Sazan Sarmalı Kararı: Birbiriyle Görüşmeyen İki Taraf Arasında Sözleşme Kurulmaz — Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4433, K. 2026/1482

Karar incelemesi kapak görseli: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4433, K. 2026/1482 sayılı kararında sazan sarmalında kandırılan ve birbiriyle hiç görüşmeyen iki taraf arasında sözleşme kurulmadığı kabul edildi
Kararın özeti Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 23.03.2026 tarihli, E. 2025/4433, K. 2026/1482 sayılı kararıyla, 40.000 doları dijital paraya çevirtmek için elden teslim eden davacının, dijital parayı dolandırıcının bildirdiği hesaba gönderen aracıya karşı açtığı ayıplı hizmet davasının reddini onadı; karar kesinleşti. İlk derece mahkemesinin “sazan sarmalı” dediği, dolandırıcının iki tarafa ayrı ayrı ulaştığı bu kurguda Daire, taraflar birbiriyle görüşmediği ve iradeleri uyuşmadığı için sözleşme kurulmadığını, yazışmalarını hiçbir dosyaya sunmayan davacının sözleşmeyi ispatlayamadığını kabul etti. (Ekim 2026 itibarıyla.)

Son güncelleme: · İlk yayın: 19.10.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula

Sazan sarmalında zarar gören kişinin ilk refleksi, yüzünü gördüğü tek kişiye dava açmaktır. Bu dosyada da öyle oldu. Yabancı uyruklu davacı, 40.000 doları kripto parayla değerlendirmek için önce “dijital dolara” çevirmek istedi, bir uygulamada tanıştığı kişinin yönlendirmesiyle parayı davalıya elden teslim etti ve dijital para hesabına hiç gelmedi. Davalı ise aynı kişinin kendisine müşteri olarak ulaştığını ve dijital parayı onun gösterdiği hesaba gönderdiğini söyledi. Üç mahkeme de davayı reddetti; ilk derece mahkemesine göre ortada iki aldatılmış taraf vardı, üst mahkemelere göre ise aralarında sözleşme yoktu.

08.10.2026’da UYAP Bedesten’de yapılan aramada “sazan sarmalı” ifadesi, yayımlanmış Yargıtay kararları arasında yalnız bu kararda çıktı. Sonuç mağdur aleyhine olsa da kararın dersi, mağdurun hiçbir şey alamayacağı değildir; davanın kime ve hangi hukuki sebebe dayanarak açıldığı ile dolandırıcıyla yazışmaların hiçbir dosyaya sunulmaması sonucu belirlemiştir. Karardaki cümleler UYAP Mevzuat ve İçtihat veri tabanındaki metinden birebir aktarılmıştır. — Av. Ahmet Karaca

Karar künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4433, K. 2026/1482

Karar künyesi
MahkemeYargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas / Karar NoE. 2025/4433 · K. 2026/1482
Karar tarihi23.03.2026 (oy birliği)
Dava türüTüketici davası: ayıplı hizmet iddiasına dayalı alacak; dövizin kur karşılığı 760.000 TL ve dava tarihinden yasal faiz
İlk derece ve istinaf zinciri… 4. Tüketici Mahkemesi E. 2023/162, K. 2024/408 (ret) → … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi K. 2025/664 (istinaf başvurusunun esastan reddi) → Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (onama). Şehir adları ve istinaf esas numarası kaynakta anonimdir.
Ceza soruşturmasıSavcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; soruşturma numarası ve tarihi karar metninde yok
SonuçBölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK m.370/1 uyarınca onanması; temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan peşin harcın iadesi
Kanun yolu / kesinleşmeYargıtay onamasıyla kesinleşmiştir
Resmî kaynakUYAP Mevzuat ve İçtihat (Bedesten), belge no 1216653200 — mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/1216653200
DoğrulamaKünye, 08.10.2026’da UYAP Bedesten kaydı ve kararın tam metniyle eşleştirildi.
Öne çıkanlar
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (E. 2025/4433, K. 2026/1482, 23.03.2026), 40.000 doları dijital paraya çevirtmek için elden teslim eden kişinin, dijital parayı dolandırıcının hesabına gönderen aracıya açtığı 760.000 TL’lik ayıplı hizmet davasının reddini onadı.
  • İlk derece tüketici mahkemesi, iki tarafın da “sazan sarmalı denilen dolandırıcılık ağına” düştüğünü ve dolandırıcının her birine kendini ve yapılacak işi farklı tanıttığını tespit etti.
  • Daireye göre taraflar yüz yüze ve mesajla görüşmediği, iradeleri uyuşmadığı için aralarında sözleşme kurulmadı; 6502 sayılı Kanun m.13’teki ayıplı hizmet iddiası sözleşme olmadan dayanaksız kaldı.
  • Davacının dolandırıcıyla yazışmalarını ne kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanan soruşturma dosyasına ne dava dosyasına sunmaması, Yargıtay gerekçesinde ayrıca vurgulandı.
  • Karar yalnız iyi niyetli aracıya yöneltilen davayı çözer; dolandırıcıya ya da dijital paranın gittiği hesabın sahibine karşı haksız fiil (TBK m.49) veya sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) talebi hakkında hüküm kurmaz.
  • 08.10.2026’da UYAP Bedesten’de yapılan tam ibare aramasında “sazan sarmalı” ifadesi yayımlanmış Yargıtay kararları arasında yalnız bu kararda çıktı; istinaf ve ilk derece hukuk kararlarında sonuç vermedi.

Sazan sarmalı veya P2P üçgen dolandırıcılığıyla karşılaştıysanız Av. Ahmet Karaca’ya ulaşabilirsiniz:

WhatsApp E-posta

Sazan sarmalı nedir, bu dosyada nasıl kuruldu?

Sazan sarmalı (dolandırıcının birbirini tanımayan iki iyi niyetli kişiye ayrı ayrı ulaşıp her birine farklı bir hikâye anlattığı ve ikisinin edimlerini kendi hesabına yönlendirdiği kurgu), kanunda adı geçmeyen ama uygulamada bu adla anılan bir dolandırıcılık biçimidir. Taraflardan biri parayı verir, diğeri karşılığını gönderir; karşılık ise dolandırıcıya gider. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m.157 dolandırıcılığı “onun veya başkasının zararına” yarar sağlamak olarak tanımladığı için aldatılan kişi ile zararı üstlenen kişinin farklı olması suçun oluşmasını engellemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2025/4433, K. 2026/1482 sayılı kararında ifade, ilk derece tüketici mahkemesinin gerekçesinde geçer.

Bu dosyada dolandırıcı, bir uygulama üzerinden davacıya komisyonla nakdi dijital paraya çeviren bir tanıdığı olduğunu söylemiş; davalıya da ulaşıp dijital hesabına yatırılmak üzere 40.000 dolar göndereceğini bildirmiştir. İlk derece mahkemesinin özetine göre davalı, paranın dolandırıcıya ait olduğuna ve bir arkadaşının getireceğine inandırılmıştı. İki tarafın dilekçelerindeki anlatım şöyledir:

KonuDavacının anlatımı (dava ve temyiz dilekçesi)Davalının anlatımı (cevap dilekçesi; ilk derece özeti)
Dolandırıcı kim olarak tanıtıldı?Uygulamada tanışılan, komisyonla çeviri yapan bir tanıdığı olduğunu söyleyen kişiUygulama üzerinden ulaşan ve dijital hesabına para yatırtmak isteyen müşteri
Para kimindi?Davacının 40.000 dolarlık birikimiDolandırıcının arkadaşı aracılığıyla getirttiği para
Dijital para nereye gidecekti?Davacının kendi nam ve hesabına; başka hesaba gönderme talimatı verilmediDolandırıcının bildirdiği dijital hesaba
Teslimde ne oldu?Davacı davalıyı ilk kez orada gördü, parayı teslim ettiPara sayıldı, tamamının alındığı bildirilince komisyon kesilerek gönderim yapıldı
SonuçDijital para davacının hesabına gelmediDavalının işlemi bildirilen hesaba havale etmekten ibaretti

Tablo, uyuşmazlığın düğümünü gösterir: iki taraf aynı parayı el değiştirirken bambaşka iki işlem yaptıklarını düşünüyordu. İlk derece mahkemesi ayrıca “davacının Türkçe bilmediğinden yine dolandırıcının iş bu durumdan faydalandığı” tespitini yaptı. Aynı mantığın P2P kripto ticaretindeki rolleri ve önlemleri için P2P üçgen dolandırıcılık ve üçüncü kişi ödemesi rehberine bakabilirsiniz.

Davacı aracıdan ne istedi, aracı nasıl savundu?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği sazan sarmalı dosyasında davacı, dijital parayı kendi hesabı yerine başkasının hesabına gönderen davalının ayıplı hizmet (6502 sayılı Kanun m.13’e göre taraflarca kararlaştırılan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımadığı için sözleşmeye aykırı olan hizmet) sunduğunu ileri sürdü ve dövizin kur karşılığı olan 760.000 TL’yi dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle istedi. Davalı ise davacıyla hiçbir hizmet sözleşmesi kurmadığını, sözleşme yokken ayıplı hizmetten söz edilemeyeceğini ve yalnız kendisine bildirilen hesaba dijital para gönderdiğini savundu. Dava tüketici mahkemesinde görüldü.

Davalı vekili ayrıca davacının ceza soruşturmasında dolandırıcıyla konuşma dökümünü vermediğini ve “davacı ile … isimli kişinin birlikte hareket etme ihtimallerinin de bulunduğunu” ileri sürdü. Mahkemeler bu iddiayı benimsemedi; ilk derece mahkemesi davacıyı da dolandırılan taraf olarak gördü. Davacı ise temyizde, davalının kuyumcular çarşısında kendi dükkânı varken dolandırıcıyla anlaşarak kendisini işle ilgisi olmayan bir döviz bürosuna yönlendirdiğini, konudan habersiz veznecilerle muhatap ettiğini ve parasına el koyduğunu ileri sürdü. Bu iddia davalı ile dolandırıcı arasında bir bağ gerektiriyordu; ilk derece mahkemesi böyle bir irtibatın ispatlanamadığını belirlemişti.

Üç mahkeme davayı hangi gerekçeyle reddetti?

Tüketici mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay, 40.000 dolarlık sazan sarmalı davasını aynı sonuçla ama farklı vurgularla reddetti. İlk derece mahkemesi meseleyi hizmet kusuru üzerinden ele aldı ve davalının işlemlerini olağan buldu. Bölge adliye mahkemesi sözleşmenin hiç kurulmadığını ve davacının bunu yazılı delille ispatlayamadığını söyledi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise irade beyanı, icap ve kabul kavramlarını açıklayarak istinaf kararını HMK m.370/1 uyarınca onadı. Aşağıdaki tablo her aşamanın belirleyici gerekçesini gösterir.

AşamaKararBelirleyici gerekçe
… 4. Tüketici Mahkemesi, E. 2023/162, K. 2024/408Davanın reddiİki taraf da sazan sarmalına düştü; dolandırıcı ile davalı arasında irtibat ispatlanamadı; davalının işlemleri hayatın olağan akışına ve uygulamaya uygun; hizmet kusuru yok
… BAM 13. Hukuk Dairesi, K. 2025/664İstinaf başvurusunun esastan reddiDavalı meslek faaliyeti kapsamında iş yaptığından tüketici mahkemesi görevli; taraflar görüşmedi; davalı paranın gerçekte kime ait olduğunu bilmiyordu; iradeler uyuşmadı, sözleşme kurulmadı; sözleşme yazılı delil ve delil başlangıcıyla ispatlanamadı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4433, K. 2026/1482Onama, oy birliğiDavacı yazışmalarını soruşturma ve dava dosyasına sunmadı; iradeler uyuşmadı; sözleşme kurulmadı ve yasal delillerle ispat edilemedi

Tablo okunurken şu ayrıma dikkat edin: ilk derece mahkemesi davalının hizmet kusurunu tespit edemedi; üst mahkemeler ise kusur tartışmasından bir adım önce, sözleşmenin varlığında durdu. Sazan sarmalı tespiti ilk derece mahkemesine aittir:

“davacı ile davalının sazan sarmalı denilen dolandırıcılık ağına düştükleri, kendilerini dolandıran … isimli kullanıcının hem davacıya hem davalıya ayrı ayrı ulaşarak kendini ve yapılacak işi farklı şekilde tanıttığı”İlk derece mahkemesinin gerekçesi, Yargıtay 3. HD E. 2025/4433, K. 2026/1482 kararındaki özetten

Bölge adliye mahkemesine göre davalı, paranın gerçekte getiren kişiye ait olduğunu, işlemin davacı adına yapılacağını ve dijital paranın getirenin hesabına gideceğini bilmiyordu; bu nedenle “davacının iradesi ile davalının iradesi tam olarak uyuşmadığından taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğundan söz edilemeyeceği” sonucuna vardı.

Yargıtay’a göre iki taraf arasında sözleşme neden kurulmadı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre sözleşme, iki tarafın birbirine yönelttiği ve birbirine uyan irade açıklamalarıyla kurulur; sazan sarmalında ise iki tarafın iradesi birbirine değil, dolandırıcıya yönelmişti. Davacı, kendi adına çeviri yapacak bir aracıyla anlaştığını sanıyordu. Davalı, dolandırıcının siparişini yerine getirdiğini ve parayı onun arkadaşından aldığını düşünüyordu. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.1/1’e göre “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” İradeler hiç karşılaşmadığı için Daire, aralarında sözleşme bulunmadığı sonucuna vardı.

Daire, icap (sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren ve karşı tarafa yöneltilen öneri) ile kabul (öneriye uygun olarak sözleşmeyi kurma arzusunu kesin biçimde ifade eden karşılık) arasındaki ilişkiyi öğretiye atıfla şöyle özetledi:

“Bir tarafın bir şeyi teklif etmesi (icap-öneri) ve karşı tarafın onu kabul etmesi (kabul) ile sözleşme kurulur.”Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4433, K. 2026/1482, 23.03.2026

Gerekçede irade açıklamasının örtülü de olabileceği hatırlatıldı (Daire mülga 818 sayılı Kanunun m.1/II hükmünü andı; bugünkü karşılığı TBK m.1/2) ve “Zımni irade beyanı ise, iradenin varlığını gösteren davranışı ifade eder.” denildi; TBK m.4’teki hazır olanlar arasında öneri kuralı da anıldı. Davacının elindeki en güçlü olgu, davalının parayı bizzat onun elinden almasıydı. Daire, bu davranışın davalı açısından dolandırıcının arkadaşından teslim alma anlamına geldiğini ve davacıya yönelik bir kabul içermediğini kabul etmiş görünüyor. Somut olaya uygulama tek cümledir:

“davacı ile davalı birbiriyle yüz yüze ve mesajla görüşmediği, her ikisinin … kullanıcı rumuzlu … kullanıcısı ile irtibat halinde olduğu, davacının iradesi ile davalının iradesi tam olarak uyuşmadığı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmadığı, sözleşme ilişkisi davacı tarafça yasal delillerle ispat edilemediği”Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4433, K. 2026/1482, 23.03.2026

Yazışmaları sunmamak davayı nasıl kaybettirdi?

Yazışmaların sunulmaması, sazan sarmalı davasında davacının anlatımını destekleyecek tek yazılı izi dosyanın dışında bıraktı. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.190’a göre ispat yükü, vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraftadır; sözleşmeye dayanan davacı sözleşmeyi ispatlamak zorundadır. HMK m.200’e göre belirli bir değeri aşan hukuki işlemler senetle ispat edilir; metindeki 2.500 TL’lik sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve HMK Ek m.1/2 uyarınca işlemin yapıldığı tarihteki miktar esas alınır. 40.000 dolarlık bir işlem bu sınırın çok üzerindedir. Daire, yazışma eksikliğini somut olaya uygulama cümlesinin en başına koydu:

“savcılık tarafından yürütülen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen soruşturma dosyasına ve dava dosyasına davacının … kullanıcı adlı … hesabı kullanıcısı ile yapmış olduğu görüşmelere ilişkin ekran çıktılarını ve yazışmalarını sunmadığı”Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4433, K. 2026/1482, 23.03.2026

Burada ince bir usul noktası var. HMK m.202/2 delil başlangıcını (senetle ispat gereken hâllerde tanık dinlenmesine kapı açan belge) “kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge” olarak tanımlar. Dolandırıcıyla yazışmalar davalıdan gelmediği için tek başına davalıya karşı delil başlangıcı sayılmayabilirdi. Yine de HMK m.199 elektronik verileri belge sayar ve bu yazışmalar dolandırıcının davalıyı nasıl tanıttığını, ikisi arasında bir bağ olup olmadığını ve “birlikte hareket” iddiasının dayanaksızlığını gösterebilirdi. Savcılığa da verilmedikleri için ceza soruşturması en elverişli malzemeden yoksun kaldı.

Sazan sarmalında parayı kim öder, dava kime açılmalı?

Sazan sarmalında kanun, zararı kendiliğinden iyi niyetli karşı tarafa yüklemez; zarar, sorumluluğu ispatlanan kişiye yöneltilebilir. Sorumluluğun ilk adresi dolandırıcıdır (TBK m.49 haksız fiil). İkinci adres, dijital paranın ya da paranın ulaştığı hesabın sahibidir: bu kişi haklı bir sebep olmadan zenginleştiyse TBK m.77’ye göre zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; bilerek hesabını kullandırdıysa haksız fiilden de sorumlu olabilir. İyi niyetli aracıya karşı davanın ise onunla kurulmuş bir sözleşme, kusuru ya da dolandırıcıyla bağlantısı ispatlanmadıkça sonuç vermesi güçtür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararı yalnız bu son ihtimali reddetti.

MuhatapHukuki dayanakNe ispatlanmalı?Bu dosyadaki durum
DolandırıcıTBK m.49 (haksız fiil); suç olarak TCK m.157–158Kimlik, hileli davranış, zarar ve illiyetKararda yalnız rumuzla anılıyor; soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapandı
Dijital paranın gönderildiği hesabın sahibiTBK m.77 (sebepsiz zenginleşme); bilerek katıldıysa TBK m.49Değerin o hesaba geçtiği ve elde tutmak için haklı sebep bulunmadığıDavada taraf değildi; hesabın kime ait olduğu kararda yok
İyi niyetli aracı (davalı)6502 m.13 (ayıplı hizmet, sözleşme şart) veya kusura dayalı sorumlulukDavacıyla sözleşme, kusur ya da dolandırıcıyla bağlantıSözleşme ve bağlantı ispatlanamadı; dava reddedildi ve kesinleşti

Tablodan çıkan sonuç, davanın kime ve hangi sebebe dayanarak açıldığının sonucu doğrudan belirlediğidir. Bu dosyada davacıyı yenen, taraflar arasında sözleşme bulunmadığı tespitiydi; oysa sözleşmenin bulunmaması sebepsiz zenginleşmenin başlangıç noktasıdır. TBK m.77/2’ye göre yükümlülük “özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda” doğar. Bu yol da aracıya karşı kolay değildir: TBK m.79/1’e göre zenginleşen, elinden çıktığını ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri verir ve davalı dijital parayı dolandırıcıya gönderdiği için bu savunmayı ileri sürebilirdi; üç kişili ilişkilerde edimin kime yapılmış sayılacağı da öğretide tartışmalıdır. Kararda bu yol tartışılmadı. Hâkim hukuku resen uygular (HMK m.33), ama ileri sürülmeyen vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz (HMK m.25); kararın özetine göre davacı talebini sözleşme, talimat ve ayıplı hizmet vakıalarına dayandırmıştı.

Av. Ahmet Karaca’ya göre, bu dosyada davayı kaybettiren sazan sarmalının kendisi değil; davanın karşılığını dolandırıcıya göndermiş iyi niyetli aracıya ve sözleşmeye dayandırılması, sözleşmeyi gösterebilecek tek iz olan yazışmaların da hiçbir dosyaya konmamasıdır.

Parayı alan hesap sahibine açılan davalarda sonuç farklı mı?

Evet; yatırım vaadiyle kandırılan kişinin parasının girdiği hesabın sahibine karşı açılan ve yazışma ile dekontla desteklenen davalarda mahkemeler ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verdi, bir dosyada da sebepsiz zenginleşme talebini kabul etti. Bu dosyaların ortak noktası, parayı alan şirketin kendisini kripto alım satımı yapan bir aracı olarak tanıtması ve paranın tether’e çevrilip davacının cüzdanına gönderildiğini savunmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararıyla çelişmezler; çünkü hem muhatap hem dayanak hem de delil durumu farklıdır.

MerciTarihE. / K.Kime karşı, ne istendi?SonuçFark
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi23.03.20262025/4433 – 2026/1482Dijital parayı dolandırıcıya gönderen aracı; ayıplı hizmetRet onandı; kesinYazışma sunulmadı; aracı ile sözleşme ve bağlantı yok
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi21.11.20242022/852 – 2024/767Paranın gönderildiği şirket; sebepsiz zenginleşme, 700.000 USDKabul; istinaf yolu açık olarak verildi, kesinleştiğine dair bilgiye ulaşılamadıŞirket tether teslimini ve davacının talimatını belgeleyemedi
İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi23.03.20232023/522 – 2023/491Aynı dosyada hesaptaki 700.000 USD’ye ihtiyati tedbirTedbire itirazın reddi yerinde bulundu; kesinDekont, WhatsApp yazışmaları ve soruşturma dosyası birlikte değerlendirildi
Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi06.03.20232023/317 – 2023/393 ve 2023/365 – 2023/382Parayı alan şirketler; hile iddiasına dayalı alacak için ihtiyati hacizİhtiyati haciz kabul edildi; kesinWhatsApp yazışmaları ve dekontlar yaklaşık ispat için yeterli görüldü

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, kripto satın alındığını ispat edemeyen hesap sahibi yönünden paranın “herhangi bir hizmet ve sebebi olmaksızın gönderilen para niteliğine dönüştüğü” sonucuna vararak TBK m.77’yi uyguladı. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, yazışma ve dekontlarla “alacağın varlığı hususu yaklaşık olarak ispatlandığı” kanaatine ulaştı. Ceza tarafında Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/3673, K. 2024/10848 sayılı kararında, paranın kripto para karşılığı olduğunu düşündüğünü ve yüzde 3 gibi düşük bir komisyon aldığını ileri süren sanık hakkında TCK m.158/1-l’den kurulan mahkûmiyeti onadı (sahte polis dolandırıcılığı Yargıtay kararı incelemesi). İade ve tazminat kalemleri için P2P uyuşmazlıklarında iade ve tazminat rehberine bakabilirsiniz.

Ceza soruşturması neden hukuk davasından önce gelir?

Sazan sarmalında parayı geri getirebilecek bilgiler, yani dolandırıcının kimliği ve dijital paranın gittiği hesabın sahibi, çoğu zaman yalnız savcılığın isteyebileceği kayıtlardadır. Bu dosyada nakit elden teslim edildiği için bankada para izi yoktu; tek iz, davalının dolandırıcının bildirdiği hesaba yaptığı dijital gönderimdi. Gönderim bir blokzincir ağında yapıldıysa işlem kaydı çoğu ağda herkese açık defterde durur ve alıcı adresten değerin hangi kripto varlık hizmet sağlayıcısına aktığı izlenebilir; borsa içi transferse kayıt o borsadadır. Bu kayıtları istemek ve hesap üzerinde el koyma gibi koruma tedbirlerine başvurmak ceza soruşturmasının araçlarıdır.

Somut dosyada savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi; gerekçesi ve kimin hakkında verildiği Yargıtay metninde yok. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.173/1’e göre suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir; m.173/2 itiraz dilekçesinde olayların ve delillerin belirtilmesini ister. İtirazın kurulması için kripto dolandırıcılığında takipsizlik itirazı yazısına, Yargıtay’ın rıza ve basit yalan gerekçesine bakışı için takipsizlik kararı incelemesine bakabilirsiniz.

Dolandırıcı davacıya bir uygulama üzerinden ulaştığı için TCK m.158/1-f’deki “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” işlenen nitelikli dolandırıcılık gündeme gelebilir; nitelendirme savcılığın ve mahkemenin takdirindedir. Ceza yolunun hukuk davasına bir getirisi de var: TBK m.72/1’e göre tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır.

Aynı olay bugün yaşansaydı neler değişirdi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği davanın tüketici mahkemesindeki esas numarası (2023/162), davanın 2023’te açıldığını gösterir; olay, kripto varlıkları Sermaye Piyasası Kanunu’na bağlayan 26.06.2024 kabul tarihli 7518 sayılı Kanundan önce yaşanmıştır. Bugün aynı olay yaşansaydı sözleşmenin kurulmasına ilişkin kurallar ve senetle ispat zorunluluğu aynı kalırdı; ama aracının izin durumu, hesabını kullandıran kişinin cezası ve görevli ceza mahkemesi farklı kurallara tabi olurdu.

  • Tanım ve izin: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) m.3/1-bb kripto varlığı “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar” olarak tanımlar. SPKn m.35/B/1’e göre KVHS (kripto varlık hizmet sağlayıcı) kuruluşu ve faaliyeti SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) iznine bağlıdır. Nakit karşılığında komisyonla kripto varlık gönderen aracının bu çerçevedeki konumu, bugün ilk sorulacak sorulardandır.
  • Hesabını kullandıranlar: 7589 sayılı Kanunla (RG 31.07.2026, sayı 33326) TCK m.158’e eklenen 4. fıkraya göre suça iştirak, banka veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlıysa ceza yarı oranında indirilir; ceza kalkmaz. Ayrıntı TCK 158/4 rehberinde.
  • Görevli mahkeme: 7571 sayılı Kanunun 12. maddesiyle “nitelikli dolandırıcılık (m. 158)” ibaresi 5235 sayılı Kanunun 12. maddesinden çıkarıldı; 25.12.2025’ten itibaren açılan nitelikli dolandırıcılık davaları asliye ceza mahkemesinde görülür.
  • Senetle ispat sınırı: 7550 sayılı Kanunla değişik HMK Ek m.1/2, sınırın uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktarı esas alır.

Kararın güçlü ve tartışmalı yönleri

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin sazan sarmalı kararının en güçlü yönü, dolandırıcının aldattığı iyi niyetli bir aracıyı, kendisiyle hiç iletişim kurmamış bir kişiye karşı sözleşmeden sorumlu tutmamasıdır. Sözleşmenin kurulmasını iradelerin uyuşmasına bağlayan TBK m.1 çizgisi korunmuştur. Karar ispat yükünü hatırlatır ve yazışmaların ne savcılığa ne mahkemeye sunulmamasını vurgulayarak ceza ve hukuk dosyaları arasındaki bağı görünür kılar. P2P satıcıları ve döviz-kripto aracıları için de öngörülebilir bir ölçüt koyar.

  • Özen yükümlülüğü incelenmedi: Davalı parayı davacının elinden aldı. Türkçe bilmeyen ve 40.000 doları kendisi getiren kişiye paranın kime ait olduğunu sormamak, mesleki faaliyet yürüten bir aracıdan beklenen özenle bağdaşır mı? İlk derece mahkemesi işlemleri “hayatın olağan akışına ve uygulamaya da uygun” bulmakla yetindi.
  • Görev ve sözleşme: Bölge adliye mahkemesi tüketici mahkemesini görevli sayarken sözleşme kurulmadığını da kabul etti. 6502 sayılı Kanun m.73/1 görevi “tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” da tanıdığı için bu ikisi çelişmez; yine de gerekçede açıklanmadı.
  • Kısa uygulama: Daire icap, kabul ve örtülü irade kavramlarını ayrıntılı anlattı, ama elden teslimin neden örtülü kabul sayılmadığını ayrıca açıklamadı; somut olaya uygulama tek cümleden ibaret kaldı.
Av. Ahmet Karaca’ya göre, sazan sarmalında ilk iş iyi niyetli karşı tarafa dava açmak değil; dijital paranın gittiği adresi veya hesabı tespit ettirip savcılıktan bu hesap üzerinde işlem yapılmasını istemektir, çünkü geri alınabilecek bir değer varsa o hesaptadır.

Sazan sarmalına düşen kişi ve karşı taraf ne yapmalı?

Sazan sarmalına düşen kişi önce delili korumalı ve savcılığa başvurmalı, hukuk davasını ise doğru muhataba ve doğru hukuki sebebe dayandırmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararı, sözleşmeye dayanan ve yazışmalarla desteklenmeyen bir davanın iyi niyetli aracıya karşı sonuç vermediğini gösterir. Dijital paranın gittiği hesabın sahibi belirlenmeden açılan hukuk davası çoğu zaman değeri dolandırıcıya geçmiş iyi niyetli kişiye yönelir. Aşağıdaki sıra, kararda görülen eksiklikleri kapatmaya yöneliktir.

  1. Yazışmaların tamamını dışa aktarın — Konuşmaları ekran görüntüsünün yanında uygulamanın dışa aktarma özelliğiyle, tarih ve saatleriyle saklayın; kullanıcı adı, profil ve telefon numaralarını kaydedin.
  2. Teslimi belgeleyin — Yeri, saati, orada bulunanları ve varsa makbuzu not edin; kamera kayıtlarının korunmasını savcılıktan vakit kaybetmeden isteyin.
  3. Dijital gönderimin kaydını isteyin — Gönderimin tarihi, tutarı, alıcı adresi veya hesabı ve işlem kimliği, paranın gittiği yeri gösteren tek izdir; savcılıktan talep edin.
  4. Suç duyurusunu delille yapın — Alıcı hesap bir KVHS’deyse kimlik bilgisi ve hesap hareketlerinin istenmesini ve el koyma tedbirini talep edin.
  5. Takipsizliğe süresinde itiraz edin — CMK m.173/1’deki iki haftalık süre tebliğden başlar; itirazda delilleri açıkça gösterin.
  6. Hukuk davasının muhatabını seçin — Paranın ulaştığı hesabın sahibine sebepsiz zenginleşme (süre: TBK m.82) veya haksız fiil (süre: TBK m.72) davası açın; para hesapta duruyorsa ihtiyati tedbir (HMK m.389) veya ihtiyati haciz (İİK m.257) isteyin. Ayrıntı kripto dolandırıcılığında ihtiyati haciz rehberinde.
Sık yapılan hata: Parayı elden alan iyi niyetli kişiyi tek davalı yapmak ve davayı ayıplı hizmet iddiasıyla sözleşmeye dayandırmak. Bu dosyada tam olarak bu yol denendi ve dava üç derecede reddedildi.

Hesabına üçüncü kişinin parası gelen P2P satıcısı veya nakit karşılığı kripto gönderen aracı için de ders açıktır. Bu dosyada davalıyı koruyan, davacıyla hiç iletişim kurmamış olması, işleminin olağan bulunması ve dolandırıcıyla bağlantısının ispatlanamamasıydı; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında ise kripto teslimini belgeleyemeyen hesap sahibi sebepsiz zenginleşmeden sorumlu tutuldu. Ödeyen ile siparişi veren kişinin aynı olup olmadığını kontrol edin, işlem kaydını ve yazışmaların tamamını saklayın. Hesabı bloke edilen iyi niyetli kişinin yolu için aracı hesap blokesi rehberine bakabilirsiniz.

Doğru bilinen yanlışlar

“Yargıtay, sazan sarmalı mağdurunun parasını geri alamayacağına karar verdi.”

Kesin cevap: Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2025/4433, K. 2026/1482 sayılı kararı yalnız davacı ile iyi niyetli aracı arasında sözleşme kurulmadığını ve ayıplı hizmet talebinin ispatlanamadığını söyler. Dolandırıcıya veya dijital paranın gittiği hesabın sahibine karşı haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme talepleri hakkında hüküm kurmaz.

“Parayı elden teslim alan kişi her durumda geri ödemek zorundadır.”

Kesin cevap: Hayır. Teslim alan kişi parayı dolandırıcının arkadaşından aldığını düşünüp karşılığını gönderdiyse davacıyla arasında sözleşme kurulmamış olabilir. Sorumluluk, sözleşmenin, kusurun veya dolandırıcıyla bağlantının ispatına bağlıdır; sebepsiz zenginleşmede TBK m.79’daki elden çıkma savunması da gündeme gelir.

“Ekran görüntüsü mahkemede delil sayılmaz.”

Kesin cevap: Sayılır. HMK m.199 elektronik ortamdaki verileri belge kabul eder. Değeri, kimden geldiğine ve bütünlüğüne göre değişir; HMK m.202/2’deki delil başlangıcı için belgenin karşı taraftan gelmesi gerekir. Bu kararda sorun yazışmanın değeri değil, hiç sunulmamasıydı.

Sık sorulan sorular

Sazan sarmalı dolandırıcılığı nedir?

Sazan sarmalı, dolandırıcının birbirini tanımayan iki iyi niyetli kişiye ayrı ayrı ulaşıp her birine farklı bir hikâye anlattığı dolandırıcılık kurgusudur. Taraflardan biri parayı öder, diğeri mal, hizmet veya kripto varlık gönderir; gönderim ise dolandırıcıya gider. Kanunda ayrı bir suç adı yoktur; TCK m.157 ve m.158 kapsamında dolandırıcılıktır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2025/4433, K. 2026/1482 sayılı kararında ifade, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde geçer.

Sazan sarmalında parayı kim öder?

Zarar kendiliğinden iyi niyetli karşı tarafa geçmez. İlk sorumlu dolandırıcıdır (TBK m.49). Paranın veya dijital paranın ulaştığı hesabın sahibi, haklı sebep olmadan zenginleştiyse TBK m.77’ye göre geri vermekle yükümlüdür. İyi niyetli aracıya karşı davanın ise sözleşme, kusur veya dolandırıcıyla bağlantı ispatlanmadıkça sonuç vermesi güçtür; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 23.03.2026 tarihli kararında böyle bir davanın reddini onadı.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4433 Esas sayılı karar kesinleşti mi?

Evet. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 23.03.2026 tarihinde, K. 2026/1482 sayısıyla bölge adliye mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onadı; böylece ilk derece tüketici mahkemesinin ret kararı kesinleşti. Kararın tam metni UYAP Mevzuat ve İçtihat veri tabanında 1216653200 belge numarasıyla yayımlanmıştır ve taraf adları anonimleştirilmiştir.

Dolandırıcı iki tarafı da kandırdıysa aralarında sözleşme var mıdır?

Taraflar birbiriyle görüşmemiş ve iradeleri dolandırıcıya yönelmişse, Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre aralarında sözleşme kurulmaz. TBK m.1’e göre sözleşme, iradelerin karşılıklı ve birbirine uygun açıklanmasıyla kurulur. Kararda davacı kendi adına çeviri yaptırdığını, davalı ise dolandırıcının siparişini yerine getirdiğini düşünüyordu; iradeler uyuşmadığı için ayıplı hizmet talebi dayanaksız kaldı.

P2P’de hesabıma üçüncü kişinin parası geldi, iade etmek zorunda mıyım?

Cevap, kripto teslimini ve size talimat veren kişiyi belgeleyip belgeleyemediğinize bağlıdır. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, tether gönderimini ispatlayamayan hesap sahibini sebepsiz zenginleşmeden sorumlu tuttu; bu karar için istinaf yolu açık olarak verildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin dosyasında ise ödeyenle hiç iletişim kurmamış ve gönderimi olağan bulunan aracı sorumlu tutulmadı. İşlem kaydını ve yazışmaların tamamını saklayın.

Dövizimi dijital paraya çevirmek için teslim ettim ama hesabıma gelmedi; nereye başvurmalıyım?

Önce Cumhuriyet başsavcılığına, yazışmalar ve teslim ayrıntılarıyla birlikte suç duyurusunda bulunun. Dijital paranın gönderildiği adres veya hesap ile işlem kaydının aracıdan ve ilgili kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenmesini talep edin. Hukuk davasını, paranın ulaştığı hesabın sahibi belirlendikten sonra doğru hukuki sebebe dayanarak açın; para hesapta duruyorsa ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz isteyin.

Dolandırıcıyla WhatsApp yazışmaları mahkemede delil olur mu?

Olur. HMK m.199 elektronik ortamdaki verileri belge sayar. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, WhatsApp yazışmaları ve dekontlar üzerinden ihtiyati haciz kararı verdi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin sazan sarmalı kararında ise davacının bu yazışmaları ne soruşturma ne dava dosyasına sunmaması, davanın reddinde ayrıca vurgulandı. Yazışmaları tarih ve saatleriyle, eksiksiz dışa aktararak saklayın.

Sazan sarmalı soruşturmasında takipsizlik kararına ne zaman itiraz edilir?

CMK m.173/1’e göre suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilmelidir; yazışmalar ve dijital gönderimin kaydı bu dilekçenin temelidir.

İlgili rehberler

Kaynaklar

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/4433, K. 2026/1482, 23.03.2026 — UYAP Mevzuat ve İçtihat, belge no 1216653200: mevzuat.adalet.gov.tr
  2. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/852, K. 2024/767, 21.11.2024 — UYAP, belge no 1105871000: mevzuat.adalet.gov.tr
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/522, K. 2023/491, 23.03.2023 — UYAP, belge no 876878500: mevzuat.adalet.gov.tr
  4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/317, K. 2023/393, 06.03.2023 — UYAP, belge no 868787100: mevzuat.adalet.gov.tr
  5. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/365, K. 2023/382, 06.03.2023 — UYAP, belge no 868775900: mevzuat.adalet.gov.tr
  6. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/3673, K. 2024/10848, 30.09.2024 — UYAP, belge no 1090133700: mevzuat.adalet.gov.tr
  7. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 1, 4, 49, 72, 77, 79 ve 82 — mevzuat.gov.tr
  8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 25, 33, 190, 199, 200, 202, 370, 389 ve Ek m. 1 — mevzuat.gov.tr
  9. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3, 13 ve 73 — mevzuat.gov.tr
  10. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 157 ve 158 — mevzuat.gov.tr
  11. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 173 — mevzuat.gov.tr
  12. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m. 3 ve 35/B (7518 sayılı Kanunla eklenen hâl) — mevzuat.gov.tr
  13. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 257 — mevzuat.gov.tr
  14. 7589 sayılı Kanun, m. 13 (TCK m.158/4), Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326 — resmigazete.gov.tr
  15. 7571 sayılı Kanun, m. 12 (5235 sayılı Kanun m.12), Resmî Gazete 25.12.2025, sayı 33118 — resmigazete.gov.tr
  16. UYAP Bedesten tam ibare araması (“sazan sarmalı”; Yargıtay, istinaf hukuk ve ilk derece hukuk kararları), 08.10.2026; PEGA Hukuk kripto içtihat külliyatı: UYAP Bedesten’den derlenen 468 karar, derleme 20.09.2026 (metin taraması).

Güncelleme notu: 19.10.2026: İlk yayın. Karar metni ve mevzuat 08.10.2026 itibarıyla doğrulandı.

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti

Sazan sarmalında paranız dolandırıcının hesabına mı gitti?

Sazan sarmalı veya üçgen kripto dolandırıcılığında doğru muhatabı, delili ve başvuru sırasını belirlemek için Av. Ahmet Karaca’dan avukatlık ve danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com

Av. Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), kripto varlık hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.

Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası

Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.

About the Author

Ahmet Karaca

Avukat Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık bünyesinde özellikle kripto varlık hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

Kripto P2P işlemleri, kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, SPK ve MASAK mevzuatı, banka blokesi, üçüncü kişi ödemesi ve kripto dolandırıcılığı soruşturmaları konularında makaleler yazmakta ve hukuki danışmanlık vermektedir. pegahukuk.com üzerindeki Kripto Varlık Hukuku içerik kümesinin yazarlığını yürütmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir.