İzahname ve KAP Açıklamasından Doğan Tazminat Davası

İzahname, KAP açıklaması veya finansal rapordaki yanlış, yanıltıcı ya da eksik bilgi nedeniyle zarar gören yatırımcı tazminat isteyebilir. Ancak şirketin zarar etmesi veya hissenin düşmesi yeterli değildir: hangi bilginin hangi tarihte yanlış olduğu, bundan kimin sorumlu tutulabileceği ve yatırımcının kaybının bu bilgiyle bağlantısı gösterilmelidir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 10 ve 32. maddeleri sorumluluk ve ispat bakımından özel kurallar getirir. Özellikle m.32 kapsamındaki altı aylık zamanaşımı nedeniyle dosyanın yalnız SPK incelemesinin sonucuna bırakılması hak kaybı doğurabilir.

Halka arzda gerçeğe aykırı sunulan bir borç, yıllar sonra açıklanan yeni bir ticari zarar, zamanında duyurulmayan sipariş iptali ve aracı kurumun izinsiz yaptığı işlem aynı dava değildir. Bu rehber, yatırımcının kendi malvarlığındaki kayıp için izahname ve kamuyu aydınlatma sorumluluğunu ele alır. Diğer dava türlerine sermaye piyasası hukuku merkezinden ulaşabilirsiniz.

Finansal açıklama dosyasındaki tabloları karşılaştıran el ve raporlar
Bölümlere geç

Fon, aracı kurum ve SPK süreçlerinde hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

Önce fiyatın neden düştüğünü ve iddianın hangi döneme ait olduğunu ayırın

Bir şirketin halka arzından sonra kötü sonuç açıklaması, halka arz izahnamesinin mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmez. İnceleme, sonradan öğrenilen olumsuz sonucun geçmişte mevcut olan hangi gerçeği ortaya çıkardığıyla başlar. İzahname tarihinde bulunmayan bir risk daha sonra doğmuş olabilir; daha önce var olan bir borç veya gelir kaybı ise açıklanmamış olabilir. İkinci durumda geçmiş belgenin doğruluğu, birinci durumda yeni gelişmenin zamanında açıklanıp açıklanmadığı araştırılır.

Geniş tablolar dar ekranda yatay kaydırılabilir.

Benzer görünen dört kayıp, farklı hukuki inceleme gerektirir
DurumBelirleyici soruİncelenecek ilk kayıt
Halka arzda mevcut borç, varlık veya risk gerçeğe aykırı gösterilmişYatırım kararına sunulan izahname, eki ve dayanak rapor o tarihte doğru ve yeterli miydi?Onaylanan izahnamenin tarihli sürümü, ekleri, finansal tablolar ve talep/toplama-alım kayıtları
Borsada işlem sürerken yanlış mali sonuç veya eksik özel durum açıklaması yayımlanmışYanlış bilginin kamuya verildiği ve gerçeğin ortaya çıktığı aralıkta hangi işlemler yapılmış?KAP bildirimlerinin saatli geçmişi, düzeltmeler ve tüm alım-satımlar
Şirket sonradan müşteri kaybetmiş, sözleşme bozulmuş veya kur etkisiyle zarar etmişYeni olayın kendisi mi, bu olayın saklanması veya yanıltıcı sunulması mı ileri sürülüyor?Olayın şirketçe öğrenilme tarihi, açıklama yükümlülüğü ve kamuya duyuru zamanı
Doğru bilgiye rağmen emir yanlış uygulanmış veya yetkisiz işlem yapılmışUyuşmazlık kamuyu aydınlatmadan mı, yatırım hizmeti sözleşmesinin ihlalinden mi doğuyor?Emir, sözleşme, telefon ve elektronik işlem kayıtları

Son satırdaki uyuşmazlık için aracı kurum işlemlerinden doğan tazminat rehberi ayrı bir yol gösterir. Şirketin zarara uğratılması nedeniyle pay sahibinin şirket adına veya kendi hakkı için başvurusu ise halka açık şirket pay sahibinin dava hakları kapsamında değerlendirilir. Aynı olayda bu yollar birlikte gündeme gelebilse de zarar gören kişi ve tazminatın kime ödeneceği farklı olabilir.

İzahname, KAP ve SPK onayı yatırımcıya ne söyler?

