Fon Krizinde Kanun Geriye Yürür mü? PBLK ve Kazanılmış Haklar

Geçmiş yatırım işlemlerini simgeleyen taşlar, madeni diskler ve koruyucu cam kemer; kavramsal illüstrasyon.

Yazar: · İlk yayın ve kaynak kontrolü:

PRY, TP2 veya başka bir fon için satış emri verdiniz; hesabınızda PBLK görünüyor, para henüz yatmadı. Şimdi de tasfiye için hazırlanan kanun teklifinin geçmişe uygulanacağı konuşuluyor. Satış günündeki bedeli isteme hakkınız devam edecek mi, yoksa yeniden fon payı sahibi sayılıp tasfiye sonucunu mu bekleyeceksiniz?

Fon krizinde yeni bir kanun geçmiş işlemleri etkileyebilir; fakat bu, daha önce doğmuş alacakların sınırsızca kaldırılabileceği anlamına gelmez. İncelenen teklifin 8. maddesi, yayımlanması hâlinde 17 Eylül 2026’dan geçerli olmasını öngörüyor. Buna rağmen her hükmün hangi hakka müdahale ettiği; hukuki güvenlik, mülkiyet hakkı, ölçülülük ve gerektiğinde adil yargılanma bakımından ayrı incelenir. PBLK kodu ise tek başına tamamlanmış satış, kesinleşmiş nakit alacak veya öncelikli ödeme kanıtı değildir.

19 Ekim 2026’da düzenleme hangi aşamada? TBMM’nin 2/3939 esas numaralı teklif kaydı “BASIMEVİNDE” durumunu gösteriyor. Plan ve Bütçe Komisyonunun karar tarihi 14 Ekim, raporunu verdiği tarih 19 Ekim 2026. Bu kayıt, yürürlüğe girmiş bir kanunu göstermiyor. Aşağıdaki teklif incelemesi, gelecekte kabul edilebilecek hükümlerle mevcut SPK kararlarını birbirinden ayırır. TBMM yasama kaydı.

Bu yazıda

Fon, aracı kurum ve SPK süreçlerinde hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

Kanunlar geriye yürümez mi? Fon alacaklarında kural ve sınır

“Kanun geriye yürümez” ilkesi, geçmişte hukuken tamamlanmış bir işlemin sonuçlarının sonradan öngörülemez biçimde değiştirilmesine karşı koruma sağlar. Ancak özel hukuk ve ekonomik düzenlemeler bakımından her geçmişe etkiyi baştan hükümsüz kılan mutlak bir yasak yoktur. Ceza hukukundaki aleyhe geçmişe uygulama yasağıyla fon tasfiyesi ve alacak dağıtımı aynı kurala indirgenemez.

Önce işlemin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılır. Önceden doğmuş ve tutarı belirlenmiş bir alacağın sonradan azaltılması ile devam eden tasfiyede kayıtların nasıl eşleştirileceğinin düzenlenmesi aynı ağırlıkta müdahaleler değildir. Birincisi hakkın içeriğini değiştirebilir; ikincisi, alacak korunuyorsa, tahsil ve yönetim usulünü düzenleyebilir. Kanun koyucunun bir hükmü “usul” diye adlandırması da tek başına yeterli olmaz: Ödeme sırası veya hesap yöntemi değiştiğinde alacağın fiilen ne kadarının tahsil edilebildiği önem taşır.

Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36. maddeleri bu incelemenin dayanaklarıdır. Hukuk devleti ve hukuki güvenlik, kişilerin işlem yaptığı sıradaki hukuka güvenebilmesini; mülkiyet güvencesi ise korunabilir ekonomik hakkın kamu yararı amacıyla ve ölçülü biçimde sınırlandırılmasını gerektirir. Süren bir davanın sonucunu kanunla belirlemek ayrıca mahkemeye erişim ve yargılamanın adilliği sorununu doğurabilir.

Fon tasfiye teklifindeki 17 Eylül 2026 tarihi neyi değiştiriyor?

“Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”nin 8. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun 17/9/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.”

Bu ifade iki ayrı zamanı gösterir: Kanunun yürürlüğe girmesi için yayımlanması gerekir; kabul edilecek hükümlerin etkisi ise metinde belirtilen geçmiş tarihe bağlanabilir. Teklif aşamasındaki bu cümle bugün kendi başına ödeme borcunu değiştirmez. Kabul edilirse de yalnız tarihe bakılarak bütün geçmiş satışların geçersizleştiği veya bütün hakların korunduğu söylenemez. Teklifin asıl metni, m.8.

Teklifin kapsamı da sınırlıdır: 17 Eylül 2026 tarihli SPK kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlanacağı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonlar esas alınır. Hak sahibi tanımı, dağıtım hesabı, ara ödeme ve önceki ödemelerin mahsubu birlikte okunmalıdır. Komisyonda kabul edilen değişikliklerde MKK ile tasfiyeyle görevli kuruluş kayıtlarının mutabakatı öne çıkıyor. 14 Ekim komisyon tutanağı incelenmemiş tutanak niteliğindedir; Genel Kurulda kabul edilecek son metnin yerine geçmez.

Komisyonda kabul edilen fon pay sahibi tanımında, bütün eski satış talimatlarını açıkça yeniden fon payına dönüştüren genel bir cümle bulunmuyor. Tanımın belirli bir satış alacağına uygulanıp uygulanmadığı, kayıtların ve diğer hükümlerin birlikte yorumlanmasını gerektirir. Bu nedenle aşağıdaki alacaktan paya dönüşüm içtihadı, teklifin bütün yatırımcılar için şimdiden bu sonucu doğurduğu iddiasıyla okunmamalıdır.

Özellikle ara ödeme hesabı ile önceden doğduğu ileri sürülen satış alacağı farklı sorulardır. Koşullu ara ödeme sınırından bütün alacakların aynı tutarla sona ereceği sonucu çıkmaz. Buna karşılık geçmişe etkili bir dağıtım kuralının belirli bir alacağı azaltıp azaltmadığı, yalnız “ara ödeme” adından hareketle göz ardı edilemez. Teklifin ödeme hesabını ve kapsamını fon tasfiye teklifi ve ödeme hakları incelemesinde ayrıca ele aldık.

Komisyonda PBLK kayıtlarına otomatik öncelikli ödeme getirilmesine yönelik önergenin kabul edilmemesi de tek başına kişisel alacağın mahkemece reddi değildir. Yasama tercihi ile yatırımcının önceki hukuka ve kendi işlemine dayanan talebi ayrı değerlendirilir. Mevcut hakkın gerçekten doğduğunu göstermek ise yatırımcının dosyasındaki kayıtlarla mümkündür.

PBLK yatırımcısının kazanılmış hakkı var mı?

MKK’nın tanımında PBLK, TEFASP İşlem Blokaj Althesabıdır. Platformda alınıp satılan fon paylarının işlem nedeniyle bloke edildiği hesabı ifade eder. Bu, işlem zincirindeki bir kayıttır; mahkeme kararı veya ödeme taahhüdü değildir. MKK İş ve Bilişim Uygulama İlke ve Kuralları Yönergesi, s.18.

Üç ayrı durum birbirine karıştırıldığında geriye yürüme tartışması da yanlış kuruluyor:

Aynı PBLK görüntüsü neden aynı hukuki sonucu vermeyebilir?
İşlem durumuİleri sürülebilecek hakÖnce doğrulanacak kayıt
Satış/iade gerçekleşmiş, fiyat ve bedel belirlenmiş; ödeme yapılmamış.Doğmuş para alacağının tutarının ve ödeme koşullarının korunması savı güçlenebilir. Bunun kime karşı ileri sürüleceği ayrıca belirlenir.Gerçekleşme belgesi, işlem fiyatı, valör, borç tahakkuku ve karşı kurum mutabakatı.
Emir verilmiş veya eşleşmiş; sonraki aşama tamamlanmamış.Emrin hukuki etkisi ve iptalin dayanağı tartışılabilir. Eşleşme tek başına nakit ödemenin kesinleştiğini göstermez.TEFAS iletim ve yanıt kayıtları, iptal zamanı, fiyat açıklanıp açıklanmadığı, temerrüt nedeni.
Yatırımcı fon payını taşımaya devam ediyor; yalnız portföy değeri görülüyor.Fon payı ekonomik bir haktır; ancak ekrandaki değer veya gelecekteki getiri aynı tutarda sabit nakit alacak değildir.Pay adedi, değerleme tarihi, tasfiye kapsamı, dağıtım ve hesap yöntemi.

