Son güncelleme: · İlk yayın: 29.09.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula
Payını nakde çeviremeyen fon yatırımcısı, piyasayı düzenleyip denetlemekle görevli Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bu zarardan sorumlu olup olmadığını soruyor: SPK’ya dava açılabilir mi, açılırsa hangi mahkemede, hangi sürede ve hangi ölçütle? Sorunun muhatabı geniş bir kitle. SPK 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarını alım ve satıma kapattı ve listelediği fonların tasfiyesine karar verdi; 23 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre tasfiye 131 fonu kapsıyor ve bu fonlarda Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarına göre 455.758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Bu rehber SPK’nın hukuki sorumluluğunu Anayasa, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) çerçevesinde anlatıyor. Ardından SPK’nın Eylül 2026’da yayımladığı resmî açıklamaları ve bültenleri, Danıştay’ın 2005 ile 2024 arasında SPK’ya yöneltilen tazminat davalarında verdiği kararlarla aynı tabloda okuyarak hangi olgunun kusur tartışmasına girdiğini, hangisinin girmediğini gösteriyor. Olgular resmî metinlerden aktarıldı; değerlendirmeler ayrıca işaretlendi. Tasfiye sürecinin tamamı için fon krizinde yatırımcı hakları rehberine bakılabilir. — Av. Ahmet Karaca
SPK’ya dava açılabilir mi?
Evet. SPK, SPKn m.117/1 uyarınca kamu tüzel kişiliğine sahip, idari ve mali özerkliği olan bir kurumdur; karar, işlem ve eylemleri idari yargının denetimindedir. Anayasa m.125’in ilk cümlesine göre “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır”; aynı maddenin son cümlesi de idarenin “kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü” olduğunu söyler. SPKn m.134 ise Kurul kararlarına karşı açılacak idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini ve bu başvuruların “acele işlerden” sayılacağını düzenler.
Zararın parasal karşılığını istemenin yolu tam yargı davasıdır (idari eylem veya işlem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan zarar gören kişinin idareden tazminat istediği dava; İYUK m.2/1-b). İptal davası (bir idari işlemin hukuka aykırılığının tespiti ve ortadan kaldırılması için açılan dava; İYUK m.2/1-a) ise tek başına para ödetmez. Anayasa m.40/3 de resmî görevlilerin haksız işlemleri sonucu uğranılan zararın “kanuna göre, Devletçe tazmin” edileceğini hükme bağlar; bu hüküm, SPK’nın sorumluluğunun anayasal dayanaklarından biridir.
Yargı yolunun açık olması davanın kazanılacağı anlamına gelmez. SPKn m.117/2’ye göre Kurul kararları “yerindelik denetimine tabi tutulamaz”. İYUK m.2/2 de idari mahkemelerin yerindelik denetimi (idarenin takdir alanındaki bir tercihin isabetli olup olmadığını değerlendirme) yapamayacağını ve “idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı” veremeyeceğini söyler. Av. Ahmet Karaca’ya göre bu sınır, “SPK başka bir tedbir alsaydı zarar oluşmazdı” türünden genel iddiaların ağırlığını azaltır; davada belirleyici soru, kanunun SPK’ya yüklediği belirli bir görevin yapılıp yapılmadığı ve bunun zararla bağıdır.
Şikâyet, tazminat başvurusu değildir. Yatırımcının SPK’ya yaptığı şikâyet, Kurul’un denetim ve yaptırım yetkilerini harekete geçiren bir idari başvurudur; şikâyet sonucunda SPK yatırımcıya ödeme yapmaz, bir kuruluşu da ödemeye mahkûm etmez. SPK’dan tazminat, İYUK m.12 ve m.13’teki yollarla istenir; SPK’ya yapılan başvuru reddedilir ya da 30 gün içinde cevaplanmazsa uyuşmazlığı idare mahkemesi çözer. Şikâyet ile dava arasındaki fark aşağıdaki şikâyet bölümünde özetlendi.
SPK hangi koşullarla sorumlu olur?
Danıştay kararlarına göre SPK’nın tazminat sorumluluğu için üç koşul birlikte aranır: SPK’ya yüklenebilecek bir hizmet kusuru, davacının gerçek bir zararı ve bu zararın SPK’nın işlem veya eyleminin sonucu olması. Danıştay 13. Dairesi’nin 29.04.2024 tarihli E.2024/356, K.2024/1861 sayılı kararıyla kesinleşen ilk derece gerekçesi bu koşulları “idari işlem ya da idareden sadır olan ihmali veya icrai bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem ya da eyleminin bir sonucu olması” diye sayar.
Hizmet kusuru: kötü, geç ya da hiç işlememe
Hizmet kusuru (kamu hizmetinin kurulması veya işleyişindeki aksaklık), Danıştay’ın SPK’yı tazminattan sorumlu tuttuğu 2005 tarihli kararda şöyle tanımlanır:
“Hizmet kusuru kavramı genel anlamıyla bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık, eksiklik ve bozuklukları ifade etmektedir.”
Aynı karar hizmet kusurunu “hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi ve hiç işlememesi” diye üç başlıkta toplar. 2024/356 kararına esas gerekçe de kusurun “özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile” tanımlanmadığını, nesnel bir aksaklık olarak arandığını vurgular. Bu nedenle davada SPK görevlilerinin kişisel kusurunu değil, kurumun kanuni görevini zamanında ve gereği gibi yapıp yapmadığını göstermek gerekir.
Hukuka aykırılık tek başına yetmez
Bir SPK kararının iptal edilmiş olması hizmet kusurunu gösterir, ama tazminat için yeterli değildir. 2024/356 kararına konu olayda SPK’nın pay alım teklifi muafiyeti veren kararı daha önce yargı kararıyla iptal edilmişti. Buna rağmen tazminat istemi, davacının zararının iptal edilen işlemden değil kendi satış işlemlerinden doğduğu ve bu yüzden “uygun illiyet bağının” kurulamadığı gerekçesiyle reddedildi; Danıştay bu ret kararını onadı.
İlliyet bağı ve zararın belirlenmesi
İlliyet bağı (zararın idarenin davranışının uygun sonucu olması), bu seride incelenen ret kararlarında en sık dayanılan koşuldur; kaldıraçlı işlem davalarının çoğu ve kayıt dışı para toplama davası bu gerekçeyle reddedildi.
Fon krizinde zararın tutarı da henüz belli değildir. Bülten 2026/61’e göre fon portföyleri görevlendirilen bankalarca nakde çevrilecek ve elde edilen nakit, yatırımcıların “bireysel saklama hesaplarına fon katılma payı sahipliği oranında” aktarılacak. SPK’nın 21.09.2026 duyurusuna göre tasfiye en fazla 6 ay sürebilir. SPK 2005 tarihli davada da banka hakkındaki iflas davası sonuçlanmadan “gerçek ve kesinleşmiş zararın” olamayacağını savunmuştu; Danıştay çoğunluğu esasa girip tazminata hükmetti, bir karşı oy ise iflas tasfiyesine katılmadan “gerçek ve miktarı belli bir zararından söz edilemez” görüşündeydi. Av. Ahmet Karaca’ya göre dilekçede yatırılan tutar, tasfiyede hesaba aktarılan tutar ve aradaki fark ayrı ayrı gösterilmeli, talep tasfiye ilerledikçe güncellenmelidir.
SPK’nın denetim programı ve takdir alanı
SPKn m.88/2’ye göre SPK’nın denetim faaliyeti, Kurul’un belirlediği “önemlilik ve öncelik ilkeleri ile risk değerlendirmeleri kapsamında” Kurul Başkanı’nın oluşturduğu program uyarınca yürütülür. Bu hüküm, “her kuruluş her an denetlenmeliydi” iddiasına karşı SPK’nın dayanabileceği bir kuraldır. Aynı fıkranın son cümlesi ise Kurul Başkanı’na, program dışında incelenmesini gerekli gördüğü hususlarda “program dışı denetim” yaptırma yetkisi verir. Av. Ahmet Karaca’ya göre fon krizinde tartışılacak nokta tam burasıdır: SPK’nın kendi açıklaması riskin 2025’in son çeyreğinde gözlemlendiğini söylediğinden, bu tarihten sonra program dışı denetim, SPKn m.96/1’deki faaliyet sınırlandırma veya durdurma gibi yetkilerin ne zaman ve nasıl kullanıldığı sorulacaktır.
Fon krizinde SPK ne zaman ne yaptı?
SPK’nın 18.09.2026 tarihli açıklamasına göre sorunlu fiyat hareketleri 2025’in son çeyreğinde gözlemlendi, konu 02.12.2025’te Finansal İstikrar Komitesi (FİK) gündemine geldi, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber 28.08.2026’da güncellendi ve fonların tasfiyesine 17.09.2026’da karar verildi. Aşağıdaki tablo yalnız SPK’nın resmî açıklamalarında ve bültenlerinde yazanı aktarır; yorum içermez. Tırnak içindeki ifadeler kaynaktan birebir alınmıştır.
| Tarih | Resmî olgu | Kaynak |
|---|---|---|
| 2025 son çeyreği | Belirli portföy yönetim şirketlerine ait fonların “fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlenmiştir.” | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 02.12.2025 | Konu FİK toplantısında gündeme alındı; “SPK tarafından alınabilecek makroihtiyati tedbirler hususunda tavsiye kararı verilmiştir.” | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 03.12.2025 | SPK bünyesinde Çalışma Grubu oluşturuldu. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 18.12.2025 | Nitelikli yatırımcı için aranan finansal varlık tutarı 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye çıkarıldı. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 28.01.2026 ve 11.02.2026 | Revize Rehber Taslağı Hazine ve Maliye Bakanlığı’na sunuldu; Bakanlık, sektör görüşleri alındıktan sonra taslağın yürürlüğe alınmasını bildirdi. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 13.02.2026 ve 18.02.2026 | Taslak Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’ne (TSPB) gönderildi; MKK’dan görüş istendi. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| Mayıs 2026 | Kurul Başkanlığında değişim oldu; açıklamaya göre Rehber Taslağının hazırlıkları bu süreçte “aralıksız sürmüştür”. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 17.06.2026 ve 20.07.2026 | TEFAS Uygulama Esasları SPK’ca onaylandı ve Takasbank tarafından uygulamaya alındı. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 23.07.2026 | Fon portföylerindeki GYF ve GSYF katılma paylarının Borsa fiyatı yerine net aktif değerle değerlenmesine, 31.07.2026’dan sonra geçilmesine karar verildi. | SPK açıklaması, 18.09.2026 |
| 28.08.2026 | “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber güncellenmiştir.” | SPK duyurusu, 28.08.2026 |
| 16.09.2026 | Bülten 2026/59’un “Suç Duyurusu, İdari Para Cezası ile Diğer Yaptırım ve Tedbirler” bölümünde, belirli pay piyasalarındaki işlemlere ilişkin suç duyurusu ve işlem yasağı kararları yayımlandı. | SPK Bülteni 2026/59 |
| 17.09.2026 | SPK, “Sermaye piyasamızda son dönemde yaşanan gelişmeler Kurulumuz tarafından takip edilmektedir” diyerek bir dizi tedbir alındığını duyurdu. | SPK duyurusu, 17.09.2026 |
| 17.09.2026 | Kurul kararları 57/1706 ve 57/1707: yedi PYŞ’nin kurucusu olduğu ve TEFAS’ta işlem gören tüm fonlar alım ve satım yönünde işleme kapatıldı; listelenen fonların “Kurulca tayin edilecek yöntem ile” tasfiyesine karar verildi. Dayanak SPKn m.1, m.128/1-(a) ve m.96/1. | SPK Bülteni 2026/60 |
| 17.09.2026 | Kurul kararı 57/1708: tasfiye usul ve esasları belirlendi; tasfiyeyi yürütmek üzere iki banka görevlendirildi; satım emri verilip gerçekleşmeyen iade talimatları fona borç yazılıp öncelikle ödenecek; güncel liste 131 fon. | SPK Bülteni 2026/61 |
| 20.09.2026 | Kurul kararı 59/1710: tasfiye için öngörülen en fazla 3 aylık süre 6 aya çıkarıldı; SPK’ya göre “6 aylık süre, tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına gelmemekte”. | SPK Bülteni 2026/62; SPK duyurusu, 21.09.2026 |
| 23.09.2026 | SPK, 17.09.2026 kararlarıyla yedi PYŞ’ye ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini ve MKK kayıtlarına göre bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455.758 olduğunu açıkladı. | SPK açıklaması, 23.09.2026 |
Bültenlerin iki özelliği tazminat tartışması için ayrıca önemlidir. Birincisi, 2026/60 ve 2026/61’in tam metinlerinde SPKn m.82’ye dayanan bir “yatırımcıları tazmin” kararı yoktur; tasfiye kararları m.96/1 ile m.128/1-(a)’ya dayanır. İkincisi, SPK 18.09.2026 açıklamasında Rehber’in amacını, para piyasası fonları ile hisse senedi serbest fonların “ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma ve Borsa’da olağandışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturdukları sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemek” olarak tarif eder. Bu cümle, riskin niteliğinin SPK tarafından nasıl tanımlandığını gösteren resmî bir ifadedir. Tasfiye edilen fonların listesi ve ödeme durumu tasfiye edilen fonlar ödeme takibi sayfasında izleniyor.
Hangi olgu kusur tartışmasına girer, hangisi girmez?
SPK’nın resmî zaman çizelgesindeki olguların hepsi kusur tartışmasına aynı ağırlıkla girmez. Av. Ahmet Karaca’ya göre, Danıştay kararlarının ölçütüyle bakıldığında riskin resmî olarak fark edildiği tarih ile bağlayıcı tedbirin alındığı tarih arasındaki süre tartışmanın merkezindedir; ara tedbirler ve suç duyuruları ise SPK lehine kullanılabilecek olgulardır. Fon değerindeki düşüşün kendisi tek başına kusur göstergesi sayılmaz. Aşağıdaki tabloda ilk sütun resmî olgudur; ikinci ve üçüncü sütun Av. Ahmet Karaca’nın değerlendirmesidir; dördüncü sütun karşılaştırılan Danıştay kararını gösterir.
