Son güncelleme: · İlk yayın: 29.09.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula
Eylül 2026’da 131 yatırım fonunun tasfiyeye alınmasıyla eş zamanlı yürüyen ceza soruşturması, birçok yatırımcı için tasfiye sürecinden bağımsız ikinci bir cephe açtı. Yatırımcılar hem paralarının fondan ne zaman ve ne kadar geri döneceğini hem de soruşturmada kendilerine ne sıfatla ve hangi haklarla yer bulabileceklerini soruyor. Bu iki süreç hukuken ayrıdır: tasfiye, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) idari yetkisiyle yürütülen bir malvarlığı çözümleme sürecidir; soruşturma ise Cumhuriyet başsavcılığının yürüttüğü, şüphelilerin cezai sorumluluğunu araştıran ayrı bir hukuk düzenidir.
Bu rehber, fon mağdurunun ceza soruşturmasına şikâyetçi/mağdur sıfatıyla nasıl dahil olabileceğini, kamu davasına katılma tartışmasını ve el konulan varlıkların akıbetini güncel mevzuat ve içtihat üzerinden açıklar. — Av. Ahmet Karaca
- Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu yürütüyor; başlangıcı 19 Ağustos 2026 tarihli, SPK’ya gönderilen gizli müzekkereye dayanıyor.
- 26 Eylül 2026 itibarıyla 51 kişinin tutuklu olduğu haberlere yansımıştır (memurlar.net, 26.09.2026); bir önceki gün açıklamada 76 şüpheliden söz edilmişti (TRTV.net, 25.09.2026).
- Adalet Bakanlığı açıklamalarına göre şüphelilere ve birinci derece yakınlarına ait malvarlığına el konuldu (nefes.com.tr, 25.09.2026); basına yansıyan tutar yaklaşık 750 milyon TL civarındadır (Takvim, 24.09.2026).
- SPKn m.115/1: SPK’da tanımlı suçlarda soruşturma, Kurulun Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna (muhakeme şartı) bağlıdır; SPK Bülteni 2026/59 (16.09.2026) ile 38 kişi hakkında m.107/1 kapsamında suç duyurusunda bulunulmuştur.
- CMK m.234, mağdur ve şikâyetçiye soruşturma evresinde delil toplanmasını isteme, belge örneği alma ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz hakkı tanır.
- SPKn m.115/2 uyarınca kamu davası açılınca katılan sıfatını SPK kazanır; yatırımcının CMK m.237 uyarınca bizzat katılan olup olamayacağı tartışmalıdır.
- TCK m.55: kazanç müsaderesi ancak maddi menfaatin mağdura iade edilememesi hâlinde uygulanır — bu nedenle zararın soruşturma dosyasına erken ve somut biçimde bildirilmesi önem taşır.
Fon krizi soruşturması hangi aşamada?
Soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu yürütmektedir. Haberlere göre süreç, 19 Ağustos 2026’da başsavcılığın SPK’ya gönderdiği gizli bir müzekkereyle başlamış; bazı Borsa İstanbul paylarında şirketlerin mali durumuyla açıklanamayan anormal fiyat artışları bulunduğu, fon yöneticileri ile portföy şirketlerinin fiyatı yapay olarak yükseltmek için koordineli hareket ettiği yönünde şüphe bildirilmiştir. Soruşturma, 17 Eylül 2026’daki toplu tasfiye kararından yaklaşık bir ay önce, gizlilik kaydıyla başlamış olup tasfiye kararının kendisi soruşturmanın sonucu değil, ona paralel giden ayrı bir idari tedbirdir.
Bilanço zaman içinde büyümüştür: 25 Eylül 2026’da 76 şüpheliden 45’inin tutuklandığı, 5’inin adli kontrolle serbest bırakıldığı, 12’si için yakalama kararı çıkarıldığı bildirilmiş (TRTV.net, 25.09.2026); 26 Eylül 2026’da tutuklu sayısının 6 yeni tutuklamayla 51’e yükseldiği haberlere yansımıştır (memurlar.net, 26.09.2026). Bu rakamlar günlük değişebilir; bu yazıda kişi adı verilmemekte ve hiçbir şüpheli için suç isnadının kesinleştiği ileri sürülmemektedir — soruşturma sürerken masumiyet karinesi geçerlidir.