“Nakit alacağım henüz kesin değil” demek, “hiçbir mülkiyet hakkım yok” demek değildir. Fon payı da malvarlığı değeridir. Fakat hangi değer ve hangi beklentinin korunacağı farklılaşır. Gelecekte mutlaka kâr etme beklentisiyle hukuken doğmuş ödeme istemi aynı koruma iddiasını taşımaz.

16 Eylül öncesi emirler neden ayrıca incelenmeli?

SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteni A/6, belirli gerçekleşmeyen iade talimatları için fon hesabına borç tahakkuku ve öncelikli ödeme düzenler. Fakat 28 Eylül 2026 duyurusu, 17 Eylül’de platforma verilen talimatların iptal edildiğini; 16 Eylül ve öncesinde iletilip fon temerrüdü veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatların da tasfiye kapsamında olduğunu açıklar. Duyuru, önceki talimatların olağan valör sürecine alınmasını da ayrı belirtir.

Bu nedenle “16 Eylül’den önce emir verdim” veya “17 Eylül 13.30’dan önce PBLK oldum” cümlesi tek başına yeterli değildir. Emrin hangi aşamaya geldiği ve gerçekleşmeme nedeni belirlenmelidir. SPK açıklamasının somut işlem üzerindeki hukuka uygunluğu ise gerektiğinde yargısal denetimde tartışılabilir; kurum açıklamasını aktarmak, bu denetimin sonucunu peşinen kabul etmek değildir. Kayıt ayrımı için MKK’da PBLK ve SERB incelemesine bakılabilir.

Takas kesinliği her PBLK emrini korur mu?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79/1. maddesi, kapsamındaki takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemlerinin, belirtilen faaliyet durdurma ve tasfiye durumlarında da geri alınamamasını ve iptal edilememesini düzenler. Bu, geçmiş işleme ilişkin itirazda önemli bir dayanak olabilir. Ancak önce somut talimatın bu korumanın kapsamına girip girmediği ve hangi aşamada olduğu ortaya konulmalıdır.

Takasbank’ın 20 Temmuz 2026 tarihli TEFAS Uygulama Esasları, eşleşme, iptal, ileri valör, nakit borcu ve pay aktarımını ayrı aşamalar olarak düzenler. Özellikle m.19, 21, 22 ve 23 birlikte okunmalıdır. Eşleşmiş talimatın belirli koşullarda iptal edilebilmesi ve kısmi ödemede payların blokede kalabilmesi, yalnız PBLK görüntüsünden tamamlanmış takas veya Takasbank ödeme garantisi çıkarılamayacağını gösterir. Takas kesinliği ile tahsil garantisi ayrı konulardır. İkincil uygulama esasları da kanunun korumasını bertaraf eden genel bir gerekçe olarak kullanılamaz.

Talimatın korunmasında 6493 m.10–11 bakımından sistem kapsamı, MKK mesajı ve geri alınamazlık anının nasıl belirleneceği, PBLK işlemlerine takas kesinliği hükümlerinin uygulanması incelemesinde ayrıntılı ele alınıyor.

Yeni düzenleme yatırımcının hakkını zedeliyorsa hangi test uygulanır?

İtirazın yalnız “kanun geriye yürütülemez” sloganıyla kurulması yerine, eski hak ile yeni sonuç arasındaki fark gösterilmelidir. Aşağıdaki sıra, hem önceden doğmuş alacağı hem devam eden tasfiyeyi değerlendirmeye yarar:

1. Önceki hakDeğişiklikten önce hangi hüküm ve işlemle, kime karşı, ne tutarda hak doğdu?
2. Yeni sonuçYeni hüküm alacağı, sırayı, faizini, hesabı veya dava imkânını nasıl değiştiriyor?
3. Gerekçe ve yükKamu yararı ne? Seçilen yöntem gerekli mi; yatırımcıya aşırı külfet yüklüyor mu?
4. GüvenceGeçiş, denetlenebilir hesap, kayıt düzeltme ve etkili yargısal başvuru korunuyor mu?

Fon varlıklarını geri kazanmak, tasfiyeyi yürütmek ve yatırımcılar arasında adil dağıtım sağlamak meşru kamu yararı gerekçeleri olabilir. Bunun karşısında, önceki hukuka göre doğmuş belirli bir alacağın sonradan başka bir statüye çevrilmesi, alacak tutarının geçmiş bir hesapla azaltılması veya dava imkânının ortadan kaldırılması daha ağır bir müdahale doğurabilir. Kamu yararı bulunması incelemeyi bitirmez; seçilen aracın hakkın sahibine yüklediği sonuç da değerlendirilir.

Varsayımsal örnek: Bir yatırımcının 1.200.000 TL satış bedeliyle gerçekleştiği belgelenen bir işlemi bulunduğunu düşünelim. Sonraki uygulama bu kişiyi, artık farklı hesaplanan 800.000 TL’lik bir tasfiye payı üzerinden değerlendiriyorsa tartışma sadece ödeme takvimi değildir; önceki alacağın varlığı ve neden değiştirildiği de incelenir. Buna karşılık 1.200.000 TL yalnız güncel olmayan portföy ekranı değeri ise başlangıçtaki alacak varsayımı kanıtlanmış sayılmaz. Bu rakamlar gerçek bir fonun ödeme hesabı veya kayıp tahmini değildir.

AYM kararları geriye yürüme ve kazanılmış hak konusunda ne söylüyor?

Aşağıdaki kararlar aynı sonuca varmıyor. Bir kısmı geçmiş alacağın ağır biçimde değiştirilmesini iptal ederken, bir kısmı hakları koruyan yeni ödeme sistemini uygun buluyor. Fon yatırımcısı için yararlı olan, kararın sonucunu ezberlemekten çok hangi güvencenin bulunduğunu ve hangi hakkın değiştirildiğini karşılaştırmaktır.

1. Alacağın kanunla ortaklık payına çevrilmesi: AYM E.2020/11, K.2023/98

AYM’nin 18 Mayıs 2023 tarihli kararı, holdinglere yatırılan paralarla ilgili alacak-borç ilişkisinin sonradan kanunla ortaklık ilişkisine dönüştürülmesini inceledi. Mahkeme; alacaklının dava ve takip imkânının kaybını, ortaklıktan çıkamamasını, pay değerinin alacağı karşılamama ihtimalini ve güvencelerin yetersizliğini birlikte değerlendirdi. Şirketlerin mali güçlüğünü tek başına bir taraf lehine müdahale için yeterli görmeyerek düzenlemeyi mülkiyet güvencesi bakımından iptal etti (§§107–115).

Fon yatırımcısı açısından: Gerçekten doğmuş bir satış alacağı, yeni uygulamayla zorunlu ve değeri belirsiz bir paya dönüştürülüyorsa bu karar güçlü bir karşılaştırma sunar. Ancak incelenen fon teklifinin hak sahibi tanımından bütün PBLK hesaplarında böyle bir dönüşümün zaten gerçekleştiği sonucu çıkmaz. Önce kişisel alacak ve onu değiştiren hüküm gösterilmelidir.

2. Hakları koruyan tasfiye sistemi mümkün: AYM E.2003/82, K.2006/66

30 Mayıs 2006 tarihli karar, tasarrufu teşvik hesabının tasfiyesini ele aldı. Anaparanın bir defada, nemanın belirli taksitlerle ve değer koruyan artışla ödenmesi; hak arama imkânının korunmasıyla birlikte değerlendirildi. Mahkeme, alacak haklarını koruyan yeni tasfiye hükümlerinin sürmekte olan dava ve icra takiplerine uygulanmasını bu koşullarda Anayasa’ya aykırı bulmadı (gerekçe IV/C–E).

Fon yatırımcısı açısından: Yeni ödeme veya tasfiye usulü her durumda hak ihlali değildir. Ödemenin takvimi, değer kaybını karşılayan mekanizma ve itiraz imkânı sonucu etkiler. Bu karar, özel bir kamu tasarruf hesabına ilişkindir; aynı ödeme modelinin her fon için yeterli olacağını göstermez.

3. Faiz ve taksit değişikliği alacağı aşındırabilir: AYM E.2018/139, K.2020/12

AYM’nin 19 Şubat 2020 tarihli kararı, SGK prim teşvikinden kaynaklanan iade alacaklarında faiz başlangıcını değiştirip ödemeyi üç yıla yayan ve davanın esasının görülmesini engelleyen düzenlemeyi inceledi. Derhal ve topluca tahsil imkânı bulunan kişiler üzerindeki ek yükü, mülkiyet ve karar hakkı bakımından ölçüsüz buldu; kuralı iptal etti (§§18–26, 29–35).

Fon yatırımcısı açısından: “Alacak tamamen silinmedi” savunması her zaman yeterli değildir. Faiz, bekleme süresi ve yargısal imkânların birlikte daralması ekonomik hakkı aşındırabilir. Buna karşılık karar, her taksitlendirmeyi yasaklayan genel bir hüküm değildir; önceki kararın değer koruyan sistemiyle farkı burada yatar.

4. Tamamlanmış işlem ile süren ilişki ayrımı: AYM E.2023/105, K.2023/208

30 Kasım 2023 tarihli kararda Mahkeme, tamamlanmış hukuki durumların sonuçlarına yeni kural uygulanmasını gerçek geriye yürüme; başlamış fakat tamamlanmamış ilişkilere uygulanmasını gerçek olmayan geriye yürüme olarak açıkladı (§§28–29). Somut vergi uyuşmazlığında, kapanmış hesap dönemine sonradan yapılan müdahale Anayasa’ya aykırı bulundu (§§34–37).

Fon yatırımcısı açısından: Bu ayrım, satış işleminin değişiklikten önce tamamlanıp tamamlanmadığını sormak için yararlıdır. Vergi dönemine ilişkin sonuç, fon emrine doğrudan uygulanamaz. Emir verme, fiyatın belirlenmesi, valör ve nakit ödeme aşamaları kendi kuralları içinde incelenmelidir.

5. Kanun devam eden davayı etkilerse: Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426

25 Mart 2014 tarihli Yasemin Mutlu kararında AYM, sonradan yürürlüğe giren kuralın davanın esasını ve başarı şansını öngörülemez biçimde ortadan kaldırmasını adil yargılanma hakkı bakımından ihlal saydı (§§70–72, 83–86). Buna karşılık aynı kararda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine hükmetti (§§55–62).

Fon yatırımcısı açısından: Mülkiyet ile adil yargılanma incelemesi ayrı yürütülür. Yeni hüküm sürmekte olan davada bir tarafı belirgin şekilde avantajlı kılıyorsa yalnız alacak miktarı değil, uyuşmazlığın kanunla nasıl etkisizleştirildiği de gösterilmelidir. Devletin davada taraf olmaması bu soruyu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

6. Dava açılması eski hukuku dondurmaz: AYM E.2016/150, K.2017/179

28 Aralık 2017 tarihli karar, elektrik bedellerine ilişkin yeni düzenlemenin açılmış dava ve takiplere uygulanmasını uygun buldu. Yüksek mahkemeler arasındaki yorum farkının giderilmesi, hizmetin sürekliliği, devam eden ilişki, kazanılmış hakkın bulunmaması ve kesinleşmiş kararlara dokunulmaması birlikte değerlendirildi (§§309–323).

Fon yatırımcısı açısından: “Kanundan önce dava açtım, yeni hüküm bana uygulanamaz” sonucu otomatik değildir. Buna karşılık kesinleşmiş karar, belgelenmiş alacak ve devam eden bir ilişkinin gelecekteki sonuçları aynı durumda kabul edilemez. Elektrik tarifesiyle fon satışının maddi yapısı farklıdır; kıyas bu sınırla yapılmalıdır.

