Aracı Kurum İflasında SPK Sorumlu mu? Danıştay Ölçütü

Tedbir, fon ödemesi, varlık: Danıştay'ın üç sorusu
Kısa cevap Kural olarak hayır. İncelenen Danıştay kararlarında, aracı kurumun iflası veya faaliyetinin durdurulması nedeniyle SPK’nın tazminattan sorumlu tutulduğu bir karar yok. Ret gerekçeleri üç soruda toplanıyor: Kurul zamanında tedbir aldı mı, yatırımcıya dönemin koruma fonundan kanuni sınır içinde ödeme yapıldı mı ve yatırımcı aracı kurumdaki varlığını belgeleyebildi mi? SPKn m.82/1’deki üç aylık tazmin kararı süresinin aşılması ayrı bir kusur tartışması doğurabilir; bu konuda karar bulunamadı. (27 Eylül 2026 itibarıyla.)

Son güncelleme: · İlk yayın: 03.10.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula

Aracı kurumu batan bir yatırımcının iki sorusu vardır: hesabımdaki hisseler ve nakit ne olacak, ve bu olmadan önce SPK neredeydi? İlk sorunun cevabı, yani varlıkların aynen iadesi, YTM tazmini ve tasfiye sırası, aracı kurum batarsa hisseler ve nakit ne olur yazısında anlatılıyor. Bu yazı yalnız ikinci soruya, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) sorumluluğuna odaklanır.

Aşağıda Kurul’un aracı kurum bozulurken kullanabileceği tedbirler, SPKn m.82/1’deki üç aylık tazmin kararı süresi ve Danıştay’ın aracı kurum iflası davalarında baktığı üç ölçüt, karar metinlerinden birebir alıntılarla ele alınıyor. SPK’nın sorumluluğunun genel çerçevesi için SPK’nın sorumluluğu ve tam yargı davası rehberine bakılabilir.

Aracı kurum iflasında SPK’nın sorumluluğu hakkında hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

SPK aracı kurum bozulurken hangi tedbirleri alabilir?

SPK’nın aracı kurumlara karşı yetkileri dört maddede toplanır: m.88 denetimi, m.96 hukuka aykırılıkta tedbiri, m.97 mali durumun bozulmasında tedbiri düzenler; m.98 ise sorumluların şahsen iflasını istemeye yetki verir. Bu maddelerdeki fiillerin çoğu “yetkilidir” diye kurulmuştur; hangi tedbirin ne zaman seçileceği Kurul’un takdirindedir ve sorumluluk tartışması bu takdirin sınırında yürür.

MaddeTetikleyiciKurul’un seçebileceği tedbirSorumluluk tartışmasındaki yeri
m.88/2Sürekli denetimÖnemlilik, öncelik ve risk ölçütlerine göre programlı denetim; program dışı denetimDenetim sıklığı Kurul’a bırakılmıştır
m.96/1Mevzuata, standartlara veya esas sözleşmeye aykırı faaliyetAykırılığın giderilmesini isteme, faaliyeti sınırlama veya geçici durdurma, yetki iptali, “öngöreceği diğer her türlü tedbiri” almaAykırılık tespit edildikten sonraki hareketsizlik
m.97/1Sermaye yeterliliğinin sağlanamaması, nakit veya finansal araç teslim yükümlülüğünün yerine getirilememesi, mali yapının ciddi zayıflaması“üç ayı geçmemek üzere” süre verme ya da doğrudan faaliyet durdurma, yetki kaldırma, tazmin kararı, tedricî tasfiye, iflas istemeMali bozulmanın tespitinden sonraki süre
m.97/2–4Yetkinin kaldırılması veya geçici durdurmaMalvarlığı devredilemez, rehnedilemez, haczedilemez; takipler kendiliğinden durur; geçici kapalılık iki yılı geçemezMüşteri varlıklarının korunması
m.98/1İflas veya tedricî tasfiyeSorumluluğu m.97 uyarınca tespit edilen yüzde onu aşan ortakların, yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerin şahsen iflasını istemeZararın asıl muhatabı çoğu kez kurum ve yöneticileridir

Tedricî tasfiye (aracı kurumun malvarlığının YTM eliyle paraya çevrilip öncelikle müşteri alacaklarına dağıtılması) kararı da m.97/1’de sayılan tedbirlerdendir. m.86/4’e göre tedricî tasfiye kararı verilen kurumun “ödemeleri durur ve tüm mal varlığı üzerinde, sadece YTM tarafından tasarruf edilebilir.” Kurul’un bu tedbirleri hangi sırayla ve hangi hızla kullandığı, sonradan açılan bir tazminat davasında belirleyici olgudur.

