7596 Sayılı Kanunda Şahsi Sorumluluk: Yöneticiler, Ortaklar ve TMSF Takibi

Şirket, kişi ve geri kazanım hesabı arasındaki sorumluluk ilişkisini temsil eden kapak

Yazar: · Mevzuat ve karar kontrolü:

7596 sayılı Kanun, kapsadığı fonlarda hukuka aykırı çıkarılan varlıkların ve fon zararının sorumlulardan geri alınması için özel bir yol getirdi. Öncelikli sorumlu, fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketidir. Şirketten tahsilatın tamamen veya kısmen yapılamaması ya da yapılamayacağının açıkça belli olması hâlinde, SPK’nın sorumluluğunu belirlediği gerçek ve tüzel kişiler ile birlikte hareket edenler şahsen sorumlu tutulabilir. Her ortak, yönetici veya çalışan, yalnız sıfatı nedeniyle bütün fon zararından otomatik olarak sorumlu olmaz.

Bu rehber, yatırımcının “zarar kimden, hangi işlem nedeniyle ve hangi yolla tahsil edilecek?” sorusunu ele alır. Kişinin ödeme alamaması ve hak sahipliği sorunu için ödeme dışında bırakılmaya karşı başvuru yolları; satılan varlıklar, giderler ve kalan bakiye için tasfiye raporunu inceleme rehberi birlikte değerlendirilmelidir.

Bu rehberdeki başlıklar
  1. 7596 sayılı Kanun hangi fonlarda uygulanır?
  2. Her fon zararı şahsi sorumluluk doğurur mu?
  3. Portföy şirketi, yönetici, ortak ve üçüncü kişinin sorumluluğu
  4. Şirketten tahsil edilememe koşulu nasıl değerlendirilir?
  5. SPK tespiti ve TMSF takibi hangi sırayla ilerler?
  6. 7596 ile Bankacılık Kanununun şahsi iflas ve rücu hükümleri aynı mı?
  7. TMSF ödeme emri veya haczine karşı hangi yol izlenir?
  8. Ceza soruşturması, elkoyma ve TMSF tahsili nasıl ayrılır?
  9. Geri kazanılan para yatırımcıya nasıl ulaşır?
  10. Yatırımcı sorumluluk başvurusunu nasıl hazırlamalı?
  11. Şahsi sorumluluk ve TMSF hakkında sık sorulan sorular
  12. Mevzuat ve karar kaynakları

Fon, aracı kurum ve SPK süreçlerinde hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

7596 sayılı Kanun hangi fonlarda uygulanır?

7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından, Kanunun yayımlandığı 27 Ekim 2026 tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanları kapsar. Kanunun 1. maddesi, diğer fonlar bakımından genel ve sürekli bir tasfiye veya sorumluluk rejimi oluşturulmadığını ayrıca belirtir.

Bu nedenle portföy yönetim şirketinin adı tek başına yeterli değildir. İlgili fonun kodu, tasfiye kararının tarihi ve 27 Ekim’deki durumu belirlenmelidir. Daha sonraki bir kararla tasfiyeye alınan başka bir fon hakkında aynı hükümler, yalnız kurucusu aynı şirket olduğu gerekçesiyle uygulanamaz. Kanunun 8. maddesinde, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.

“Fon” sözcüğü de iki farklı kurumu anlatabilir. Bu yazıda yatırım fonu, yatırımcıların malvarlığı havuzudur; TMSF ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonudur. TMSF’nin geri kazanım görevine katılması, yatırım fonunun banka mevduatına dönüşmesi veya yatırımın devlet güvencesine alınması anlamına gelmez. Tasfiye, ödeme ve dava yollarının genel yapısı fon krizi ve yatırımcı hakları ana rehberinde açıklanmaktadır.

Her fon zararı şahsi sorumluluk doğurur mu?

Hayır. Fon fiyatının düşmesi, piyasanın gerilemesi veya bir varlığın beklenen getiriyi sağlamaması tek başına 7596 sayılı Kanunun 5. maddesindeki sorumluluğu kurmaz. İncelenecek mesele, yatırım riskinin gerçekleşmesinin ötesinde, fonun malvarlığından kanunda tarif edilen nitelikte bir değerin çıkarılıp çıkarılmadığıdır.

5. maddenin ilk fıkrası; mevzuata aykırı işlemler yanında, görünüşte mevzuata uygun olsa da fon yararına gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan karşılıksız veya muvazaalı işlemleri de kapsar. Kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo ve benzeri işlem veya sözleşmelerle ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler, bunların kontrol ettiği kişiler ya da üçüncü kişiler lehine çıkarılan değerler araştırılır. Para dışındaki sermaye piyasası araçları, mallar, haklar ve alacaklar da kapsam içindedir.

Önemli olan işlemin yalnız adı değildir. Örneğin kayıtlarda “varlık alımı” yazması, bedelin fon yararına gerçek bir karşılığının bulunduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Buna karşılık karşı tarafla ilişki bulunması da tek başına muvazaa veya fon zararı demek değildir. Alım tarihindeki değer, ödemenin karşılığı, işlem koşulları, fonun yatırım stratejisi, kararın ekonomik amacı ve fiilî sonuç birlikte incelenir.

Kanun, ilk çıkarılan değerin yerine geçen veya değerlendirilmesiyle elde edilen değerleri de kapsar. Fon parasının başka bir varlığa dönüştürülmesi, araştırmayı yalnız ilk para transferiyle sınırlamaz. Ancak sonradan edinilen her malın otomatik olarak fon parasıyla alındığı kabul edilemez; kaynak bağlantısı ve tutar kayıtla kurulmalıdır.

Portföy şirketi, yönetici, ortak ve üçüncü kişinin sorumluluğu

Kanunun 5. maddesi, fon zararından sorumlu şirket ile onun arkasındaki veya işlemdeki diğer kişileri ayrı aşamalarda ele alır. “Fon yöneticisi” günlük dilde tek bir gerçek kişiyi çağrıştırsa da 5/2’de öncelikle sorumlu tutulan, fonu kuran ve/veya yöneten portföy yönetim şirketidir.

Kişi veya kuruluşSorumluluk bakımından araştırılacak husus
Kurucu ve/veya yönetici portföy yönetim şirketi5/1 kapsamındaki fon zararının veya kaybının öncelikli muhatabıdır.
Yönetim kurulu üyesi veya diğer yöneticiİlgili dönemdeki görevi, karar ve işlemlere katılımı, yetkisi ve zararla bağlantısı somutlaştırılır.
Hâkim ortak veya kontrol sahibiKontrolün nasıl kullanıldığı, işlemin yönlendirilmesi, çıkarılan değer ve sorumluluk bağlantısı incelenir.
Diğer ortak veya çalışanSalt ortaklık ya da çalışma ilişkisi yeterli değildir; kişinin sorumluluğunu doğuran işlem veya birlikte hareket ayrıca belirlenir.
İlişkili şirket veya üçüncü kişiAktarılan değerin kaynağı, karşılığı, işlemdeki rolü ve kanundaki sorumluluk koşulları değerlendirilir.

“Şahsi sorumluluk” burada yalnız gerçek kişileri ifade etmez. 5/2, sorumluluğu SPK tarafından belirlenen gerçek ve tüzel kişileri ve bunlarla birlikte hareket ettiği tespit edilenleri sayar. Bir başka şirketin de takip muhatabı olması mümkündür. Bunun için şirketler arasındaki bir ticari ilişkinin gösterilmesiyle yetinilmez; sorumluluğu açıklayan somut işlemler ortaya konulur.

Görevden ayrılma veya istifa, kişinin görev yaptığı ya da yönetim veya kontrolü elinde bulundurduğu dönemdeki işlem ve kararlardan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tersinden, bir kişinin göreve yeni gelmesi de önceki bütün işlemleri ona yüklemek için yeterli değildir. İmza tarihleri, yetki devri, yönetim kurulu kararları, karşı oylar ve fiilî yönetim bilgileri bu nedenle önem taşır.

Şirketten tahsil edilememe koşulu nasıl değerlendirilir?

5/2’de diğer sorumlulara başvurulması için iki alternatif vardır: zarar tutarının portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi yahut tahsil edilemeyeceğinin açıkça belli olması. Bu nedenle “şirket hakkında bütün takipler bitmeden hiçbir kişiye gidilemez” şeklinde kesin bir kural kurulamaz. Kanun, tahsil edilemeyeceğinin açıkça belli olduğu durumu da düzenlemiştir.

Bununla birlikte, şirketin fon krizine girmiş olması bu koşulun açıklanmasının yerini tutmaz. Mevcut malvarlığı, borçlar, tahsil kabiliyeti, önceki tahsilatlar ve eksik kalan tutar belirlenmelidir. Kısmi tahsilat varsa bunun zarar hesabına etkisi gösterilmeli; aynı kayıp farklı aşamalarda tekrar tahsil edilmemelidir.

Bu aşama yatırımcı açısından da önemlidir. Çok sayıda yönetici veya ortak adı içeren bir başvuru, işlemler ve tutarlar açıklanmıyorsa, belgeye dayanan daha dar bir sorumluluk iddiasından güçlü değildir. Bir kişinin hangi yetkiyle hangi kararı verdiği, hangi varlığın kim lehine çıktığı ve hangi bölümünün hâlen geri alınamadığı birbirine bağlanmalıdır.

SPK tespiti ve TMSF takibi hangi sırayla ilerler?

5/3, Kanunun 6. maddesindeki ceza soruşturması, elkoyma ve geri verme hattı dışında kalan durumları düzenler. SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, sorumlu gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyip TMSF’ye bildirir. Dolayısıyla fonun toplam zararı ile her kişi hakkında belirlenen takip tutarı aynı kavram değildir.

Aşağıdaki sıra, sorumluluk ve tahsil ilişkisinin anlaşılması için bir özettir; kanunda ayrıca belirlenmiş, her adımı mutlaka birbirini bekleyen tek tip bir usul takvimi değildir. İnceleme ve malvarlığı araştırmaları birlikte yürütülebilir; kişilere yönelen takipte kanuni koşulların oluşması gerekir.

  1. İşlem ve varlık belirlenir: Fon malvarlığından hangi değerin, ne zaman ve nasıl çıkarıldığı ortaya konulur.
  2. Zarar ile sorumluluk ayrıştırılır: Zararın miktarı, sorumlu kişiler, görev dönemleri ve her birine yönelen tutar belirlenir.
  3. Şirketten tahsil koşulu değerlendirilir: Tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği açıkça belli olan kısım incelenir.
  4. SPK, TMSF’ye bildirir: 5/4 uyarınca geri kazanım amacıyla takip ve tahsil işlemleri başlatılır.
  5. Tahsilat ilgili fon hesabına bağlanır: Geri kazanılan tutarın hangi fona ait olduğu ve önceki ödemelerle ilişkisi korunur.

Kanunun 3/4 hükmü, gerekli bilgi ve belgelerin SPK’ya, YTM’ye veya TMSF’ye kurumların talebi üzerine gecikmeksizin verilmesini öngörür. MKK, Takasbank, Borsa, tasfiye kuruluşları, portföy yönetim ve saklama kuruluşları gibi kurumlar özel mevzuattaki sır saklama hükümlerine dayanarak bu kurumsal bilgi talebini reddedemez. Bu yetki, yatırımcının bütün üçüncü kişi hesaplarına sınırsız erişebilmesiyle aynı şey değildir.

Yatırımcı, somut belgelerle inceleme yapılmasını ve sorumluluğun belirlenmesini isteyebilir. Fakat yalnız TMSF’ye dilekçe vererek, SPK’nın kişi ve tutar tespiti bulunmaksızın dilediği bir yönetici hakkında bu özel yoldan ödeme emri çıkarılmasını sağlayamaz. Başvuru, ilgili fonu, tartışmalı işlemi ve inceleme talebini açıkça göstermelidir.

7596 ile Bankacılık Kanununun şahsi iflas ve rücu hükümleri aynı mı?

Hayır. 7596 sayılı Kanunun 5/4 hükmü, TMSF’ye 6183 sayılı Kanunla birlikte 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 132, 134, 136, 138, 140 ve geçici 27. maddelerini uygulama yetkisi tanır. Banka yöneticilerinin şahsi iflasını düzenleyen 110. madde bu listede yer almaz. “TMSF devreye girdi, bütün yöneticiler doğrudan iflas ettirilecek” sonucu bu maddeden çıkarılamaz.

DüzenlemeDüzenlediği meseleFon yatırımcısı bakımından ayrım
7596 m.5Kapsamdaki yatırım fonunun malvarlığından çıkarılan değer, fon zararı, kişi ve tutar tespiti, TMSF tahsiliÖzel fon rejiminin doğrudan başlangıç hükmüdür.
5411 m.110Kanundaki koşullarla banka yöneticileri ve denetçileri ile menfaat temin eden hâkim ortakların mahkemece şahsi iflasıBanka ve yatırım fonu farklıdır; 7596 m.5/4, bu maddeye açık atıf yapmaz.
5411 m.127TMSF personeli ve ilgili kamu makamlarınca atanan yöneticiler yönünden dava muhatabı ve rücu gibi özel kurallarFon krizine yol açtığı iddia edilen özel kişi yöneticinin sorumluluğuyla aynı ilişki değildir.

Bankacılıktaki şahsi iflas mekanizmasının geçmişi de bu ayrımı gösterir. AYM’nin 4 Mart 1986 tarihli, E.1985/18, K.1986/7 sayılı kararı, Ortadoğu İktisat Bankasının başka bankaya devri sonrasında, kanuna aykırı kararlarıyla devre neden oldukları ileri sürülen ortak ve yöneticiler hakkındaki şahsi iflas davasından doğmuştur. Mahkeme, mülga 3182 sayılı Kanundaki ilgili devir atfını Anayasa’ya aykırı bulmamış; bankacılıkta tasarrufların korunmasını ve mahkeme aracılığıyla sorumluluğa gidilmesini değerlendirmiştir. Bu tarihsel karar, bugün 7596 kapsamında salt ortaklığı yeterli sayan veya yeni bir iflas yolu oluşturan karar değildir.

Daha yeni bir örnek olan AYM’nin 22 Temmuz 2025 tarihli, E.2022/88, K.2025/166 sayılı kararı ise 5411 m.127 kapsamında TMSF’nin ödediği tazminatı kusurlu kamu görevlisine rücu etmesini inceler. Önceden başka bir mahkemeden kesinleşmiş kusur kararı alınması şartının kaldırılması, kusur şartının kaldırılması sayılmamıştır; kusuru rücu davasına bakan mahkemenin belirleyeceği açıklanmıştır (§§23-27). Karardaki ölçü şudur: “kusurun varlığı tespit edilmedikçe […] rücu kapsamında tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.” Bu karar, 7596’daki SPK tespitinin yerine geçen bir hüküm değildir; farklı sorumluluk ilişkilerinin koşullarının ayrı okunması gerektiğini gösterir.

Sorumluluk tespiti ve takip belgelerinizin incelenmesi için: Av. Ahmet Karaca · ahmet@pegahukuk.com

TMSF ödeme emri veya haczine karşı hangi yol izlenir?

7596 m.5/4, bu fıkra kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemelerini yetkili kılar. Bu açık özel hüküm göz ardı edilerek, sırf TMSF adı geçtiği için başka bir mahkeme veya Bankacılık Kanunundaki farklı bir dava yolu seçilmemelidir. Bununla birlikte yatırımcının ayrı tazminat davası, SPK’nın ödeme dışlama işlemi ve ceza mahkemesinin elkoyma kararı bu fıkrayla tek bir davaya dönüşmez.

Takip muhatabı açısından tebliğ edilen belgenin adı ve dayanağı belirleyicidir. SPK’nın sorumluluk ve tutar belirlemesi ile TMSF’nin ödeme emri ya da haciz işlemi ayrı ayrı ele alınmalıdır. Ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanunun 58. maddesindeki tebliğden itibaren 15 günlük özel süre önem taşır. Her idari işlem için genel 60 günlük sürenin bulunduğu varsayımı, ödeme emrinde hak kaybına yol açabilir.

Ödeme emrinde borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazlar; dayanak karar, kişinin sorumluluğu, tutar ve yapılan tahsilatlarla birlikte değerlendirilir. Şirketten tahsil koşulunun oluşmadığı, kişinin işlemle ilişkisinin bulunmadığı veya önceki bir ödemenin hesaba katılmadığı iddiaları da hangi işleme ve hangi aşamada yöneltileceği belirlenerek ileri sürülmelidir. Dayanak tespitin dava süresi ile ödeme emrinin dava süresinin birbirini otomatik yenilediği kabul edilemez.

Dava açılması veya idareye itiraz edilmesi, her durumda takibi kendiliğinden durdurmaz. İşlemin türüne göre yürütmenin durdurulması ve ilgili özel usul hükümleri değerlendirilir. Gecikmenin neden olacağı zarar, tebligatlar, banka hesapları, şirket faaliyetleri veya malvarlığı üzerindeki somut etki belgelenmelidir.

Tedbirin başlangıçta haklı olabilmesi, süresiz ve denetimsiz sürdürülebileceği anlamına da gelmez. Ayşe Sabahat Gencer [GK], B. No:2018/34950, 20 Ekim 2022 kararında AYM, Bank Asya hesabına TMSF tarafından konulan ve beş yıl dört ayı aşan blokeyi incelemiştir. İncelemenin gerçekten yürütüldüğünü ve blokenin devamını haklı kılan nedenleri gösteren açıklamalar bulunmaması, kişiye aşırı külfet yüklemiştir (§§81-83). Mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir. Bu karar banka mevduatına ilişkindir; oradaki inceleme süresi fon tasfiyesine taşınamaz. Fon uyuşmazlığında yararlı olan, tedbirin nedeninin, süresinin ve gerçek denetiminin birlikte sorgulanmasıdır.

Ceza soruşturması, elkoyma ve TMSF tahsili nasıl ayrılır?

7596 m.6, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda CMK m.128 uyarınca elkoyma kararı verilebilmesini düzenler. Elkonulan değerler arasında doğrudan fona iadesi hukuken mümkün para ve sermaye piyasası araçları varsa CMK m.131 çerçevesinde ilgili fona veya geri kazanım hesabına iade edilir. Bu, 5. maddedeki idari tespit ve tahsil yolundan farklı bir işlemdir.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlığı bakımından TMSF kayyım atanabilir. Kayyım atanması hâlinde kanunun 6/2 hükmü, dava sonucunu beklemeden satış veya tasfiyeyi ve gelirin her fon için ayrı geri kazanım hesaplarında izlenmesini öngörür. Satış yapılması, kişinin kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunduğu veya yatırımcının zararının tamamının karşılandığı anlamına gelmez.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve mahkemece fondan çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu belirlenen değerlerin, Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili yatırım fonuna; tasfiye tamamlandıysa geri kazanım hesabına aktarılmasına mahkemece karar verilir. Bu yüzden ceza dosyasında malvarlığının yalnız tespiti değil; ilgili fonla, işlemle ve zarar tutarıyla bağının kurulması da önemlidir.

İdari, hukuki ve cezai sorumluluğun şartları aynı değildir. 7596 m.5, bu özel tahsil yolu için bütün sorumlular hakkında önceden kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti aranacağını söylemez. Bunun karşılığında idari bir sorumluluk tespiti de kendiliğinden ceza mahkûmiyeti sayılamaz. Suç duyurusu, elkoyma, sorumluluk tespiti, fiilî tahsil ve yatırımcıya ödeme ayrı aşamalardır.

Geri kazanılan para yatırımcıya nasıl ulaşır?

Kanunun 6/4-6 hükümleri, geri kazanılan tutarların TMSF nezdinde her fon için ayrı alt hesaplarda izlenmesini öngörür. Bu paralar TMSF’nin kendi malvarlığından ayrıdır. Yalnız ilgili fonun tasfiyesi ve pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilir; başka amaçla kullanılamaz, teminat gösterilemez ve kamu alacakları için dahi haczedilemez.

Zorunlu masraflar düşüldükten sonra para tasfiye ile görevli kuruluşa aktarılır. Tasfiye tamamlanmışsa, SPK tarafından bildirilen hak sahiplerine ödeme yapılması için YTM’ye aktarım yapılır; kanun bu aşamadaki ödemelerin katılma payı sahipliği oranında yapılmasını düzenler. Nihai dağıtım dışındaki ödemelerde, SPK’nın işlem ve aktarım maliyetlerini dikkate alarak belirleyeceği asgari tutarın altında kalan hak kişi adına izlenir ve sonraki haklara eklenir. Bu eşik, küçük alacağın silinmesi değildir.

Bir tahsilatın birden fazla fonla bağlantısı varsa fonlar arası dağıtımın da açıklanması gerekir. 6/7, dağıtım esaslarının fon türü, likidite yeterliği, pay sahipliği yapısı, yatırımcının korunması ve tasfiye oranı gibi ölçütlerle SPK tarafından belirlenmesini öngörür. Yatırımcı, yalnız “toplam şu kadar tahsil edildi” açıklamasından kendi fonuna düşen tutarı çıkaramaz.

AYM’nin Tasfiye Hâlinde Cemtur Seyahat ve Turizm Ltd. Şti. [GK], B. No:2013/865, 1 Haziran 2016 kararı, farklı bir bankacılık tasfiyesinde bu ayrıştırmanın önemini gösterir. Alacağını tahsil aşamasına getiren hizmet şirketi, TMSF yönetimindeki borçlu şirketin varlıkları satılırken sürece alınmamış, gelir kamu alacaklarına ayrılmıştır. AYM, hangi gelirin hangi şirket varlığından doğduğunun ve hangi borca ayrıldığının açıklığını da sorgulamış; iyi niyetli alacaklıya aşırı külfet yüklendiği için mülkiyet ihlali ve yeniden yargılama sonucuna ulaşmıştır (§§160-171,186). Bu karar, yeni fon hesabına eski dağıtım sırasını taşımaz. Buradaki ders, geri kazanılan değerin fon ve hak sahibiyle bağının denetlenebilir tutulmasıdır.

Nihai ödemede daha önce tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan alınan tutarlar 4/5 uyarınca mahsup edilir. Farklı yolların birlikte izlenmesi aynı zarar için iki kez ödeme hakkı yaratmaz. Ödemenin hangi zarara ve döneme ilişkin yapıldığını gösteren belgeler korunmalıdır.

Yatırımcı sorumluluk başvurusunu nasıl hazırlamalı?

Başvurunun amacı, isim listesi sunmak yerine incelenebilir bir işlem zinciri kurmaktır. Fon ve hesap bilgileriyle başlayıp tartışmalı işlemi, görev dönemini ve istenen incelemeyi ayrı ayrı göstermek, makamın hangi kayıtları karşılaştırması gerektiğini anlaşılır hâle getirir.

  • Fonun tam adı ve kodu, yatırımcının MKK sicili, katılma payı ve ilgili hesap dökümleri.
  • Tartışmalı işlemin tarihi, varlık türü, miktarı, karşı tarafı ve dayanak belge.
  • İşlem tarihinde yetkili olduğu belirtilen kişi veya kuruluşla bağlantıyı gösteren karar, imza veya kayıt.
  • Gerçek ekonomik amaç ya da karşılık bulunmadığı iddiasını destekleyen fiyat, teminat, teslim, tahsilat veya ilişkili taraf verisi.
  • İşlemden kaynaklandığı ileri sürülen kayıp ile olağan piyasa zararını ayıran açıklama.
  • Önceki ara ödemeler, diğer tahsilatlar, kurum başvuruları ve cevapları.
  • İnceleme, kişi ve tutar tespiti, ilgili fonun geri kazanım hesabında izleme veya belirli kaydın açıklanması şeklinde somut talep.

Yatırımcının şirket içi kayıtların tamamını elde etmiş olması beklenemez. Erişemediği kaydı, hangi kurumda bulunabileceğini ve neyi açıklayacağını belirterek istemesi mümkündür. Bununla birlikte belgeye erişilememesi, kişinin suç işlediğini veya mal kaçırdığını varsaymayı haklı kılmaz.

Ayrı bir tazminat davası düşünülüyorsa davacının kendi zararı, sorumlunun hukuki ilişkisi, talebin fon zararına mı yoksa doğrudan kişisel zarara mı yöneldiği ve önceki tahsilatlar belirlenmelidir. Fon katılma payı sahibi, sırf bu nedenle portföy yönetim şirketinin ortağı sayılmaz. Şirket ortaklarına tanınmış bir dava hakkı, fon yatırımcısına aynı sıfatla kendiliğinden geçmez. Görev, süre ve varsa dava şartı arabuluculuk, seçilen hukuki talebe göre değerlendirilir. Bireysel portföy yönetim sözleşmesine ilişkin portföy yöneticisinin vekil gibi sorumluluğu incelemesi farklı bir hukuki ilişkiyi açıklar; o karar, bütün fon yatırımcıları için aynı sıfat veya aynı sorumluluk sonucu doğurmaz. Görevli mahkeme ve süreler de somut talep üzerinden belirlenmelidir.

Şahsi sorumluluk ve TMSF hakkında sık sorulan sorular

Fon yöneticisi bütün zararı kendi cebinden ödemek zorunda mı?

Unvanı tek başına yeterli değildir. 7596 m.5 kapsamında işlem, zarar, sorumluluk ve kişi bazında tutar belirlenir; portföy yönetim şirketinden tahsil edilememe veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması koşulu da değerlendirilir.

Ortak şirket borcundan her durumda sorumlu olur mu?

Hayır. Bu özel rejimde sırf ortaklık payı bulundurmak ile zararı doğuran işlemde sorumluluğu bulunmak farklıdır. Kontrol, karar ve işlemdeki rol, aktarım ve birlikte hareket iddiası somut kayıtlarla incelenmelidir.

Yönetici istifa ederse takipten kurtulur mu?

İstifa, görev veya kontrol dönemindeki işlem ve kararlardan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Sorumluluğun ilgili döneme ve somut işleme bağlanması gerekir.

TMSF fon zararını kendi bütçesinden karşılar mı?

7596’daki görev, sorumlulardan ve ilgili malvarlığından geri kazanım sağlanmasıdır. Bu düzenleme yatırım fonları için mevduat sigortası veya her kaybın devletçe tamamlanması güvencesi getirmez.

Suç duyurusu yapılınca para hemen geri alınır mı?

Hayır. Suç duyurusu, inceleme, elkoyma veya iade kararı, malvarlığının nakde çevrilmesi ve yatırımcıya ödeme farklı aşamalardır. Her aşamanın koşulu ve sonucu ayrıca belirlenir.

TMSF ödeme emrine karşı kaç gün içinde dava açılır?

6183 m.58’de ödeme emri için tebliğden itibaren 15 günlük özel süre bulunur. 7596 m.5/4 kapsamındaki davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir. Dayanak SPK tespiti ve haciz gibi diğer işlemlerin süreleri ayrı incelenmelidir.

Geri kazanım hesabına kendi alacağım için haciz koydurabilir miyim?

7596 m.6/5, bu hesabın kamu alacakları için dahi haczedilemeyeceğini; üzerinde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kurulamayacağını düzenler. Yatırımcının hakkı kanundaki dağıtım ve ödeme mekanizması içinde takip edilir.

Mevzuat ve karar kaynakları

Dosyanıza özgü değerlendirme için: Av. Ahmet Karaca · ahmet@pegahukuk.com

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.