İzahname yalnız bir tanıtım metni değildir; ihraççı, sermaye piyasası aracı, mali durum, faaliyet ve riskler hakkında yatırım kararına esas bilgi sunar. Kamuyu aydınlatma sorumluluğu da yalnız izahnameye özgü değildir. SPKn m.32; özel durum açıklamaları, finansal raporlar, pay alım teklifi bilgi formu, birleşme-bölünme duyuruları ve kanunda belirtilen diğer belgeler için sorumluluk düzenler. Halka arz edilmeksizin yapılan ihraçta düzenlenen ihraç belgesinin yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgileri için de m.11/3 üzerinden m.32 uygulanır. SPKn m.3, 11, 14, 15 ve 32.

SPK’nın izahnameyi onaylaması, içerikteki bütün bilgileri garanti etmesi veya halka arz fiyatını uygun bulup yatırım tavsiye etmesi değildir. Kanun m.6/1, onayı belgenin tutarlılığı, anlaşılabilirliği ve gerekli bilgileri içermesi yönünden kurar. Bu nedenle “SPK onayladı, fiyat düşemezdi” savı tek başına tazminat sebebi oluşturmaz; onay bulunması da somut yanlış bilginin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İnceleme sosyal medya görseli veya izahnamenin birkaç sayfasıyla sınırlanmamalıdır. Özet, riskler bölümü, yönetim beyanları, finansal tablolar, denetim raporu ve varsa sonradan yayımlanan eklerin birlikte okunması gerekir. Tebliğ m.25/3’e göre, özetin izahnamenin diğer kısımlarıyla birlikte okunduğunda yanıltıcı, hatalı veya tutarsız olması hâli dışında, yalnız özete bağlı hukuki sorumluluk yüklenemez. Reklamın ise izahnameyle uyumlu ve yanıltıcı olmaması gerekir. İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği, m.25–27.

Bir “çerçeve sözleşme”, kesinleşmiş sipariş, fatura, teslim ve tahsilat birbirinin yerine konulamaz. Geleceğe ilişkin koşullu beklentinin kesin gelir gibi sunulması ile gerçekleşmesi beklenen bir işin sonradan başarısız olması ayrıdır. Dava dosyası, açıklamadaki kelimeleri sözleşmenin gerçek koşulları ve o tarihte bilinen durumla karşılaştırmalıdır. Şirketin genel bir risk uyarısı yapmış olması, bilinen somut olumsuzluğu her durumda açıkladığı anlamına gelmez.

Tazminat kimden istenir? Her imza ve her görev aynı sorumluluğu doğurmaz

İzahname yanlışlığında m.10: ihraççı ve diğer sorumlular

SPKn m.10/1, izahnamedeki yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgiden doğan zararda öncelikle ihraççıyı sorumlu tutar. Zararın ihraççıdan tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açık olması hâlinde, maddede sayılan halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu gündeme gelir. Bu kişiler için kusur, durumun gerekleri ve zararın kendilerine yükletilebildiği ölçü ayrıca önemlidir. Kanundaki şartlar, herkesin aynı anda ve aynı sebeple borcun garantörü sayılması şeklinde uygulanamaz.

“Şirket ödemedi” ifadesi de tek başına davalı listesini belirlemez. Talebin izahname yanlışlığına mı, doğrudan borcun ödenmemesine mi yoksa başka bir açıklama belgesine mi dayandığı açıklanmalıdır. Tahsil edilememe koşulunun nasıl gerçekleştiği; eldeki takip, iflas, konkordato, mali durum ve tahsilat kayıtlarıyla, olayın gerektirdiği ölçüde gösterilir. Kanun “tahsil edilemeyeceğinin açık olması” seçeneğini de tanıdığından, her dosyada mutlaka sonuçsuz kalmış bir takip bulunduğu varsayılmaz. SPKn m.10.

Diğer kamuyu aydınlatma belgelerinde m.32: belge, imza ve temsil

SPKn m.32/1’in sorumlu kişi grubu yalnız imza sahiplerinden oluşmaz: hüküm, m.10 çerçevesinde o maddede sorumlu olduğu belirtilen kişiler ile ilgili kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanları veya belgelerin adına imzalandığı tüzel kişileri müteselsil sorumluluk düzeninde birlikte sayar. Bu nedenle her davalı için hangi gruba ve hukuki koşullara dayanıldığı belirlenir. Belgeyi kimin, kimin adına imzaladığı araştırılırken m.10’dan gelen sorumluluk grubu ve o hükmün koşulları atlanmamalıdır. Bir kişinin şirketle veya satışla herhangi bir ilişkisinin bulunması ise bütün açıklamalardan sorumlu tutulmasına yetmez.

İzahnamede kullanılmak veya kamuyu aydınlatmaya dayanak olmak üzere rapor hazırlayan bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları yönünden m.10/2, m.32/2 ve görevlerine ilişkin özel hükümler birlikte değerlendirilir. Rapor hazırlayanın kendi raporundaki aykırılık ile şirketin başka bir tarihteki açıklaması ayrılmalıdır. Özellikle denetim raporunun hangi döneme ait olduğu ve yatırım işleminden önce mi sonra mı yayımlandığı belirleyicidir. Bu incelemenin ayrıntıları yanıltıcı finansal tablo ve denetçi sorumluluğu rehberinde yer alır.

SPKn m.32/7, bu madde kapsamındaki sorumluluğu kaldıran veya hafifleten anlaşma, hüküm ve ifadeleri geçersiz sayar. İncelenecek husus, kaydın yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiye ilişkin kanuni sorumluluğu bertaraf edip etmediğidir. Olağan yatırım risklerinin yatırımcıya açıklanması veya bu risklerin kabul edildiğinin belirtilmesi ise tek başına bu kapsamda geçersiz değildir. Bir kaydın adı “risk bildirimi” olsa bile içeriğiyle kanuni sorumluluğu kaldırıp kaldırmadığına bakılır.

KAP’ta hiç açıklama yapılmaması veya geç açıklama tazminata yol açabilir mi?

Evet; eksiklik yalnız mevcut açıklamanın içinden bir cümlenin çıkarılması biçiminde gerçekleşmez. Açıklanması gereken bir gelişmenin duyurulmaması da somut olayda kamuyu aydınlatma sorumluluğuna yol açabilir. Ancak şirket hakkında çıkan her haber için otomatik açıklama zorunluluğu yoktur. Önce bilginin açıklanması gereken nitelikte olup olmadığı, açıklama yükümlülüğünün ne zaman doğduğu ve mevzuattaki istisnalar incelenir.

Özel Durumlar Tebliği m.6, içsel bilginin açıklanmasının ertelenmesine koşullu olarak izin verir. Meşru çıkarın korunması, yatırımcının yanıltılmaması ve gizliliğin sağlanması birlikte değerlendirilir; erteleme kararı ve dayanakları da önemlidir. Ticari sır denilmesi veya görüşmelerin henüz tamamlanmamış olması tek başına sınırsız gizlilik yetkisi vermez. m.9 ise haber ve söylentiler karşısında hangi şartlarda açıklama gerektiğini düzenler. Dava, “duyuru yoktu” noktasında bırakılmadan bu koşulları sınamalıdır. Özel Durumlar Tebliği, m.6 ve 9.

Bu araştırmada şirketin olayı öğrendiği tarih ile kamuya duyurduğu tarih ayrı tutulur. Örneğin sözleşmenin iptali şirketçe bir pazartesi öğrenilmiş, açıklama cuma yapılmışsa aradaki işlemlerin incelemesi önem kazanabilir. Bu örnek tek başına ihlali kanıtlamaz: erteleme şartları, bilginin kesinliği ve yatırımcıyı yanıltma ihtimali somut kayıtlarla değerlendirilir. Açıklamanın geç yapılması saptansa bile yatırımcının o gecikme aralığında nasıl zarar gördüğü ayrıca kurulmalıdır.

Sipariş ve teslim açıklamaları hakkındaki karar: önce doğru hukuki soru sorulmalı

Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesinin 31.12.2025 tarihli, 2024/1396 E., 2025/2299 K. sayılı kararı, yatırımcı iddiasının yanlış dava türü üzerinden incelenmesinin sonucunu gösterir. Dosyada yatırımcı, COVID-19 test kitleri üreten halka açık şirketin izahnamesindeki risk açıklamalarını ve DMO sözleşmesi ile siparişlerin teslimine ilişkin KAP bildirimlerini tartışmaya açmıştır. 14 Ağustos 2020’de açıklanan bir yıllık çerçeve sözleşmeden sonra 17 Ağustos’ta pay satın almış; sonraki siparişlerin vaat edilen tarihlerde teslim edilmemesi ve bu durumun zamanında açıklanmaması nedeniyle zarar doğduğunu ileri sürmüştür.

İddia, teslimat gecikmelerinin açıklanmamasından ibaret değildi; izahnamede risklere yeterince yer verilip verilmediği ve açıklamaların gerçeği nasıl yansıttığı da tartışılıyordu. Şirket ise talebin aciliyeti, ürün uyumluluğu, açıklanan riskler, işlem tarihleri ve fiyat hareketleri üzerinden savunma yapmıştı. Dolayısıyla dava dosyasındaki yatırımcı anlatımı, mahkemece doğrulanmış maddi olgu gibi kabul edilemez.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; incelemede SPKn m.107’deki piyasa dolandırıcılığı çerçevesi öne çıkmıştı. Bölge adliye mahkemesi, ileri sürülen vakıaların m.32’deki kamuyu aydınlatma sorumluluğu açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirledi. Kararda hukuki dayanağın Sermaye Piyasası Kanunun 32. maddesindeki kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan hukuki sorumluluğa ilişkin düzenleme olduğu açıklandı. Belgedeki aykırılık, neden bağı ve zarar için uygun uzmanlıkta üç kişilik bilirkişi heyetinden inceleme alınması, rapora yönelik itirazların karşılanması gerektiği vurgulandı.

Sonuç tazminata hükmedilmesi değildir. BAM, eksik inceleme nedeniyle hükmü kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine gönderdi. Kesin nitelikteki bu gönderme kararı, şirketin bütün iddialardan kesin olarak sorumlu bulunduğu anlamına gelmez. Kararın dosya hazırlığına katkısı, suçun unsurlarını aramakla kamuyu aydınlatmaya dayalı özel hukuk sorumluluğunu sınamanın farklı işler olduğunu göstermesidir. Sakarya BAM 7. HD kararının resmî tam metni.

Şirket “sehven oldu”, yatırımcı “yanlış bilgi vardı” diyorsa mahkeme neyi inceler?

SPKn m.32/3’e göre sorumluluktan kurtulmak isteyen kişinin, bilginin yanlış, yanıltıcı veya eksik olduğunu bilmediğini ve bu bilgi eksikliğinin kendi kastından veya ağır ihmalinden kaynaklanmadığını ispat etmesi gerekir. Bu düzenleme, her davada yatırımcının önce kasıtlı aldatmayı kanıtlaması gerektiği şeklinde tersine çevrilemez. Öte yandan somut yanlışlığı ve zarar bağlantısını göstermeden yalnız “şirket daha sonra düzeltme yaptı” demek de bütün dava şartlarını yerine getirmez.

“Muhasebe hatası”, “teknik hata” veya “sehven” açıklaması incelemenin sonu değil, başlangıcıdır. Hatanın niteliği, önemliliği, iç kontrolden nasıl geçtiği, kim tarafından ne zaman fark edildiği ve düzeltmenin zamanı araştırılır. Basit yazım hatası ile şirketin kârlılığı veya ödeme gücü hakkında farklı izlenim yaratan önemli yanlışlık aynı etkiye sahip değildir.

Düşük kâr açıklamasından sonra satış: 450.000 TL tazminatın gerekçesi

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli, E.2019/318, K.2023/94 sayılı kararında yatırımcı, 9 Kasım 2018’de açıklanan yanlış finansal tablo sonrasında satış yaptığı için tazminat istedi. Şirket, amortisman hesabında sehven hata yapıldığını, aynı akşam düzeltme duyurulduğunu ve 12 Kasım’da düzeltilen tablonun açıklandığını savundu. Ayrıca payların sonraki fiyat hareketleri nedeniyle zarar ve neden bağının bulunmadığını ileri sürdü. İlk derece kararının resmî tam metni.

Dosyada bilirkişi görüşleri aynı yönde değildi: çoğunluk 459.904,63 TL zarar hesaplarken ayrık görüş, düzeltmeden sonraki uzun fiyat seyrini neden bağına itiraz olarak değerlendirdi. Mahkeme, m.32/3 kapsamında şirketin hatanın teknik sebebini ve kimin sorumluluğunda gerçekleştiğini açıklamadığını, ağır ihmal bulunduğunu kabul etti. Hesaplanan tutarın tamamı yerine davacının artırılmış talebi olan 450.000 TL’ye hükmetti. Bu, her bilanço düzeltmesinde aynı hesabın kabul edileceği anlamına gelmez; hata açıklamasının, farklı uzman görüşlerinin ve somut işlem zararının birlikte değerlendirildiği bir örnektir.

Aynı dosyanın İstanbul BAM 12. HD, 17.09.2026, E.2023/1108, K.2026/1498 sayılı kararının ikincil yayındaki tam metninde, şirketin istinaf başvurusunun esastan reddedildiği görülmektedir. İlk derece hükmünün resmî metni ile istinaf kararının bu ikincil kaynağı birbirinden ayrılmalıdır. BAM kararı temyize açık verilmiştir; sonraki temyiz sonucu doğrulanmadığından kesinleşmiş bir tazminat emsali olarak okunmamalıdır. BAM kararının ikincil yayındaki tam metni.

Kanun m.32/5 ayrıca dört somut ret sebebi düzenler. Yatırımcı işlemini belgeye dayandırmamışsa; yanlışlığı bilerek işlem yapmışsa; düzeltme yatırım kararından veya işlemden önce yapılmışsa; yahut bilgi doğru açıklansaydı da aynı zarar doğacak idiyse sorumluluk talebi reddedilir. Bu sebeplerden sonuncusu özellikle önemlidir: piyasanın genel düşüşü, sektör haberi veya şirket hakkında sonradan ortaya çıkan başka bir olay, ileri sürülen kaybın tümünün ya da bir bölümünün farklı kaynaktan doğduğunu gösterebilir. SPKn m.32/3 ve 5.

Yanlış bilgi ile alım-satım arasındaki bağlantı nasıl kurulur?

SPKn m.32/4 yatırımcı lehine belirli bir neden bağı karinesi getirir. Bunun için kanundaki işlem dizisinin gerçekleşmesi gerekir: izahnamenin geçerlilik süresinde veya diğer belgenin kamuya açıklanmasından hemen sonra sermaye piyasası aracının ilk halka arzdan ya da borsadan alınması veya satılması; gerçeğe uygun bilginin ortaya çıkmasından hemen sonra borsada ters yönde işlem yapılması ve bu işlemlerden malvarlığı zararının doğması. Kanundaki “hemen sonra” sözü her olay için belirlenmiş sabit bir gün sayısı değildir.

Bu şartlar oluşursa yanlış belge ile zarar arasındaki bağ kurulmuş kabul edilir. Karine, portföyde görünen bütün eksiyi tazminat miktarı olarak kabul ettirmez. İşlemin adedi, fiyatı, karşı işlem, piyasa etkileri ve zarara yol açan diğer olaylar yine incelenir. Ayrıca karinenin şartlarının bulunmaması, her durumda talebin yokluğu anlamına gelmez; yatırımcı neden bağını genel ispat kurallarıyla ortaya koyabilir. Bu durumda kayıt ve uzman incelemesinin önemi artar.

Hiç satış yapmamış, gerçeğin açıklanmasından çok sonra işlem yapmış veya yalnız elde tutma kararına dayanmış yatırımcının durumu bu yüzden ayrıca ele alınır. “Satmadım, hiçbir hakkım yok” ve “satmadım, bütün düşüş kesin zarar” sonuçlarının ikisi de dosya incelenmeden kurulamaz. Somut işlem ve kaybın niteliği için zarar hesabı, ispat ve zamanaşımı rehberindeki örnekler ve delil düzeni kullanılabilir.

SPK şikâyeti, suç duyurusu ve tazminat davası birbirinin yerine geçmez

SPK, sermaye piyasası mevzuatına uyumu inceler ve yetkisi kapsamında idari işlemler yapar. Kendi şikâyet bilgilendirmesinde de yatırımcının zararını tazmin etmediğini açıklar. Başvuruda araç, kurum, işlem tarihi ve iddiayı destekleyen belgelerin somutlaştırılması incelemeye yardımcı olur. Buna rağmen SPK’ya yazı verilmesi, özel hukuk davasının açıldığı veya zamanaşımının otomatik olarak korunduğu anlamına gelmez. SPK’nın şikâyet başvurusu açıklaması.

İdari para cezası veya denetim bulgusu, belgedeki aykırılık bakımından güçlü bir dayanak olabilir; her yatırımcının aynı miktarda zarar gördüğünü ve bütün sorumluluk koşullarının tamamlandığını kendiliğinden belirlemez. Yaptırım bulunmaması da hukuki sorumluluğu, somut özel hukuk incelemesi yapılmadan, her durumda dışlamaz. Tazminat davasında idari incelemenin hangi bulgusunun hangi alım-satım ve hangi zarar kalemiyle ilişkilendirildiği gösterilmelidir.

SPKn m.107 kapsamındaki piyasa dolandırıcılığı ise ayrı bir suç düzenlemesidir. Ceza soruşturmasındaki fail, kast ve suç unsurları ile m.32 kapsamında belgenin yanlışlığı, sorumlu kişi ve yatırımcı zararının değerlendirilmesi aynı değildir. Dosya gerçekten bir piyasa dolandırıcılığı iddiası içeriyorsa manipülasyon nedeniyle hisse zararının tazmini ayrıca incelenmelidir.

Altı aylık süre ve davanın açılış biçimi

SPKn m.32/6, bu madde kapsamındaki tazminat talebi için dördüncü fıkradaki zararın meydana gelmesinden itibaren altı aylık zamanaşımı öngörür. Her dosyada öğrenme, satış, düzeltme veya SPK cezası günü otomatik başlangıç sayılmaz. Talep edilen zararın hangi olayla ve ne zaman meydana geldiği belirlenir. Karinenin şartları oluşmadığı için genel ispata başvurulması da özel sürenin kendiliğinden uygulanmayacağı anlamına gelmez.

Görevli mahkeme, talebin taraflarına ve hukuki kaynağına göre belirlenir. İhraççı açıklamalarına dayanan bu tür davalar incelenen örneklerde asliye ticaret mahkemelerinde görülmüştür. Aracı kurumun yatırım hizmeti sözleşmesinden doğan farklı talebinde ise yatırımcının sıfatı ve işlemin niteliği ayrıca değerlendirilir. Ticari nitelikteki para alacağı ve tazminat taleplerinde TTK m.5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuk da dava hazırlığının parçasıdır. Arabuluculuk başvurusundan son tutanağa kadar zamanaşımının durması, sürenin en baştan başlamasından farklıdır.

Zararın uzman incelemesiyle hesaplanacak olması, dava tarihinin belirsiz bırakılmasını gerektirmez. 31 Temmuz 2026’dan itibaren yeni davalar bakımından HMK m.107 yürürlükten kaldırılmış; HMK m.109/4 ile kısmi davada talebi aynı davada bir defa, tahkikatın sonuna kadar artırma ve artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması düzenlenmiştir. Önceden açılmış davalarda m.107’nin uygulanmasına devam edilir. Talebin somut olaya göre kurulması ve geçiş tarihi bu nedenle önemlidir. 7589 sayılı Kanun m.19–20, geçici m.1/10 ve m.26. Süre hesabı, arabuluculuk ve talep artırımının birlikte yönetimi zarar ve süre rehberinde ayrıntılıdır.

Başvurudan önce dosyanın cevaplaması gereken altı soru

  1. İhlal edilen bilgi nedir? Belge tarihi ve ilgili bölüm gösterilmeli; “bilançolar yanlış” ifadesi yerine tartışılan kalem veya açıklama somutlaştırılmalıdır.
  2. O tarihte gerçek durum neydi? Sonradan doğan olay ile geçmiş yanlışlığı ortaya çıkaran olay birbirinden ayrılmalıdır.
  3. Kim, hangi sıfatla sorumludur? İhraççı, imza sahibi, temsil edilen tüzel kişi, yönetici, lider aracı ve rapor hazırlayan için ayrı hukuki bağ kurulmalıdır.
  4. Yatırımcı ne zaman ne yaptı? Bütün aracı kurumlar, alışlar, satışlar ve kurumsal işlemler aynı kronolojide toplanmalı; yalnız en yüksek alış ve en düşük satış seçilmemelidir.
  5. Bilgi hatası hangi kayba yol açtı? Ana para borcu, yatırım maliyeti, piyasa düşüşü ve yanlış bilgiden kaynaklanan zarar ayrı hesaplanmalıdır.
  6. Süreyi hangi işlem koruyor? Zarara ilişkin olası başlangıç tarihleri, dava şartı arabuluculuk ve dava tarihi birlikte yazılmalıdır; SPK dosyasının açık olması tek başına yeterli değildir.

Bu soruların yanıtı, dava dilekçesindeki taleple bilirkişiden istenecek incelemenin birbiriyle örtüşmesini sağlar. En güçlü dosya, çok sayıda kararın peş peşe sıralandığı dosya değil; uygulanacak kararın olay ve gerekçesinin somut belge, işlem ve zarar dizisine bağlandığı dosyadır.

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.