Tazmin kararı ne zaman alınmalı? SPKn m.82/1’deki üç ay

SPKn m.82/1, Kurul’a aracı kurumun teslim yükümlülüğünü yerine getiremediğini tespit etmesinden itibaren üç ay içinde tazmin kararı alma yükümlülüğü yükler. Hükmün tam metni şöyledir:

“Kurul, yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğinin veya kısa sürede yerine getiremeyeceğinin tespit edilmesi hâlinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Bu karar, durumun tespitinden itibaren üç ay içinde alınır. Kurulun, bu Kanun kapsamındaki tedbir yetkileri saklıdır.” (SPKn m.82/1)

Tazmin kararı YTM’nin kapısını açan anahtardır. m.84/2’ye göre “Yatırımcıları tazmin kararı verilen kuruluşların yatırımcıları” tazmin talep etme hakkına sahiptir; m.85/1’e göre bu hak, kararın ilanından itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrar. Karar alınmadıkça yatırımcı YTM’ye başvuramaz; ödeme de azami tazmin tutarıyla sınırlıdır (tutar için YTM azami tazmin tutarı).

Süre, “durumun tespitinden” başlar ve tespit tarihi Kurul’un kendi kayıtlarındadır. Üç ayın aşılmasının Danıştay’ın hizmet kusuru tanımındaki “geç işleme” hâline girip girmeyeceği tartışmalıdır (tanım için 13. D., E.2024/356, K.2024/1861). Girse bile gecikme ile zarar arasında ayrıca illiyet kurulmalıdır; tazmin tutarı gecikmeden bağımsız olarak kanuni tavanla sınırlıdır (SPKn m.84/5). Bu yazı için incelenen kararlar arasında m.82/1 süresinin aşılmasına dayanan bir Danıştay kararı yok.

Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında çalışan Av. Ahmet Karaca’ya göre, aracı kurum iflasında SPK aleyhine bir davanın ağırlık merkezi “denetim yetersizdi” genellemesi değil, iki tarih arasındaki boşluktur: Kurul’un teslim yükümlülüğünün yerine getirilemeyeceğini tespit ettiği tarih ile faaliyet durdurma veya tazmin kararını aldığı tarih. Bu aralıkta müşteri varlıklarında belgelenebilen bir azalma yoksa, tasfiye ve YTM yoluyla karşılanan zararın yeniden Kurul’a yüklenmesi Danıştay çizgisinde güçtür. Önce varlığın ve tasfiyeden sonra kalan zararın belgelenmesi daha tutarlı bir sıradır; İYUK m.13’teki bir yıllık başvuru süresi ise bu sıranın beklemeye dönüşmesine izin vermez.

Danıştay aracı kurum iflası davalarında hangi üç ölçüte bakıyor?

İncelenen üç Danıştay kararında, aracı kurum iflası ve faaliyet durdurma nedeniyle SPK’ya açılan davalardaki ret gerekçeleri üç ölçütte toplanıyor: Kurul tedbir aldı mı, yatırımcıya koruma fonundan ödeme yapıldı mı ve yatırımcı aracı kurumdaki varlığını ispatladı mı? Üç kararda da bu ölçütler davacı aleyhine sonuçlanmış ve ret kararları onanmıştır.

ÖlçütKararTespitYatırımcının cevaplaması gereken soru
1. Tedbir alınmış mı?E.2011/1333 ve E.2012/3032Kurul mülga 2499 sayılı Kanun m.46’daki denetimi yapmış, mali yapısı bozulan şirket için önlem almış, alacak tahsili için işlem başlatmışTedbir, bozulmanın tespitinden ne kadar sonra alındı?
2. Fondan ödeme yapılmış mı?E.2011/1333 ve E.2012/30324487 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesiyle kurulan fondan yasal sınırlar içinde ödeme yapılmışÖdemeden sonra kalan zarar ne kadar ve neden Kurul’a bağlanıyor?
3. Varlık ispatlanmış mı?E.2015/5608Kurul’un sunduğu müşteri listesinde davacı yok; hisse varlığı belgelenemediMKK kaydı, ekstre ve dekont var mı?

Danıştay 13. D., E.2011/1333, K.2017/3734 (12.12.2017) ve E.2012/3032, K.2017/3740 (13.12.2017)

Aynı aracı kurumda hisse senetleri bulunan bir yatırımcı ile başka bir yatırımcının mirasçıları, kurumun iflasında SPK’nın gözetim ve denetim görevini gereği gibi yapmadığını ileri sürmüştür. İdare mahkemesi iki davayı da aynı gerekçeyle reddetmiş, Danıştay oybirliğiyle onamıştır. E.2011/1333 kararındaki özet şöyledir:

“Dava, … Menkul Değerler A.Ş.’de hisse senetleri bulunan davacı tarafından, davalı idarenin gözetim ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmediğinden bahisle zararın oluşmasında hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 20.000,00.-TL zararının tazminine karar verilmesi istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi’nce; davalı idarenin 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen denetim görevini yerine getirerek, mali yapısı bozulduğu tespit edilen şirket için gerekli önlemleri aldığı, iflas hukuku kurallarına göre alınması zorunlu olan bir alacağın tahsili için gerekli işlemleri başlattığı, 4487 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi uyarınca kurulan fondan yasal sınırlar dâhilinde davacıya ödeme yapıldığı, davalı idarenin denetim ve gözetim görevini yerine getirmemesinden dolayı meydana gelen bir zarar söz konusu olmadığından, davacının zararının karşılanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş”

İlke: Kurul’un tedbir almış olması ve yatırımcıya koruma fonundan kanuni sınır içinde ödeme yapılması birlikte, zararın Kurul’un denetim eksikliğinden doğmadığı sonucuna götürmüştür. İki kararda da karar düzeltme yolu açık bırakılmış; kesinleşme bilgisi karar metinlerinde yer almıyor.

Uygulamaya etkisi: 6362 sayılı Kanun döneminde yatırımcı tazmini YTM üzerinden yürür (SPKn m.83). Av. Ahmet Karaca’ya göre bu gerekçe YTM ödemelerine de taşınabilir: YTM’den tavana kadar ödeme alan yatırımcının SPK’ya dava açması için karşılanmayan zararı ve bu zararın Kurul’un bir gecikmesinden doğduğunu ayrıca göstermesi gerekir.

Danıştay 13. D., E.2015/5608, K.2021/5348, 27.12.2021

Davacı, faaliyetine son verilen bir aracı kurumdaki hesabında bulunduğunu ileri sürdüğü 32.000 lot hisse senedinin 19.03.1996’dan itibaren temettü ve sermaye artırımlarıyla birlikte tahsilini istemiş, SPK’nın gerekli önlemleri almadığını ve zamanında denetim yapmadığını ileri sürmüştür. Kurul ise yetki belgesinin yatırımların devlet güvencesinde olduğu anlamına gelmediğini savunmuştur.

“İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkemece dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; dosyada mevcut yazı ve belgeler üzerinden davacının sahip olduğunu iddia ettiği hisse senetlerinin aracı kurumun faaliyetlerinin durdurulduğu tarih itibarıyla varlığının tespitine yönelik inceleme sonucunda, davacının iddiasını ispatlayacak bilgi ve belgenin olmadığının görüldüğü, diğer taraftan Kurul tarafından gönderilen 28/11/2013 tarihli yazı ekindeki müşteri listesinde davacının aracı kurum nezdinde sahip olduğunu iddia ettiği yatırım hesabının bulunmamasının davacının 07/02/2005 tarihi itibarıyla aracı kurumun resmi kayıtlarında bir pay senedinin olmadığı yönünde değerlendirildiği şeklinde görüş bildirildiği, bilirkişi raporu karara esas alınabilecek nitelikte bulunarak rapora yapılan itirazın yerinde bulunmadığı”

İlke: Davada Kurul’un kendi kayıtları, yani faaliyeti durdurulan aracı kurumun müşteri listesi, davacı aleyhine delil olmuştur. Mahkeme, hisse varlığının hukuken geçerli belgelerle ortaya konulamadığını ve zararda idareye “atfı kabil kusur” bulunmadığını kabul etmiş; Danıştay kararı oybirliğiyle onamış, karar düzeltme yolunu açık bırakmıştır. Kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor.

Uygulamaya etkisi: Hesap ekstreleri, MKK kayıtları ve dekontlar olmadan SPK’ya açılan dava, kusur konusuna hiç girilmeden düşebilir.

Adli yargıdan tamamlayıcı örnek. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2014 tarihli, E.2012/12119, K.2014/2981 sayılı kararında, tedricî tasfiyedeki bir aracı kurumun kendi kredi borcu için rehnettiği müşteri hisselerinin büyük kısmının tasfiyeyi yürüten fon eliyle aynen geri alınmasına hükmedilmiş, karar düzeltme istemi de reddedilmiştir (11. HD, E.2014/9356, K.2014/19875); dosyanın ayrıntısı aracı kurum batarsa hisseler ve nakit ne olur yazısında. Av. Ahmet Karaca’ya göre varlıkların bu yolla geri alınabildiği bir dosyada SPK’ya karşı tazminat davasında zarar unsuru zayıflar.

Aracı kurum battığında hangi talep kime yöneltilir?

Aracı kurum iflasında talepler farklı muhataplara ve farklı sürelere tabidir; SPK’ya karşı tazminat davası bu yollardan yalnız biridir:

TalepMuhatapYol ve süreDayanak
Hesaptaki sermaye piyasası araçlarının dağıtımıYTM (tazmin ve tasfiye süreci)Tazmin sürecinde öncelikle aynen dağıtımSPKn m.85/3
Tavana kadar tazminYTMTazmin kararının ilanından itibaren bir yıl içinde yazılı başvuruSPKn m.84, 85/1
Tavanı aşan müşteri alacağıTedricî tasfiyeAktiflerden öncelikle müşteri alacakları; yetmezse garametenSPKn m.86/5
Kurul’un hizmet kusurundan doğan zararSPK (husumet Kurul’a)Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yıl içinde idareye başvuru; sonra idare mahkemesiİYUK m.13/1; SPKn m.133/4, 134
Kurum yöneticileri ve ortaklarıİlgili kişilerGenel hükümler; Kurul’un şahsen iflas isteme yetkisiSPKn m.98

YTM, m.85/4 uyarınca yatırımcılara ödediği tutar kadar onların haklarına halef olur. Av. Ahmet Karaca’ya göre bu nedenle YTM’den karşılanan kısım için ayrıca SPK’dan tazminat istenmesi aynı zararın iki kez giderilmesi anlamına gelebilir; dava, karşılanmayan kısım üzerine kurulmalıdır. Başvuru belgeleri ve süreler için YTM tazmin başvurusu, SPK’ya dava süreleri için SPK’ya tam yargı davasında süreler yazılarına bakılabilir.

Fon tasfiyesi bir aracı kurum iflası mı?

Hayır. SPK’nın 17.09.2026 tarihli kararları, yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu fonların SPKn m.96/1 ve m.128/1-(a) dayanağıyla tasfiyesine ilişkindir; Bülten 2026/60 ve 2026/61’de m.82 anlamında bir “yatırımcıları tazmin” kararı yoktur. Portföy yönetim şirketleri, YTM’nin 18.08.2026 tarihli üye listesinde yer almıyor; aynı markayı taşıyan bazı aracı kurum ve bankalar ise listede “Faal” görünüyor (aralarındaki ilişki bu yazıda incelenmedi).

Bu nedenle bu yazıdaki üç ölçüt, fon yatırımcısı için ancak fon paylarını veya nakdini saklayan aracı kurum ya da banka teslim yükümlülüğünü yerine getiremezse gündeme gelir. Fondaki değer kaybı için YTM fon zararını karşılar mı, hesabın hangi kuruluşta durduğunun kontrolü için YTM üyesi kurumlar, tasfiye kararının kendisine karşı yol için SPK kararına iptal davası yazıları okunabilir.

Sık sorulan sorular

Aracı kurum battı, SPK denetlemedi; SPK’dan tazminat alabilir miyim?

Kural olarak zordur. İncelenen Danıştay kararlarında aracı kurum iflası nedeniyle SPK aleyhine açılan davalar; Kurul’un tedbir almış olması, yatırımcıya fondan ödeme yapılmış olması veya hisse varlığının belgelenememesi gerekçeleriyle reddedilmiştir. Av. Ahmet Karaca’ya göre dava ancak Kurul’un somut bir gecikmesi ile varlık iadesi ve YTM ödemesinden sonra kalan zarar arasında bağ kurulabiliyorsa anlamlıdır.

SPK aracı kurum için tazmin kararını ne zaman vermek zorunda?

SPKn m.82/1’e göre Kurul, aracı kurumun nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü yerine getiremediğini ya da kısa sürede yerine getiremeyeceğini tespit ederse tazmin kararı alır ve bu karar durumun tespitinden itibaren üç ay içinde alınır. Tespit tarihi Kurul’un kayıtlarındadır; sürenin aşılmasına dayanan bir Danıştay kararı incelenen kararlar arasında bulunmuyor.

YTM’den ödeme aldıysam SPK’ya ayrıca dava açabilir miyim?

Kanun bunu açıkça yasaklamaz, ancak YTM ödediği tutar kadar yatırımcının haklarına halef olur ve Danıştay kararlarında fondan ödeme yapılmış olması ret gerekçeleri arasında yer almıştır. Dava ancak karşılanmayan zarar ve bu zararın Kurul’un davranışından doğduğu belgelenirse anlam taşır; aynı zararın iki kez giderilmesi istenemez.

Hisselerimin aracı kurumda olduğunu nasıl ispatlarım?

Hesap ekstreleri, alım dekontları, MKK kayıtları ve aracı kurumla yazışmalar temel delillerdir. Danıştay’ın 2021 tarihli bir kararında, davacının adı Kurul’un sunduğu müşteri listesinde yer almadığı ve hisse varlığı hukuken geçerli belgelerle ortaya konulamadığı için dava kusur tartışmasına girilmeden reddedilmiştir.

SPK aracı kurum yöneticilerinin şahsen iflasını isteyebilir mi?

Evet. SPKn m.98/1’e göre aracı kurumun iflası veya tedricî tasfiyesi hâlinde Kurul, m.97 uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş olmak kaydıyla yüzde onu aşan paya sahip ortakların, yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerin şahsen iflasını istemeye yetkilidir. Bu yetki, yatırımcıya kendiliğinden bir ödeme hakkı doğurmaz.

Aracı kurum iflasında SPK’ya karşı dava nerede ve ne zaman açılır?

Dava idare mahkemesinde açılır ve husumet Kurul’a yöneltilir (SPKn m.133/4, 134). Zarar bir idari eylemden doğuyorsa, İYUK m.13/1 uyarınca eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde önce Kurul’a başvurulmalı, ret veya otuz gün cevapsız kalma üzerine dava süresi içinde dava açılmalıdır.

İlgili rehberler

Kaynaklar

Mevzuat

  1. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.82, 83, 84, 85, 86, 88, 96, 97, 98, 133, 134 — mevzuat.gov.tr
  2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.13 — mevzuat.gov.tr

Kurum kaynakları

  1. SPK Bülteni 2026/60, 17.09.2026 — spk.gov.tr
  2. SPK Bülteni 2026/61, 17.09.2026 — spk.gov.tr
  3. YTM üye kuruluşlar listesi (18.08.2026) — ytm.gov.tr

Yargı kararları

  1. Danıştay 13. D., E.2011/1333, K.2017/3734, 12.12.2017 — belge no 585429400 — karar metni
  2. Danıştay 13. D., E.2012/3032, K.2017/3740, 13.12.2017 — belge no 585388100 — karar metni
  3. Danıştay 13. D., E.2015/5608, K.2021/5348, 27.12.2021 — belge no 784157200 — karar metni
  4. Danıştay 13. D., E.2024/356, K.2024/1861, 29.04.2024 — belge no 1159895500 — karar metni
  5. Yargıtay 11. HD, E.2012/12119, K.2014/2981, 20.02.2014 — belge no 366433900 — karar metni
  6. Yargıtay 11. HD, E.2014/9356, K.2014/19875, 16.12.2014 (karar düzeltme reddi) — belge no 356997700 — karar metni

Güncelleme notu: 03.10.2026 — ilk yayın.

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti

Aracı kurumunuz battı ve SPK’nın zamanında harekete geçmediğini mi düşünüyorsunuz?

Aracı kurumun iflası veya faaliyetinin durdurulması nedeniyle SPK’nın sorumluluğunu değerlendirmek istiyorsanız, Av. Ahmet Karaca ile görüşerek avukatlık ve danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com

Av. Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), kripto varlık hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.

Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası

Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.

About the Author

Ahmet Karaca

Avukat Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık bünyesinde özellikle kripto varlık hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

Kripto P2P işlemleri, kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, SPK ve MASAK mevzuatı, banka blokesi, üçüncü kişi ödemesi ve kripto dolandırıcılığı soruşturmaları konularında makaleler yazmakta ve hukuki danışmanlık vermektedir. pegahukuk.com üzerindeki Kripto Varlık Hukuku içerik kümesinin yazarlığını yürütmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir.