Ecrimisil Davası: Şartlar, Hesaplama ve Yargıtay Kararları

Konut ve ekili arazi maketi önünde mülkiyet ile kullanımı temsil eden iki anahtar

Ecrimisil, bir taşınmazı haklı bir sebep olmadan kullanan kişiden, hak sahibinin isteyebildiği haksız kullanım tazminatıdır. En sık karşılaşılan örnekler; miras kalan evi tek başına kullanan kardeş, ortak taşınmazın gelirini paylaşmayan hissedar ve sözleşmesi bulunmadan başkasının arsasını kullanan kişidir. Ancak her kullanım, her paydaşlık veya her geçmiş yıl kendiliğinden ecrimisil alacağı doğurmaz. Hak sahipliği, kullanımın hukuki dayanağı, kötüniyet, yararlanmanın engellenmesi ve talep edilen dönem birlikte değerlendirilir.

İki ayrı yolun baştan ayrılması gerekir: özel kişiler arasındaki ecrimisil davası adli yargıda görülür; Hazine veya belediye taşınmazı için gönderilen ecrimisil ihbarnamesi ise kamu hukukuna özgü tahakkuk, başvuru ve dava kurallarına bağlıdır. Birinin süresini diğerine uygulamak hak kaybına yol açabilir.

İçindekiler: aradığınız bölüme geçin
  1. Durumunuza göre hangi hukuki yol gündeme gelir?
  2. Ecrimisil nedir, hangi şartlarda istenebilir?
  3. Kim ecrimisil isteyebilir, dava kime açılır?
  4. Mirasçılar ve hissedarlar arasında ecrimisil
  5. Aile içi izin, boşanma ve fiilî paylaşım sonucu değiştirir mi?
  6. Kiracı, yeni malik ve sözleşme sona erdikten sonraki kullanım
  7. Ecrimisil kaç yıl geriye dönük istenebilir?
  8. Ecrimisil nasıl hesaplanır?
  9. Ecrimisil davası hangi mahkemede, nerede açılır?
  10. Ecrimisil davasında arabuluculuk zorunlu mu?
  11. 2026 değişikliği: Belirsiz alacak mı, kısmi dava mı?
  12. Ecrimisilde faiz oranı kaçtır? Geçmiş döneme hangi oran uygulanır?
  13. Ecrimisil davasında hangi deliller gerekir?
  14. Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?
  15. Davalı hangi savunmaları ileri sürebilir?
  16. Ecrimisil, elatmanın önlenmesi ve ortaklığın giderilmesi birlikte nasıl değerlendirilir?
  17. Dava ve ihtarname hazırlığında hangi bilgiler tamamlanmalı?
  18. Ecrimisil davası ne kadar sürer, masrafı nedir?
  19. Hazine ve belediye ecrimisili: Özel kişiler arasındaki davadan farkı
  20. Ecrimisil ihbarnamesi geldi: İtiraz, dava ve ödeme süreleri
  21. Ecrimisilde indirim, taksit, ödeme emri ve tahliye
  22. Sık sorulan diğer sorular
  23. Mevzuat ve kararların tam metinleri

Taşınmaz ve kira uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

Durumunuza göre hangi hukuki yol gündeme gelir?

Ecrimisil, kira, tahliye ve paylaşmanın farklı işlevleri
Durumİlk değerlendirmeBirbirine karıştırılmaması gereken husus
Miras kalan evde kardeşiniz oturuyorPay, rıza, fiilî kullanım düzeni ve intifadan men incelenir.Mirasın açılması, her olayda ölüm tarihinden itibaren ecrimisil ödeneceği anlamına gelmez.
Ortak dükkân üçüncü kişiye kiralanmış; geliri tek paydaş alıyorKira sözleşmesi, tahsilat, pay ve hangi dönemde kimin yararlandığı belirlenir.Doğrudan ecrimisil ile tahsil edilen kira gelirinden pay istemenin hukuki dayanağı somut ilişkiye göre ayrılır.
Yabancı bir kişi arsayı otopark veya depo olarak kullanıyorHaklı kullanım sebebi, işgal alanı, başlangıç ve kötüniyet araştırılır.Bedel istemi, elatmanın önlenmesi talebinin yerine geçmez.
Geçerli kira sözleşmesi var; kira ödenmiyorKira alacağı, temerrüt ve tahliye yolları değerlendirilir.Ödenmeyen her kira, ecrimisil değildir. Sözleşmenin gerçekten sona erip ermediği önemlidir.
Paydaşlık tamamen sona ersin istiyorsunuzAnlaşmalı paylaşma veya ortaklığın giderilmesi gündeme gelir.Ecrimisil davası mülkiyeti paylaştırmaz, taşınmazı kendiliğinden sattırmaz.
Millî Emlak veya belediyeden ihbarname geldiİşlemin dayanağı, tebliğ tarihi, dönem, yüzölçümü ve bedel denetlenir.İdari düzeltme, iptal davası, ödeme ve ödeme emrine dava süreleri aynı değildir.

Ecrimisil nedir, hangi şartlarda istenebilir?

Özel hukukta ecrimisilin temel dayanağı, iyiniyetli olmayan zilyedin sorumluluğunu düzenleyen Türk Medeni Kanunu m.995 ve bu hüküm etrafında gelişen içtihattır. Kanun; haksız alıkoyma nedeniyle verilen zarar ile elde edilmiş veya elde edilmesi ihmal edilmiş ürünler bakımından sorumluluk öngörür. Ecrimisil, tarafların karşılıklı iradesiyle kurulmuş bir kira ilişkisi değildir. Bu nedenle kiracıya özgü her kural, hiçbir ayrım yapılmadan işgalciye taşınamaz.

Davacı bakımından temel mesele, taşınmaz üzerinde talep dönemini kapsayan yararlanma hakkını ve bu haktan hukuka aykırı biçimde yoksun kaldığını ortaya koymaktır. Davalı bakımından ise kullanımın sözleşmeye, ayni hakka, izin veya başka geçerli bir sebebe dayanıp dayanmadığı belirleyicidir. Bir kimsenin taşınmazda bulunması tek başına bütün unsurları kanıtlamaz.

Haklı kullanım sebebi ve kötüniyet

Kira, intifa, oturma hakkı, geçerli kullanım anlaşması veya hak sahibinin izni, olayın niteliğine göre ecrimisil istemini engelleyebilir ya da başlangıcını değiştirebilir. İyiniyet değerlendirmesi de kişinin gerçekte bildikleri ve kendisinden beklenen özenle bilebilecekleri üzerinden yapılır. Özellikle aile içinde karşılıksız kullanım, önceki malikin verdiği izin ve paydaşlar arasındaki düzen gözden geçirilmeden geçmişin tamamı için kötüniyet varsayılamaz.

İzin sonradan sona erdirilmişse bunun muhataba ne zaman bildirildiği, hangi tarihte taşınmazın tesliminin veya ortak yararlanmanın istendiği önem kazanır. Her olayda noter ihtarı şart değildir; fakat bildirimin içeriği ve karşı tarafa ulaştığı ispatlanmalıdır. Paydaşlar arasındaki intifadan men ayrıca aşağıda açıklanmıştır.

Haklı yanılgıyı kabul eden ihtarname, geçmiş dönem talebini etkileyebilir

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 01.12.2025, E.2025/1214, K.2025/5118

“belirtilmiş olduğundan ihtarname tebliğ tarihine kadar davalıların haksız olduğundan bahsedilemez.”

Tapulu arazinin bir bölümündeki fıstık ürünlerini toplayan kişiler hakkında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istendi. Davalılar, ağaçların ailelerinden kaldığını ve kullanımın haklı olduğunu savundu. Davacıların gönderdiği noter ihtarnamesinde de kullanımın haklı bir yanılgıya dayandığı belirtilmişti. Yargıtay, bu açıklamayı dikkate alarak ihtar tebliğine kadar haksız kullanım kabul edilemeyeceğini belirtti. İhtarda üç iş günü verildiği için ecrimisilin başlangıcı, tebliğ tarihine bu sürenin eklenmesiyle bulunacak tarih olarak belirlendi; daha geniş dönem için verilen hüküm bozuldu. Kararın önemi, ihtarnamenin yalnız gönderilmiş olmasının değil içeriğinin de sonuca etki etmesidir. Ürün veren arazi bulunması, iyiniyet ve haksızlık incelemesini gereksiz kılmaz. Bu karar her sınır yanılgısını haklı saymaz; somut kabulü ve verilen süreyi esas alır. Bildirim hazırlanırken mevcut olayların doğru anlatılması gerekir.

Malik mutlaka taşınmazı kiraya vermiş olmalı mı?

Ecrimisil, yalnız daha önce kurulmuş bir kira sözleşmesindeki ödenmeyen bedelin istenmesi değildir. Kullanımdan yoksun kalmanın ve yararlanma değerinin belirlenmesi söz konusudur. Bu nedenle “Davacı daha önce kiraya vermemişti” savunması tek başına talebi bertaraf etmez. Bunun karşılığında davacı da hiçbir kullanım veya yararlanma engeli göstermeden, yalnız tapudaki payına dayanarak her durumda bedel alamaz. Taşınmazın niteliği, gerçek kullanım, hukuki sebep ve paydaşlar yönünden özel koşullar birlikte incelenir.

Kim ecrimisil isteyebilir, dava kime açılır?

Talep hakkı, yalnız “tapu kimin adına?” sorusuyla çözülemez. Malik veya paydaşın yanında, taşınmazdan yararlanma hakkına sahip kişinin hukuki konumu da incelenir. Örneğin tapuda bir başkasına ait intifa hakkı varsa, çıplak mülkiyet sahibiyle intifa hakkı sahibinin talep edebileceği zarar aynı olmayabilir. Mirasçılarda ise mirasçılık belgesi, terekenin hukuki durumu ve davalının da mirasçı olup olmadığı önemlidir.

Paydaş ve mirasçı bakımından talebin kapsamı

Elbirliği mülkiyetindeki taşınmazdan doğan ecrimisilin yalnız davacı mirasçının payına düşen kısmının istenmesiyle, bütün tereke adına alacak veya ayni hak talep edilmesi aynı değildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 30 Haziran 2020 tarihli, E.2018/13311, K.2020/4195 sayılı kararında mirasçının kendi payı oranında üçüncü kişiye karşı ecrimisil davası açmasını da diğer mirasçıların onayına veya tereke temsilcisine bağlı görmemiştir. Buna karşılık bütün tereke alacağının tek kişi adına istenebileceği sonucu çıkarılamaz; talebin kapsamı, hak sahibi ve dava takip yetkisi ayrıca belirlenmelidir.

Doğru davalı ve gerçek kullanım

Davalının kim olacağı; taşınmazda kimin oturduğu, kimin işyeri işlettiği, kimin kiraya verdiği veya geliri kimin aldığıyla ilişkilidir. Tapuda paydaş olmak, komşu olmak veya aile ilişkisi içinde bulunmak tek başına bütün dönem için sorumluluk doğurmaz. Birden fazla kişinin farklı tarihlerde kullanımı varsa her birinin dönemi ve kullanım alanı ayrılmalıdır. Bir şirketin faaliyetiyle yöneticisinin kişisel kullanımını da delilsiz biçimde aynı saymak doğru değildir.