| Olgu (resmî kaynak) | Tartışmaya girer mi? | Nasıl okunur (değerlendirme) | Danıştay’daki karşılığı |
|---|---|---|---|
| Riskin 2025 son çeyreğinde gözlemlenmesi ve 02.12.2025’teki FİK tavsiyesi | Evet, merkezde | SPK’nın riskten haberdar olduğunu gösteren en erken resmî tarihtir. “Hizmetin geç işlemesi” iddiası bu tarihten ölçülür; SPKn m.88/2’deki program dışı denetim ve m.96/1’deki tedbir yetkilerinin bu tarihten sonra nasıl kullanıldığı sorulur. | 13. D., E.2005/2625: bilinen yetkisiz faaliyete karşı SPK’nın “herhangi bir işleminin bulunmadığı” hizmet kusuru sayıldı. |
| Çalışma grubu (03.12.2025), nitelikli yatırımcı eşiği (18.12.2025), TEFAS esasları (17.06 ve 20.07.2026), net aktif değerle değerleme (31.07.2026 sonrası), Rehber (28.08.2026) | Evet, iki yönlü | SPK bu adımları “tedbir aldım” savunmasına dayanak yapacaktır. Davacı ise tedbirlerin gözlenen riskle orantılı ve zamanında olup olmadığını tartışacaktır. Tedbirin varlığı kusuru kendiliğinden ortadan kaldırmaz, ama ispat yükünü ağırlaştırır. | 13. D., E.2019/2605 ve aynı konudaki 14 karar: düzenleme, denetim ve yaptırımların varlığı nedeniyle ret onandı. |
| Taslak ve görüş süreci (28.01–18.02.2026); Mayıs 2026’daki Başkanlık değişimi; açıklamaya göre “aralıksız” süren hazırlık | Evet, tartışmalı | FİK gündeminden Rehber’in duyurulmasına kadar yaklaşık dokuz ay geçti (hesaplandı: 269 gün). Bu süre “geç işleme” ölçütüyle tartışılabilir; düzenleme hazırlığının ne kadar sürmesi gerektiği ise SPK’nın takdir alanına yakındır (SPKn m.117/2). | 13. D., E.2024/356: hizmet kusuru “kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi” hâlleriyle tanımlandı. |
| 16.09.2026 tarihli Bülten 2026/59’daki suç duyuruları ve işlem yasakları | Evet, çoğunlukla SPK lehine | Suç duyurusu ve yaptırım, Danıştay’ın “görev yerine getirildi” değerlendirmesinde ağırlık taşır. Ancak tasfiyeden bir gün önce yayımlanan yaptırım, önceki aylara ilişkin eylemsizlik iddiasını kendiliğinden cevaplamaz. | 13. D., E.2009/4155 ve E.2015/2033: idari para cezası, suç duyuruları ve bilgilendirme toplantıları görevin yerine getirildiği yönünde değerlendirildi. |
| 17.09.2026 tarihli TEFAS kapatma ve tasfiye kararları (SPKn m.96/1, m.128/1-a) | Evet, ama ayrı bir soru olarak | Bunlar idari işlemdir. Zararın doğrudan bu işlemlerden doğduğu ileri sürülecekse hukuka aykırılık iptal davasında tartışılır (İYUK m.12). İşlem iptal edilse bile zarar ve illiyet ayrıca ispatlanmalıdır. | 13. D., E.2024/356 ve E.2022/4781: iptal edilmiş bir SPK kararına rağmen tazminat istemleri reddedildi. |
| Tasfiye süresinin 6 aya çıkarılması (20.09.2026); 131 fon ve 455.758 yatırımcı (23.09.2026) | Doğrudan girmez | Kusuru değil, zararın kapsamını ve ne zaman kesinleşeceğini etkiler. Etkilenen yatırımcı sayısının büyüklüğü tek başına kusur kanıtı değildir. | Karşılaştırılabilir bir karar bulunamadı. |
| Fon birim fiyatındaki düşüşün kendisi | Tek başına girmez | Piyasa riskinin gerçekleşmesi SPK’ya yüklenemez; YTM de fiyat hareketlerinden doğan zararı karşılamaz (SPKn m.84/2). Kusur tartışması için düşüşün arkasındaki belirli bir denetim veya tedbir boşluğunu göstermek gerekir. | 13. D., E.2019/2605: zarar, işlemlerin doğasında bulunan riskin gerçekleşmesi sayıldı. 13. D., E.2009/4155: Sermaye Piyasası Kanunu’nda kişisel yatırım zararlarının SPK’ca ödeneceğine dair hüküm bulunmadığı belirtildi. |
Danıştay kararları: bir kabul, yirmi dört ret
SPK’dan tazminat istenen ve tam metni Danıştay’ın resmî karar arama veri tabanından okunan 26 kararın yalnız birinde tazminata hükmedildi: Danıştay 13. Dairesi’nin 02.12.2005 tarihli, E.2005/2625, K.2005/5753 sayılı kararı. Bir kararda idare mahkemesinin SPK’yı BDDK ile birlikte yarı yarıya sorumlu tutan kısmen kabul hükmü, sonradan çıkan bir kanun nedeniyle bozuldu; 24 kararda ret hükmü onandı. Ret gerekçeleri dört başlıkta toplanıyor: illiyet bağının kurulamaması, SPK’nın düzenleme, denetim, tedbir ve suç duyurusuyla görevini yerine getirmiş sayılması, sürenin kaçırılması ve zararın ya da varlığın ispatlanamaması. Bu sayım bu seri için incelenen kararlarla sınırlıdır; Danıştay’ın SPK hakkındaki tüm kararlarının istatistiği değildir.
| Karar | Tarih | Konu | Sonuç | Belirleyici gerekçe |
|---|---|---|---|---|
| 13. D., E.2005/2625, K.2005/5753 | 02.12.2005 | Aracılık yetkisi kaldırılmış bankanın reklamlı DİBS satışı | Kabul (oyçokluğu) | Yanıltıcı reklamları izleme ve önleme görevi yapılmadı |
| 13. D., E.2017/991, K.2022/3711 | 19.10.2022 | Aynı olay; idare mahkemesinin kısmen kabul kararı | Bozma | Sonradan çıkan 5667 sayılı Kanunla doğan yeni hukuki durum |
| 13. D., E.2024/356, K.2024/1861 | 29.04.2024 | İptal edilmiş pay alım teklifi muafiyeti | Ret onandı | İlliyet bağı yok |
| 13. D., E.2022/4781, K.2023/4993 | 22.11.2023 | Aynı muafiyet kararı | Tazminat yönünden ret onandı | Davacının kendi alım-satım işlemleri; doğrudan illiyet bağı yok |
| 13. D., E.2019/2605, K.2024/2305 ve aynı konuda 14 karar | 20.02.2024 – 23.10.2024 | Kaldıraçlı işlemler (forex) | Ret onandı (15 karar) | Düzenleme ve denetim yapılmış; risk bildirimi; illiyet yok |
| 13. D., E.2009/4155, K.2011/2326 | 18.05.2011 | Kayıt dışı pay satarak para toplayan şirket | Ret onandı | İdari para cezası ve suç duyurusu; illiyet yok |
| 13. D., E.2015/2033, K.2021/5352 | 27.12.2021 | İzinsiz halka arz yapan şirketler grubu | Ret onandı (vekâlet ücreti düzeltilerek) | Denetim raporu, suç duyuruları, bilgilendirme toplantıları; kesinleşmiş gerçek zarar yok |
| 13. D., E.2012/3032, K.2017/3740 ve E.2011/1333, K.2017/3734 | 13.12.2017 ve 12.12.2017 | Aracı kurum iflası | Ret onandı (2 karar) | Denetim ve önlem alınmış; fondan yasal sınırda ödeme |
| 13. D., E.2015/5608, K.2021/5348 | 27.12.2021 | Faaliyeti durdurulan aracı kurumdaki hisse iddiası | Ret onandı | Varlık ispatlanamadı; atfı kabil kusur yok |
| 13. D., E.2016/3806, K.2022/4959 | 22.12.2022 | Bedelli sermaye artırımında küçük yatırımcı | Ret onandı | Bilirkişiye göre hizmet kusuru yok |
| 13. D., E.2021/3300, K.2023/4728 | 13.11.2023 | Denetim ve kayıt eksikliği iddiası | Ret onandı | Süre aşımı |
| 13. D., E.2021/4252, K.2021/3189 | 06.10.2021 | Kripto platformu için denetim eksikliği iddiası | Görev yönünden ret | Danıştay ilk derece mahkemesi değil; Ankara İdare Mahkemesi |
| 13. D., E.2021/999, K.2021/1026 | 23.03.2021 | Pay birleşmesinde denetim iddiası | Yetkili mahkeme belirlendi | Ankara İdare Mahkemesi yetkili |
Son iki karar esasa ilişkin olmadığından 26 kararlık sayıma dahil edilmedi. Aşağıda seçilen kararlar, karar metninden birebir alıntıyla anlatılıyor.