Kanun çıkarsa veya yeni hesaba göre ödeme yapılırsa ne yapılabilir?

İlk iş, itiraz edilen işlemi doğru tanımlamaktır: Kanunun kendisi mi, SPK kararı mı, tasfiye hesabı mı, bankanın satış emrini yerine getirmemesi mi? Bunların muhatabı ve başvuru yolu aynı değildir. Sadece kanun teklifine karşı açılacak bir bireysel iptal davasıyla bütün uyuşmazlık çözülemez.

Kanunun Anayasa’ya aykırılığı nasıl ileri sürülür?

Anayasa m.150–152 uyarınca kanuna karşı doğrudan iptal davası açma yetkisi belirli anayasal organ ve gruplara aittir; her yatırımcı bu yola doğrudan başvuramaz. Kişi, kendi uyuşmazlığına bakan mahkemede uygulanacak kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığını ileri sürebilir. Mahkeme hükmü aykırı görür veya itirazı ciddi bulursa AYM’ye taşır. Bunun için yürürlükte bir norm, somut dava ve o davada uygulanacak hüküm gerekir.

Bireysel başvuru ise doğrudan kanun iptali yolu değildir. Temel hakkın somut uygulamayla ihlal edildiği iddiası, olağan yolların tüketilmesi ve diğer kabul şartları çerçevesinde incelenir. Bu ayrım önemlidir: Bir başvurunun adı “AYM başvurusu” olduğu için tasfiye hesabı, idari dava ve bireysel başvuru aşamaları atlanmış olmaz.

Dosyada hangi kayıtlar birlikte bulunmalı?

  • Fon ve pay: Tam fon unvanı/kodu, kurum ve hesap, ilgili tarihlerdeki pay adedi, PBLK/SERB hareketleri.
  • Emir zinciri: Emir numarası, alınma ve TEFAS’a iletim saati, eşleşme, gerçekleşme veya iptal yanıtı ve gerekçesi.
  • Alacak hesabı: İşlem fiyatı, fiyat tarihi, valör, fon borcu tahakkuku, mutabakat ve hangi kayda dayanıldığı.
  • Sonraki müdahale: Yeni hak sahipliği/ödeme hesabı, uygulanmış madde, karar tarihi, bildirim veya öğrenme belgesi.
  • Ödeme ve dava: Önceki tahsilatlar, sunulan mutabakat/ibra metni, mevcut başvuru ve dava evrakı.

Yazılı açıklama talebi şu farkı ortaya çıkarmalıdır: “Önceki satış işleminden kaynaklandığını ileri sürdüğüm bedel hangi kayıtla kabul veya reddedildi; yeni hesapta neden başka tutar veya statü esas alındı?” Belgelerin temini için bankadan fon işlem ve ses kaydı isteme; muhatabın belirlenmesi için fon davasında görevli mahkeme açıklamaları kullanılabilir.

Kanunun çıkmasını, komisyon raporunu veya toplu bir başvuruyu beklemek mevcut dava sürelerini kendiliğinden durdurmaz. Başlangıç olayı, tebliğ/öğrenme tarihi ve seçilen yol ayrı belirlenmelidir. CİMER başvurusu veya kuruma gönderilen her dilekçe de otomatik süre durdurucu sayılmaz. Bu nedenle bütün PBLK yatırımcıları için tek bir son gün verilemez. Fon krizinde dava ve başvuru süreleri.

Fon krizi, PBLK ve geriye yürüyen düzenleme hakkında sık sorulanlar

Fon kanunu çıktı mı, Meclisten geçti mi?

19 Ekim 2026 kaynak kontrolünde TBMM kaydı 2/3939 teklifini “BASIMEVİNDE” gösteriyor. Komisyon kabulü, Genel Kurul kabulü ve yayımlanarak yürürlüğe girme farklı aşamalardır. Teklifin 17 Eylül’den geçerli olmayı öngörmesi bugün kanunlaşmış olduğu anlamına gelmez.

17 Eylül’den geçerli olması PBLK haklarını kesin kaldırır mı?

Hayır. Geçmişe etkili başlangıç tarihi, hangi hakkın hangi maddeyle değiştiği sorusunu tek başına cevaplamaz. Satışın gerçekleşmesi ve bedelin doğması, yeni hükmün kapsamı ve geçiş güvenceleri ayrı incelenmelidir. PBLK bulunması da tek başına kesin alacak ve öncelik sağlamaz.

Önceden dava açmak beni yeni kanundan tamamen korur mu?

Hayır. Yeni kurallar devam eden davalara uygulanabilir. Buna karşılık yasamanın uyuşmazlığın sonucunu belirleyecek müdahalesi, özellikle zorlayıcı kamu yararı gerekçesi yoksa, adil yargılanma sorunu doğurabilir. Dava açılış tarihi tek başına değişmez bir hukuk rejimi garantisi değildir.

PBLK’de değilsem mülkiyet hakkım yok mu?

Fon payı da malvarlığı değeridir. PBLK bulunmaması bütün hukuki korumayı kaldırmaz; PBLK bulunması ise payı otomatik olarak sabit bedelli nakit alacağa dönüştürmez. İtiraz, eldeki hakkın niteliğine göre kurulmalıdır.

Ara ödemeyi almak kalan alacaktan vazgeçmek midir?

Ödeme mahsubu ile geniş ibra veya sulh aynı işlem değildir. Alınan tutar ilgili zarar hesabında dikkate alınır; imzalanan metnin hangi hakkı sona erdirdiği ayrıca okunur. Sadece bir ihtirazi kayıt cümlesi, başka yerdeki açık ibra hükmünü her durumda etkisizleştirmez. Tasfiye ödemesinde ibra ve ihtirazi kayıt.

Mevzuat, resmî kayıtlar ve tam karar metinleri

  1. TBMM, 2/3939 teklifinin yasama ve komisyon aşamaları; asıl teklif ve gerekçe; 14.10.2026 Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı (özellikle m.2, 3, 4 ve 8 görüşmeleri).
  2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.2, 13, 35, 36, 38, 138 ve 150–153.
  3. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.79/1; TEFAS Uygulama Esasları, 20.07.2026, m.19, 21–23.
  4. SPK Bülteni 2026/61, A/6; SPK, 28.09.2026 talimat ve tasfiye açıklaması.
  5. MKK İş ve Bilişim Uygulama İlke ve Kuralları Yönergesi, 08.01.2026, PBLK alt hesap tanımı.
  6. AYM E.2020/11, K.2023/98, 18.05.2023, gerekçe 107–115.
  7. AYM E.2003/82, K.2006/66, 30.05.2006, gerekçe IV/C–E.
  8. AYM E.2018/139, K.2020/12, 19.02.2020, gerekçe 18–26, 29–35.
  9. AYM E.2023/105, K.2023/208, 30.11.2023, gerekçe 28–29, 34–37.
  10. AYM E.2016/150, K.2017/179, 28.12.2017, gerekçe 309–323.
  11. AYM, Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426, 25.03.2014, §§39–40, 55–62, 70–72, 83–86.

Bu inceleme 19 Ekim 2026’da erişilen teklif, komisyon kaydı ve resmî karar metinlerine dayanır. AYM kararları, burada açıklanan hukuki ilkeler yönünden karşılaştırılmıştır; 2026 fon tasfiyeleri veya belirli bir PBLK hesabı hakkında verilmiş kararlar değildir. Teklifin kanunlaşması ve uygulama işlemleri, olay tarihindeki kişisel emir ve hesap kayıtlarıyla birlikte yeniden değerlendirilmelidir.

About the Author

Ahmet Karaca

Avukat Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık bünyesinde özellikle kripto varlık hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

Kripto P2P işlemleri, kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, SPK ve MASAK mevzuatı, banka blokesi, üçüncü kişi ödemesi ve kripto dolandırıcılığı soruşturmaları konularında makaleler yazmakta ve hukuki danışmanlık vermektedir. pegahukuk.com üzerindeki Kripto Varlık Hukuku içerik kümesinin yazarlığını yürütmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir.