İmar Bankası Offshore Hesapları: TMSF Güvencesi, Gerçek Transfer ve Dava Yolu

İki ayrı belge grubu ve aralarındaki bağlantıyla hesap ve transfer incelemesini simgeleyen temsilî kompozisyon

Kaynak kontrolü: · Yazar:

İmar Bankası offshore hesabında paranın Türkiye’deki şubeye teslim edilmiş olması, tek başına Türkiye’deki bankada sigortalı mevduat bulunduğunu göstermez. Hesabın hangi tüzel kişi nezdinde açıldığı, para aktarımının gerçek tarihi ve ileri sürülen sorumluluğun dayanağı belirleyicidir. KKTC’de kurulu offshore bankadan hesap alacağı, Türkiye’deki bankanın kendi işlem veya bilgilendirme sorumluluğu ve kamu kurumlarının denetim kusuru iddiası ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Eski cüzdanda müdahale öncesine ait bir tarih bulunması da incelemeyi bitirmez. İmar Bankası dosyalarında elektronik işlem kayıtları ile cüzdandaki valör tarihinin farklı olması, dava sonucunu değiştirmiştir. Aynı nedenle her offshore hesabın TMSF tarafından ödeneceği veya bütün hukuki yolların baştan kapalı olduğu söylenemez. AYM, Alpaslan Atalay ve Menderes Dinler, B. No: 2014/3994, 15.02.2017.

Fon, aracı kurum ve SPK süreçlerinde hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

Offshore hesabın borçlusu kimdir?

İlk bakılacak belge, hesabın açıldığı kuruluşun tam unvanını gösteren sözleşme ve cüzdandır. Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ile KKTC’de kurulu İmar Bank Offshore Ltd. aynı tüzel kişi olarak kabul edilemez. Ortak bir grup, benzer logo, Türkiye’deki şubeden işlem yapılması veya aynı personelle görüşülmesi, bu ayrımı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte tüzel kişilerin farklı olması, Türkiye’de işlem yapan bankanın kendi davranışlarının incelenmesini engellemez. Müşteriye hangi hesabın açıldığı anlatılmış mıydı? Talimat hangi bankaya verilmişti? Müşterinin parası verilen talimata uygun aktarılmış mıydı? Bankanın kendi adına üstlendiği bir yükümlülük var mıydı? Bu sorular, offshore bankanın borcundan ayrı bir özel hukuk sorumluluğu ileri sürülüp sürülemeyeceğinin incelenmesini sağlar; tek başına sorumluluğun doğduğunu kanıtlamaz.

Dolayısıyla yalnız “İmar Bankasında param vardı” ifadesiyle dava kurulması yeterli değildir. Hesap alacağının borçlusu, işlemde rol alan Türkiye’deki banka ve hakkında hizmet kusuru ileri sürülen idareler ayrı gösterilmeli; her birinden hangi hukuki nedenle ne istendiği açıklanmalıdır.

Offshore hesabı neden doğrudan mevduat sigortası sayılmaz?

Mevduat sigortası, herhangi bir finans kuruluşuna yatırılan bütün paraların kamu tarafından karşılanması değildir. Olay tarihinde geçerli düzenleme, banka ve hesabın bulunduğu yer, hesabın niteliği ve kanuni istisnalar birlikte değerlendirilir. Bugünkü 5411 sayılı Kanunun kapsam ve sigorta hükümleri de Türkiye’de kurulu bankalar ile yabancı bankaların Türkiye’deki şubelerini esas alan bir yapı kurar. Türkiye’deki bankanın yabancı bir şubesi ile yurt dışında ayrıca kurulmuş bir banka birbirinden farklıdır. 5411 sayılı Kanun, m. 2–3 ve 63–64.

BDDK’nın 18 Ocak 2001 tarihli açıklaması, o dönemin geçici tam garantisini Türkiye’de kurulmuş mevduat bankaları ve bilançolarında hesapları konsolide edilen yurt dışı şubeleri yönünden açıklıyordu. Bu tarihsel duyurunun kapsamı, ayrı bir KKTC offshore bankasını kendiliğinden Türkiye’deki bankanın şubesine dönüştürmez. Aynı şekilde 2026’da geçerli sigorta limitini, 2003’teki bir uyuşmazlığa doğrudan uygulamak da doğru değildir. BDDK, 18.01.2001 tarihli basın açıklaması.

AYM’nin İmar Bankası offshore kararında, KKTC’de bulunan bankanın Türk bankacılık otoritelerinin denetim ve gözetimi altında olmadığı üzerinde durulmuştur. Bunun yanında, offshore paranın Türkiye’deki bankaya gerçekten ve zamanında aktarılmış olup olmadığı ayrıca incelenmiştir. Bu ikinci soru atlanarak yalnız cüzdan başlığına göre olumlu veya olumsuz sonuç verilemez.

Cüzdan tarihi, valör ve gerçek transfer zamanı arasındaki fark

Bir işlemin hesabın faiz hesabında hangi güne etkili gösterildiği ile bankacılık sisteminde gerçekten hangi gün yapıldığı farklı olabilir. İmar dosyalarında müdahale sonrasında yapılmış işlemlerin önceki güne valör verilerek kaydedilmesi özellikle tartışılmıştır.

Bu nedenle bir offshore hesabın yurt içi mevduata dönüştürüldüğü ileri sürülüyorsa, şu kayıtlar aynı çizelgede karşılaştırılmalıdır:

  • Müşterinin imzalı dönüştürme veya transfer talimatının tarihi, saati ve kapsamı.
  • Offshore hesap borç kaydı ile Türkiye’deki hesap alacak kaydının gerçekleşme zamanı.
  • Elektronik işlem günlükleri, kullanıcı ve onay kayıtları, düzeltme veya iptal hareketleri.
  • Cüzdana işlenen tarih, valör tarihi ve varsa sonradan üretilen dekont.
  • İzin kaldırma kararının olaya etkisi ve bankanın müdahale tarihindeki gerçek kayıt durumu.

LOG kaydının belirleyici olması, her elektronik kaydın tartışmasız doğru olduğu anlamına gelmez. Kaydın hangi sistemden geldiği, işlem zincirini tamamlayıp tamamlamadığı, talimat ve muhasebe hareketleriyle uyumu denetlenmelidir. Müşterinin kayıt sistemine erişememesi hâlinde, somut olarak hangi kayıtların getirtilmesi gerektiğinin gösterilmesi önem taşır. “Cüzdanımda tarih var” veya “banka kaydı öyle söylüyor” biçimindeki iki tek yönlü yaklaşım da yeterli inceleme sağlamaz.

AYM’nin Alpaslan Atalay ve Menderes Dinler kararı neye dayanıyor?

Birleştirilen başvurularda, KKTC’deki offshore hesaplarda bulunan paraların Türkiye’deki İmar Bankasında 3 Temmuz 2003 tarihli hesaplara aktarıldığı ileri sürülmüştü. İdari yargı, elektronik LOG kayıtlarına dayanarak işlemlerin gerçekte 4 Temmuz 2003’te, yani bankanın izninin kaldırılmasından sonra yapıldığını; önceki güne valör verildiğini kabul etmişti. Başvurucular ise cüzdanlarındaki tarihlerin esas alınması gerektiğini savunuyordu.

AYM, mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülüklerini, yabancı bankanın Türkiye’deki denetim rejimi dışında oluşunu ve gerçek transfer tarihine ilişkin yargısal değerlendirmeyi birlikte ele aldı. Derece mahkemelerinin LOG kayıtlarını esas almasını açıkça keyfî bulmadı. Somut dosyalarda devletin koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ortaya konulamadığı sonucuyla mülkiyet şikâyetlerini açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez buldu. AYM, 15.02.2017, §§ 50–62 ve hüküm.

Kararın sınırı önemlidir: Gerçek aktarımın müdahaleden önce tamamlandığı kanıtlanan başka bir hesap hakkında aynı olgu kabulü yapılamaz. Buna karşılık önceki güne ait valör, gerçek aktarımın o gün gerçekleştiğinin yerine geçmez. Karar ayrıca Türkiye’deki bankanın kendi sözleşmesel davranışından doğabilecek her özel hukuk iddiasını topluca reddeden bir hüküm değildir.

İflas masasına başvuru ile idarenin hizmet kusuru davası aynı yol mu?

AYM kararındaki önemli bir usul ayrıntısı, idarenin ileri sürdüğü başvuru yollarının tüketilmemesi itirazıdır. Bakanlık görüşünde, alacağın iflas masasına kaydettirilmesi ve sıra cetveli sürecinin izlenmesi gerektiği savunulmuştu. AYM ise başvurucuların bu dosyada bankanın özel hukuk borcunu değil, BDDK’nın denetim görevinden kaynaklandığı ileri sürülen hizmet kusurunu dava ettiklerini belirtti. Özel hukuk alacağının tahsiline yönelik yolun, bu kamu sorumluluğu iddiası için etkili yol oluşturmadığını kabul ederek söz konusu itirazı yerinde görmedi. Alpaslan Atalay ve Menderes Dinler, §§ 43 ve 46–47.

Bu nedenle kararın “iflas masasına başvurulmadığı için reddedildi” şeklinde özetlenmesi yanlıştır. Bunun tersi olan “iflas masasına başvurmaya hiçbir dosyada gerek yoktur” sonucu da çıkarılamaz. Başvurunun konusu banka alacağının tasfiye içinde tahsili ise ilgili tasfiye ve sıra cetveli süreci önemini korur.

Offshore uyuşmazlığında talebe göre ayrılan inceleme
İstenen sonuçÖnce belirlenmesi gerekenAyrı tutulacak mesele
Hesaptaki paranın borçlu bankadan tahsiliBorçlu tüzel kişi, hesap ve varsa geçerli tasfiye kaydı.Yabancı bankanın borcu sırf grup ilişkisiyle Türkiye’deki bankanın borcu olmaz.
Türkiye’deki bankanın kendi kusurlu işlemi nedeniyle tazminatTalimat, bilgi ve taahhütler, gerçekleşen işlem, kusur veya sorumluluk sebebi, zarar ve illiyet.Yabancı hesap alacağı ile bankanın kendi sorumluluğu ayrı temellendirilir.
İdarenin hukuka aykırı işlemi veya hizmet kusuru nedeniyle giderimHangi idarenin hangi yükümlülüğü, işlem veya ihmali; öğrenme, başvuru ve dava safahatı.Özel hukuk tahsil yolu ile idari yargıdaki sorumluluk talebi aynı değildir.
Mevduat sigortasından ödemeOlaya uygulanan güvence düzenlemesi ve gerçek yurt içi hesap/transfer durumu.Offshore cüzdanı veya geriye valör tek başına sigortalı mevduat yaratmaz.

5667’de offshore hesaplardan söz edilmesi ödeme hakkı mı veriyor?

Offshore hesaplara ilişkin vergi düzenlemesi, offshore anaparanın devletçe ödenmesi düzenlemesi değildir. 5667 sayılı Kanunun esas ödeme konusu karşılıksız DİBS işlemleridir. Geçici 1. maddenin ikinci fıkrası ise belirli offshore hesaplardan elde edilen menkul sermaye iradına ilişkin, maddede belirtilen tarihler ve başvuru koşulları içinde kalan kamu alacakları için erteleme ve terkin hükümleri içerir.

Güncel birleştirilmiş metinde, şartları karşılayan ve tecil edilmiş kamu alacaklarının 31 Aralık 2013 itibarıyla terkini; daha önce tahsil edilmiş tutarların ise bu hüküm uyarınca iade edilmemesi düzenlenmiştir. Bu tarihsel vergi kolaylığını “offshore paraları TMSF güvencesine alındı” şeklinde okumak doğru değildir. Aynı hükmün bir hesap için vergi bakımından sonuç doğurması, hesap alacağının borçlusunu veya sigorta kapsamını değiştirmez. 5667 sayılı Kanun, geçici m. 1/2.

Bugün eski bir offshore hesabı için yeniden işlem yapılabilir mi?

Yalnız olayın eski olması veya bir emsal bulunması üzerinden cevap verilemez. Hiç dava açılmamış bir hesapla, kesin ret kararı bulunan bir dosya; alacağı tasfiyede kabul edilmiş kişiyle, gerçek transferi tartışmalı kişi aynı durumda değildir. Eski işlemin tabi olduğu hukuk, ilgili geçiş hükümleri, daha önceki başvuru ve davaların sürelere etkisi, kesin hüküm ve fiilî ödemeler birlikte incelenmelidir.

Yeni bir emsal karar bulunması veya aynı talebin idareye yeniden gönderilmesi, daha önce geçmiş dava açma ve kanun yolu sürelerini kendiliğinden canlandırmaz. Yargılamanın yenilenmesi veya kesin hüküm sonrasında başka bir yol düşünülüyorsa, o yolun özel ve sınırlı şartları ayrıca gösterilmelidir. AYM başvurusu da ilk defa alacağı hesaplatıp tahsil etmek için kullanılacak olağan bir dava değildir.

İncelemeye getirilecek dosyada cüzdanın bütün sayfaları, açılış sözleşmesi, transfer talimatları ve dekontlar; bankanın veya idarenin cevapları; iflas veya tasfiye bildirimleri; dava ve kanun yolu kararları ile tebliğ kayıtları bulunmalıdır. Mirasçı başvuruyorsa hesap sahibinin ölüm tarihi ve mirasçılık belgeleri de eklenir. Mirasın geçişi, daha önce doğmuş süre ve kesin hüküm sorunlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Sık sorulan sorular

Parayı Türkiye’deki şubeye verdim; bu hiç önem taşımıyor mu?

Önem taşır. Kimin adına tahsil edildiği, hangi talimata dayanıldığı, nasıl bilgilendirme yapıldığı ve para akışı bu kayıtlarla belirlenir. Ancak fizikî teslim yeri tek başına borçlunun veya mevduat sigortasının belirlenmesine yetmez.

3 Temmuz 2003 tarihli cüzdan varsa transfer ispatlanmış olur mu?

Mutlaka değil. AYM’nin incelediği dosyalarda önceki güne valör verilmiş cüzdanlara rağmen gerçek işlemin 4 Temmuz’da yapıldığı kabul edilmiştir. Talimat, LOG ve karşılıklı hesap hareketleri birlikte değerlendirilmelidir.

Offshore hesabım için DİBS ödemesine başvurabilir miyim?

Sırf offshore hesabı bulunması yeterli değildir. 5667’nin esas ödeme yolu, kapsamındaki karşılıksız DİBS işlemine dayanır. Aynı kişide ayrı bir DİBS işlemi varsa o işlem kendi kayıtlarıyla incelenir; offshore vergi hükmü ödeme hakkının yerine geçmez.

TMSF’ye başvuru bütün davaların yerini tutar mı?

Hayır. Sigorta işlemi, bankadan özel hukuk alacağı, belirli tasfiye işlemi ve idarenin hizmet kusuru farklı hukuki meselelerdir. Doğru muhatap ve usul, hangi hakkın hangi olguyla ileri sürüldüğüne göre belirlenir.

Karşılıksız bono belgesi bulunanlar için İmar Bankası DİBS ve Hazine bonosu ödemeleri; aynı dönemdeki banka devirleri ve hesap türleri için 2001 bankacılık krizinde mevduat ve hissedar hakları incelenebilir. Olaylar arası karşılaştırma Türkiye’de yatırım krizleri rehberinde yer alır.

Kararlar ve mevzuat

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.