapta da dikkate alınıp alınmadığı. Belgeye dayanmayan varsayımsal nakit girişleri eklemek yerine tartışmalı satırlar tek tek gösterilmelidir.
MKK’nın resmî sık sorulan sorularına göre alım, satım ve virman işlemleri yatırım hesabının bulunduğu banka veya aracı kurum üzerinden yürütülür; MKK’ya doğrudan işlem talimatı verilmez. Vefat hâlinde portföy araştırması için açıklanan başvuru yolu da miras kalan payların serbestçe satılabileceği veya tasfiye blokajının kaldırıldığı anlamına gelmez. Bir virmanın kayden mümkün olması, tasfiye kapsamındaki payda satış veya nakit ödeme yetkisi bulunduğunu göstermez. Payın hangi alt hesapta ve hangi takyidatla izlendiği ayrıca teyit edilmelidir.
Hesap cevabı yalnız “nakitsiz virman” ibaresinden oluşuyorsa itirazın konusu önce bu açıklama eksikliğidir. Hak sahipliğinin reddi, eski yatırım geçmişinin eksik alınması, yanlış lot eşleştirmesi ve yetersiz nakit nedeniyle eksik ödeme ayrı ihtimallerdir. Kurumun uyguladığı özel yöntemi görmeden bunların hepsini tek bir “eksik ödeme” iddiasına dönüştürmek, doğru talebin ve muhatabın belirlenmesini güçleştirir.
İlk giren ilk çıkar ve TÜFE–Yİ-ÜFE ortalaması neyi değiştirir?
Kanunun 4/1. maddesi, fona fiilen yapılan her nakit giriş ve çıkışının tasfiye tarihine kadar TÜİK’in açıkladığı tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden kıstelyevm esasına göre değerlendirilmesini öngörür. Çıkışların düşülmesinde ilk giren ilk çıkar, yani FIFO esası düzenlenmiştir.
Birden fazla tarihte para yatıran yatırımcı için tek bir “ilk yatırım tarihi” seçip bütün paraya aynı katsayıyı uygulamak yeterli değildir. Yatırımın bir kısmı daha sonra yapılmış, arada nakit çekilmiş veya farklı hesaplardan aynı fona aktarım gerçekleşmiş olabilir. İşlem sırası bu nedenle önem taşır. FIFO’nun burada nakit hareketleriyle ilgili kanunî hesapta kullanılması, her vergi veya tazminat hesabının aynı yöntemle yapılacağı anlamına gelmez.
Ara ödeme ile endeksli tasfiye hesabı ayrılmalıdır. Kanunun 4/2. maddesi ara ödemeyi, net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmıyla sınırlar. Nihai hesapta kullanılabilecek endeks farkını ara ödeme tutarına otomatik olarak eklemek doğru değildir. Endekslemenin tasfiye tarihine kadar düzenlenmiş olması da ödeme gününe kadar her ay kendiliğinden yeni bir endeks alacağı doğduğu anlamına gelmez; sonraki dönem için ileri sürülecek faiz veya zarar talebi ayrı hukukî temele dayanmalıdır.
Kesin hesap denetiminde kullanılan endeks serisi, dönem, giriş ve çıkış tarihi, gün hesabı, yuvarlama ve önceki ödeme bilgileri istenmelidir. MKK’nın uyguladığı ayrıntılı yöntem ve gerçek işlem verileri görülmeden hazırlanan bir hesap makinesinin sonucunu resmî hak ediş saymak mümkün değildir.
1 milyon TL’nin altında bakiye varsa tamamı ödenir mi?
Hesapta 1 milyon TL’den az bir tutar görünmesi tek başına tamamının aynı anda ödenmesini sağlamaz. Önce fonun ilgili karar kapsamına girip girmediği, hak sahipliği mutabakatı, net yatırım tutarı ve pay değeri sınırı incelenir. Ardından fondaki nakdin toplam ara ödeme yükümlülüğünü karşılayıp karşılamadığına bakılır.
SPK’nın 2026/76 sayılı Bülteni’nde yayımlanan esasların 6. maddesi, kaynak yetersizliği durumunda net yatırım tutarı, ilgili tarihteki pay değeri ve 1 milyon TL tavanından en düşük olanının aşılmamasını öngörür. Para piyasası fonlarında dikkate alınan değer tarihi ile diğer fonlardaki tarih aynı değildir. Kaynak yetersizliğinde ödeme sırası veya asgari ara ödeme yöntemi uygulanması da mümkündür; bunlar ilgili esas ve Kurul onayı çerçevesinde yürütülür.
Varsayımsal sınır karşılaştırması
Para piyasası niteliğinde olmayan bir fonda endekssiz net yatırımın 1.200.000 TL, ilgili tarihteki toplam pay değerinin 650.000 TL olduğunu varsayalım. 1 milyon TL tavanına rağmen, sırf bu örnekteki verilere göre 1 milyon TL ara ödeme beklenemez; pay değeri sınırı 650.000 TL’dir. Bu rakam da tek başına ödeme garantisi değildir. Dağıtılabilir nakit, ödeme sırası ve diğer hak sahipliği koşulları ayrıca uygulanır.
Aynı fonun iki bankadaki hesaplara bölünmesi iki ayrı 1 milyon TL hakkı yaratmaz. Farklı fonlardaki haklar ise ilgili fon bazında değerlendirilir. Ortak hesap veya miras durumunda hak sahiplerinin kimliği ve payı ayrıca belirlenmeden tavanı hesap adediyle çarpmak doğru olmaz.
Eksik ödeme ile yanlış hesap yöntemi farklı itirazlardır
Ödeme tutarını doğru bulmayan yatırımcı, önce farkı tanımlamalıdır. Bir alışın hiç hesaba alınmaması veri hatasıdır. Ödenmemiş satışın nakit çıkışı sayılması kayıt uyuşmazlığıdır. Doğru hareketlere rağmen kanunun hesap yöntemine itiraz edilmesi ise hukukî bir uyuşmazlıktır. Fon içi gider, banka kesintisi, stopaj, haciz veya mahsup da ayrı sebeplerdir.
| Gözlenen fark | İlk istenecek açıklama | İnceleme konusu |
|---|---|---|
| Alış eksik veya satış iki defa düşülmüş | İşlem bazında nakit giriş-çıkış listesi ve düzeltme kaydı | Veri ve mutabakat hatası |
| PBLK payı var, para çıkmış görünüyor | Emir, blokaj, takas ve nakit ödeme kayıtlarının birlikte dökümü | Pay hareketi ile nakit hareketinin ayrılması |
| Banka hesabına geçen tutar hesap cetvelinden az | Brüt hak ediş, her kesinti ve mahsup kalemi, ödeme dekontu | Dağıtım hesabı mı, sonraki banka işlemi mi? |
| Hesap doğru, fakat kullanılan yöntem tartışılıyor | Uygulanan kanun/karar, hesap tarihi ve gerekçeli cevap | İşleme veya hukukî esasa karşı uygun başvuru |
| Kapalı ya da yanlış hesap nedeniyle ödeme görünmüyor | Gönderim tarihi, alıcı kurum, hesap eşleştirmesi, iade/emanet kaydı | Hak sahipliği kaybı mı, aktarım sorunu mu? |
Başvuru, fonun tasfiyesini yürüten kuruluş ile hesabın bulunduğu banka veya aracı kurumun görevleri ayrılarak yapılmalıdır. MKK’daki kaydın hangi kurum verisinden oluştuğu da araştırılır. Bir kurumdan gelen olumsuz cevap bütün sorumlulara karşı aynı mahkemede aynı davanın açılacağı anlamına gelmez. İşlemin niteliği, davalı ve talep görevli yargıyı belirler.
Hesap düzeltme talebinin başka bir dava süresini kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır. Özellikle idari işleme itirazda başvurunun muhatabı, zamanı ve İYUK kapsamındaki etkisi ayrıca incelenir. Süre takibi için fon uyuşmazlıklarında süreler, görev ayrımı için görevli mahkeme rehberi birlikte okunabilir.
Hesap itirazını taşıyan belge dosyası
- Fon kimliği: kod, tam unvan, ISIN, kurucu ve hangi tasfiye kararının uygulandığı.
- İşlem tablosu: alış/satış tarihi, nakit tarihi, pay adedi, fiyat, brüt ve net bedel; her satırın dayanak belgesi.
- Emir ve takas kayıtları: kurum kabulü, TEFAS’a iletim, valör, iptal veya gerçekleşmeme gerekçesi.
- MKK ve banka mutabakatı: PBLK/SERB kayıtları, portföy dökümü, eksik veya farklı satırlar.
- Ödeme hesabı: net yatırım tutarı, endeksli/endekssiz ayrımı, değer tarihi, uygulanan sınır, kaynak oranı ve mahsuplar.
- Tahsilat: ara/nihai ödeme dekontu, banka kesintisi, ibra veya ihtirazi kayıt içeren metinler.
İtirazda yalnız “zararım daha fazla” demek yerine, örneğin “bedeli ödenmeyen şu satış satırı nakit çıkışı olarak düşülmüştür” şeklinde belgelenebilir farkı göstermek gerekir. Eksik kayıtlar için işlem kayıtlarının istenmesi ve delil tespiti yolları değerlendirilebilir.
Ödeme almak hesap itirazını sona erdirir mi?
Ara ödeme nihai ödemeden mahsup edilir; ara ödeme karşılığında pay iadesi yapılmaz. Kanunun 4/5. maddesi, başka hukukî yollardan daha önce alınan tutarların da nihai ödemede dikkate alınmasını düzenler. Aynı zarar iki defa tahsil edilemez. Bununla birlikte ödeme alınması, imzalanan metnin içeriğinden bağımsız olarak bütün dava haklarının sona erdiği anlamına gelmez.
İbra, sulh veya feragat belgesi varsa kapsamı ayrıca incelenmelidir. Hesaba otomatik yatan para ile karşılığında kapsamlı ibra istenen işlem aynı değildir. Bu konu tasfiye ödemesi ve ihtirazi kayıt yazısında açıklanmaktadır. Güncel ödeme aşamaları ise fon krizi ödeme ve hak sahipliği sayfasından izlenebilir.
Tasfiye ödemesinde stopaj ve kesintiler nasıl kontrol edilir?
Hesaba eksik para geçtiğinde, farkın tamamını “stopaj” olarak kabul etmemek gerekir. Fonun malvarlığından karşılanan zorunlu tasfiye gideri, yatırımcıya ait kazanç üzerinden vergi kesintisi, bankanın aldığı ücret ve kredi borcuna mahsup farklı işlemlerdir. 7596 sayılı Kanun’un 3/3 ve 6/6. maddeleri zorunlu giderlerin hangi aşamada düşüleceğini düzenler. Bu hükümler, bankanın yatırımcının hesabından her ad altında ücret alabileceği anlamına gelmez.
7596 sayılı Kanun bütün tasfiye ödemelerini vergiden istisna tutan özel bir hüküm içermiyor. Buna karşılık, hesaba giren her liranın vergiye tabi kazanç olduğu da söylenemez. Önce ödemenin ara ödeme, payların iadesi karşılığında nihai tasfiye ödemesi, sonraki geri kazanım dağıtımı veya ayrı bir tazminat tahsilatı olduğu belirlenmelidir. Ara ödemede paylar iade alınmaz. Olağan fon satışındaki vergi hesabını, bu farkı açıklamadan ara ödemenin tamamına uygulamak yeterli bir hukuki gerekçe oluşturmaz. 27 Ekim 2026 tarihli SPK esaslarının 10. maddesi pay iadesi ile mahsubu açıkça ayırır.
YTM’nin kendi işlemleri için öngörülen harç ve düzenlediği kâğıtlar için damga vergisi istisnası da yatırımcıya aktarılan her bedelin gelir vergisinden istisna olduğu anlamına gelmez. Ödemeyi YTM’nin yapması ile ödemenin hangi kazanç türüne girdiği ayrı sorulardır. SPKn m.83/6.
Edinim tarihi, fon türü ve yatırımcının vergi statüsü
Gerçek kişilerin ticari işletmelerine dahil olmayan fon yatırımlarında, olağan fon kazancına uygulanacak oranı belirlerken aşağıdaki edinim dönemleri önem taşır. Tablo, indirimli oran kapsamındaki fonlara ilişkindir; değişken, karma, eurobond, dış borçlanma, yabancı ve serbest fonlar ile unvanında “döviz” bulunan fonlara eski indirimli oranlar doğrudan uygulanamaz. Ayrı sıfır oran veya tevkifat dışılık koşulları da ayrıca kontrol edilir. Dayanak: 2006/10731 sayılı Karar ve değişiklikleri; GİB 2026 Geçici 67 Rehberi, s.26–27.
| Fon payının edinildiği dönem | Belirtilen kapsamda olağan fon kazancı oranı |
|---|---|
| 23 Aralık 2020–30 Nisan 2024 | %0 |
| 1 Mayıs–31 Ekim 2024 | %7,5 |
| 1 Kasım 2024–31 Ocak 2025 | %10 |
| 1 Şubat–8 Temmuz 2025 | %15 |
| 9 Temmuz 2025 ve sonrası | %17,5; ürün ve mükellef bakımından özel hükümler saklıdır |
Hisse senedi yoğun fonlarda sıfır oran bakımından önemli bir istisna vardır: TEFAS’ta işlem görmeyen hisse senedi yoğun serbest fonların 27 Mart 2026 ve sonrasında edinilen paylarından sağlanan kazançları %17,5’e tabidir. Diğer hisse senedi yoğun fonların sıfır oranı bu değişiklikle kaldırılmamıştır. Bu ayrım 11107 sayılı Karara ilişkin GİB açıklamasında belirtilir. Fonun adında “hisse” bulunması tek başına vergi sınıflandırmasını belirlemez.
Şirket hesabında ise gerçek kişi tablosu tek başına kullanılmaz. 11734 sayılı Karar, KVK m.2/1 kapsamındaki sermaye şirketleri ve benzer nitelikteki kurumlar ile kararda sayılan yabancı kurumsal yatırımcıların para piyasası fonu ve unvanında “para piyasası” bulunan serbest fon kazançlarındaki %0 tevkifat oranını %10’a çıkarmıştır. Yeni oran 5 Eylül 2026’dan itibaren edinilen paylara uygulanır. Daha önce edinilen paylarda ise kazancın 5 Eylül 2026 ile elden çıkarma tarihi arasına isabet eden kısmı ayrılır. Karar, bu yatırımcıların diğer sermaye piyasası araçlarındaki sıfır oranını genel olarak kaldırmaz. Stopaj oranı ile şirketin nihai kurumlar vergisi yükü de aynı şey değildir; kazancın beyanı, istisna ve mahsup koşulları ayrıca değerlendirilir.
İki yıldan fazla elde tutulan gayrimenkul yatırım fonu ve girişim sermayesi yatırım fonu paylarındaki sıfır oran ile portföyünün sürekli en az %51’i Borsa İstanbul paylarından oluşan fonlarda bir yıldan fazla elde tutmaya bağlı tevkifat dışılık ayrıca ayrılır. İkinci kuralın TEFAS’ta işlem görmeyen belirli serbest fonlara ilişkin kanuni istisnası vardır. Bu koşullar, yalnız fon adından veya elde tutulan süreden hareketle uygulanamaz. GİB Rehberi s.27; yukarıdaki 11107 değişikliği saklıdır.
Vergi oranı kadar matrah da önemlidir
Olağan alım satım veya itfada Geçici 67 kapsamında esas alınan tutar, kural olarak satış ya da itfa bedeliyle alış maliyeti arasındaki farktır. İşlem komisyonları ve BSMV’nin dikkate alınması, birden fazla alışta vergi hesabındaki FIFO eşleştirmesi ve aynı tür işlemlerin dönemsel zarar mahsubu ayrıca incelenir. Buradaki vergi maliyeti, 7596’daki endeksli net yatırım tutarıyla aynı hesap değildir. GİB Rehberi’nin 3–10. bölümleri bu ayrımı açıklar.
Örneğin, maliyeti 500.000 TL olan bir payın olağan satış bedeli 550.000 TL ise ve başka düzeltme gerekmiyorsa, %17,5 oranının uygulanacağı varsayımda hesap 50.000 TL kazanç üzerinden 8.750 TL’dir. 550.000 TL’nin tamamından %17,5 kesilmesi aynı hesap değildir. Bu örnek olağan satışa aittir; pay iadesi yapılmayan 7596 ara ödemesinin vergi hesabını belirlemez.
Kesinti yapan kurumdan istenecek döküm: ödemenin hukuki türü ve tarihi, fon kodu/ISIN, her alışın tarihi ve maliyeti, eşleştirilen pay miktarı, brüt ödeme, vergiye tabi kazanç, uygulanan oran ve dayanağı, önceki vergi ve zarar mahsupları, her ücretin ayrı tutarı ve bankaya aktarılan net para. 7596’ya özgü ara ödeme veya endeks farkında hangi vergiyi doğuran olayın esas alındığı ayrıca yazılı açıklanmalıdır. Bu özel ödemelerin bütün ihtimallerini çözen genel bir GİB açıklaması yayımlanmadığından her ara ödemenin vergisiz veya her dağıtımın bütünüyle vergili olduğu sonucu kurulamaz.
Hatalı oran veya maliyet kaydı varsa kesintiyi yapan kuruma işlem bazında düzeltme talebi yöneltilir. Vergi idaresine karşı düzeltme, şikâyet veya vergi davası gerekip gerekmediği; kesintinin beyanı, başvuranın sıfatı ve uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca belirlenir. Bankaya yapılan hesap itirazı, vergi başvurusu ve dava sürelerini kendiliğinden durdurmaz. Banka mahsubu söz konusuysa tasfiye ödemesinin kredi borcuna mahsubu ayrı incelenmelidir.
Ara ödeme nihai hak edişten fazla çıkarsa geri istenir mi?
Ara ödemenin mahsup edilmesi, fazla ödemenin her durumda bağışlandığı anlamına gelmez. 7596 sayılı Kanun m.4/2 ve 4/5 ile SPK esaslarının 10. maddesi, önceki ödemelerin nihai haktan düşülmesini öngörür. Ancak bu metinlerde, nihai hesaptan fazla çıkan ara ödemenin yatırımcıdan hangi özel usulle geri isteneceğini bütün ayrıntılarıyla düzenleyen bir hüküm yoktur.
Önce “fazla” denilen tutarın sebebi bulunmalıdır. Aynı ödemenin iki defa yapılması, başka yatırımcıya ait paranın hesaba geçmesi, alış maliyetinin yanlış kaydı, hak sahipliği tespitinin değiştirilmesi ve yalnız fonun sonraki tahsilat beklentisinin düşmesi farklı durumlardır. Tasfiye bankası sonradan daha düşük bir rakam açıkladı diye önceki ödemenin hangi kısmının neden hukuki dayanaktan yoksun kaldığı açıklanmadan borç kabul edilmemelidir. Yatırımcının daha önce sorumlulardan tahsil ettiği tazminatın nihai hesaptan düşülmesi de ayrıca kontrol edilir.
Özel düzenleme ile çözülmeyen bir özel hukuk iade talebinde TBK m.77–82’deki sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelebilir. İade isteyen taraf, ödemenin hukuki sebebinin bulunmadığını veya sonradan ortadan kalktığını ve geri istenen miktarı somutlaştırmalıdır. Borçlanılmamış edimin isteyerek ödenmesi hâlinde TBK m.78’in yanılmaya ilişkin koşulu da önemlidir. Talepte bulunanın kim olduğu ve hangi malvarlığı hesabına hareket ettiği ayrıca belirlenir; her kurum aynı sıfatla alacaklı değildir.
İyi niyet de tek başına “parayı harcadım, iade etmem” sonucu doğurmaz. TBK m.79, geri isteme sırasında elde kalmayan zenginleşmenin ispatını ve kişinin geri verme ihtimalini hesaba katması gerekip gerekmediğini arar. Ödeme hatasının fark edildiği bildirimler, tutarın olağan dışılığı ve yapılan harcamanın malvarlığında bıraktığı karşılık bu incelemede önem taşıyabilir. Genel sebepsiz zenginleşme talebinde TBK m.82 uyarınca hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl zamanaşımı değerlendirilir; bunlar her tasfiye veya idari işlem uyuşmazlığına uygulanacak tek süre değildir. İyi niyetli kişinin faiz bakımından temerrüdü için bildirim aranması da TBK m.117 uyarınca ayrıca dikkate alınır.
Kanunun 4/4. maddesindeki isteğe bağlı kazanç iadesi, tasfiyeden önce fondan veya belirli hisselerden kazançla çıkanlara ilişkin başka bir düzenlemedir. Bu hüküm, yanlışlıkla yapılan ara ödemenin yatırımcıda kesin olarak kalacağına dayanak oluşturmaz. Öte yandan, TBK m.76’da hâkimin verdiği geçici tazminat ödemesi için düzenlenen geri verme hükmü de SPK’nın yaptığı fon ara ödemesine sırf adı benziyor diye doğrudan uygulanamaz.
Geri ödeme yazısı gelirse; önceki ve düzeltilmiş hesap cetveli, farkı doğuran işlem, hukuki dayanak, anapara/faiz ayrımı ve varsa alınmış karar istenmelidir. Talep edilen para, yalnız telefon veya mesajla bildirilen bir hesaba gönderilmemelidir. Talebin bir kurumun özel hukuk istemi mi, icra ödeme emri mi yoksa dava konusu edilebilecek idari işlem mi olduğu belirlenerek uygun itiraz ve süre takip edilir. Somut yazı görülmeden “geri vermek zorundasınız” veya “kesinlikle geri alınamaz” cevabı verilmesi yatırımcının savunmasını zayıflatır.
Kesinti ve fazla ödeme hakkında sık sorulan sorular
Fon tasfiye ödemesinin tamamından stopaj kesilir mi?
Ödemenin tamamı ile vergiye tabi kazanç aynı tutar değildir. Ödeme türü, alış maliyeti, fonun niteliği, edinim tarihi ve yatırımcının vergi statüsü belirlenmelidir. Payların iade alınmadığı 7596 ara ödemesine olağan satış hesabı gerekçesiz biçimde uygulanamaz; kesinti yapan kurumdan matrah ve hukuki dayanak istenmelidir.
Şirketlerin para piyasası fonunda stopaj hâlâ sıfır mı?
11734 sayılı Kararın kapsadığı kurumlarda para piyasası ve unvanında “para piyasası” bulunan serbest fon kazançları için 5 Eylül 2026’dan itibaren %10 düzenlenmiştir. Önceden edinilen paylarda da bu tarihten elden çıkarmaya kadar geçen süreye isabet eden kazanç kısmı ayrılır. Bu oran gerçek kişilere veya bütün şirket/fon türlerine topluca uygulanmaz.
Ara ödeme fazla hesaplanmışsa mutlaka iade etmek zorunda mıyım?
Önce farkın sebebi, talebin hukuki dayanağı ve talepte bulunanın sıfatı belirlenir. 7596’daki mahsup hükmü bütün iade ihtimallerini tek başına çözmez. Özel hukukta sebepsiz zenginleşmenin koşulları ve savunmalar incelenebilir; ödemeyi almak veya parayı harcamış olmak tek başına kesin sonuç vermez.
İsteğe bağlı kazanç iadesi ile hatalı ara ödemenin iadesi aynı mı?
Hayır. 7596 m.4/4, tasfiye öncesinde belirli kazançları elde etmiş kişilerin isteğe bağlı iadesini düzenler. Yanlış veya mükerrer ara ödeme iddiası ise ödemenin dayanağı ve ilgili iade hükümleri üzerinden ayrıca incelenir.