Danıştay 13. D., E.2005/2625, K.2005/5753, 02.12.2005 (kabul, oyçokluğu)
Olay: SPK kararıyla 1990’da borsa üyeliği ve aracılık yetkisi kaldırılan bir banka, 2002’nin son aylarından itibaren gazete ve televizyon reklamlarıyla Devlet iç borçlanma senedi (DİBS) satışı adı altında para topladı; davacı bu yolla yatırdığı bedelin tazminini BDDK, SPK ve başka kurumlardan istedi. Dava bir Bakanlar Kurulu kararının iptali istemini de içeriyordu; Danıştay ilk derece mahkemesi olarak karar verdi.
“Dosyadan, Kurul’ca Bankanın aracılık faaliyetlerinde bulunma yetkisinin 21.11.1990 tarihli kararla iptal edildiği, ancak DİBS alım-satımında yetkili olmayan Banka’nın çeşitli gazete ve televizyonlarda ilân ve reklamlar verdiği ve 1990 tarihinden itibaren yatırımcılara DİBS sattığı, SPK’nun ise, bu konuda herhangi bir işleminin bulunmadığı ve SPK’nun Kanunun kendisine verdiği gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği anlaşılmaktadır.”
İlke: Kanunla verilmiş somut bir görevin (mülga 2499 sayılı Kanun m.22/g’deki yayın ve reklamları izleme ve yanıltıcı olanları yasaklama görevi) hiç yerine getirilmemesi hizmet kusurudur. Danıştay tazminatın “hizmet kusurları saptanan BDDK ve SPK tarafından yarı yarıya” ödenmesine oyçokluğuyla hükmetti. Kararda iki karşı oy var; biri sorumluluğun paylaştırılmasına ilişkindir:
“zararın ortaya çıkmasında tüm sorumluluk on birim olarak belirlendiğinde, olayın niteliği, gelişimi ve sonucun ortaya çıkmasında etkinlikleri göz önüne alınmak suretiyle, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 4/10, Sermaye Piyasası Kurulunun 1/10 oranında sorumlu tutulması gerektiği kanaatına ulaşılmaktadır.”
Uygulamaya etkisi: Karar, bu seride incelenen kararlar arasında SPK’yı hizmet kusuru nedeniyle tazminattan sorumlu tutan tek Danıştay kararıdır. Belirleyici olan, yetkisiz faaliyetin reklamlarla açıkça sürdüğü ve SPK’nın hiçbir işlem yapmadığının raporlarla tespit edilmesiydi; paylaştırmaya ilişkin karşı oy ise sorumluluğun idareler ile banka sorumluları arasında paylaştırılmasını ve SPK’nın payının onda bir olmasını önerir. Kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor; aynı olaya ilişkin sonraki bozma kararı aşağıdadır.
Danıştay 13. D., E.2017/991, K.2022/3711, 19.10.2022 (bozma)
Olay: Aynı bankadan DİBS almak için para yatıran bir yatırımcının davasında idare mahkemesi BDDK ve SPK’yı yarı yarıya sorumlu tutmuştu. 30.05.2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5667 sayılı Kanun, DİBS satışı adı altında toplanan tutarların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aracılığıyla ödenmesini öngörmüş ve idari yargıda açılmış bu davalara da uygulanacağını belirtmişti; SPK temyizde bu Kanuna göre davacıya ödeme yapıldığını ileri sürdü.
“Aktarılan mevzuat uyarınca, Banka aracılığı ile DİBS satın alan hak sahiplerine ana para olarak işlem tutarı ödeneceği ve bu tutara Bakanlar Kurulu kararında belirlenen oranda faiz tahakkuk ettirileceğinden, uyuşmazlığın ortaya çıkan bu yeni hukukî durum çerçevesinde sonuçlandırılması ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir.”
İlke: Dava sürerken kanunla getirilen bir ödeme düzeni, tazminat davasının konusunu ve sonucunu değiştirebilir. Uygulamaya etkisi: Fon krizi için bir ödeme kanunu çıkarılırsa, açılmış tazminat davalarının bu yeni duruma göre yeniden değerlendirilmesi beklenmelidir. Karar metnine göre tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açıktı; kesinleşme bilgisi metinde yer almıyor.
Danıştay 13. D., E.2024/356, K.2024/1861, 29.04.2024 (ret onandı)
Olay: SPK’nın pay alım teklifi yükümlülüğünden muafiyet veren kararı yargı kararıyla iptal edilmişti. Payını bu süreçte satan davacı, iptal edilen işlem nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek tazminat istedi.
“idarenin işlemlerinden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idari işlemin hukuka aykırı bulunması idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymakla birlikte hizmet kusurunun bulunmasının yeterli olmadığı, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olmasının arandığı”
İlke: İptal kararı, tazminatın üç koşulundan yalnız birini gösterir; zarar ve illiyet ayrıca ispatlanır. Uygulamaya etkisi: Tasfiye kararına karşı iptal davası kazanılsa bile tazminat için zararın o işlemden doğduğu ayrıca gösterilmelidir. Karar kesin olarak verildi.
Danıştay 13. D., E.2019/2605, K.2024/2305, 21.05.2024 (ret onandı)
Olay: Kaldıraçlı alım satım işlemlerinde zarar eden yatırımcı, SPK’nın piyasayı yatırımcıyı koruyacak şekilde düzenlemediğini ve aracı kurumları zamanında denetlemediğini ileri sürdü. İlk derece mahkemesi 2011’de Tebliğ çıkarıldığını, yetkisiz kuruluşlar hakkında suç duyurusu ve idari para cezası uygulandığını, davacıya risk bildirim formu verildiğini tespit etti. Aynı konuda 14 dava daha reddedildi ve Danıştay 2024’te bu kararların tamamını onadı; bunlardan ikisinde (E.2019/1486 ve E.2019/4341) ilk derece mahkemesi, 2016 Tebliğ değişikliklerini görevin geç yapıldığının değil, düzenlemenin geliştirildiğinin göstergesi saydı.
“bu zararın davalı idarenin görev alanında bulunan hizmetlerin işlememesi, geç ya da kötü işlemesinden kaynaklanmadığı, zarar ile idarenin eylemleri arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceği”
İlke: Yatırımcının baştan bildiği ürün riskinin gerçekleşmesi SPK’ya yüklenmez; düzenleme ve denetimin varlığı illiyeti keser. Uygulamaya etkisi: Fon yatırımcısının “fon değer kaybetti” demesi yetmez; zararın ürün riskinden değil, SPK’nın belirli bir görevdeki eksikliğinden doğduğunu göstermesi gerekir. Karar kesin olarak verildi.
Danıştay 13. D., E.2009/4155, K.2011/2326, 18.05.2011 (ret onandı)
Olay: Kurul’a kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeden, paylarını çoğunluğu yurt dışında yaşayan vatandaşlara satarak para toplayan bir şirkete yatırım yapan davacı, SPK’nın denetim görevini zamanında yapmadığını ileri sürdü.
“Sermaye Piyasası Kanunu’nda kişisel malî yatırım zararlarının davalı idarece ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi davalı idarece olayın öğrenilmesi üzerine bilgilendirme toplantıları yapıldığı”
İlke: SPK yatırımcının kişisel yatırım zararının ödeyicisi değildir; idari para cezası, suç duyurusu ve kamuoyunu bilgilendirme, görevin yerine getirildiği yönünde değerlendirilir. Uygulamaya etkisi: SPK’nın fon krizinde yaptığı duyurular ve 2026/59 bültenindeki suç duyuruları benzer bir savunmaya dayanak olabilir. Kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor.
Danıştay 13. D., E.2012/3032, K.2017/3740, 13.12.2017 (ret onandı)
Olay: İflas eden bir aracı kurumda hisse senetleri bulunan kişinin mirasçıları, SPK’nın gözetim ve denetim görevini gereği gibi yapmadığını ileri sürdü. Aynı gerekçeli ikinci karar E.2011/1333, K.2017/3734 sayılı dosyadadır.
“davalı idarenin 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen denetim görevini yerine getirerek, mali yapısı bozulduğu tespit edilen şirket için gerekli önlemleri aldığı, iflas hukuku kurallarına göre alınması zorunlu olan bir alacağın tahsili için gerekli işlemleri başlattığı, 4487 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi uyarınca kurulan fondan yasal sınırlar dâhilinde davacıya ödeme yapıldığı”
İlke: Aracı kurum iflasında SPK’nın önlem alması ve koruma fonundan yasal sınırda ödeme yapılması, SPK’ya karşı tazminatı zayıflatır. Uygulamaya etkisi: Aracı kurum iflası davalarında ilk bakılan, tedbirin ve fon ödemesinin varlığıdır. Karar metnine göre karar düzeltme yolu açıktı; kesinleşme bilgisi metinde yer almıyor.
Danıştay 13. D., E.2015/5608, K.2021/5348, 27.12.2021 (ret onandı)
Olay: Faaliyetine son verilen bir aracı kurumun müşterisi olduğunu söyleyen davacı, hesabındaki hisselerin SPK’nın zamanında denetim yapmaması nedeniyle kaybolduğunu ileri sürdü. Bilirkişi, davacının adının SPK’nın sunduğu müşteri listesinde bulunmadığını tespit etti.
“nezdindeki müşteri hesabında varlığını iddia ettiği hisse senetlerinin hukuken geçerli bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı ve aracı kurumun faaliyetine son verilmesi neticesinde oluştuğu iddia edilen zararda davalı idareye atfı kabil kusur bulunmadığı anlaşıldığından, tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.”
İlke: Varlık ve zarar belgeyle ispatlanmadan kusur tartışmasına geçilmez. Uygulamaya etkisi: Fon yatırımcısı alım dekontlarını, hesap ekstrelerini ve MKK kayıtlarını dava öncesinde toplamalıdır. Karar metnine göre karar düzeltme yolu açıktı; kesinleşme bilgisi metinde yer almıyor.
Danıştay 13. D., E.2021/3300, K.2023/4728, 13.11.2023 (süre yönünden ret onandı)
Olay: Davacı, SPK’nın bir şirketler grubuna karşı kayıt ve denetim görevini yapmadığını ileri sürerek ağır hizmet kusuruna dayalı tazminat istedi. Mahkeme, davacının iddia ettiği ihlali 2007’de öğrendiğini kabul etti.
“davacının söz konusu şirket ile ilgili olarak iddia olunan denetim ve gözetim görevinin ihlâline ilişkin idari işlem veya eylemleri 2007 yılı itibarıyla öğrenmiş olduğunun açık olduğu, belirtilen tarihten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ilgili maddelerinde öngörülen süreler içerisinde yapılması gereken idari başvurunun bu süre geçirildikten çok sonra 02/09/2015 tarihinde aynı gerekçelerle yeni bir miktar belirlenerek yapıldığı”
İlke: İdareye başvuru süresi öğrenme tarihinden işler ve kaçırılırsa dava esasa girilmeden reddedilir. Uygulamaya etkisi: Av. Ahmet Karaca’ya göre fon krizinde öğrenme tarihi olarak 17.09.2026 bülteni veya 18.09.2026 açıklaması ileri sürülebilir; öğrenme tarihinin daha erkene çekilmesi riskine karşı en erken olası tarihi esas almak güvenli yoldur. Karar kesin olarak verildi.
Danıştay 13. D., E.2021/4252, K.2021/3189, 06.10.2021 (görev yönünden ret)
Olay: Bir kripto varlık platformunun faaliyetleri nedeniyle, idarelerin denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla doğrudan Danıştay’a tam yargı davası açıldı.
“açılan tam yargı davasının 2575 sayılı Kanun gereğince ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından bakılacak uyuşmazlıklar arasında yer almadığı ve zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili olan Ankara İdare Mahkemesi’nce çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.”
İlke: Denetim eksikliğine dayalı tam yargı davası Danıştay’da değil idare mahkemesinde açılır. Uygulamaya etkisi: Danıştay 13. Dairesi’nin 23.03.2021 tarihli E.2021/999, K.2021/1026 sayılı yetki uyuşmazlığı kararında da zararın dayanağı SPK işlemi olduğundan İYUK m.36/a uyarınca Ankara İdare Mahkemesi yetkili görüldü. Her iki kararın kesinleşme bilgisi karar metinlerinde yer almıyor.
SPK’ya tazminat davası nasıl açılır?
SPK’ya tazminat davası zararın kaynağına göre iki yoldan açılır. Zarar bir Kurul kararından, yani bir idari işlemden (idarenin tek yanlı, hukuki sonuç doğuran kararı) doğuyorsa İYUK m.12 uyarınca iptal ve tam yargı davası birlikte ya da iptal kararından sonra açılabilir. Zarar SPK’nın bir idari eyleminden (fiilî davranışı) veya eylemsizliğinden doğuyorsa İYUK m.13 uyarınca önce SPK’ya başvurulur; ret ya da cevapsızlık üzerine dava açılır. İki yolda da dava idare mahkemesinde ve Kurul’a husumetle açılır.
- Zararın kaynağını ayırın. “Tasfiye kararından doğan zarar” ile “tasfiyeden önceki aylarda denetimin geç veya yetersiz kalmasından doğan zarar” farklı hukuki yollara ve farklı süre hesaplarına bağlanır. Her biri için süre ayrı hesaplanmalıdır.
- Zararı belgeleyin. Alım dekontları, fon hesap ekstreleri, verilip gerçekleşmeyen iade talimatının kaydı ve tasfiyede hesaba aktarılan tutarlar toplanmalıdır. Danıştay 2015/5608 kararında dava, iddia edilen hisselerin “hukuken geçerli bilgi ve belgelerle” ortaya konulamaması nedeniyle reddedildi.
- SPK’ya başvurun. Eylem veya eylemsizlikten doğan zararda İYUK m.13/1 uyarınca dava açmadan önce, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmak zorunludur. Başvuruda talep edilen tutar, dayanılan olgular ve SPK’nın yerine getirmediği ileri sürülen görev açıkça yazılmalıdır.
- Cevabı ve süreyi izleyin. SPK 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Ret işleminin tebliğini izleyen günden veya 30 günün bittiği tarihten itibaren dava süresi (İYUK m.7/1’e göre 60 gün) içinde dava açılır.
- Görevli ve yetkili mahkemeyi belirleyin. SPKn m.134’e göre Kurul kararlarına karşı davalar idare mahkemesinde görülür; denetim eksikliğine dayalı tam yargı davası da ilk derece olarak Danıştay’da açılamaz (Danıştay 2021/4252). Danıştay’ın 2021 tarihli kararlarında Ankara İdare Mahkemesi yetkili görülmüştür. SPKn m.117/1 Kurul’un merkezini İstanbul olarak gösterse de SPK bültenlerinin antetinde merkez adresi Ankara’dır; somut davada yetki ayrıca değerlendirilmelidir.
- Husumeti Kurul’a yöneltin. Dava SPK Başkanı, üyeleri veya uzmanları adına değil, Sermaye Piyasası Kurulu’na karşı açılır (SPKn m.133/4).
- Delil taleplerini dilekçeye yazın. SPKn m.135/2’ye göre Kurul’un elde ettiği sır niteliğindeki bilgi ve belgeler “Kurul kararlarına karşı açılacak idari davaların görülmesinde kullanılabilir”. SPK’nın denetim raporları, FİK’e sunulan bilgiler ve çalışma grubu yazışmalarının mahkemece istenmesi talep edilebilir. Danıştay’ın 2005 tarihli kabul kararı da teftiş ve denetim raporlarındaki tespitlere dayanır.
İdari yargıdaki genel usul için idare hukuku sayfasına bakılabilir.
Süre tablosu: idareye başvuru ve dava açma
SPK’ya karşı davada sürelerin çoğu İYUK’tan gelir ve kaçırılmaları davanın esasa girilmeden reddine yol açar (Danıştay 2021/3300). Aşağıdaki süreler İYUK’un yürürlükteki metninden alınmıştır.
| Aşama | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Eylem veya eylemsizlikten doğan zarar için SPK’ya başvuru | 1 yıl; her hâlde 5 yıl | Eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarih; eylem tarihi | İYUK m.13/1 |
| SPK’nın cevap süresi | 30 gün; cevapsızlık ret sayılır | Başvuru tarihi | İYUK m.10/2, m.13/1 |
| Kesin olmayan cevapta bekleme | Başvurudan itibaren en fazla 4 ay | Başvuru tarihi | İYUK m.10/2 |
| Tam yargı davası | 60 gün | Ret işleminin tebliğini izleyen gün veya 30 günün bittiği tarih | İYUK m.7/1, m.13/1 |
| Kurul kararına karşı iptal (ve tam yargı) davası | 60 gün | Yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gün; ilanı gereken düzenleyici işlemde ilan tarihini izleyen gün | İYUK m.7/2-a, m.7/4, m.12; Anayasa m.125 |
| İşlemin kaldırılması veya değiştirilmesi için idareye başvuru | Dava süresi içinde; işlemeye başlamış dava süresini durdurur; 30 gün cevapsızlık ret sayılır | Başvuru tarihi | İYUK m.11 |
Tasfiye kararına karşı iptal davasında sürenin başlangıcı tartışmalıdır. Bülten ilan tarihi (17.09.2026) esas alınırsa 60 günlük süre 16.11.2026’da dolar. Tebliğ veya öğrenme esas alınırsa tarih değişebilir. Güvenli yol, ilan tarihinden hesaplanan süreyi kaçırmamaktır. Bülten kararının İYUK m.7/4 anlamında “ilanı gereken düzenleyici işlem” mi, yoksa belirli fonlara yönelik bir işlem mi sayılacağına dair bir Danıştay kararı bu araştırmada bulunamadı. Eylemsizliğe dayalı tazminat talebinde ise İYUK m.13/1’deki bir yıllık süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka bir yolla öğrenildiği tarihten başlar; tasfiyenin sona ermesine bağlanmış değildir.
Tasfiye kararına iptal davası tazminat sağlar mı?
Hayır, tek başına sağlamaz. Tasfiye kararının iptali, kararın hukuka aykırılığını tespit eder; para ödenmesi için ayrıca hizmet kusuru, zarar ve illiyet ispatlanmalıdır. Danıştay 2024/356 ve 2022/4781 kararlarında, yargı kararıyla iptal edilmiş bir SPK kararına rağmen tazminat istemlerinin reddi onandı.
İYUK m.12, işlemden doğan zararlar için üç yol tanır: ilgililer “doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte” açabilir ya da önce iptal davası açıp kararın tebliğinden sonra dava süresi içinde tam yargı davası açabilir. Tasfiye nakdi henüz dağıtılmadığından, Av. Ahmet Karaca’ya göre fon yatırımcısı için iptal davasıyla süreyi korumak ve tam yargı talebini zarar netleştikçe ileri sürmek dikkate alınması gereken bir seçenektir.
İptal davasında yürütmenin durdurulması (davanın sonuna kadar işlemin uygulanmasının askıya alınması) istenebilir. Anayasa m.125’e göre bunun için “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi” gerekir. SPKn m.134 de Kurul kararlarına karşı başvuruların “acele işlerden” sayılacağını düzenler. Tasfiye kararına karşı iptal davasının menfaat, süre ve yürütmeyi durdurma boyutları seride ayrı bir yazının konusudur.
Dava SPK’ya mı, SPK personeline mi açılır?
Tazminat davası SPK Başkanı, Kurul üyeleri veya uzmanlarına değil, Kurul’a açılır. SPKn m.133/4’e göre bu kişiler aleyhine Kurul’un görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle açılmış veya açılacak “her türlü tazminat ve alacak davası, Kurul aleyhine açılmış sayılır. Bu davalarda husumet Kurula yöneltilir.”
Husumet (davada davalı sıfatı) kuralı Anayasa m.129’la da uyumludur: kamu görevlilerinin yetki kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, “kendilerine rücu edilmek kaydıyla” ancak idare aleyhine açılabilir. Rücu (ödeme yapan idarenin kusurlu görevliye başvurması) için SPKn m.133/4 ayrıca bir şart koyar: Kurul’un ödediği tutarı ilgililerden isteyebilmesi için “bu kişiler hakkında kusurlu olduklarına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerekir.”
Ceza soruşturması ayrı bir rejime tabidir. SPKn m.133/1’e göre Kurul Başkanı ve üyeleri için ilgili Bakanın, personel için Başkanın soruşturma izni gerekir; m.133/2’ye göre izin için kişilerin kendilerine çıkar sağlamak veya Kurul’a zarar vermek kastıyla hareket ederek bu işlemler sonucunda kendilerine çıkar sağladıklarına dair “açık ve yeterli emarelerin” bulunması aranır ve izin kararlarına karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Danıştay’a itiraz edilebilir. YTM’nin tedrici tasfiye görevleri sebebiyle personeline açılacak tazminat davaları da SPKn m.86/9 uyarınca YTM aleyhine açılır.
SPK şikâyeti, YTM ve diğer muhataplar
SPK’ya şikâyet ve YTM başvurusu, SPK’ya karşı tazminat davasının yerine geçmez. Şikâyet Kurul’un denetim ve yaptırım yetkilerini harekete geçirir ama yatırımcıya ödeme sağlamaz. YTM yalnız Kurul’un tazmin kararı verdiği yatırım kuruluşlarının nakit veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünü karşılar; SPKn m.84/2’ye göre “piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.”
SPK’ya şikâyet
Danıştay 13. Dairesi’nin 06.12.2023 tarihli E.2019/2593, K.2023/5305 sayılı kararına konu olayda SPK, yatırımcının şikâyeti üzerine aracı kurum işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığını ve zarar iddiası için adli yargıda dava açılabileceğini bildirmişti. Bu cevaba karşı açılan iptal davası reddedildi ve ret onandı. Şikâyet, SPK’nın tespit ve yaptırımlarını tetikleyerek bir tazminat davasında delil üretebilir; ama kendisi bir ödeme yolu değildir. Fon soruşturmasında şikâyetçi olma ve ceza yolu için fon soruşturmasına şikâyet ve katılma rehberine bakılabilir.
YTM başvurusu
Bülten 2026/60 ve 2026/61’de SPKn m.82 kapsamında bir tazmin kararı yoktur. YTM’nin 18.08.2026 tarihli üye listesinde 71 aracı kurum ve 57 banka olmak üzere 128 kuruluş yer alıyor; listede portföy yönetim şirketi bulunmuyor. YTM ancak katılma paylarını veya nakdi saklayan aracı kurum ya da banka teslim yükümlülüğünü yerine getiremez ve Kurul bu kuruluş hakkında tazmin kararı verirse devreye girer; 2026 için hak sahibi başına azami tazmin tutarı YTM’nin ilanına göre 2.065.145 TL’dir. Kapsam ve başvuru için Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) rehberi ayrıntılı bilgi veriyor.
Aracı kurum battıysa SPK sorumlu mu?
Aracı kurum iflası ve faaliyet durdurma davalarında onanan ret gerekçeleri üç soruda toplanıyor: SPK tedbir almış mı, koruma fonundan yasal sınırda ödeme yapılmış mı ve davacının kurumdaki varlığı belgeyle ispatlanmış mı. 2012/3032 ve 2011/1333 kararlarında ilk iki soru, 2015/5608 kararında üçüncü soru ret sonucunu belirledi. Bu konunun ayrıntısı seride ayrı bir yazıda ele alınacaktır.
SPK dışındaki muhataplar
Fon yatırımcısının zararında SPK tek muhatap değildir. SPKn m.55/6’ya göre portföy yönetim şirketleri “yönetimlerindeki fonların, katılma payı sahiplerinin ve diğer müşterilerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlüdürler”. SPKn m.56/2’ye göre portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur; m.56/3 de pay veya katılma payı sahiplerinin “dava açma hakkı saklıdır” der. Bu talepler adli yargıda görülür. Dağıtıcı kuruluşun sorumluluğu için serbest fonun uygunsuz satışı rehberi yol gösterir.
SPK hakkında yanlış bilinenler
“SPK fon zararını öder.” Doğrusu: Danıştay’ın onadığı 2009/4155 gerekçesine göre o dönemki Sermaye Piyasası Kanunu’nda kişisel yatırım zararlarının SPK’ca ödeneceğine ilişkin bir hüküm yoktur. Kurul’un SPKn m.82’ye göre alabileceği “yatırımcıları tazmin” kararı yalnız YTM mekanizmasını işletir ve 2026/60–61 bültenlerinde böyle bir karar yoktur. SPK’nın kendi sorumluluğu ancak tam yargı davasında hizmet kusuru, zarar ve illiyetle kurulur.
“Danıştay SPK’yı hiçbir zaman sorumlu tutmadı.” Doğrusu: 13. Daire E.2005/2625 sayılı kararda SPK’yı BDDK ile birlikte yarı yarıya sorumlu tuttu. Ancak karar oyçokluğuyla verildi ve bu seride incelenen 26 kararın tek kabulüdür.
“‘SPK denetlemedi’ demek yeterlidir.” Doğrusu: Belirli bir kanuni görevin yapılmadığı, gerçek bir zarar ve ikisi arasındaki illiyet bağı birlikte ispatlanmalıdır. Düzenleme, denetim ve suç duyurusu yapılmışsa Danıştay illiyeti kurulmuş saymadı (2019/2605 serisi, 2009/4155).
“Tasfiye bitmeden süre işlemez.” Doğrusu: İYUK m.13/1’deki bir yıllık başvuru süresi öğrenme tarihinden, iptal davasındaki 60 günlük süre ise bildirim veya ilan tarihini izleyen günden işler. Danıştay 2021/3300 kararında süre aşımı davayı esasa girilmeden sonlandırdı.
Sık sorulan sorular
SPK’ya dava açılabilir mi?
Evet. SPK kamu tüzel kişiliğine sahip bir idaredir ve Anayasa m.125’e göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır. Zararın giderilmesi için tam yargı davası, Kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilir. SPKn m.134’e göre davalar idare mahkemesinde görülür; m.133/4’e göre husumet Sermaye Piyasası Kurulu’na yöneltilir. Davanın kazanılması için hizmet kusuru, zarar ve illiyet bağının birlikte ispatı gerekir.
Fon krizinde SPK sorumlu mu?
27 Eylül 2026 itibarıyla bu soruyu yanıtlayan yayımlanmış bir yargı kararı tespit edilmedi. SPK’nın 18.09.2026 açıklamasına göre sorunlu fiyat hareketleri 2025’in son çeyreğinde gözlemlendi, konu 02.12.2025’te Finansal İstikrar Komitesi gündemine geldi ve Rehber 28.08.2026’da güncellendi. Bu dönemde SPK’nın hangi yetkiyi ne zaman kullandığı ve her yatırımcının zararının bununla illiyet bağı, sorumluluğun belirleyici sorularıdır. Sonucu somut delillere göre idare mahkemesi belirleyecektir.
SPK aleyhine kazanılmış bir tazminat davası var mı?
Evet; bu seride incelenen kararlarda bir kez. Danıştay 13. Dairesi’nin 02.12.2005 tarihli E.2005/2625, K.2005/5753 sayılı kararında, aracılık yetkisi kaldırılmış bir bankanın reklamlı DİBS satışlarını önlemeyen SPK, BDDK ile birlikte yarı yarıya sorumlu tutuldu ve karar oyçokluğuyla verildi. Bu seride incelenen ve SPK’dan tazminat istenen 26 Danıştay kararının diğerlerinde tazminat reddedildi ya da idare mahkemesinin kabul hükmü bozuldu.
Genel bir denetim eksikliği iddiası tazminat için yeterli mi?
Hayır. Danıştay hizmet kusurunu genel bir denetim eksikliği iddiasıyla değil, kanunun yüklediği belirli bir görevin kötü, geç ya da hiç yapılmamasıyla ölçüyor ve ayrıca zararın bu eksiklikten doğduğunu arıyor. Kaldıraçlı işlem davalarında SPK’nın düzenleme yapması, suç duyurusunda bulunması ve yatırımcıya risk bildirim formu verilmiş olması illiyet bağını kesti. Zararın ürün riskinden değil SPK’nın ihmalinden doğduğu somut belgelerle gösterilmelidir.
SPK’dan tazminat istemek için hangi sırayla ve hangi sürede hareket edilir?
Zarar SPK’nın eylem veya eylemsizliğinden doğuyorsa İYUK m.13/1’e göre önce SPK’ya başvurmak şarttır: öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde. SPK 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve 60 günlük dava süresi işlemeye başlar. Zarar bir Kurul kararından doğuyorsa İYUK m.12 uyarınca iptal ve tam yargı davası birlikte, 60 günlük dava süresi içinde açılabilir.
Tasfiye kararına karşı iptal davası süresi hangi tarihten sayılır?
Sürenin başlangıcı tartışmalıdır. Bülten ilan tarihi olan 17.09.2026 esas alınırsa İYUK m.7’deki 60 günlük süre 16.11.2026’da dolar. Tebliğ veya öğrenme tarihi esas alınırsa bu tarih değişebilir. Bülten kararının ilanı gereken düzenleyici işlem sayılıp sayılmayacağına dair bir Danıştay kararı bulunamadığından, güvenli yol ilan tarihinden hesaplanan süreyi kaçırmamaktır.
Şikâyet başvurusu SPK’yı ödeme yapmaya zorlar mı?
Hayır, şikâyet tek başına ödeme sağlamaz. SPK şikâyet üzerine inceleme yapabilir ve SPKn m.96’daki tedbirleri alabilir; ancak yatırımcıya tazminat ödemez ve bir kuruluşu ödemeye mahkûm etmez. Danıştay’ın 2023 tarihli bir kararına konu olayda SPK, şikâyetçiye zarar iddiası için adli yargıda dava açabileceğini bildirmiş, bu cevaba karşı açılan iptal davası reddedilmişti.
SPK yöneticilerine veya uzmanlarına dava açılabilir mi?
Kişiler adına açılan tazminat davası da Kurul aleyhine açılmış sayılır. SPKn m.133/4’e göre Kurul Başkanı, üyeleri ve personeli aleyhine görevleri sebebiyle açılan her türlü tazminat ve alacak davasında husumet Kurul’a yöneltilir. Kurul ödeme yaparsa, kusurlu olduklarına ilişkin mahkeme kararı kesinleşen kişilere rücu edebilir. Ceza soruşturması ise m.133/1 uyarınca ilgili Bakanın veya Kurul Başkanının iznine bağlıdır.
SPK’ya karşı davada görevli ve yetkili mahkeme hangisi?
Görevli mahkeme idare mahkemesidir. SPKn m.134 Kurul kararlarına karşı davaların idare mahkemelerinde görüleceğini söyler; Danıştay 2021/4252 kararında da denetim eksikliğine dayalı tam yargı davasının ilk derece olarak Danıştay’da görülemeyeceğine hükmedildi. Danıştay’ın 2021 tarihli kararlarında Ankara İdare Mahkemesi yetkili görülmüştür; SPKn m.117 Kurul’un merkezini İstanbul olarak gösterdiğinden somut davada yetki ayrıca değerlendirilmelidir.
Fon zararı için SPK yerine YTM’ye başvurulabilir mi?
Hayır; YTM fon değerindeki düşüşü karşılamaz. SPKn m.84/2’ye göre piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar tazmin kapsamı dışındadır. YTM, Kurul’un tazmin kararı verdiği bir aracı kurum veya bankanın saklanan nakit ya da sermaye piyasası aracını teslim edememesi hâlinde, 2026 için 2.065.145 TL’ye kadar devreye girer. Bülten 2026/60 ve 2026/61’de böyle bir tazmin kararı yoktur ve portföy yönetim şirketleri YTM üyesi değildir.
İlgili rehberler
- Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM): Kapsam, Sınır ve Başvuru
- Fon krizi: tasfiye edilen fonlarda yatırımcı hakları
- Tasfiye edilen fonlar: liste ve ödeme takibi
- Fon soruşturmasında şikâyet ve katılma
- İdare hukuku
- Sermaye piyasası hukuku
Kaynaklar
Mevzuat
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.55, 56, 82, 84, 86, 88, 96, 117, 128, 133, 134, 135: mevzuat.gov.tr (erişim 27.09.2026)
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.40, 125, 129: mevzuat.gov.tr (erişim 27.09.2026)
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 7, 10, 11, 12, 13, 36: mevzuat.gov.tr (erişim 27.09.2026)
Kurum kaynakları
- SPK Bülteni 2026/60, 17.09.2026 (Kurul kararları 57/1706 ve 57/1707): spk.gov.tr
- SPK Bülteni 2026/61, 17.09.2026 (Kurul kararı 57/1708, tasfiye usul ve esasları): spk.gov.tr
- SPK Bülteni 2026/59, 16.09.2026 ve 2026/62, 20.09.2026: SPK bülten arşivi
- SPK basın duyurusu, 17.09.2026: spk.gov.tr
- SPK açıklaması, yatırım fonlarına ilişkin rehber düzenleme süreci, 18.09.2026: spk.gov.tr
- SPK duyurusu, tasfiye konusu fonlara ilişkin süre düzenlemesi, 21.09.2026: spk.gov.tr
- SPK açıklaması, tasfiye konusu fonlardaki yatırımcı sayısı, 23.09.2026: spk.gov.tr
- SPK basın duyurusu, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber, 28.08.2026: spk.gov.tr
- YTM üye kuruluşlar listesi, Ağustos 2026: ytm.gov.tr (erişim 27.09.2026)
- YTM, azami tazmin tutarı: ytm.gov.tr (erişim 27.09.2026)
Yargı kararları
- Danıştay 13. D., E.2005/2625, K.2005/5753, 02.12.2005, belge no 18264700: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2017/991, K.2022/3711, 19.10.2022, belge no 866247800: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2024/356, K.2024/1861, 29.04.2024, belge no 1159895500: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2022/4781, K.2023/4993, 22.11.2023, belge no 1087707800: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2019/2605, K.2024/2305, 21.05.2024, belge no 1162746800: karararama.danistay.gov.tr
- Aynı konudaki 14 karar (Danıştay 13. D.): E.2019/3813, K.2024/2307 (1162748100); E.2019/3370, K.2024/2306 (1162747600); E.2019/3248, K.2024/2308 (1162747100); E.2019/3228, K.2024/2304 (1162931800); E.2019/3190, K.2024/2309 (1162931600); E.2020/2066, K.2024/4247 (1182744800); E.2020/3081, K.2024/4243 (1182902300); E.2020/1732, K.2024/4249 (1182744700); E.2020/402, K.2024/4248 (1182745300); E.2020/1064, K.2024/4242 (1182735300); E.2020/1282, K.2024/4244 (1182476900); E.2019/1486, K.2024/864 (1125617100); E.2019/2624, K.2024/862 (1124756400); E.2019/4341, K.2024/863 (1124756500): karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2009/4155, K.2011/2326, 18.05.2011, belge no 45478700: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2015/2033, K.2021/5352, 27.12.2021, belge no 735417100: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2012/3032, K.2017/3740, 13.12.2017, belge no 585388100: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2011/1333, K.2017/3734, 12.12.2017, belge no 585429400: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2015/5608, K.2021/5348, 27.12.2021, belge no 784157200: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2016/3806, K.2022/4959, 22.12.2022, belge no 882120600: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2021/3300, K.2023/4728, 13.11.2023, belge no 1070619000: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2021/4252, K.2021/3189, 06.10.2021, belge no 693605300: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2021/999, K.2021/1026, 23.03.2021, belge no 867388400: karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. D., E.2019/2593, K.2023/5305, 06.12.2023, belge no 1097847500: karararama.danistay.gov.tr
Güncelleme notu: 29.09.2026 — ilk yayın.
Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti
Fon krizindeki zararınız için SPK’ya karşı dava yolunu mu değerlendiriyorsunuz?
Fon krizindeki zararınız için SPK’ya karşı idari başvuru, iptal veya tam yargı davası seçeneklerini değerlendiriyorsanız, Av. Ahmet Karaca’dan avukatlık ve danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.
Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com
Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), kripto varlık hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.
Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası
Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.
