Hissem SPK Suç Duyurusu Listesinde Yok. Fon Kriziyle Bağını Nasıl İspatlarım?

Portföy sayfaları ve ayrı duran bir grafiğin büyüteçle karşılaştırılması

Hisse senetleri · Suç duyurusu ve kişisel zarar

· 3 Kasım 2026

Bir hissenin SPK’nın suç duyurusu listesinde bulunmaması, o hissede uğranılan zarar için tazminat istenemeyeceği anlamına gelmez. Fakat fon krizinin yaşandığı günlerde fiyatın düşmesi de tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Davanın sonucunu belirleyen, belirli bir kişinin hukuka aykırı davranışının yatırımcının hangi işlemine, hangi fiyatla ve ne ölçüde etki ettiğidir. Fonun portföyünde aynı payın bulunması bu araştırmanın başlangıcı olabilir; sorumluluğun sonucu değildir.

Özellikle doğrudan hisse alan yatırımcı ile fon katılma payı sahibinin hakları birbirine karıştırılmamalıdır. Aynı fiyat hareketinden etkilenmiş olsalar bile sözleşmeleri, zararları ve başvurabilecekleri kişiler farklı olabilir. Bu yazı, esas olarak borsadan şirket payı almış ve kendi payının yayımlanan suç duyurularında yer almadığını gören yatırımcının hukuki durumunu ele alır.

Yazının bölümleri
  1. SPK listesinde bulunmamak hukuken neyi gösterir?
  2. Hisse yatırımcısının zararı ile fon yatırımcısının zararı neden ayrılır?
  3. Fon krizinin hisseye etkisi hangi noktada hukuki sorumluluğa dönüşür?
  4. KAP ve MKK kayıtları bağlantıyı ne ölçüde ispatlar?
  5. Yatırımcının erişemediği hesap ve emir kayıtları nasıl getirtilir?
  6. Mahkemeler neden yalnız fiyat düşüşünü yeterli bulmuyor?
  7. Zarar hesabında alım-satım farkının tamamı neden her zaman istenemez?
  8. Ceza dosyası beklenmeli mi, yoksa doğrudan hukuk davası mı açılmalı?
  9. Başvuru, dava ve süreler birlikte planlanmalıdır
  10. Sık sorulan sorular

Fon, aracı kurum ve SPK süreçlerinde hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

SPK listesinde bulunmamak hukuken neyi gösterir?

Önce hangi belgenin okunduğu belirlenmelidir. Fonların tasfiyesine ilişkin liste, bir paydaki işlemler hakkında yapılan suç duyurusunun tablosu ve işlem yasağına ilişkin karar farklı amaçlarla hazırlanır. Fon listesinde şirketin veya pay kodunun bulunmaması olağandır; o listenin konusu fonlardır. Bir suç duyurusu tablosu ise belirtilen kişi, pay, işlem dönemi ve fiille sınırlı olarak okunur. Başka bir payda veya başka tarihte yapılan işlemler kendiliğinden tablonun kapsamına girmez.

Örneğin 17 Eylül 2026 tarihli 2026/61 sayılı SPK bültenindeki fon tasfiye düzenlemesi ile 27 Ekim tarihli 2026/77 sayılı bültenin PASEU ve SELEC paylarına ilişkin suç duyurusu tabloları aynı hukuki belge değildir. Bir tablodaki kişi adını diğer bütün hisselere taşımak, araştırılması gereken ihtimali kanıtlanmış olay gibi sunmak olur. İlgili pay, işlem dönemi ve sonraki kararlar birlikte okunmalıdır. 2026/61 sayılı bülten · 2026/77 sayılı bülten · SPK bülten arşivi

Bültende bir kayıt bulunmaması ile SPK’nın aynı işlemleri inceleyip gerekçeli olarak aykırılık görmemesi de aynı değildir. İlkinde, eldeki belgeden incelemenin kapsamı veya sonucu bilinmeyebilir. İkincisinde karşılaşılacak somut bir inceleme raporu ve gerekçe vardır. Yatırımcı bu gerekçeyi karşılamalı; raporun başka döneme ait olup olmadığını, tartıştığı davranışı içerip içermediğini ve yeni delilin değerlendirmeyi değiştirip değiştirmediğini açıklamalıdır. “Listede yok” cümlesi, bunların tamamını cevaplayan bir hukuka uygunluk kararı değildir.

Ceza soruşturmasının özel koşulu ayrıca önem taşır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.115/1, Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlarda SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusunu arar. Yatırımcı olguları savcılığa bildirebilir, Kuruldan inceleme isteyebilir; kendi ihbarı Kurulun başvurusunun yerine geçmez. Bu ceza muhakemesi koşulu, kuruma yöneltilecek sözleşmeye aykırılık veya şartları oluşan haksız fiil davasının da ön koşuluymuş gibi uygulanamaz.

Hisse yatırımcısının zararı ile fon yatırımcısının zararı neden ayrılır?

Hesap ekstresinde görünen varlık şirket payıysa, yatırımcı şirketin pay sahibidir. Aynı payı tutan bir fonun tasfiyesine katılan kişi hâline gelmez. Fon malvarlığından yapılacak dağıtımın hak sahipliği, yalnızca aynı hisseye yatırım yapılmış olmasından doğmaz. Yatırımcının fon katılma payı da varsa bu ikinci yatırım ayrıca incelenir.

Bu ayrım davalı seçiminde belirleyicidir. Portföy yönetim şirketinin fon katılımcılarına karşı yönetimden doğan yükümlülüğünü ihlal etmesi, aynı hisseyi piyasadan almış herkesin o şirketle fon yönetim ilişkisi kurduğu anlamına gelmez. Doğrudan hisse yatırımcısı; yöneticinin kendisine karşı işlediği haksız fiili, sorumlu olduğu kamuyu aydınlatma belgesini veya varsa ayrı hizmet ilişkisindeki ihlali göstermelidir. Sadece “fonu yöneten şirket buydu” demek yeterli değildir.

Şirketin malvarlığının hukuka aykırı işlemlerle azaltılması nedeniyle hisse değerinin düştüğü iddiası da farklı bir yol doğurabilir. Zarar önce şirkette meydana gelmişse, yatırımcının payındaki değer azalması ile doğrudan kendisine verilmiş zarar ayrılır. Şirket zararına ilişkin yönetici sorumluluğunda TTK m.555’in pay sahibine tanıdığı dava hakkı, tazminatın şirkete ödenmesini istemeye yöneliktir. Bu hakkı, yatırımcının kendi alım-satım farkını kişisel hesabına tahsil etme talebiyle birleştirmek yanlış sonuca götürebilir. TTK m.553 ve 555

Fon krizinin hisseye etkisi hangi noktada hukuki sorumluluğa dönüşür?

Ekonomik etki ile hukuka aykırılık ayrı ayrı gösterilmelidir. Bir fonun nakit ihtiyacı nedeniyle pay satması, satış baskısı yaratabilir. Başka yatırımcıların da satışa yönelmesiyle fiyat daha fazla düşebilir. Bu zincir, fonun piyasayı etkilediğini açıklayabilir; işlemin hukuka aykırı olduğunu tek başına açıklamaz. Hukuka uygun bir satışın fiyat üzerindeki olumsuz sonucu ile yanıltıcı emirler, gerçeğe aykırı açıklamalar veya görev ihlaliyle doğan sonuç aynı sorumluluk sebebi değildir.

Bu nedenle dosyada iki ayrı soruya cevap aranır: Fiyatı etkilediği ileri sürülen davranış hangisidir? Bu davranışı gerçekleştiren kişinin uyması gereken hangi yükümlülük ihlal edilmiştir? Birinci soruya yalnız fiyat grafiğiyle, ikinciye yalnız fonun tasfiyeye girmiş olmasıyla cevap verilemez.

İşlem yoluyla yanıltıcı fiyat veya hacim oluşturulduğu ileri sürülüyorsa

SPKn m.107/1, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırma amacıyla yapılan alım, satım, emir, iptal, değişiklik ve hesap hareketlerini düzenler. Büyük miktarda satış yapılması ile bu amaca yönelik emir davranışı aynı değildir. Tekrarlanan karşılıklı işlemler, ekonomik açıklaması sorgulanan hesap bağlantıları veya gerçekleşme amacı taşımadığı ileri sürülen emirler somut veriler üzerinden incelenir.

Tazminat bakımından yatırımcının ayrıca kendi zararını bu fiile bağlaması gerekir. Suçun tüm unsurlarının oluştuğu iddiasıyla özel hukuk sorumluluğunun koşulları özdeş değildir; buna karşılık sırf zarar edildiği için kusur ve hukuka aykırılık varsayılamaz. TBK m.49 ve 50 çerçevesinde ileri sürülen davranış, kusur, zarar ve uygun nedensellik bağı açıklanmalıdır. Birlikte hareket ettiği ileri sürülen kişilerin her biri yönünden katkı gösterilmeli; aynı sektörde bulunmaları veya sosyal medyada birlikte anılmaları yeterli sayılmamalıdır. SPKn m.107 · TBK m.49–52 ve 61

Yanıltıcı KAP açıklaması veya finansal rapor söz konusuysa

Burada ilk mesele, açıklamadan sonra fiyatın düşmesi değil, açıklamanın yayımlandığı anda hangi bakımdan yanlış, yanıltıcı veya eksik olduğudur. Geleceğe ilişkin bir beklentinin gerçekleşmemesi her durumda başlangıçtaki açıklamanın yanlış olduğunu göstermez. Duyurulan bir sözleşmenin sonradan feshedilmesi ile henüz imzalanmamış sözleşmenin imzalanmış gibi duyurulması aynı olay değildir. Değerlendirme, açıklama tarihindeki gerçek bilgiye ve açıklamanın bütününe dayanmalıdır.

SPKn m.32, kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanlar ve belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişiler için özel sorumluluk öngörür; aynı maddedeki diğer sorumlular ve m.10 bağlantısı da dikkate alınır. Bu nedenle dava “şirkete güvenmiştim” anlatımıyla sınırlı kalamaz. Belge, açıklama saati, sorumluluğu ileri sürülen kişi ve yanlış olduğu söylenen bilgi belirlenmelidir. Her sosyal medya paylaşımı kendiliğinden m.32 kapsamındaki kamuyu aydınlatma belgesi değildir.

Kanun, belirli alım-satım sırası için nedensellik bakımından yatırımcıya kolaylık sağlar: Yanlış izahnamenin geçerlilik süresinde, diğer belgelerin ise açıklanmasından hemen sonra yapılan alım veya satımı; doğru bilginin ortaya çıkmasından hemen sonra borsada yapılan ters yöndeki işlem ve malvarlığı zararı izliyorsa m.32/4’teki illiyet bağı düzenlemesi gündeme gelir. “Hemen sonra” ifadesini bütün olaylara uygulanacak sabit bir gün sayısına çevirmek doğru değildir. Açıklamanın saatini, piyasanın o sırada açık olup olmadığını ve yatırımcının işlemlerini birlikte değerlendirmek gerekir.

Bu sıra gösterilemiyorsa kanuni kolaylık varmış gibi hareket edilemez. İleri sürülecek hukuki sebebin koşulları ve somut nedensellik ayrıca tartışılır. Örneğin yatırımcı açıklamadan aylar önce hisseyi almışsa “bu açıklamaya güvenerek satın aldım” diyemez. Payı satmama kararının yanıltıcı açıklamadan etkilendiği ileri sürülüyorsa, bu farklı iddianın kabul edilebilirliği, ispatı ve zararı ayrıca kurulmalıdır; sonradan yazılmış genel bir beyan geçmişteki satış iradesini kanıtlamaz.

SPKn m.32/5’teki karşı olgular da dosyanın parçasıdır. İşlemin belgeye dayanmaması, yanlışlığın bilinmesi, düzeltmenin yatırım kararından önce açıklanmış olması veya doğru bilgi verilseydi de aynı zararın doğacak olması talebin reddine yol açabilir. Dolayısıyla düzeltme duyurusunu gizlemek veya yatırımcının önceki alışlarını inceleme dışında bırakmak davayı güçlendirmez. SPKn m.32’nin tam metni

Yanıltıcı bilgi sosyal medya veya mesaj grubu üzerinden yayılmışsa

Paylaşımın yalnız sonradan yanlış çıkması yeterli değildir. Söylenen somut bilginin ne olduğu, yayımlandığı anda neden gerçeğe aykırı sayıldığı, kim tarafından yayıldığı ve yatırımcının hangi kararını etkilediği belirlenmelidir. Bilgiye dayalı piyasa dolandırıcılığı bakımından SPKn m.107/2’nin amaç ve bu suretle menfaat sağlama unsurları da araştırılır. Bir suçun unsurlarının tartışmalı olması, başka bir hukuki sebebe dayanan tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak bu talebin kendi koşulları ispatlanmalıdır.

Mesajın bütün konuşma içindeki yeri, bağlantısı, yayın ve değişiklik zamanı ile varsa düzeltmesi korunmalıdır. Anonim hesabın profilinde bir şirket adı veya yönetici fotoğrafı bulunması, o kişinin paylaşımı yaptığını ispatlamaz. Kaynak, hesap ve gerçek kişi bağlantısı ayrıca ortaya konulmalıdır. Yatırımcıyı alıma yönelttiği söylenen mesaj alımdan sonra yayımlanmışsa, işlem kararını açıklamak için kullanılamaz. SPKn m.107/2

Satış emri yerine getirilmemişse

Yatırımcının hesabında gerçekten satılabilir pay bulunmasına rağmen kabul edilen emrin hiç iletilmemesi, yanlış girilmesi veya gecikmesi ayrı bir sözleşme uyuşmazlığıdır. Hissede piyasa dolandırıcılığı soruşturması bulunması gerekmez. Bu kez doğru muhatap, ilgili emir hizmetini üstlenen kuruluştur; hesap ekranında görünen banka ile emri gerçekleştiren yatırım kuruluşunun unvanları sözleşmeden ve işlem kaydından doğrulanır. Zarar, doğru iletim hâlinde satılabilecek miktar ve fiyat üzerinden araştırılır. Taban serisinde gerçekleşmeyen satış emri

KAP ve MKK kayıtları bağlantıyı ne ölçüde ispatlar?

Halka açık belgeler özellikle tarih aralığını daraltmak için değerlidir. Bununla birlikte sahiplik kaydı, emir kaydı ve fiyat kaydı farklı şeyleri gösterir. MKK’nın 17 Eylül 2026 saat 09.04’te yayımladığı bildirimin ekinde rapor tarihi 16 Eylül’dür. İlk sayfada Tera Portföy Hisse Senedi (TL) Fonu bakımından Ata Turizm’de kayıtlı payların şirket sermayesine oranı önceki güne göre %2,21’den %3,13’e çıkmaktadır. Tutar sütunu nominal tutardır; piyasa alış bedeli değildir. Bu belge tek başına hangi saatte, hangi fiyattan ve hangi karşı hesapla işlem yapıldığını göstermez. Örneğin kullanılması, adı geçen fon veya şirkete hukuka aykırılık isnadı değildir. MKK bildiriminin ek tablosu

Aylık portföy raporu da ancak kendi dönemi içinde okunabilir. Ay sonunda görünmeyen payın ay içinde hiç alınmadığı sonucu çıkarılamaz. Ay sonu itibarıyla görünen miktardan kriz günündeki kesin satış miktarına da doğrudan ulaşılamaz. Ayrıca raporun ait olduğu tarih ile kamuya sunulduğu tarih ayrıdır. Yatırımcı alımını yaparken henüz açıklanmamış belgeye dayanmış olamaz. Payın doğrudan portföy varlığı olarak tutulmasıyla bir finansman işleminin teminatında gösterilmesi de birbirinin yerine kullanılamaz. KAP fon portföy raporlarının hukuki incelemesi

Belgenin gösterdiği olgu ile ayrıca ispatlanması gereken olgu
BelgeGösterebileceği olguTek başına göstermediği
Yatırımcının işlem sonuç formu ve hesap hareketleriKendi alış, satış, fiyat, miktar ve masraflarıKarşı hesap sahibinin kimliği ve hukuka aykırılığı
KAP açıklaması ve düzeltmesiKamuya hangi bilginin ne zaman sunulduğuBilginin yanlışlığının nedeni ve bu yatırımcının bütün kaybıyla bağı
MKK eşik bildirimi veya dönemsel portföy raporuBelgede belirtilen tarihteki kayıt veya portföy görünümüBütün ara günlerin emirleri, işlemlerin fiyatı ve gerçek amacı
Fiyat ve hacim verileriBelirli aralıktaki piyasa hareketiHareketin yalnız belirli kişiden kaynaklandığı
Emir, değişiklik, iptal ve eşleşme kayıtlarıİşlem davranışının zaman ve hesap bağlantılarıEk değerlendirme yapılmaksızın kusur ve bütün yatırımcıların zarar tutarı

Yatırımcının erişemediği hesap ve emir kayıtları nasıl getirtilir?

Borsada işlemin karşı tarafındaki gerçek kişiyi müşteri ekranından görmek çoğu kez mümkün değildir. Bu güçlük, yatırımcının bütün üçüncü kişi hesaplarını doğrudan isteme yetkisi olduğu anlamına gelmez. SPK incelemesinde veya yargılama içinde belirli olayla bağlantılı kayıtların yetkili makam tarafından getirtilmesi gerekir. İlk başvurunun değeri, bilinmeyen kişilere kesin suç isnadı yöneltmesinde değil, araştırılabilir bir olayı ortaya koymasındadır.

Örneğin belirli paydaki belirli gün ve saat aralığında çok sık iptal edilen büyük emirlerden şüpheleniliyorsa, mevcut ekran ve piyasa verileri korunur; o aralıktaki emir giriş, değişiklik, iptal ve eşleşme kayıtlarının hangi şüpheyi sınayacağı açıklanır. “Bütün fonlar ve bütün hesaplar incelensin” talebi yerine olayın daraltılması, istenecek kaydın uyuşmazlıkla bağlantısını görünür kılar. Hesaplar arasında ilişki iddiası varsa ilişkinin hangi belgeye dayandığı da belirtilir.

Başvurunun talep bölümü de bu bağlantıyı izlemelidir. Örneğin eldeki belgeler belirli bir açıklama, bunu izleyen alış ve sonradan yayımlanan düzeltme sırasını gösteriyorsa, açıklamanın yayımlandığı tarihte dayandığı bilgi ve belgelerin, düzeltmenin nedeninin ve belirtilen işlem aralığındaki ilgili hesap hareketlerinin incelenmesi istenebilir. Alış dekontu yatırımcının işlemini, duyuru açıklamanın içeriğini, sonraki düzeltme ise araştırılacak yanlışlığı gösterir. Emir ve hesap kayıtları da ileri sürülen davranışın kimden kaynaklandığını sınar. Bu dört husus ayrı ayrı açıklanırsa, inceleme talebi yalnız fiyat kaybını bildiren bir şikâyetten daha somut hâle gelir.

Hukuk davasında HMK m.219–221, tarafların ve üçüncü kişilerin elindeki ilgili belgelerin ibrazını düzenler. Hangi belgenin kimde bulunduğu, ispatlanacak olay ve belge arasındaki ilişki mümkün olduğunca açık gösterilir. Belgeyi sunmamanın sonuçları da bu usule ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır; yatırımcının kuruma gönderdiği yazının cevapsız kalması kendi başına davanın kabulü sonucunu doğurmaz.

Delilin kaybolması veya ileride ileri sürülmesinin önemli ölçüde güçleşmesi ihtimali varsa HMK m.400 ve devamına göre delil tespiti istenebilir. Burada korunması gereken belirli delil ve hukuki yarar gösterilir. Delil tespiti, sorumluluğun peşinen kabulü veya bütün bilinmeyen işlemler için sınırsız araştırma yolu değildir. Dava açılmadan önce görev ve yetki, açıldıktan sonra ise davaya bakan mahkeme bakımından m.401 dikkate alınır. HMK m.219–221 ve 400–405

Kendi kayıtlarında ise pay kodu kadar ISIN, virmanlar, bedelsiz paylar, sermaye işlemleri ve temettüler önemlidir. Başka aracı kuruma aktarılan pay satılmış değildir. Maliyeti farklı tarihlerde oluşmuş lotların tamamını tek bir kriz günü alımı gibi göstermek de işlem ile ileri sürülen ihlal arasındaki bağı bozar.

Mahkemeler neden yalnız fiyat düşüşünü yeterli bulmuyor?

Toplu satıştan önce başlayan düşüş: Yargıtay 11. HD, 2021/707

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2 Şubat 2021 tarihli, E.2020/1129, K.2021/707 sayılı kararı, fon krizine ilişkin olmasa da “başkalarının toplu satışı yüzünden zarar ettim” iddiasına doğrudan temas eder. İhlas Madencilik paylarını alan yatırımcı, davalıların satışları ve bilgilendirme eksikliği nedeniyle zarar ve yoksun kalınan kâr talep etmiştir. Davalılar ise satışların kredi ilişkisindeki teminat sorunu nedeniyle gerçekleştirildiğini savunmuştur.

Yargıtay kararında, istinaf mahkemesinin ret gerekçesi şu şekilde aktarılır:

“Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların satışlarından çok önceki tarihlerde hisse fiyatının düşüş eğilimine girmesi, davalıların satışları sırasında küçük oranlı yükselişlerin olması ve davalıların satışları bittikten sonra da fiyatın düşmeye devam etmesi ve temel olarak nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”

Yargıtay, ret sonucunu kesin olarak onamıştır. Kararın gösterdiği sorun, yalnız satış günü ile sonraki düşük fiyatın seçilmesidir. Öncesindeki eğilim, satış sırasında oluşan fiyatlar ve sonrasındaki hareket, ileri sürülen nedensellik tezini sınamıştır. Buna karşılık karar, “fiyat önceden düşüyorsa sonraki hukuka aykırı işlem hiçbir ek zarar veremez” kuralı koymaz. Bugünkü dosyada ek bir etki ileri sürülecekse önceki düşüşten ayrılan katkı, işlem verisi ve gerekçeli hesapla ortaya konulmalıdır. Yargıtay kararının tam metni

Suç duyurusu bulunmayan payda temettü açıklaması ve hâkim ortağın satışı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 13 Temmuz 2023 tarihli, E.2021/233, K.2023/1146 sayılı kararında yatırımcı, KAP açıklamalarına güvenerek toplam 8.500 lotu 98.500 TL’ye almıştır. Hâkim ortağın temettü öncesinde 700.000 lot satması nedeniyle zarar ettiğini ileri sürmüştür. Dosyada SPK’nın manipülasyon şikâyeti üzerine suç duyurusunda bulunmadığı bilgisi vardır; mahkeme incelemeyi bu bilgiyle bitirmemiştir.

Daire, duyurulan temettünün ödendiğini ve açıklanan hisse alımlarının yapıldığını değerlendirmiştir. Hisse fiyatının daha önce başlayan düşüşünü de incelemiş; bilirkişi değerlendirmesinin neden benimsendiğini şöyle açıklamıştır:

“Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, borsada işlem gören hisse senetlerinin değerini etkileyen birçok etken varken, hisse senedinin piyasa fiyatlarında oluşan değer kaybının, piyasa koşullarındaki diğer etkenler dikkate alınmadan sadece kamuyu aydınlatma belgesindeki bilgilerin gerçeği yansıtmamasından kaynaklandığı çerçevesinde değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.”

İstinaf başvurusu esastan ve kesin olarak reddedilmiştir. Burada önemli olan, duyurunun yatırımcıda olumlu beklenti yaratmış olmasıyla içeriğinin gerçeğe aykırı olduğunun aynı kabul edilmemesidir. Ayrıca başka bir düzenleme nedeniyle verilmiş, sonradan iptal edilmiş idari para cezaları bu alımın manipülasyonla zarar doğurduğunu ispatlayan kararlar gibi kullanılamamıştır.

Karar kendi olayında ani fiyat değişimini de tartışır. Bu değerlendirme, bütün piyasa dolandırıcılığı iddialarında tek günlük sert hareket bulunmasını zorunlu kılan genel bir kanun koşulu şeklinde aktarılmamalıdır. Kademeli bir davranış iddiası varsa onun kendi zaman dizisi ve etkisi araştırılır. Somut dosyada yapılması gereken, farklı açıklamaların ve piyasa koşullarının etkisini ayırarak belirli yanlış bilginin veya işlemin zarara katkısını göstermektir. İstanbul BAM kararının tam metni

Zarar hesabında alım-satım farkının tamamı neden her zaman istenemez?

Yatırımcının cebinden çıkan para ile geri aldığı para arasındaki fark, ekonomik kaybı gösteren başlangıç hesabıdır. Tazminat ise sorumlu tutulan davranışın doğurduğu zararı karşılar. Hesapta piyasanın genel hareketi, şirkete özgü gerçek olumsuz gelişmeler, yatırımcının farklı tarihlerdeki işlemleri ve ileri sürülen ihlal birlikte değerlendirilmelidir. Endeksten fazla düşüş olması, fazlanın tamamının hukuka aykırı fiilden doğduğunu kendiliğinden göstermez.

Temsilî bir örnekte 1.000 payın 30 TL’den alınıp 18 TL’den satılması 12.000 TL brüt fark yaratır. Yanıltıcı bilgi olmasaydı alış günündeki fiyatın 27 TL olacağı güvenilir bir incelemeyle ortaya konulabilirse, alış bedeline yansıyan fazlalık 3.000 TL’dir. Bu iki tutar farklı zararı ölçer. 27 TL, grafikten keyfî seçilecek bir rakam değildir; kullanılan karşılaştırma dönemi, piyasa ve şirket gelişmeleriyle gerekçelendirilmelidir. Yanlışlığın fiyat üzerindeki etkisinin ne zaman ortadan kalktığı da ayrıca araştırılır.

Yatırımcı payları daha önce almışsa, ihlal dönemindeki değer kaybı için farklı bir karşılaştırma gerekir. Satış emri hatası ileri sürülüyorsa bu kez “yanlış bilgi olmasaydı alış fiyatı” değil, “emir doğru yerine getirilseydi gerçekleşebilecek satış” incelenir. Aynı zararı bir hesapta alış fazlası, başka hesapta satış kaybı adı altında iki kez eklemek mümkün değildir.

Paylar hâlen eldeyse bunların mevcut değerini yok sayıp alış bedelinin tamamını istemek doğru olmaz. Bununla birlikte “satmadınız, dolayısıyla hukuken hiçbir zarar olamaz” sonucuna da yalnız bu olgudan ulaşılamaz. İleri sürülen zararın niteliği, hesap tarihi ve hukuki dayanağı önemlidir. Özellikle SPKn m.32/4’teki özel işlem sırasından yararlanılıp yararlanılamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

TBK m.50/2, zararın miktarı tam ispatlanamıyorsa hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek miktarı belirlemesine imkân verir. Bu hüküm, hiçbir veri sunmadan zarar yaratma veya ispatlanmamış hukuka aykırılığı varsayma yolu değildir. Önce elde edilebilir işlem ve piyasa kayıtları toplanmalı; bilirkişi, belirlenebilen tutarla varsayıma bağlı kısmı ve eksik verinin etkisini ayırmalıdır. TBK m.50–52

Ceza dosyası beklenmeli mi, yoksa doğrudan hukuk davası mı açılmalı?

TBK m.74, hukuk hâkiminin ceza hukukunun kusura ilişkin kurallarıyla ve beraat kararıyla bağlı olmadığını; ceza hâkiminin kusur ve zarar değerlendirmesinin de hukuk hâkimini bağlamadığını düzenler. Ancak buradan ceza dosyasındaki maddi olayın ve delillerin önemsiz olduğu sonucu çıkmaz. Hangi davranışın kim tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin aynı tartışma başka dosyada çözülüyorsa, hukuk yargılamasına etkisi ayrıca ele alınır.

HMK m.165 uyarınca başka bir davanın veya idari tespitin sonucu eldeki hükmü etkileyebiliyorsa bekletici mesele gündeme gelebilir. Yalnız dilekçede “savcılığa başvurdum” denmesi yeterli değildir. İlgili dosyanın numarası, kapsamı, araştırılan fiil ve hukuk davasındaki hangi tartışmayı etkileyeceği açıklanmalıdır. Başka hissedeki başka kişilere ilişkin soruşturmanın sonucu otomatik olarak beklenmez.

Erken ret kararının kaldırıldığı 2026 tarihli örnek

İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin 20 Mayıs 2026 tarihli, E.2025/231, K.2026/2631 sayılı kararında uyuşmazlık TSKB payına dayalı vadeli işlem sözleşmelerinden doğmuştur. Yatırımcı, manipülatif hareket nedeniyle kısa pozisyonunda teminat açığı oluştuğunu ve pozisyon kapatmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, çok sayıdaki işlemler ile davalının davranışları arasında bağ kurulamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

“Somut olayda; Dava konusu ihtilafla ilgili olarak davalı hakkında İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 2022/1666 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, davalının söz konusu davada sanık olarak yargılandığı ve verilecek kararın eldeki davanın sonucunu da etkileyeceği, bu durumda ilk derece mahkemesince, İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinde 2022/1666 Esas sayılı dosyasının neticesi HMK’nın 165. maddesi gereğince beklenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerindedir.”

Daire ret hükmünü kaldırıp dosyayı yeniden yargılama için göndermiştir. Karar tazminatın kabulü değildir. Ayrıca vadeli işlemin kaldıraç, teminat ve pozisyon özellikleri doğrudan hisse alımına aynen uygulanamaz. Kararın bu yazıdaki önemi, belirli bir ceza yargılamasının somut uyuşmazlığı etkileyeceği hâlde delil değerlendirmesinin erkenden kapatılamamasıdır. İstanbul BAM kararının tam metni

Başvuru, dava ve süreler birlikte planlanmalıdır

SPK incelemesi düzenleyici denetim içindir; yatırımcının zararını kendisine ödeyen bir hukuk mahkemesi hükmü yerine geçmez. İnceleme başvurusu yapılırken hukuk talebinin muhatabı ve süresi de değerlendirilmelidir. Davalıların yalnız şöhretlerine veya başka paydaki bültende adlarının bulunmasına göre seçilmesi, yanlış kişiye dava ve yargılama gideri riski yaratır.

Haksız fiil talebinde TBK m.72’nin temel düzenlemesi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır; daha uzun ceza zamanaşımının uygulanabileceği hâller ayrıca incelenir. Kamuyu aydınlatma belgesinden doğan SPKn m.32 talebinde ise m.32/6, dördüncü fıkradaki zararın meydana gelmesinden itibaren altı aylık zamanaşımı öngörür. Özel hükmün bulunduğu bir talebi yalnız “haksız fiil” olarak adlandırarak kısa sürenin her durumda aşılabileceği varsayılmamalıdır.

SPK’ya dilekçe verilmesi veya yeni bülten beklenmesi bu süreleri kendiliğinden kesmez. Bir ceza dosyasının hukuk davasında bekletici mesele yapılabilmesi de dava açılmadan beklemenin süre bakımından güvenli olduğu anlamına gelmez. Hangi talebe hangi sürenin uygulanacağı, öğrenme ve işlem tarihleriyle birlikte belirlenmelidir. Fon ve hisse zararlarında zamanaşımı ve başvuru süreleri

Dava öncesinde talebin dayanağına ve taraf sıfatlarına göre görevli mahkeme, yetki ve varsa dava şartı arabuluculuk da belirlenir. Sözleşmeye dayalı aracı kurum talebi ile sözleşme dışındaki kişiye yöneltilen piyasa dolandırıcılığı iddiası aynı görev değerlendirmesine tabi tutulmamalıdır. Birden fazla hukuki sebep varsa her biri olay ve taleple ilişkilendirilmeli; aynı zarar için mükerrer tahsil istenmemelidir. Manipülasyon iddiasında hisse zararının tazmini

Sık sorulan sorular

Hisse art arda taban olduysa manipülasyon ispatlanmış sayılır mı?

Hayır. Taban serisi ciddi bir piyasa olayıdır; fakat işlemi yapan kişi, hukuka aykırı davranış ve amaç hakkında tek başına yeterli bilgi vermez. Şirket haberi, likidite, teminat satışları ve genel piyasa hareketi gibi alternatif nedenler de incelenmelidir. Aynı olayda aracı kurumun emri geciktirmesi varsa bu ayrıca değerlendirilir.

Fonun portföyündeki hisseyi aldım. Kurucuya doğrudan dava açabilir miyim?

Fonun aynı payı tutması, doğrudan hisse yatırımcısı ile kurucu arasında fon yönetim sözleşmesi oluşturmaz. Kurucuya atfedilen somut haksız fiil, sorumlu olduğu yanıltıcı belge veya başka bir hukuki ilişki gösterilmelidir. Fon katılma payı da alınmışsa bu yatırımdan doğan hak ayrı incelenir.

SPK henüz inceleme sonucunu açıklamadıysa bütün delilleri beklemek zorunda mıyım?

Hayır. Kendi işlemlerinizi ve kamuya açık belgeleri koruyabilir, eksik kayıtları belirleyebilir, inceleme ve gerektiğinde delil tespiti isteyebilirsiniz. Ancak doğru davalı ve hukuki sebep belirlenmeden sırf süre kaygısıyla ilgisiz kişilere dava açmak da çözüm değildir. Delile erişim ile süre koruması birlikte planlanmalıdır.

Aynı hissede zarar eden herkes için tek bir zarar hesabı kullanılabilir mi?

Hayır. Ortak piyasa verisi kullanılabilir; fakat alış ve satış tarihi, miktar, maliyet, temettü, hâlen eldeki paylar ve dayanılan açıklama yatırımcıya özgüdür. Bir kişinin dava kazanması, farklı tarihte ve farklı şartlarda işlem yapan bütün yatırımcıların aynı miktarda veya aynı nedenle hak sahibi olduğunu göstermez.

Av. Ahmet Karaca ile iletişim · 0531 336 09 81 · WhatsApp · ahmet@pegahukuk.com

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.