Taşınmaz satılmışsa önceki dönemi kim isteyebilir?

Taşınmazı bugün satın alan kişi, sırf yeni malik olması nedeniyle önceki malikin bütün geçmiş kullanım alacaklarını otomatik olarak kazanmış kabul edilmemelidir. Edinim tarihi, alacağın doğduğu dönem ve varsa alacağın devri ayrı değerlendirilir. Miras yoluyla intikalde ise mirasbırakanın doğmuş alacaklarının terekeye geçmesi gündeme gelebilir. Satış ile mirası aynı kabul etmek, davacıyı ve talep dönemini yanlış belirlemeye yol açar.

Tapu iptali ve tescil kararıyla mülkiyet kazanılan veya tapunun gerçeği yansıtmadığı ileri sürülen dosyalarda, tescilin etkisiyle kullanıcının iyiniyetinin sona erdiği an ayrıca araştırılır. Özellikle muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ile ecrimisil, farklı koşulları olan taleplerdir; tapu davasının kazanılması geçmiş bütün yılların bedeline kendiliğinden hak kazandırmaz.

Elbirliği mülkiyetinde mirasçı, üçüncü kişiden kendi payının ecrimisilini isteyebilir

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 30.06.2020, E.2018/13311, K.2020/4195

“Mahkemenin, davacının kendi payına istinaden ecrimisil talep edemeyeceği yönündeki değerlendirme yerinde değildir.”

Miras kalan tarlanın tamamının kullanıldığını söyleyen mirasçı, kendi miras payına düşen ecrimisili istedi. Mahkeme, diğer mirasçıların katılımı veya tereke temsilcisi bulunmadığı için davayı reddetti. Yargıtay bu değerlendirmeyi bozdu: elbirliği mülkiyetindeki taşınmazın ecrimisilinde mirasçı, kendi payı oranındaki talebini diğer ortaklara veya üçüncü kişiye karşı tek başına ileri sürebilir. Bununla birlikte davalı, tarlayı mirasçı olan yatalak annesi adına kullandığını savunuyordu. Bu nedenle gerçek kullanımın kimin adına gerçekleştiği ve uyuşmazlık paydaşlar arasında sayılacaksa intifadan men koşulu araştırılmalıydı. Doğrudan üçüncü kişiye karşı talepte bu koşul aranmaz. Karar, kendi payı için para alacağı istemeyi, terekenin bütününe ilişkin ayni talep veya tüm alacağın kişisel olarak istenmesiyle aynı saymaz. Dava açma yetkisinin bulunması da kullanımın haksızlığı, dönem ve miktarın ispatı gereğini ortadan kaldırmaz.

Taşınmazın satılması, önceki malikin birikmiş ecrimisilini kendiliğinden ortadan kaldırmaz

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 21.01.2020, E.2018/10191, K.2020/458

“dava tarihine kadar talep edilen ecrimisil talebine yönelik davacı ...’ın dava hakkı devam etmektedir.”

Komşu taşınmaz malikinin sera yaparak müdahale ettiği parsel, yargılama sırasında üçüncü kişiye satılmıştı. Yargıtay, elatmanın önlenmesi ve yıkım taleplerinin yeni malik yönünden hükme bağlanması gerektiğini, eski malikin ise dava tarihine kadar istediği ecrimisil bakımından dava hakkının sürdüğünü belirtti. Böylece taşınmaz üzerindeki güncel hak ile geçmiş kullanımdan doğan alacak birbirinden ayrıldı. Ayrıca miras yoluyla kazanılan paylarda hak sahipliğinin tapuda intikal işleminin yapıldığı güne değil, mirasbırakanın ölümüne bağlandığı açıklandı. Somut davalı paydaş değildi ve tapudan kaynaklanan hakkı da bulunmuyordu; paydaşlar arasındaki intifadan men yaklaşımı aynen uygulanmadı. Karar, her satışta bütün eski alacakların yeni malike geçtiğini göstermez. Geçmiş alacağın kime ait olduğu, devir işlemi, varsa alacak devri ve istenen dönem ayrıca incelenmelidir. Hüküm bu ayrımlar gözetilmediği için bozuldu.

Mirasçılar ve hissedarlar arasında ecrimisil

“Kardeşim ortak evde oturuyor” sorusunda önce fiilî kullanım düzeni belirlenmelidir. Evin tamamı mı kullanılıyor, başka kullanılabilir bölüm var mı, taraflar kendi aralarında paylaşmış mı, kullanım ücretsiz olarak kabul edilmiş mi, gelir getiriyorsa bunu kim tahsil etmiş? Birden fazla taşınmaz varsa aile içindeki bütün kullanım düzeni incelenmeden yalnız bir daireye bakmak eksik değerlendirme doğurabilir.

Paydaş, diğer paydaşların haklarıyla bağdaştığı ölçüde ortak taşınmazdan yararlanabilir; onların haklarını ihlal edemez. Buna karşılık, kullandığı yerin matematiksel olarak payından fazla olması her durumda ecrimisil hesabı yapılması için yeterli değildir. Davacının payına karşılık çekişmesiz biçimde fiilen kullandığı bir bölüm bulunması, fiilî taksim ve ortak anlaşma gibi olgular talebi etkiler. Yalnız teorik olarak kullanılabilecek boş bir bölüm gösterilmesi, davacının oradan gerçekten yararlanabildiğini kendiliğinden kanıtlamaz. Kullanım düzeninin değiştirilmesi veya ortaklığın giderilmesi gereği ile geçmiş dönem tazminatı birbirinden ayrılmalıdır.

İntifadan men ne demektir?

İntifadan men, paydaşın taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğini diğer paydaşa bildirmiş olmasıdır. Paydaşlar arasında ecrimisil için kural olarak, istenen dönemden önce bu yararlanma iradesinin karşı tarafa ulaştığının ortaya konulması gerekir. Kanundaki intifa hakkıyla aynı kavram değildir; burada ortak maldan yararlanma talebinin bildirilmesi anlatılır.

Bu bildirim “Artık kiracı oldun” sonucu doğurmaz. Kullanımın veya gelirin paylaşılması, kişinin hakkına uygun biçimde taşınmazdan yararlanması yönündeki talebi ortaya koyar. Bildirimin içeriği yalnız borç istemekten ibaretse, ilgili olayda intifadan men bakımından yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.

Noter ihtarı zorunlu mu, başka delil kullanılabilir mi?

İntifadan menin ispatı bakımından noter ihtarı yaygın ve güçlü bir araçtır; ancak bütün olaylar için tek ispat yolu değildir. Önceki dava ve tebligatlar, açık yazışmalar ve olayın niteliğine uygun diğer hukuka uygun deliller değerlendirilebilir. Mesajın yalnız gönderildiğini gösteren ekran görüntüsüyle içeriğin ve muhataba ulaşmanın tartışmasız kanıtlandığı varsayılmamalıdır.

İhtarda taşınmazın belirli olması, hak ve payın açıklanması, hangi kullanıma veya gelirden yoksun bırakılmaya karşı çıkıldığının belirtilmesi ve yararlanma iradesinin anlaşılması önemlidir. İhtar ayrıca süre veriyorsa, bu sürenin başlangıcı ve dolması talep dönemini etkileyebilir. İhtar tarihiyle tebliğ tarihi de aynı olmayabilir.

İntifadan men aranmayan durumlar

İçtihat, bazı olaylarda önceden ayrıca bildirim aramaz. Taşınmazın üçüncü kişiye kiralanarak hukuki ürün getirmesi, bağ veya bahçe gibi doğal ürün veren yerler, davalının diğer paydaşların haklarını bütünüyle inkâr etmesi, bağlayıcı kullanım paylaşımına aykırı müdahale bu bakımdan önem taşıyabilir. İstisnanın adı kadar somut olayda gerçekleştiğinin ispatı da gereklidir. Önceki bir dava dilekçesinin tebliğiyle yararlanma isteği bildirilmişse, bu durum kimi dosyalarda koşulun hiç aranmaması değil, intifadan menin o tebliğle gerçekleşmiş olması anlamına gelir.

Özellikle fındık ve çay bahçelerinde intifadan men istisnaları bakımından, bahçenin mirasbırakandan ürün verir durumda kalmasıyla sonradan bir paydaş tarafından kurulması; ayrıca kullanım izni ve fiilî paylaşım birbirinden ayrılmalıdır. Bu ayrımların Yargıtay ve Trabzon BAM uygulamasındaki sonuçları ayrı yazıda açıklanmıştır.

Özellikle konutun “kiraya verilebilir” olması ile gerçekten kiraya verilerek gelir getirmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Paydaşın bizzat oturduğu evde sırf teorik kira değeri bulunduğu için intifadan men koşulunu otomatik kaldırmak doğru olmaz. Aşağıdaki güncel karar, bu ayrımın uygulamadaki sonucunu gösterir.

Miras evinde bizzat oturan kardeş: ölüm tarihi her zaman başlangıç değildir

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.05.2026, E.2026/1787, K.2026/2440

“konut olarak kullanıldığı anlaşıldığına göre, ecrimisile hükmedilebilmesi için davalının intifadan men edilmesi gerekmektedir.”

Miras kalan avlulu evin tamamını kardeşlerden biri konut olarak kullanıyordu. Diğer mirasçı, ölüm tarihinden itibaren ecrimisil istemiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri konut bulunmasını intifadan men aranmaması için yeterli görmüştü. Yargıtay bu değerlendirmeyi bozdu. Kiraya verilerek gelir sağlayan konut ile paydaşın kendisinin oturduğu konut aynı değildir. Davacının yararlanma isteğini bildirdiği ihtarnamede yedi günlük süre bulunduğundan başlangıç, bildirimin tebliğiyle bu sürenin dolmasına bağlandı. Böylece ölümden itibaren yapılan fazla hesap kaldırıldı. Karar, mirasçının tek başına dava açabilmesini de kabul eder; ancak bu yetki, başlangıç koşullarını ortadan kaldırmaz. Miras evinde oturan kardeşten talepte bulunurken evin fiilen nasıl kullanıldığı, daha önce hangi bildirimin yapıldığı ve bildirimin verdiği süre birlikte değerlendirilmelidir. Kiraya verme veya paydaşlığı inkâr gibi ayrı bir istisna kanıtlanırsa değerlendirme değişebilir.

Paydaşın kendi işyeri ile kiraya verilen yer arasındaki fark ve payın iki kez düşülmesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 09.03.2026, E.2025/6216, K.2026/1299

“davacının payına düşen ecrimisil miktarı tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece bedelin tekrar dörde bölünmesi doğru görülmemiş”

Miras kalan taşınmaz uzun yıllardır bir mirasçı tarafından turşu satış yeri, ofis ve depo olarak kullanılıyordu. Davacı diğer mirasçı ecrimisil istedi. Yargıtayın önceki bozmaları sonrasında mahkeme, kullanımın uzun süre sessiz kalınarak kabul edildiğini ve ortaklığın giderilmesi dava dilekçesinin kullanıcıya tebliğiyle bu kabulün geri alındığını esas aldı. İşyerinin davalı tarafından bizzat işletilmesi, bu dosyada intifadan men koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmadı. Nihai karar bu başlangıca ve yapılan ödemenin mahsubuna dayanılarak onandı. Yargılama ayrıca hesapta sık karşılaşılabilecek bir hatayı gösterir: bilirkişi davacının payına düşen bedeli zaten bulmuşsa mahkeme bu tutarı yeniden mirasçı sayısına bölemez. Karar, her uzun sessizliğin sınırsız izin anlamına geldiğini söylemez; rızanın kapsamı ve geri alındığı tarih olayın delilleriyle belirlenir. İşyerinin adı veya ticari niteliği tek başına yeterli değildir.

Ölüm tarihi, ihtar tarihi ve dava tarihi neden ayrı tutulmalı?

Miras kalan konutta talep dönemi için kurulacak zaman çizelgesi
Tarih veya olayNe gösterir?Tek başına neyi göstermez?
Mirasbırakanın ölümüMirasın açılmasını ve mirasçıların haklarının değerlendirilmesini sağlar.Bütün mirasçıların birbirine karşı aynı gün kötüniyetli kullanıcı olduğunu göstermez.
Bir mirasçının evi kullanmaya başlamasıFiilî kullanım döneminin başlangıcı için delildir.İznin bulunmadığını veya intifadan menin gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz.
Yararlanma talebinin tebliğiTalebin karşı tarafa ulaştığını; varsa verilen sürenin başlangıcını belirler.Önceki yılları kendiliğinden talep edilebilir hâle getirmez.
Davanın açılmasıTalep dönemini, zamanaşımı incelemesini ve usul rejimini belirler.O tarihe kadar geçen her ay için otomatik kabul sonucu doğurmaz.

Örneğin miras kalan konutta kardeşin bizzat oturduğu ve önceden bildirim arandığı bir olayda, ölümden üç yıl sonra yapılan ilk yararlanma talebi geçmiş üç yılın tamamını otomatik olarak kapsamaz. Buna karşılık aynı konutun üçüncü kişiye kiraya verildiği kanıtlanırsa istisna ve kira tahsilatının hukuki niteliği ayrıca değerlendirilir. Mirasın paylaşılması ve diğer dava yolları, kullanım bedeli talebinden farklı bir ihtiyacı çözer.

Aile içi izin, boşanma ve fiilî paylaşım sonucu değiştirir mi?

Aile ilişkisinde uzun süre ses çıkarılmamış olması, her olayda süresiz ve geri alınamaz kullanım hakkı vermez. Bununla birlikte açık veya örtülü izin, aile içi anlaşma ve bu iznin ne zaman sona erdiği araştırılmalıdır. “Bedelsiz oturabilirsin” izniyle başlayan kullanım ile baştan itibaren hakka karşı yürütülen kullanımın başlangıçları aynı şekilde kurulamaz.

Boşanmış eşin evde kalması bakımından tapu kaydı yanında aile konutu, mahkemenin konut tahsisi veya tedbir kararı, taraflar arasındaki anlaşma ve bu kararların yürürlük süresi değerlendirilir. Boşanmanın kesinleşmesi her dosyada aynı gün ecrimisil başlatan tek ölçüt değildir. Ecrimisil, boşanmadaki mal rejimi alacağı veya nafaka ile de aynı talep değildir.

Paydaşlar yıllardır belirli daireleri veya tarla bölümlerini karşılıklı anlaşmayla kullanıyorsa bu fiilî düzen önem taşır. Anlaşmanın kapsamı, bütün paydaşların katılımı, sonradan edinim ve anlaşmaya aykırı müdahale araştırılmalıdır. Yalnız yüzölçümü üzerinden yapılan pay hesabı bu hukuki değerlendirmeyi ikame etmez.

Boşanma, önceki rızayı kendiliğinden geçmişe dönük haksız işgale çevirmez

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.05.2025, E.2024/4777, K.2025/2656

“O hâlde ihtarnameden önce davalının taşınmazı kullanmasında haksızlık unsuru bulunmamaktadır.”

Boşanmadan sonra eski eş, diğer eş adına kayıtlı dairede çocuklarla yaşamaya devam etmişti. Malik, boşanma kararının kesinleşmesinden başlayarak ecrimisil istemiş; mahkeme de yaklaşık beş yıllık dönemi kabul etmişti. Yargıtay, malikin bir süre sessiz kalarak oturulmasına rıza gösterdiğini, bu rızayı daha sonra tebliğ edilen ihtarnameyle geri aldığını belirledi. İhtardan önceki kullanımda haksızlık bulunmadığı için geçmiş dönemi de kapsayan hesap bozma nedeni sayıldı. Ecrimisilin, ihtarnamenin tebliği ve tanınan süre gözetilerek hesaplanması istendi. Bu karar, boşanma veya ayrı yaşama tarihinin otomatik ecrimisil başlangıcı olmadığını gösterir. Buna karşılık her eski eşin konutta süresiz ve bedelsiz kalabileceği sonucu çıkarılamaz. Kullanıma verilen izin, konut üzerindeki haklar, aile mahkemesi kararları ve rızanın geri alınması ayrı ayrı incelenir. Somut kararda elatmanın önlenmesiyle ecrimisil birlikte değerlendirilmiştir.

Kiracı, yeni malik ve sözleşme sona erdikten sonraki kullanım

Geçerli kira ilişkisi sürüyorsa temel talep kira alacağıdır. Özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında yazılı sürenin dolması her durumda sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini göstermez. Taşınmazın satılması da tek başına kiracıyı haksız işgalciye dönüştürmez; Türk Borçlar Kanunu m.310 uyarınca yeni malik kira ilişkisinin tarafı olur. Bu nedenle yeni malik, mevcut kiracıya sırf tapuyu aldığı için ecrimisil adıyla serbestçe yeni bedel belirleyemez.

Kira ilişkisi gerçekten sona ermişse iade yükümlülüğü, kullanımdan doğan alacak, temerrüt ve tahliye birlikte değerlendirilir. Sözleşmeye dayalı talep ile ayni hakka dayalı ecrimisil ayrımı; görevli mahkemeyi ve dava şartı arabuluculuğu da etkiler. Dilekçede alacağın adını değiştirmek hukuki ilişkinin niteliğini değiştirmez.

Elbirliği mülkiyetindeki yer onaysız kiraya verilerek gelirleri toplanmışsa, TBK m.530 uyarınca elde edilen menfaatin devri de istenebilir. Hukuk Genel Kurulunun 23 Eylül 2020 tarihli kararı bu ayrımı uygular. Geçerli kiralamadaki kira payı, ecrimisil ve menfaatin devri, sözleşme, onay ve tahsilat olgularıyla ayrılır.

Kiracıdan tahliye isteniyorsa, ihtiyaç nedeniyle tahliye gibi özel sebeplerin kendi koşulları bulunur. Kira ödenmemesi durumunda ise tahliye talepli icra takibi ayrıca değerlendirilebilir. Ecrimisil, bu sebepler ve süreler kullanılmadan tahliye elde etmenin genel bir yolu değildir.

Geçerli kiralamada paydaşın talebi ecrimisil yerine kira payı olabilir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.11.2023, E.2022/301, K.2023/1139

“davacının davalıdan ecrimisil değil, kira bedelinden payına düşen tutarı isteyebileceği”

Paydaş, diğer paydaşın çoğunluk ortağı olduğu şirkete kullandırılan işhanı için ecrimisil istedi. Dosyada kira sözleşmesi, kiralama yetkisi ve diğer paydaşların kira bedellerini istemek suretiyle verdikleri onay bulunuyordu. Hukuk Genel Kurulu, pay ve paydaş çoğunluğunun sağlandığını, davacının da kira gelirlerini beyan ettiğini değerlendirerek kullanımın geçerli kiralamaya dayandığını kabul etti. Bu durumda ecrimisil değil kira bedelinden paya düşen tutar istenebileceği ve ecrimisil davasının reddi gerektiği yönünde bozma kararı verdi. Karşı oy, doğru hukuki nitelendirmeyle kira paralarına ilişkin alacağın incelenmesini savundu; bu görüş çoğunluk olmadı. Karar, bir paydaşın kirayı toplamasının otomatik olarak haksız işgal sayılmayacağını gösterir. Yetki, sözleşmeye onay ve kiraların ödenmesi incelenmelidir. Başlangıçtan beri geçersiz veya diğer paydaşlarca tanınmamış kiralamalar aynı kabul altında değerlendirilemez.

İzinsiz kiraya verilip toplanan gelir: ecrimisil ve menfaatin devri ayrımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 23.09.2020, E.2017/1257, K.2020/661

“istemin gerçek yönünün haksız işgal tazminatı olmayıp, kendilerinden onay almaksızın dükkanları kiraya veren ortaklardan”

Miras kalan dükkânları bazı mirasçılar kiraya vermiş, diğerleri tahsil edilen kiralardan pay alamamıştı. Davacılar, son beş yıllık kira gelirlerini dilekçelerinde ecrimisil olarak adlandırarak istediler. Hukuk Genel Kurulu, olayların bütününden talebin gerçek olmayan vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca elde edilen menfaatin devri olduğunu belirledi. Mahkemenin ecrimisil değerlendirmesiyle verdiği ret kararı bu değişik gerekçeyle bozuldu. Karar, bu menfaatin devri talebinin on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu açıklayan içtihadı birleştirme kararını da esas alır. Böylece haksız kullanımın rayiç bedeli ile izinsiz kiralayanın topladığı menfaat ayrılır. Her kira tahsilatı bu hukuki sebebe dayanmaz; geçerli yetki, ortakların onayı ve talebin maddi olayları belirleyicidir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, karşı oy farklı nitelendirme savunmuştur.

Kiracı sonradan paydaş olursa dönemler ayrı incelenmelidir

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.01.2025, E.2024/1475, K.2025/198

“intifadan men koşulu şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve taşınmazın tamamının kullanılıp kullanılmadığı”

Taşınmazı kiraya veren paydaşın tahsil ettiği gelirleri diğer mirasçılara vermediği ileri sürülmüştü. Kullanıcı şirket, uyuşmazlık dönemi içinde taşınmazdan pay satın alarak paydaş oldu. Mahkeme bütün dönem için aynı şekilde ecrimisil hesapladı. Yargıtay, şirketin paydaş olmadığı önceki dönemle paydaş olduğu sonraki dönemi ayırdı. Sonraki dönem bakımından intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve taşınmazın tamamının kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıydı. Ayrıca tahsil edilen aylık kira ödemelerinin hesaplamada dikkate alınmaması yanlış bulundu ve hüküm bozuldu. Karar, tarafların hukuki sıfatının hesaplanan yıllar boyunca değişmeden kaldığının varsayılamayacağını gösterir. Tapudaki pay edinme tarihleri, kira ilişkisi ve fiili kullanım dönemlerle eşleştirilmelidir. Bu dosyada mirasbırakanın verdiği vekâletin ölüm sonrasındaki kullanımı da tartışmalıdır; geçerli kiralamanın baştan beri bütün paydaşları bağladığı her olaya aynı sonuç taşınamaz.

Ecrimisil kaç yıl geriye dönük istenebilir?

Özel hukuktaki ecrimisil taleplerinde içtihatla benimsenen zamanaşımı süresi beş yıldır. Dava tarihinden geriye doğru inceleme yapılır; ancak beş yıl, her olayda mutlaka tahsil edilecek bedel veya dava açmadan beklenebilecek güvenli süre değildir. Kullanım, hak sahipliği, kötüniyet ve gerekiyorsa intifadan men daha geç başlamışsa talep edilebilir dönem de buna göre daralır.

Buna karşılık talep, gerçek olmayan vekâletsiz iş görmeden doğan menfaatin devri niteliğindeyse on yıllık zamanaşımı gündeme gelir. Her kira tahsilatı bu kapsama girmez. Dilekçedeki adlandırma değil, kiralama yetkisi, onay ve gelirlerin hangi ilişki içinde toplandığı belirleyicidir.

Talep dönemi kurulurken birbiriyle kesişen dört sınır bulunur: Davacının hakkı hangi tarihte doğdu? Davalı hangi tarihlerde kullandı? Kullanım ne zaman hukuka aykırı veya tazminat gerektirir hâle geldi? Zamanaşımı savunması karşısında hangi bölüm korunuyor? Yalnız “Bugünden beş yıl geri gittim” hesabı bu soruları çözmez.

Zamanaşımı kendiliğinden uygulanır mı?

Zamanaşımı, hak düşürücü süreyle aynı değildir. Davalının usulüne uygun ve zamanında ileri süreceği def'i önem taşır; hâkimin her dosyada kendiliğinden eski dönemi çıkardığı varsayılmamalıdır. Davalı, hangi dönem için bu savunmayı yaptığına; davacı da süreyi kesen veya durduran bir olay bulunup bulunmadığına dikkat etmelidir. Dava açıldıktan sonra uzun süre beklemekle geçmişte zamanaşımına uğramış bölüm kendiliğinden canlanmaz.

İhtar çekmek beş yıllık süreyi keser mi?

Yalnız noter ihtarı gönderilmesi, zamanaşımının kesildiği anlamına gelmez. İhtarın intifadan men veya temerrüt bakımından etkisi bulunabilir; zamanaşımının kesilmesi ise Türk Borçlar Kanunu m.154 kapsamındaki borç ikrarı, dava veya takip gibi sebepler yönünden ayrıca incelenir. Borçlunun verdiği cevabın borcu tanıma niteliği taşıyıp taşımadığı da içerikle belirlenir. Dava şartı arabuluculuk sürecindeki süre etkisi ise kendi kanuni düzenlemesine tabidir.

Dava sürerken kullanım devam ederse

Dilekçede istenen dönem ve dava konusu sınırı önemlidir. Dava tarihinden sonraki kullanımın, ilk davanın hesabına kendiliğinden ve sınırsız biçimde eklendiği kabul edilemez. Sonraki dönem için ayrıca talepte bulunulması veya ilgili usul imkânının kullanılması değerlendirilir. Önceki karar, sonraki dönem hesabında yararlı olabilir; buna rağmen yeni dönemin kullanımı ve hangi bedelden hareket edileceği belirlenmelidir.

Ecrimisil nasıl hesaplanır?

Ecrimisil için taşınmazın değerinin belirli bir yüzdesini bütün dosyalara uygulayan genel bir tarife yoktur. Hesap; taşınmazın konut, dükkân, tarla, bahçe, arsa veya başka bir yer olmasına, gerçek kullanımına, konumuna, özelliklerine, döneme, işgal alanına ve hak sahibinin payına dayanır. Bedel uzmanlık gerektiriyorsa keşif ve uygun uzmanlık alanlarından bilirkişi incelemesi yapılır.

Konut ve işyerinde emsal kira incelemesi

Başlangıç dönemi için gerçek ve karşılaştırılabilir emsaller önemlidir. Emsalin aynı çevrede bulunması tek başına yeterli olmayabilir: kullanım amacı, yüzölçümü, katı, cephesi, bina yaşı, ulaşımı, donanımı, sözleşme tarihi ve özel koşulları karşılaştırılmalıdır. Dükkan olarak kullanılan bir yerin konut kirasıyla; fiilen kullanılan bölümün tamamlanmamış veya kullanılamayan alanla aynı kabul edilmesi hesap sonucunu değiştirebilir.

İlan bedeli, gerçekleşmiş kira sözleşmesiyle aynı delil değeri taşımaz. Tek bir güncel internet ilanını geçmiş yılların tamamına uygulamak da güvenilir bir dönem hesabı değildir. Emsal bedelin nasıl seçildiği ve dava konusu taşınmaza hangi gerekçeyle uyarlandığı rapordan anlaşılmalıdır.

Dükkânda ticari emsal ve gerçek alan; diğer dairelerde ayrı ispat

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, E.2025/553, K.2026/301

“mahkemece 1 numaralı bağımsız bölümün fiili kullanım alanı dikkate alınarak”

Aynı binadaki beş bağımsız bölüm için kira gelirlerinden pay alamadığını söyleyen paydaş ecrimisil istedi. Hukuk Genel Kurulu, bütün bölümler hakkında tek sonuca gitmedi. Dükkânın kiraya verildiği davalılarca kabul edilmişti; ancak masrafların kiradan düşüldüğü savunması kanıtlanmamıştı. Bu bölümün fiili kullanım alanı ve ticari kira emsalleri üzerinden bedel belirlenmesi gerekirken brüt alan ve konut kirası esas alınması yanlış bulundu. Buna karşılık diğer dört daireyi hangi dönemde kimin kullandığı, kimin kiraya verdiği ve kiraları kimin topladığı usulünce ispatlanamadığından ret kararı bu bölümler için onandı. Karar, keşif ve bilirkişi raporunun taraf sorumluluğuna ilişkin ispat boşluğunu otomatik kapatmadığını gösterir. Aynı binada bulunmak, bütün bölümlerin aynı kişi tarafından işletildiğini kanıtlamaz. Davacının lehine olan dükkân değerlendirmesi, diğer dairelerdeki ispat yetersizliğiyle birlikte okunmalıdır.

Tarla, bağ, bahçe ve ürün geliri

Tarım arazisinde yalnız çevredeki konut kiralarına bakılmaz. Ürünün türü, ekim ve hasat dönemi, arazi niteliği, sulama, verim, ürün fiyatları ve üretim giderleri gibi somut veriler değerlendirilir. Brüt satış hasılatını hiçbir gideri dikkate almadan doğrudan ecrimisil saymak yanıltıcı olabilir. Tarımsal gelir esas alınacaksa ilgili yılların verileri ve hesap yöntemi denetlenebilir olmalıdır.

Ürün alınmamış olması da tek başına bütün olasılıkları bitirmez: fiilî kullanım, elde edilmesi ihmal edilen ürün, taşınmazın elverişliliği ve talebin hukuki dayanağı birlikte ele alınır. Hangi yöntem uygulanmışsa sonuç, o yöntemin koşulları içinde açıklanmalıdır.

Arsa, otopark, depo ve ticari kullanım

Tapuda “arsa” yazması gerçek kullanımın hiç araştırılmayacağı anlamına gelmez. Kullanılan bölüm, otopark veya açık depo olarak sağladığı yarar, tesislerin durumu ve emsaller değerlendirilir. Kullanıcının işletmesinin bütün cirosu, taşınmazın kullanım bedeline otomatik olarak eşitlenemez. Buna karşılık gerçek ticari kullanım kanıtlanmışsa konut emsaliyle yetinmek de eksik olabilir.

Kamulaştırmasız elatmada arsa ile tarım arazisi aynı yöntemle hesaplanmaz

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 12.06.2024, E.2024/1122, K.2024/7400

“Arazi ise, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri getirtilerek verilere uygun şekilde”

İdarenin şantiye, tartı istasyonu ve malzeme deposu olarak kullandığı taşınmaz için sonraki beş yıllık dönemin ecrimisili istendi. Yargıtay, önce taşınmazın değerlendirme tarihindeki arsa veya arazi niteliğinin usulünce belirlenmesini istedi. İmar planı, belediye hizmetleri, yerleşim ve çevre özellikleri araştırılmadan yöntem seçilemez. Arsa için elatmadan önceki kullanım ile çevredeki benzer kullanımlara uygun kira emsalleri; arazi için tarım müdürlüğü verilerine dayanan münavebe ürünleri ve gelir yöntemi esas alınmalıdır. Bu inceleme yapılmadan düzenlenen rapor bozma nedeni sayıldı. Daire, takip eden dönemler için ÜFE artışını da belirtti. Bu yönü, 7. Hukuk Dairesinin sonraki dönem taleplerinde 2019 sonrası TÜFE ayrımı yapan kararından farklı bağlamda okunmalıdır. Bu uyuşmazlık, özel mülke idarenin fiilen elatması hakkındadır; kamu taşınmazını kullanan kişiye düzenlenen idari ihbarnameyle aynı dava değildir.

ÜFE mi TÜFE mi, yüzde 25 kira sınırı uygulanır mı?

“Ecrimisil her yıl yalnız ÜFE ile artırılır” veya “Bütün dosyalarda yalnız TÜFE kullanılır” biçiminde tek cümlelik bir formül güvenli değildir. İlk dönem bedelinin hangi delille belirlendiği, önceki kesinleşmiş kararın bulunup bulunmadığı, ilgili dönem ve karardaki hesap yöntemi önemlidir. Aşağıdaki 2026 tarihli Yargıtay kararı, önceki kararın devamı niteliğindeki talepte bütün yıllara ÜFE uygulanmasını uygun bulmamıştır.

Konut kiralarındaki geçmiş geçici yüzde 25 artış sınırı da ecrimisile kendiliğinden taşınmamalıdır. Önce ortada kira sözleşmesi mi, yoksa haksız kullanım tazminatı mı bulunduğu belirlenir. Bilirkişi raporunda kullanılan endeksin adı kadar, hangi yılın hangi oranının neden uygulandığı açıklanmalıdır.

Sonraki dönem ecrimisilinde 2019 öncesi ÜFE, sonrası TÜFE ayrımı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 06.05.2026, E.2025/4255, K.2026/2527

“değişikliğin geçerli olduğu tarihten öncesi için ÜFE artış oranı, değişiklik tarihinden sonrası için ise TÜFE artış oranı”

Malik, önceki davada hükmedilen dönemden sonra da devam eden işgal için yeniden ecrimisil istedi. Önceki kararın son dönem bedelinin hesaplamada başlangıç alınması Yargıtayca uygun bulundu. Buna karşılık yeni talebin 2018–2020 arasındaki tamamına ÜFE uygulanması kabul edilmedi. Daire, TBK m.344 değişikliğini gözeterek 1 Ocak 2019 öncesi dönem için ÜFE, sonraki dönem için TÜFE uygulanması gerektiğini belirtti ve hükmü bozdu. Bu karar, ecrimisil hesabında her dosyada bütün yıllara aynı endeksin uygulanacağı düşüncesini düzeltir. Buradaki olay, önceki ecrimisil dönemi kesinleşmiş olan bir sonraki dönem talebidir. Taşınmazın türü, başka dairelerin özel uyuşmazlıklardaki yaklaşımı ve talep dönemleri ayrıca incelenmelidir. Ecrimisilin kira sözleşmesi olmadığı gerçeği de değişmez. Hesap raporunda yalnız sonuç rakamı değil kullanılan endeksin adı, dönemi ve hukuki gerekçesi de gösterilmelidir.

Varsayımsal ecrimisil hesabı: dönem ve payın etkisi

Aşağıdaki örnek, rayiç değer veya dava sonucu tahmini değildir. Ecrimisil koşullarının bütün dönem için gerçekleştiği, tamamı kullanılan taşınmazın bedellerinin aşağıdaki şekilde usulüne uygun belirlendiği ve davacının payının 1/4 olduğu varsayılmıştır. Bedeller örnek amacıyla seçilmiştir; gerçek TÜİK oranı veya emsal bedel değildir.

Örnek hesap: belirlenmiş dönem bedelinden paya düşen tutara geçiş
DönemTaşınmazın tamamı için kabul edilen aylık bedelSüreDavacının payıÖrnek ana para
Birinci hesap dönemi12.000 TL12 ay1/436.000 TL
İkinci hesap dönemi15.000 TL8 ay1/430.000 TL
ToplamBedel dönemlere göre farklı20 ay1/466.000 TL; faiz ve diğer kalemler hariç

İlk satırın işlemi 12.000 × 12 × 1/4 = 36.000 TL’dir. İkinci satır 15.000 × 8 × 1/4 = 30.000 TL’dir. Ancak ilk dönemin dört ayında haklı izin bulunduğu veya intifadan men henüz gerçekleşmediği belirlenirse o aylara aynı hesabı uygulamak doğru olmaz. Davalının yalnız belirli bir bölümü kullanması da ayrıca değerlendirilir; fiilî alanla pay oranını gelişigüzel çarparak iki kez indirim veya iki kez tahsilat yapılmamalıdır. Taşınmazın tamamı için belirlenen bedele pay oranı uygulanır; zaten davacının payı için belirlenmiş bedele aynı oran yeniden uygulanmaz.

Hesapta belirleyici olan, aylık veya yıllık yararlanma değerinin doğru delille belirlenmesi ve hangi günlerin sorumluluk dönemine girdiğinin saptanmasıdır.

Ecrimisil davası hangi mahkemede, nerede açılır?

Özel kişiler arasındaki, başka bir özel görev kuralına girmeyen ecrimisil davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Talebin miktarı bu genel kuralı değiştirmez. Ancak uyuşmazlığın gerçek kaynağı kira sözleşmesi, kat mülkiyeti, ticari ilişki veya başka bir özel düzenleme ise görev ayrıca belirlenir. Dilekçeye “ecrimisil” yazılması, kira alacağını kendiliğinden asliye hukukun görevine sokmaz. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesi görevlidir. HMK m.2 ve 4.

Tek başına ecrimisilde taşınmazın bulunduğu yer tek seçenek değildir

Yalnız para alacağı olarak ileri sürülen ecrimisil, taşınmazın aynına ilişkin dava sayılmaz. Davalının yerleşim yeri mahkemesi yanında, haksız fiilin gerçekleştiği yer ve HMK m.16’daki diğer yetki seçenekleri de değerlendirilir. Bu nedenle taşınmazın bulunduğu yerde dava açılabilmesi, o yerin her ecrimisil davasında kesin yetkili olduğu anlamına gelmez. Elatmanın önlenmesi gibi ayni hakka ilişkin bir talep de varsa HMK m.12’deki kesin yetki kuralı birlikte değerlendirilmelidir. HMK m.6, 12 ve 16.

Kira savunması, mülkiyete dayalı ecrimisil davasında her zaman görevsizlik sebebi değildir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.04.2024, E.2023/235, K.2024/195

“Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi davanın sebebi yönünden ayrı mahiyettedirler.”

Davacı, taşınmazın haksız kullanıldığı olayına dayanarak ecrimisil istemiş; davalı ise kullanımını kira sözleşmesine dayandırmıştı. Asliye hukuk mahkemesi kira ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle sulh hukuku görevli görmüştü. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı bozdu. Davacı kira sözleşmesine dayanmıyorsa mülkiyet hakkından kaynaklanan ecrimisil talebi asliye hukukta incelenir; hukuken geçerli ve devam eden kira ilişkisi saptanırsa haksız işgal unsuru bulunmadığından ecrimisil talebi reddedilir. Kira savunması bu çerçevede esasa ilişkindir. Kurul, kira alacağının sözleşmeye, ecrimisilin ise rayice göre belirlendiğini vurgular. Karar, kira sözleşmesine dayalı gerçek kira alacağı veya tahliye davalarının görevini değiştirmez. Dilekçeye yalnız ecrimisil başlığı yazmak da yeterli değildir; ileri sürülen somut olay, talep ve sözleşme ilişkisinin gerçekten ne olduğu belirleyicidir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Ecrimisil davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Sırf ecrimisil istenmesi, tek başına genel bir zorunlu arabuluculuk sebebi değildir. Bununla birlikte talebin dayandığı ilişki belirleyicidir. Kira ilişkisinden, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan veya komşu hakkından kaynaklanan bir uyuşmazlıkta 6325 sayılı Kanun m.18/B; ticari nitelikteki para alacaklarında ilgili özel hükümler gündeme gelebilir. Paydaşların ortaklığın giderilmesini istemesi de ayrıca dava şartı arabuluculuğa tabidir. Ecrimisil talebi ile ortaklığın giderilmesi talebi aynı amaç ve aynı dava değildir. 6325 sayılı Kanun m.18/A ve 18/B.

Taşınmazın devri veya sınırlı ayni hak kurulması konusunda arabuluculuğa izin veren m.17/B ile bazı uyuşmazlıklarda başvuruyu zorunlu tutan m.18/B birbirine karıştırılmamalıdır. Uyuşmazlığın konusu, tarafların sıfatı ve birlikte ileri sürülen talepler görülmeden “ecrimisilde daima zorunlu” veya “hiçbir durumda gerekmez” sonucu doğru değildir. 6325 sayılı Kanun m.17/B ve 18/B.

2026 değişikliği: Belirsiz alacak mı, kısmi dava mı?

31 Temmuz 2026’dan itibaren açılacak davalar için HMK m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılması yönündeki eski açıklamalar güncel değildir. 7589 sayılı Kanun, HMK m.107’yi yürürlükten kaldırdı. Aynı değişiklikle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra, kısmi davada talebin bir defa artırılmasını düzenledi. 7589 sayılı Kanun m.19, 20 ve 26; güncel HMK m.107 ve 109.

Bölünebilir bir ecrimisil alacağının bir kısmı dava edilmişse, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar talep, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilir. Bu yolla artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Talep döneminin ve hukuki ilişkinin baştan açık kurulması, artırımın zamanında yapılması ve gereken harcın tamamlanması önemini korur. Bilirkişi raporunun daha yüksek bir tutar hesaplaması, talep sonucu artırılmadan o tutarın tamamının hükmedilmesini sağlamaz. HMK m.26 ve 109/4.

Eski dosyalar ayrıdır: 31 Temmuz 2026’dan önce açılan davalar bakımından yürürlükten kaldırılan HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilir. Bu geçiş kuralı nedeniyle eski bir karardaki belirsiz alacak veya talep artırımı açıklaması yeni açılacak bir davaya tarih kontrolü yapılmadan aktarılmamalıdır. 7589 sayılı Kanun geçici m.1/10.

Ecrimisilde faiz oranı kaçtır? Geçmiş döneme hangi oran uygulanır?

Faizin başlangıç tarihi ile oranı farklı sorulardır. Önce her dönem alacağı için hangi tarihten itibaren faiz istendiği ve hangi başlangıcın hukuken kabul edilebileceği belirlenir. Sonra bu tarihten ödeme gününe kadar değişen oranlar dönemlerine ayrılır. Bugünkü oranın geçmişteki bütün yıllara uygulanması doğru olmaz.

Adi kanuni faizin yakın dönemdeki değişimi
DönemYıllık oranDayanak
1 Ocak 2006–31 Mayıs 2024%92005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
1 Haziran 2024–30 Temmuz 2026%248485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
31 Temmuz 2026’dan itibaren; 2 Kasım 2026 itibarıyla%317589 sayılı Kanun’la değişen 3095 m.1; %38,75 reeskont oranının %80’i

Yeni sistemde oran, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80’idir. 30 Haziran’daki reeskont oranı önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa ikinci yarıyıl için 30 Haziran oranının %80’i esas alınır. TCMB’nin yayımladığı tabloda 20 Aralık 2025’te yürürlüğe giren reeskont oranı %38,75’tir; 2026’nın ilgili kontrol tarihi için farklı bir oran yer almadığından hesap %38,75 × %80 = %31’dir. 3095 sayılı Kanun m.1–2; TCMB reeskont ve avans faiz tablosu; 8485 sayılı Karar.

Bu tablo adi kanuni faizi gösterir. Ticari iş niteliği ve ticari temerrüt faizi koşulları ayrıca incelenir. Hazine ecrimisilinin kamu alacağı olarak takibinde gündeme gelen 6183 sayılı Kanun’a göre gecikme zammı ise burada gösterilen yıllık kanuni faizle aynı şey değildir. 3095 sayılı Kanun m.2; Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik m.87.

İlk dönemin emsal kirası, önceki karar ve dönem sonu faizinin açık gösterilmesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 12.10.2023, E.2023/4355, K.2023/4712

“bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından”

Vakıf taşınmazının işgali nedeniyle istenen ecrimisilde, taşınmazın niteliğine uygun olmayan bilirkişiyle hesap yapılması ve önceki kesinleşmiş dönemin dikkate alınmaması daha önce bozma nedeni olmuştu. Bozma gerekçesinde, ilk dönemin serbest koşullarda getirebileceği kiranın benzer sözleşmelerle karşılaştırılması ve taşınmazla emsallerin üstün veya eksik yönlerinin açıklanması gerektiği belirtildi. Talep varsa yıllık ecrimisil tutarlarına dönem sonlarından yasal faiz yürütülmesi; faiz dönemlerinin hükümde açık gösterilmesi de vurgulandı. Bozmadan sonra verilen karar onandı. Bu karar özellikle geçmiş yıllar için bugünkü ilan kirasından geriye doğru gelişigüzel indirim yapılmasını önleyecek bir çerçeve sağlar. Dosyanın hesabı 2004–2006 dönemine ilişkindir; metindeki ÜFE açıklaması daha sonraki mevzuat ve yeni içtihatlar değerlendirilmeden günümüzün bütün dönemlerine taşınmamalıdır. Faiz başlangıcı da talebin kapsamı ve dönemlerin niteliğiyle birlikte belirlenir.

Ecrimisil davasında hangi deliller gerekir?

Davacı, dayandığı olguları usulüne uygun delillerle ortaya koymalıdır. Tapu kaydı hak sahipliğini gösterebilir; fakat kullanımı, dönemi, kötüniyeti ve gerekiyorsa intifadan meni aynı anda ispatlamaz. Dava hazırlanırken her uyuşmazlık unsurunun hangi belge veya tanıkla gösterileceği ayrı belirlenmelidir.

İddia ile delilin eşleştirilmesi
İspatlanacak hususYararlı olabilecek kayıtlarDikkat edilecek nokta
Hak ve payGüncel ve geçmiş tapu kayıtları, mirasçılık belgesi, intifa kaydı, mahkeme kararı, devir belgeleriBugünkü pay geçmiş dönemdeki payla aynı olmayabilir.
Kullanan kişi ve dönemKira sözleşmeleri, banka hareketleri, abonelikler, ticari kayıtlar, fotoğraf, tutanak, tanık, teslim veya tahliye belgesiAbonelik veya adres kaydı tek başına bütün kullanım döneminin kesin kanıtı sayılmamalıdır.
Yararlanma talebiİhtarname ve tebliğ belgesi, önceki davanın dilekçesi ve tebligatı, açık yazışmalar, diğer hukuka uygun delillerHazırlama, gönderme ve muhataba ulaşma tarihleri ayrıdır.
Gerçek kullanım alanıKeşif, ölçüm, kroki, fotoğraf, yapı ve kullanım kayıtlarıTapudaki brüt alanla fiilî işgal alanı karıştırılmamalıdır.
Emsal ve gelirKarşılaştırılabilir kira sözleşmeleri, resmî tarımsal veriler, gelir/tahsilat kayıtları, önceki karar ve raporlarEmsalin tarihi ve kullanım türü açıklanmalıdır.
İzin, anlaşma veya ödemeKullanım anlaşması, yazışma, kira belgesi, makbuz, banka dekontu, masraf faturasıÖdemenin hangi borca ve döneme ait olduğu belirli olmalıdır.

Çok sayıda tarla için her parselin kullanımı ayrı kanıtlanmalıdır

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 05.12.2024, E.2024/1028, K.2024/5483

“Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa”

Paydaşlar on beş taşınmaz bakımından ecrimisil istemiş; davalı ise yalnız iki parseli kullandığını, diğer yerlerde farklı kullanıcılar bulunduğunu savunmuştu. Tanıklar, tarımsal destek ve çiftçi kayıtları birlikte incelendi. Davalının bütün taşınmazları kullandığı ve davacıların yararlanmasını engellediği ispatlanamadı. Davacıların bazı dönemlerde tarım desteğinden yararlanması ve kimi alanların boş bırakılması da değerlendirmeye girdi. Yargıtay, davanın reddini onadı. Karar, bütün paydaşlara ait çok sayıda tarla bulunduğunda tek bir genel kullanım anlatımının yeterli olmadığını gösterir. Her parselde kullanıcı, kullanılan bölüm, dönem ve gelir bağlantısı kurulmalıdır. Ayrıca payına karşılık çekişmesiz kullandığı alan bulunan paydaşın durumu, hiç yararlanamayan paydaştan farklıdır. İhtarname, kullanımın ve engellemenin ispatının yerine geçmez. Bununla birlikte karar, ÇKS kaydının her dosyada kesin kullanım kanıtı olduğu veya tarım desteği alan kişinin hiçbir talepte bulunamayacağı anlamına gelmez.

Yolu kimin açtığı ispatlanmadan belediyeye ecrimisil yüklenemez

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2026, E.2025/59, K.2026/62

“soyut veriler ve tahmine dayalı şekilde gerekçe oluşturarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.”

Vakıf taşınmazının bir bölümü yol olarak kullanıldığı için belediyeden ecrimisil istendi. Uyuşmazlıkta yolun belediye tarafından mı, yoksa özel şirket veya başka idare tarafından mı açıldığı tartışmalıydı. Mahkeme araştırma yaptıktan sonra belediyeyi sorumlu tuttu. Hukuk Genel Kurulu ise toplanan belgelerin davalı belediyenin müdahalesini somut olarak kanıtlamadığını; tahmin ve soyut verilerle kabul kararı verilemeyeceğini belirtti. Direnme kararı, davanın reddi gerektiği yönündeki değişik gerekçeyle bozuldu. Karar ecrimisilin beş yıllık zamanaşımını da tekrarlar; fakat asıl uyuşmazlık sorumluluğun ispatıdır. Taşınmazın işgal edildiğini göstermek ile doğru davalının bu işgalden sorumlu olduğunu göstermek ayrı yükümlülüklerdir. Yol, şantiye ve kamu kullanımında belediye yazıları, imar belgeleri, yapım kayıtları ve kullanımın kim tarafından gerçekleştirildiği birlikte araştırılır. Karar bütün yol kullanımlarında belediyenin sorumsuz olduğunu söylemez.

Tanık delili ve delil tespiti

Tanık, kimin hangi tarihlerde nasıl kullandığı veya tarafların kullanım düzeni konusunda yararlı olabilir. “Davacı kullanamadı” biçiminde soyut bir anlatım yerine tanığın gördüğü olay, tarih ve bilgi kaynağı açıklanmalıdır. Tanık deliline dayanılmış olması, tanık listesinin ve diğer usul yükümlülüklerinin süresinde yerine getirilmesi gereğini kaldırmaz.

Kullanım biçiminin değişmesi, yapının kaldırılması veya işgal alanının sonradan belirlenememesi riski varsa HMK m.400 ve devamı kapsamında delil tespiti değerlendirilebilir. Delil tespiti, davanın haklı olduğunu peşinen karara bağlamaz; kaybolma riski taşıyan durumun usulünce belirlenmesini sağlar. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi de ayrıca gözetilmelidir.

Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir?

“Bedel fazla” veya “Bedel az” demek yerine, raporun hangi verisinin veya yönteminin hatalı olduğu gösterilmelidir. HMK m.281 uyarınca raporun tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde eksik hususların tamamlanması, belirsizliklerin açıklanması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir. Hazırlanması çok zor veya imkânsız itirazlarda, aynı süre içinde başvurulması koşuluyla kanundaki şartlarla bir defaya mahsus, iki haftayı geçmeyen ek süre verilebilir. Tebliğ tarihi ve mahkemenin süreleri dosya üzerinden takip edilmelidir.

Raporu denetlemek için somut sorular
Kontrolİtirazın somutlaştırılması
Hak sahipliği ve dönemEdinim, pay değişimi, teslim ve dava tarihleri hesaba doğru geçirilmiş mi?
Kullanımın hukuki başlangıcıİzin, intifadan men ve ihtarda tanınan süre değerlendirmesiyle hesap dönemi uyumlu mu?
Alan ve nitelikFiilen kullanılan alan mı, bütün parsel mi esas alınmış? Konut–ticari kullanım ayrımı doğru mu?
EmsallerSözleşmeler ve özellikleri gösterilmiş mi? Farkların bedeli neden etkilediği açıklanmış mı?
Endeks ve ilk dönemİlk tutar ve sonraki dönem artışları denetlenebilir mi? Önceki kesinleşmiş son dönem göz önünde tutulmuş mu?
Ürün hesabıYıl, ürün, verim, fiyat, gider ve net yarar verileri birbirine uygun mu?
Pay, ödeme ve faizAynı pay veya alan iki kez düşülmüş mü? Ödemeler, dönem sonları ve değişen faiz oranları doğru ayrılmış mı?

Hukuki başlangıcı belirlemek, kötüniyete veya intifadan men istisnasına karar vermek hâkimin görevidir. Bilirkişi, mahkemenin hukuki değerlendirmesinin yerine geçecek biçimde uyuşmazlığı karara bağlayamaz. Buna karşılık gerekli hâllerde farklı başlangıçlara göre alternatif hesap yapılması, tartışmanın somutlaşmasını sağlayabilir.

Davalı hangi savunmaları ileri sürebilir?

Haklı savunma, yalnız “Ben de mirasçıyım” veya “Kimse itiraz etmedi” cümlesine dayanmaz. Davalı, gerçekten mevcut olan hukuki sebebi ve delillerini süresinde sunmalıdır. Savunma; talep hakkının bulunmaması, yanlış kişiye dava açılması, kullanımın hiç gerçekleşmemesi veya daha kısa sürmesi, geçerli kira ya da izin, fiilî kullanım anlaşması, intifadan menin bulunmaması, zamanaşımı, yanlış alan/emsal veya yapılmış ödeme gibi başlıklarda kurulabilir.

Her savunma birbiriyle bağdaşmayabilir. Kullanım hiç olmadığı ileri sürülürken aynı dönem için yapılan kira ödemesinin açıklanması gerekebilir. İleri sürülen olayların gerçeğe ve belgelere uygun, kendi içinde tutarlı olması gerekir. Cevap dilekçesi, ilk itirazlar, zamanaşımı def'i ve deliller bakımından usul süreleri ayrıca takip edilir.

Yapılan masraflar ecrimisilden düşülür mü?

“Taşınmaza çok para harcadım” demek, kullanım bedelini kendiliğinden sıfırlamaz. Masrafın kim tarafından, ne zaman, hangi amaçla yapıldığı; zorunlu, yararlı veya başka nitelikte olup olmadığı; hak sahibiyle anlaşma ve giderin kime ait olduğu araştırılır. İyiniyetli ve kötüniyetli zilyedin gider talepleri de aynı kapsamda değildir. İyiniyetli olmayan zilyet, ancak hak sahibi için de zorunlu olan giderlerin tazminini isteyebilir; yararlı tadilatın bedeli bu nedenle kendiliğinden mahsup edilemez. TMK m.994–995 uyarınca hangi giderin istenebileceği ve mahsup/takasın koşulları somutlaştırılmalıdır.

Vergi, aidat, bakım veya tadilatın ödenmiş olması her durumda bütün ecrimisile karşı kullanılabilen bir alacak yaratmaz. Mahsup savunmasında belge ve hukuki dayanak gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 6 Mayıs 2026 tarihli kararı, kiracının yaptığı ileri sürülen masrafın da delilsiz bırakılmaması gerektiğini gösterir.

Ecrimisil, elatmanın önlenmesi ve ortaklığın giderilmesi birlikte nasıl değerlendirilir?

Ecrimisil geçmiş kullanımın bedeline yönelir. Elatmanın önlenmesi, devam eden haksız müdahalenin durdurulmasını amaçlar. Ortaklığın giderilmesi ise paydaşlığın sona erdirilmesine yöneliktir. Ecrimisil kararı taşınmazın paylaştırılması, satışa çıkarılması veya kullanıcının her durumda kendiliğinden çıkarılması sonucunu doğurmaz.

Hak sahibi, somut koşullara göre ecrimisille birlikte elatmanın önlenmesini de isteyebilir. Ancak birleştirilen taleplerin görev, yetki, taraf ve dava şartları birlikte denetlenmelidir. Paydaşlar arasında uygun çözümün kullanım düzeninin belirlenmesi veya ortaklığın giderilmesi olması, geçmiş kullanım bedeli şartlarının ayrıca araştırılmasını ortadan kaldırmaz.

Taşınmaz üzerinde satışın veya başka bir işlemin engellenmesi için ihtiyati tedbir talebi de otomatik kabul edilmez. Geçici korumanın hangi hakka, somut tehlikeye ve yaklaşık ispata dayandığı açıklanmalıdır. Para alacağı söz konusuysa ihtiyati haczin farklı koşulları ayrıca değerlendirilir. “Ecrimisil açıldı, tapuya kendiliğinden tedbir konur” kabulü doğru değildir.

Dava ve ihtarname hazırlığında hangi bilgiler tamamlanmalı?

İyi hazırlanmış bir ecrimisil dosyası, standart bir metne yalnız isim ve parsel eklenerek kurulmaz. Önce hak, kullanım ve dönem tablosu hazırlanır; ardından dilekçede hangi olayın hangi sonucu doğurduğu açıklanır. Aşağıdaki bilgiler hem davacı hem davalı açısından ilk değerlendirmeyi kolaylaştırır:

  1. Hak ve kullanım zaman çizelgesini çıkarın: Tapu, pay, edinim veya miras tarihiyle her kullanıcının dönemini aynı çizelgede gösterin. İzin, bildirim, tebliğ ve teslim tarihlerini ekleyin.
  2. İddiayı delille eşleştirin: Delil tablosundaki her mesele için mevcut belgeyi ve eksik kaydı belirleyin; karşı tarafın açıklayabileceği alternatif kullanımı da hesaba katın.
  3. Talebi dönem, pay ve hukuki sebep bakımından kurun: Kullanım tazminatı, tahsil edilmiş gelirin iadesi, kira payı ve müdahalenin sona erdirilmesi arasındaki ayrımı yapın. Ana para, ödeme, gider ve faiz kalemlerini karıştırmayın.
  4. Usul ve süreleri son kez denetleyin: Taraf, mahkeme, arabuluculuk, zamanaşımı, talep artırımı ve tebligat sürelerini uyuşmazlığın gerçek niteliğine göre kontrol edin.

Ecrimisil ihtarnamesinde ne istenir?

İhtarın amacı olayla uyumlu olmalıdır: ortak kullanıma katılma, anahtar veya erişim sağlanması, gelirin paylaşılması, iznin sona erdirilmesi ya da taşınmazın teslimi birbirinden farklı taleplerdir. Pay, taşınmaz ve hangi davranışın istendiği anlaşılır biçimde belirtilmeli; önceden ödeme veya kira anlaşması bulunduğu gibi gerçekte olmayan bir olay yazılmamalıdır.

İhtara ödeme veya teslim süresi yazılması, önceki dönemlerin kendiliğinden haklı hâle gelmesini sağlamaz. Metin ve tebligat, dava dönemine etkisiyle birlikte tasarlanmalıdır. Gönderilen ihtar, karşı tarafın cevabı ve tebliğ belgesi birlikte saklanmalıdır.

Ecrimisil dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde neye dikkat edilir?

Dava dilekçesinde taşınmazın belirlenmesi yanında; davacının hakkı, davalının hukuka aykırı kullanımı, dönem, pay, intifadan men veya istisna olguları, hesap dayanakları ve açık talep sonucu bulunmalıdır. Elatmanın önlenmesi isteniyorsa bu talep de kendi koşullarıyla kurulmalıdır. Birden fazla bağımsız bölümün ve farklı kullanıcıların tek toplu cümlede bırakılması ispatı zorlaştırır.

Cevapta ise hangi olayın kabul veya inkâr edildiği, hangi hukuki sebebe dayanıldığı ve hangi döneme itiraz edildiği somutlaştırılmalıdır. Yapılan ödemeler ve masraflar belgesiz bir toplam olarak bırakılmamalıdır. Zamanaşımı gibi savunmaların süresinde ileri sürülmesi önemlidir. İnternetteki bir dilekçede yazan mahkeme veya dava türü, somut ilişkinin güncel hukuki değerlendirmesinin yerine geçmez.

Ecrimisil davası ne kadar sürer, masrafı nedir?

Her ecrimisil davası için geçerli sabit bir sonuçlanma süresi bulunmaz. Taraf ve taşınmaz sayısı, tebligat, keşif, bilirkişi uzmanlıkları, emsal temini, rapora itirazlar, başka davaların beklenmesi ve kanun yolu aşamaları süreyi etkiler. İlk derece kararıyla tahsil ve kesinleşme de aynı olay değildir. Belirli bir ayda mutlaka sonuç alınacağı söylenemez.

Masraf hesabında dava değerine bağlı harç, gider avansı, keşif ve bilirkişi ücretleri, tebligat ve varsa diğer giderler değerlendirilir. Talep artırılırsa ek harç ve masraf doğabilir. Avukatla kararlaştırılan ücret ile mahkemenin hükmedebileceği karşı vekâlet ücreti farklıdır. Davanın kısmen kabul veya reddi, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin dağılımını etkileyebilir.

Başvuru tarihindeki güncel harçlar ve tarifeler kullanılmalıdır. Dosya değeri, taraf sayısı ve gerekli incelemeler bilinmeden tek bir toplam rakam vermek sağlıklı değildir. Ödeme gücü bulunmayan kişinin HMK m.334 ve devamındaki koşullarla adli yardım imkânı ayrıca değerlendirilebilir.

Elatmanın önlenmesiyle birlikte talepte harç: uyuşmazlığın niteliğine bağlı yeni ayrım

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 26.03.2026, E.2026/1429, K.2026/1599

“müdahalenin men’i davalarının tamamının kategorik olarak taşınmazın aynına ilişkin dava olarak kabul edilmesi doğru olmayıp”

İntifa hakkını saklı tutarak taşınmazın çıplak mülkiyetini oğluna devreden kişi, kullanımın sona erdirilmesini ve ecrimisil istedi. Dava sonunda taşınmazın bütün değeri üzerinden harç hesaplanmıştı. Yargıtay çoğunluğu, elatmanın önlenmesi davalarının tümünün aynı şekilde ayni uyuşmazlık sayılmaması gerektiğini; taraflar arasında mülkiyetin kime ait olduğuna ilişkin çekişme bulunmayan bu olayda uyuşmazlığın kullanım ve ecrimisille ilgili olduğunu değerlendirdi. Harç hesabını değiştirerek hükmü düzelterek onadı. Karşı oy, intifanın sınırlı ayni hak olduğunu ve taşınmaz değeri üzerinden harç alınması gerektiğini savundu. Dolayısıyla bu karar, her elatmanın önlenmesi davasında taşınmaz değerinin dışlanacağı şeklinde okunamaz. Yalnız ecrimisil talebiyle, mülkiyetin de çekişmeli olduğu elatmanın önlenmesi talebi ve intifaya dayalı kullanım uyuşmazlığı ayrı incelenmelidir. Dava maliyeti hesaplanırken taleplerin adı kadar içerikleri ve bu görüş ayrılığı da önem taşır.

Hazine ve belediye ecrimisili: Özel kişiler arasındaki davadan farkı

Hazine ecrimisili, özel bir malik gibi önce alacak davası açılması yoluyla değil, kanundaki yetkiye dayanılarak idari işlemle tahakkuk ettirilebilir. 2886 sayılı Kanun m.75, madde kapsamındaki kamu taşınmazlarının işgalinde tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmeyen dönem için ecrimisil öngörür. İdarenin işgal yüzünden ayrıca zarara uğramış olması veya işgalcinin kusurlu bulunması aranmaz. Buna rağmen işgalin kişisi, alanı, süresi, kullanım biçimi ve bedel hesabı somut biçimde belirlenmelidir. 2886 sayılı Kanun m.75; Yönetmelik m.85.

Belediye taşınmazları için 5393 sayılı Kanun m.15’te 2886 m.75’e açık atıf vardır. Fakat “kamu kurumu” adı taşıyan her kuruluşun aynı usulle ihbarname düzenleyebileceği varsayılamaz; kurumun özel kanunu, taşınmazın hukuki durumu ve talebin dayanağı birlikte incelenir. Ayrıca idarenin özel kişiye ait taşınmaza elatması nedeniyle malikin idareden istediği tazminat, idarenin kendi taşınmazı için düzenlediği ecrimisil ihbarnamesinden farklıdır. 5393 sayılı Kanun m.15.

Kamu ecrimisilinde bedel nasıl denetlenir?

Taşınmazın konumu, fiilî ve hukuki kullanım durumu, elde edilen gelir, benzer taşınmazların kira veya ecrimisil bedelleri ve değere etkili özellikler birlikte incelenir. Yalnız “bedel çok yüksek” demek yerine emsalin neden benzer olmadığı, yanlış alanın veya sürenin nerede hesaba katıldığı gösterilmelidir. Yönetmelik m.85/2.

Beş yıllık dönem ile ihbarnamenin geç düzenlenmesi aynı sorun değildir

2886 m.75’teki beş yıl, tespit tarihinden geriye doğru hesaplanan işgal döneminin sınırıdır. İdarenin tespit yaptıktan yıllar sonra ihbarname düzenlemesinin hukuki durumu ise ayrıca incelenir. İki ayrı süreyi “son beş yıl” cümlesiyle birleştirmek, savunmanın önemli bir bölümünü gözden kaçırabilir. 2886 sayılı Kanun m.75.

Ecrimisil ihbarnamesi geldi: İtiraz, dava ve ödeme süreleri

Hazine ecrimisilinde 30 günlük düzeltme başvurusu, 60 günlük genel dava süresi ve 60 günlük ödeme süresi farklı işlemlere ilişkindir. Bir sürenin diğerinin yerine geçtiği düşünülmemelidir. Önce tebliğ tarihi, işlemi düzenleyen idare, ihbarnamenin dönemi ve varsa önceki başvurular belirlenmelidir. Yönetmelik m.86–87; İYUK m.7–8 ve 11.

Hazine ecrimisil ihbarnamesinde temel süre ayrımları
İşlemTemel süreDikkat edilecek nokta
İdareden düzeltme istemiTebliğden itibaren 30 günYönetmelik m.86’daki idari başvuru
İdare mahkemesinde iptal davasıÖzel bir süre yoksa 60 günBaşvurunun süreye etkisi ve kalan süre ayrıca hesaplanır
Hazine ecrimisilinin ödenmesiİhbarname; düzeltme talebinde bulunulmuşsa düzeltme ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 60 günÖdeme vadesi, dava süresini kendiliğinden uzatmaz
6183’e göre ödeme emrine karşı davaÖdeme emri tebliğinden itibaren 15 günİhbarnameden sonraki ayrı tahsil aşamasıdır

İdareye dilekçe vermek dava süresini her zaman baştan başlatır mı?

Hayır. İYUK m.11 kapsamındaki süresinde başvuru işlemekte olan dava süresini durdurur. Otuz gün cevap verilmemesi hâlinde zımni ret oluşur; kalan dava süresi işlemeye devam eder ve başvuruya kadar geçen günler hesaba katılır. Süresinde düzeltme başvurusu üzerine yeni bir ecrimisil düzeltme ihbarnamesi düzenlenmesi ile eski talebin tekrar reddedilmesi aynı durum değildir. Belgenin gerçek niteliği ve tebliğ tarihleri esas alınmalıdır; her cevapla yeniden tam 60 gün kazanıldığı varsayılmamalıdır. İYUK m.11; Yönetmelik m.86.

Düzeltme dilekçesinde işgalci kişi, başlangıç ve bitiş tarihleri, metrekare, tapu/kadastro durumu, kullanım izni, ödeme kayıtları ve emsal hesabındaki hatalar somutlaştırılmalıdır. Gerekli belgeler arasında ihbarname, tebliğ evrakı, tespit tutanağı, kıymet takdir kararı, kroki, fotoğraf, kira veya izin sözleşmesi ve önceki başvurular bulunur. İptal davasında kural olarak taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinin yetkisi değerlendirilir. Yönetmelik m.85–86; İYUK m.34.

Dava açmak tahsili veya tahliyeyi durdurur mu?

Dava açılması tek başına idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının birlikte gösterilmesi gerekir. Ecrimisil tahakkuku, ödeme emri ve tahliye işlemi birbirinden ayrı işlemler olabileceği için her birinin konusu ve süresi ayrıca ele alınmalıdır. İYUK m.27; Yönetmelik m.87/5 ve 89.

Ecrimisilde indirim, taksit, ödeme emri ve tahliye

İtiraz etmeme ve peşin ödeme indirimi ne kadar?

2886 m.75’te ecrimisile itiraz edilmemesi hâlinde %20, peşin ödeme hâlinde ayrıca %15 indirim öngörülür. Her iki indirimin koşulları birlikte gerçekleştiğinde, 336 sıra sayılı Millî Emlak Genel Tebliği m.11/3-ç uyarınca tebliğ edilen bedel üzerinden toplam %35 indirim uygulanır. Örneğin 100.000 TL ecrimisilde indirim 35.000 TL, ödenecek tutar 65.000 TL olur. 336 sayılı Tebliğ m.11. İtirazdan vazgeçme veya davadan feragatin indirimle ilişkisi Yönetmelik m.86’ya tabidir. Sırf indirimi elde etmek için bir başvurudan veya davadan vazgeçmeden önce, itirazın parasal değeri ve feragatin sonuçları birlikte değerlendirilmelidir. 2886 sayılı Kanun m.75; Yönetmelik m.86–87.

Taksitlendirme mümkün mü?

Hazine ecrimisilinde ödeme güçlüğü nedeniyle yazılı talep üzerine, en az %25 peşin ve kalanı idarenin uygun göreceği vadelerde en fazla üç yıl içinde taksitlendirme mümkündür. Kalan alacağa kanuni faiz uygulanır. Bu bir otomatik taksit hakkı olarak görülmemeli; talebin koşulları ve idarenin uygulanabilir usulleri incelenmelidir. Taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi kalan borcun muaccel olması ve gecikme zammıyla takip sonucunu doğurabilir. Yönetmelik m.87/1 ve 87/4.

Ödeme emri gelirse yeniden 60 gün beklenebilir mi?

Hayır. 6183’e göre ödeme emri, ecrimisil ihbarnamesinden farklı bir tahsil işlemidir. Kanunun m.55 ve 58 hükümlerindeki 15 günlük süre ayrıca izlenir. Ödeme emrine karşı borcun bulunmaması, kısmen ödenmiş olması veya zamanaşımı gibi kanuni sebepler değerlendirilir. İhbarnameye karşı süresinde açılmayan davanın yerine, ödeme emri davasıyla her türlü esas itirazının yeniden açılabileceği varsayılmamalıdır. 6183 sayılı Kanun m.55 ve 58.

Ecrimisil ödemek kira veya tapu hakkı sağlar mı?

Ecrimisilin ödenmesi, tek başına kira sözleşmesi kurmaz, mülkiyet kazandırmaz ve tahliyeyi engellemez. Kanun işgal bedelinin tahsilini ve taşınmazın idareye teslimini ayrı düzenler. Hazine taşınmazının tahliyesi, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince kanundaki usulle sağlanabilir. Ödeme makbuzu, özel bir satış, kiralama veya hak sahipliği düzenlemesinin aradığı şartların yerine geçmez. 2886 sayılı Kanun m.75; Yönetmelik m.89.

Sık sorulan diğer sorular

“Ecri misil”, “ecr-i misil” ve “ecrimisil” aynı konu mu?

Gündelik aramalarda bu yazımlar aynı kavramı anlatmak için kullanılır. Hukuki kullanımda yaygın yazım “ecrimisil”dir. Somut işlemin özel kişiler arası kullanım tazminatı mı, idari ecrimisil mi olduğu ise yazımdan bağımsız olarak belirlenmelidir.

Ecrimisil ödersem kiracı olur muyum veya tapu kazanır mıyım?

Yalnız kullanım bedeli veya kamu ecrimisili ödemek kendiliğinden kira sözleşmesi, mülkiyet veya gelecekte kullanma hakkı yaratmaz. Satış, kiralama veya hak tesisi için ilgili hukuki işlemin kendi koşulları gerekir. Ödeme geçmiş dönem borcuna ilişkin olsa bile devam eden kullanım için ayrıca hukuki dayanak aranır.

Ev boşsa ecrimisil istenebilir mi?

“Kimse oturmuyor” bilgisi tek başına yeterli değildir. Anahtarın tek kişide tutulması, erişimin engellenmesi, taşınmazın depo gibi kullanılması veya fiilen yararlanmanın engellenmesi araştırılır. Buna karşılık kullanım ya da gelirden yararlanma kanıtlanmadan, sırf davalının paydaş olması nedeniyle boş bütün bağımsız bölümler için bedel hesaplanamaz.

Elektrik veya su aboneliği kimin kullandığını kanıtlar mı?

Abonelik ve tüketim kayıtları destekleyici delil olabilir. Aboneliğin başka kişinin adına kalması, boş dönemde açık tutulması veya birden çok kişinin kullanması mümkün olduğundan bütün dönem ve kişi hakkında tek başına kesin sonuç çıkarılmamalıdır. Diğer kayıtlarla birlikte değerlendirilir.

Ecrimisil kararı alındığında para hemen tahsil edilir mi?

Hükmedilen alacak ile fiilî tahsilat farklı aşamalardır. Kararın icrası, kanun yolu durumu ve varsa icranın geri bırakılması değerlendirilir. Yalnız para alacağına ilişkin hükümle taşınmazın aynına ilişkin hükmün kesinleşme gereği aynı kabul edilmemelidir. Borçlunun malvarlığı ve takipteki işlemler tahsilatı etkileyebilir.

Hak sahibi hangi aşamada hukuki değerlendirme yaptırmalı?

Özellikle süre işleyen bir ihbarname alındığında, paydaşlar arasında ilk bildirim hazırlanırken, geçmiş yılların zamanaşımı riski bulunduğunda veya kullanımın değişmesiyle delil kaybı ihtimali doğduğunda beklemeden dosya değerlendirilmelidir. Gayrimenkul ve kira uyuşmazlıklarında hak sahipliği, kullanım ve talep dönemi belgeler üzerinden birlikte ele alınır.

Mevzuat ve kararların tam metinleri

Kararların olayları, gerekçeleri ve sonuçları ilgili bölümlerde birlikte açıklanmıştır. Aşağıdaki dizin, aynı hukuki soruya ilişkin kararı kolayca bulmak içindir. Eski kararlardaki usul ve faiz açıklamaları, yukarıda belirtilen 2026 değişiklikleri ve geçiş hükümleriyle birlikte okunmalıdır.

Temel mevzuat

Konusuna göre karar dizini

  1. Miras evinde bizzat oturan kardeş: ölüm tarihi her zaman başlangıç değildir — 7. Hukuk Dairesi, 04.05.2026, E.2026/1787, K.2026/2440.
  2. Paydaşın kendi işyeri ile kiraya verilen yer arasındaki fark ve payın iki kez düşülmesi — 7. Hukuk Dairesi, 09.03.2026, E.2025/6216, K.2026/1299.
  3. Boşanma, önceki rızayı kendiliğinden geçmişe dönük haksız işgale çevirmez — 7. Hukuk Dairesi, 15.05.2025, E.2024/4777, K.2025/2656.
  4. Haklı yanılgıyı kabul eden ihtarname, geçmiş dönem talebini etkileyebilir — 7. Hukuk Dairesi, 01.12.2025, E.2025/1214, K.2025/5118.
  5. Çok sayıda tarla için her parselin kullanımı ayrı kanıtlanmalıdır — 7. Hukuk Dairesi, 05.12.2024, E.2024/1028, K.2024/5483.
  6. Dükkânda ticari emsal ve gerçek alan; diğer dairelerde ayrı ispat — Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, E.2025/553, K.2026/301.
  7. Yolu kimin açtığı ispatlanmadan belediyeye ecrimisil yüklenemez — Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2026, E.2025/59, K.2026/62.
  8. Sonraki dönem ecrimisilinde 2019 öncesi ÜFE, sonrası TÜFE ayrımı — 7. Hukuk Dairesi, 06.05.2026, E.2025/4255, K.2026/2527.
  9. Kamulaştırmasız elatmada arsa ile tarım arazisi aynı yöntemle hesaplanmaz — 5. Hukuk Dairesi, 12.06.2024, E.2024/1122, K.2024/7400.
  10. İlk dönemin emsal kirası, önceki karar ve dönem sonu faizinin açık gösterilmesi — 7. Hukuk Dairesi, 12.10.2023, E.2023/4355, K.2023/4712.
  11. Kira savunması, mülkiyete dayalı ecrimisil davasında her zaman görevsizlik sebebi değildir — Hukuk Genel Kurulu, 24.04.2024, E.2023/235, K.2024/195.
  12. Geçerli kiralamada paydaşın talebi ecrimisil yerine kira payı olabilir — Hukuk Genel Kurulu, 22.11.2023, E.2022/301, K.2023/1139.
  13. Taşınmazın satılması, önceki malikin birikmiş ecrimisilini kendiliğinden ortadan kaldırmaz — 8. Hukuk Dairesi, 21.01.2020, E.2018/10191, K.2020/458.
  14. Kiracı sonradan paydaş olursa dönemler ayrı incelenmelidir — 7. Hukuk Dairesi, 13.01.2025, E.2024/1475, K.2025/198.
  15. Elatmanın önlenmesiyle birlikte talepte harç: uyuşmazlığın niteliğine bağlı yeni ayrım — 7. Hukuk Dairesi, 26.03.2026, E.2026/1429, K.2026/1599.
  16. Elbirliği mülkiyetinde mirasçı, üçüncü kişiden kendi payının ecrimisilini isteyebilir — 8. Hukuk Dairesi, 30.06.2020, E.2018/13311, K.2020/4195.
  17. İzinsiz kiraya verilip toplanan gelir: ecrimisil ve menfaatin devri ayrımı — Hukuk Genel Kurulu, 23.09.2020, E.2017/1257, K.2020/661.
  18. Yargıtay 5. HD, 09.03.2026, E.2025/13736, K.2026/4286 — yalnız ecrimisilde yetki.
  19. Danıştay 4. Daire, 03.12.2024, E.2023/4662, K.2024/6944 — idarenin yetkisi.
  20. Danıştay 4. Daire, 18.11.2024, E.2023/4986, K.2024/6393 — kamu ecrimisilinde emsal.
  21. Danıştay 4. Daire, 19.11.2024, E.2023/12485, K.2024/6528 — tespit ve tebliğ tarihleri.
  22. Danıştay 4. Daire, 22.10.2025, E.2025/4849, K.2025/5481 — ikinci başvuru ve dava süresi.

Bu rehber genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Talep veya savunma; taşınmazın hukuki durumu, tarafların ilişkisi, kullanım ve tebliğ tarihleri ile somut deliller birlikte incelenerek belirlenir.

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.