Malvarlığı tedbirleri de genişlemiştir: Adalet Bakanlığı’na göre fon sahiplerine ve yönetici konumundaki şüphelilere ait tüm malvarlığına el konulmuş, birinci derece yakınlarının varlıkları da dondurulmuştur (nefes.com.tr, 25.09.2026). Basına yansıyan habere göre el konulan malvarlığının toplam değeri yaklaşık 750 milyon TL civarındadır (Takvim, 24.09.2026); bu rakam resmî bültenle teyit edilmemiş, basın kaynaklıdır. Ayrıca SPK, 16.09.2026 tarihli 2026/59 sayılı Kurul Bülteni ile KTLEV, GUNDG ve DSTKF paylarındaki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında SPKn m.107/1 kapsamında suç duyurusunda bulunmuş ve işlem yasakları uygulamıştır — bu, sosyal medya odaklı ayrı bir Bakırköy soruşturmasından farklıdır. Yatırımcılara özel bir “toplu şikâyet/katılma başvurusu” usulünün resmî olarak duyurulduğuna dair bir metne rastlanmamıştır; mağdurlar genel CMK hükümleri çerçevesinde bireysel başvurabilir.
SPKn suçlarında soruşturma neden Kurulun başvurusuna bağlı?
SPKn’de tanımlı suçlarda (piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali, nitelikli güveni kötüye kullanma gibi) soruşturma açılabilmesi, SPKn m.115/1 uyarınca SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır ve bu başvuru bir muhakeme şartı (soruşturmanın hukuken yürütülebilmesi için aranan ön koşul) niteliğindedir.
Madde 115/2, kamu davası açıldığında iddianamenin bir örneğinin SPK’ya tebliğ edileceğini ve SPK’nın bu anda “katılan” sıfatını kazanacağını düzenler. Madde 115/3, soruşturma sırasında Cumhuriyet savcısının SPK’nın meslek personelinden yararlanabileceğini ve şüpheli/tanık ifadeleri alınırken bu personelin hazır bulundurulabileceğini öngörür. Madde 115/4 ise kovuşturmaya yer olmadığına (KYOK) karar verilirse bu karara itiraz etme yetkisini ayrıca SPK’ya tanır.
Bu mekanizma fon krizinde işlemiştir: SPK’nın 2026/59 sayılı Bülteni ile 38 kişi hakkında yaptığı suç duyurusu, m.115/1’deki muhakeme şartının somut bir örneğidir. Önemli bir ayrım da şudur: TCK m.157-158’deki genel dolandırıcılık suçlarında böyle bir ön şart yoktur; mağdur, SPK’nın başvurusunu beklemeden doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına ihbar veya şikâyette bulunabilir.
Fon soruşturmasında hangi suç tipleri gündemde?
Bu bölümde yalnızca kanun metinleri ile SPK’nın kendi açıklamalarında yer alan suç isnatları anlatılmaktadır; hiçbir kişi veya kurumun belirli bir suçu işlediği iddia edilmemekte, soruşturma sürerken masumiyet karinesi hatırlatılmaktadır.
Piyasa dolandırıcılığı (SPKn m.107): Sermaye piyasası araçlarının fiyat, değer veya arz-talebine ilişkin yanlış/yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım-satım yapmak, emir vermek/iptal etmek/değiştirmek (m.107/1) ile yalan/yanıltıcı bilgi, söylenti, haber veya rapor üretip yaymak (m.107/2) bu suçun iki görünümüdür; ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. SPK’nın 2026/59 sayılı Bülteni’nde 38 kişi hakkında yapılan suç duyurusu m.107/1 kapsamında nitelenmiştir.
Bilgi suistimali (SPKn m.106): Kamuya açıklanmamış, fiyatı etkileyebilecek bilgiye yönetici, ortak, meslek/görev ilişkisi veya suç yoluyla sahip olan kişinin bu bilgiyle alım-satım yapıp menfaat sağlaması, üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir.
Nitelikli güveni kötüye kullanma ve örtülü kazanç aktarımı (SPKn m.110/1-c ve m.21): SPKn m.21, kolektif yatırım kuruluşlarının (fonlar dahil) ilişkili taraflarla dürüstlük ilkesine aykırı işlemlerle kazanç aktarmasını yasaklar; Kurul tespit ederse aktarılan tutarın kanuni faiziyle iadesini ister (m.21/4). Aynı fiil, m.110/1-c uyarınca güveni kötüye kullanmanın nitelikli hâlini oluşturur ve bu hâlde ceza üç yıldan az olamaz.
TCK dolandırıcılığı (m.157-158): Temel dolandırıcılık (m.157), hileli davranışla bir kimseyi aldatıp haksız yarar sağlamaktır; bir yıldan beş yıla kadar hapis öngörür. Nitelikli hâller arasında bilişim/banka sisteminin araç olarak kullanılması (m.158/1-f) ve tacir/şirket yöneticisinin ticari faaliyeti sırasında işlemesi (m.158/1-h) sayılabilir; bu hâllerde ceza üç yıldan on yıla kadardır. TCK m.157-158, CMK m.128/2-a-6’daki “katalog suçlar” arasındadır.
Suç gelirlerinin aklanması: Soruşturmayı yürüten büronun adı — Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu — aklama boyutunun da inceleme kapsamında olabileceğine işaret eder; bu, herhangi bir kişi hakkında aklama suçundan isnat veya mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez.
Fon mağduru suç duyurusunu/şikâyetini nereye yapar?
CMK m.158 uyarınca suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık ya da mahkemeye yapılan başvuru da ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Başvuru yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir; yurt dışında bulunan yatırımcılar için Türkiye’nin elçilik ve konsoloslukları da bu amaçla kullanılabilir.
Fon krizi soruşturmasının merkezi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olduğundan, mağdurların doğrudan bu makama veya kendi ikametgâhlarındaki Cumhuriyet başsavcılığına/kolluk birimine başvurması mümkündür; farklı yerlerden yapılan başvurular uygulamada ilgili soruşturma dosyasıyla ilişkilendirilebilir. CMK m.158/6, ihbar veya şikâyet konusu fiilin açıkça suç oluşturmadığının anlaşılması ya da başvurunun soyut/genel nitelikte olması hâlinde araştırma yapılmaksızın soruşturmaya yer olmadığı kararı verilebileceğini düzenler; bu nedenle başvurunun somut olgularla (fon kodu, işlem tarihi, tutar, dağıtım kanalı gibi) desteklenmesi önemlidir — soyut bir “param gitti” ifadesi tek başına yeterli olmayabilir.
Fon soruşturması şikâyet dilekçesi nasıl hazırlanır?
Aşağıdaki iskelet, CMK m.158 ve m.234’e uygun bir şikâyet/suç duyurusu dilekçesinin asgari unsurlarını gösterir; köşeli parantez içindeki alanlar somut olayınıza göre doldurulmalıdır. Bu bir hazır dilekçe değil, hangi bilgilerin ve taleplerin dosyaya girmesi gerektiğini gösteren bir çerçevedir.
ŞİKÂYET / SUÇ DUYURUSU DİLEKÇESİ — İSKELET
Başvurulan makam: [İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı / şikâyetçinin ikametgâhının bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığı]
Şikâyetçi: [Ad soyad veya unvan, T.C. kimlik/vergi no, adres, telefon, e-posta; varsa vekil avukat bilgisi]
Konu: [Fon adı/kodu] fonuna ilişkin işlemler nedeniyle uğranılan zarar hakkında CMK m.158 uyarınca şikâyet ve suç duyurusu; mağdur/şikâyetçi sıfatıyla kayda geçirilme ve CMK m.234 kapsamındaki hakların kullandırılması talebi.
Olaylar: [Fon kodu ve unvanı], [alım tarihi], [alım tutarı], [işlemin gerçekleştiği dağıtım kanalı: banka/aracı kurum adı], [varsa nitelikli yatırımcı beyanının alınıp alınmadığı], [tasfiye kararından haberdar olunan tarih] gibi bilgiler kronolojik olarak, iddia değil olgu olarak anlatılır.
Zarar: [Şikâyet tarihi itibarıyla belirlenebilen zarar tutarı veya zarar tutarının bilirkişi incelemesiyle belirleneceğinin belirtilmesi]; zararın kesin miktarının tasfiye süreci tamamlanmadan belirlenemeyebileceği açıkça ifade edilmelidir.
Deliller: [Alım/satım dekontları, hesap ekstresi, fon pay bildirimleri, kurumla yapılan yazışmalar, çağrı merkezi kayıtları, nitelikli yatırımcı beyanına ilişkin belgeler, SPK/KAP duyurularının ilgili yazdırılmış nüshaları].
Talepler: (1) Şikâyetçinin dosyada mağdur/şikâyetçi sıfatıyla kaydedilmesi; (2) CMK m.234 kapsamındaki hakların (delil toplanmasını isteme, belge örneği alma, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz) hatırlatılması ve kullandırılması; (3) soruşturma kapsamında el konulan veya dondurulan değerlerle şikâyetçinin zararı arasındaki bağın araştırılması ve bu hususun dosyaya not düşülmesi; (4) dosyadan, gizlilik kararı bulunmayan belgelerin örneğinin verilmesi; (5) kamu davası açılması hâlinde şikâyetçiye bildirim yapılması.
Dilekçe hazırlanırken kişi adı, unvan veya suçlama içeren ifadelerden kaçınılmalı; olaylar tarih, tutar ve kurum adı gibi doğrulanabilir unsurlarla anlatılmalıdır. Aynı dilekçe, hem bağımsız bir suç duyurusu hem de mevcut soruşturma dosyasına eklenmek üzere sunulabilir; başvuru sırasında “mevcut soruşturma dosyasıyla ilişkilendirilmesi talebi” ayrıca belirtilmelidir.
Mağdur ve şikâyetçinin soruşturmadaki hakları nelerdir?
CMK m.234, mağdur ile şikâyetçiye soruşturma evresinde dört temel hak tanır: delillerin toplanmasını isteme; gizlilik ve amacı bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme; vekili yoksa kanunda sayılan ağır suçlarda baro avukatı isteme; ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme. Kovuşturma evresinde haklar genişler: duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak/belge örneği isteme, tanık daveti isteme ve — katılmış olmak koşuluyla — kanun yollarına başvurma.
Baro avukatı hakkı (m.234/1-a-3) yalnızca kanunda sayılan belirli ağır suçlarla (cinsel saldırı, çocuk istismarı, ısrarlı takip, kadına karşı kasten yaralama/işkence/eziyet) ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarla sınırlıdır; fon mağdurlarının bu haktan yararlanması somut suç tipine göre değişir. Bu haklar için kamu davasına katılmış olmak şart değildir — mağdur/şikâyetçi sıfatı yeterlidir; katılan sıfatı ayrıca aranır.
Fon mağduru ceza davasında katılan sıfatı kazanabilir mi?
Bu sorunun cevabı iki katmanlıdır. SPKn m.115/2 açıktır: SPK’da tanımlı suçlardan (piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali, nitelikli güveni kötüye kullanma gibi) kamu davası açılması hâlinde, iddianamenin kabulüyle birlikte SPK bizzat katılan sıfatını kazanır. Bu, Kurul’a tanınmış, kanunla düzenlenmiş bir kurumsal katılma hakkıdır ve tartışmasızdır.
Tartışmalı olan, bireysel yatırımcının — SPK’nın bu hakkından bağımsız olarak — CMK m.237 uyarınca bizzat kamu davasına katılıp katılamayacağıdır. CMK m.237/1, mağdur ile suçtan zarar gören gerçek/tüzel kişilerin kovuşturmanın her aşamasında şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabileceğini düzenleyen genel bir hükümdür; talep m.238 uyarınca dilekçeyle veya duruşma tutanağına geçirilen sözlü beyanla yapılır, mahkeme savcı ve sanık/müdafiin görüşünü aldıktan sonra karar verir. SPKn’nin SPK’ya özel tanıdığı katılan sıfatının, yatırımcının bu genel haktan ayrıca yararlanmasını dışlayıp dışlamadığı konusunda açık bir hüküm yoktur; bu, mahkemenin “suçtan doğrudan zarar görme” ölçütünü somut olayda nasıl uyguladığına bağlı, tartışmalı bir konudur.
Sermaye piyasası hukuku alanında çalışan Av. Ahmet Karaca’ya göre, şüphelilere SPKn suçlarının yanında TCK’daki dolandırıcılık gibi suçlamalar da yöneltilirse, yatırımcının bu ikinci grup bakımından mağdur sıfatı daha güçlü ortaya çıkar; çünkü bu suçlarda SPK’ya özgü bir katılan düzenlemesi yoktur ve genel CMK m.237 doğrudan uygulanır. Katılma talebinin kabulü her hâlde mahkemenin takdirindedir. Katılma reddedilse dahi CMK m.234’teki haklar (dosyayı takip, belge örneği, KYOK’a itiraz) varlığını sürdürür.
El konulan varlıklar mağdurlara verilecek mi?
Hayır, en azından şu an için bağlayıcı, otomatik bir mekanizma yoktur; el koyma ile müsadere farklı iki kurumdur ve ikisi de doğrudan “mağdura ödeme” aracı değildir. CMK m.128, soruşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçtan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe hâlinde, şüpheli veya sanığa ait taşınmazlara, banka hesaplarına, hak ve alacaklara ve diğer malvarlığı değerlerine hâkim kararıyla elkonulmasına imkân tanır; bu, malın üçüncü kişinin zilyetliğinde bulunması hâlinde de uygulanabilir. Elkoyma kararı için, ilgisine göre BDDK, SPK, MASAK ve Hazineden suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması öngörülmüştür; bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır, özel sebeplerle iki ay daha uzatılabilir.
CMK m.128’in bu elkoyma tedbiri, madde metninde sayılan “katalog suçlar” hakkında uygulanır; SPKn suçları bu katalogda ayrıca sayılmamış olsa da dolandırıcılık (TCK m.157-158) ve güveni kötüye kullanma (TCK m.155) katalogda yer aldığından, bu suçlamalar da yöneltilmişse hesaplara elkoyma tedbirinin zemini buradan sağlanabilir. Elkoyma, malın soruşturma sonuna kadar muhafaza altına alınmasıdır — mahkûmiyet kesinleşmeden malın kime ait olacağına karar verilmiş olmaz.
Müsadere farklı bir aşamadır: TCK m.55/1 uyarınca, suçtan elde edilen maddi menfaatlerin müsaderesine karar verilebilmesi için bu menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir — kanun koyucunun tercihi önce mağdura iadedir, müsadere ancak iade mümkün olmadığında devreye giren tamamlayıcı bir yaptırımdır. Malın kendisine elkonulamadığı hâllerde müsadere, karşılığı üzerinden uygulanır (m.55/2). Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı geniş malvarlığı tedbirleri ile bir “Mağdur Fonu” kurulması yönündeki öneriler bugün itibarıyla resmî ve bağlayıcı bir dağıtım mekanizmasına dönüşmüş değildir. Belirleyici olan, el konulan somut değer ile yatırımcının somut zararı arasında kurulabilecek hukuki bağdır; bu bağ ne kadar erken ve somut (fon kodu, tutar, tarih ile) bildirilirse, ileride değerlendirilme ihtimali o kadar artar ve mağdurun dosyadaki konumu güçlenir.
Etkin pişmanlık ödemeleri mağdura mı, Hazineye mi gider?
Hazineye gider; SPKn’deki etkin pişmanlık düzenlemeleri (m.107/3 ve m.110/3) mağdura doğrudan bir ödeme öngörmez, cezada indirim veya cezasızlık karşılığında Hazineye yapılan bir ödemeyi düzenler. m.110/3’te ayrıca m.21/4’teki iade de vardır, ancak bu iade de bireysel yatırımcıya değil, kazanç aktarımına maruz kalan kolektif yatırım kuruluşuna (fona) yapılır.
| Madde | Kapsadığı suç | Etkin pişmanlık şartı | Ödeme kime gider |
|---|---|---|---|
| SPKn m.107/3 | Piyasa dolandırıcılığı (m.107/1) | Elde edilen/edilmesine sebep olunan menfaatin iki katı, en az 500.000 TL; soruşturma başlamadan önce ödenirse ceza verilmez, soruşturma evresinde ödenirse ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilene kadar ödenirse üçte bir oranında indirilir. | Hazineye |
| SPKn m.110/3 | Güveni kötüye kullanmanın nitelikli hâli (m.110/1-b ve c, örtülü kazanç aktarımı dahil) | m.21/4’teki iade tutarı ile birlikte bunun iki katı; aynı kademeli indirim/cezasızlık usulü (soruşturma öncesi, soruşturma evresi, kovuşturma evresi) uygulanır. | m.21/4 iadesi kolektif yatırım kuruluşuna, iki kat ek ödeme Hazineye |
Bu tabloda görüldüğü gibi, bir şüphelinin etkin pişmanlıktan yararlanması, zarar gören bireysel yatırımcıya doğrudan bir ödeme anlamına gelmez. Yatırımcının kendi zararını tazmin etmesi için ayrı bir hukuki yol — tazminat davası, arabuluculuk veya tüketici/ticaret mahkemesi süreci — izlemesi gerekir; bu yazının kapsamı bu yolların ayrıntısını değil, ceza soruşturmasındaki mağdur/şikâyetçi statüsünü konu almaktadır.
Ceza dosyasındaki gelişmeler tazminat davasını nasıl etkiler?
Ceza dosyasındaki gelişmeler tazminat davasını doğrudan bağlamaz, ama mahkeme zararı değerlendirirken ceza dosyasındaki delilleri dikkate alabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2025 tarihli ve 2024/393 esas, 2025/848 karar sayılı kararı buna örnektir; ancak davacısı bir yatırımcı değil bir aracı kurumdur ve dava konusu tazminat değil, çalışanı ile bazı müşterilerinin yapay piyasa oluşturduğu iddiasıyla hisse alım işlemlerinin ve takasın iptalidir. Hukuk Genel Kurulu, iddianın ileri sürülüşüne göre davalılara husumet düştüğünü, ancak zararın dosyadan tam anlaşılamadığını belirterek SPK uzmanlı bilirkişi raporu ve ceza davalarının birlikte değerlendirilmesini istemiştir (ayrıntı aşağıdaki “Güncel içtihatlar” bölümündedir). Bu yaklaşım, fon krizi mağdurlarının açacağı tazminat davalarında kıyasen yol gösterici olabilir.
Adım adım süreç
- Belgeleri toplayın: Alım/satım dekontları, hesap ekstresi, fon pay bildirimleri, kurumla yapılan yazışmalar ve varsa nitelikli yatırımcı beyanına ilişkin belgeler bir araya getirilir.
- Şikâyet/suç duyurusu dilekçesini hazırlayın: Yukarıdaki iskelete uygun olarak, olayları tarih-tutar-kurum bazında ve iddia değil olgu dilinde anlatan bir dilekçe yazılır.
- Başvurunuzu yapın: Dilekçe, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına veya ikametgâhınızdaki Cumhuriyet başsavcılığına/kolluk birimine CMK m.158 uyarınca sunulur; mevcut fon krizi soruşturmasıyla ilişkilendirilmesi talep edilir.
- Mağdur/şikâyetçi sıfatıyla kaydınızı isteyin: CMK m.234’teki hakların (delil toplanmasını isteme, belge örneği, KYOK’a itiraz) hatırlatılmasını ve kullandırılmasını dilekçede açıkça talep edin.
- Zararınızı erken ve somut biçimde bildirin: Fon kodu, tutar ve tarih içeren bir zarar bildirimi, el konulan değerlerle olası bağlantı kurulabilmesi açısından önemlidir; kesin miktarın tasfiye tamamlanmadan belirlenemeyebileceği belirtilebilir.
- Kamu davası açılırsa katılma talebinizi değerlendirin: CMK m.237-238 uyarınca dilekçeyle veya duruşmada sözlü beyanla katılma talebinde bulunulabilir; kabulü mahkemenin takdirindedir.
- Paralel hukuki yolları göz ardı etmeyin: Ceza dosyası tazminat davasının yerini tutmaz; zararın tazmini için ayrı bir hukuk davası veya arabuluculuk süreci gerekebilir.
Güncel içtihatlar
| Merci | Tarih | E./K. | İlke |
|---|---|---|---|
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu | 27.12.2022 | 2022/89 – 2022/835 | Piyasa manipülasyonu suçlarında lehe kanun tespiti, etkin pişmanlık düzenlemesi dahil tüm hükümler bir bütün hâlinde karşılaştırılarak yapılmalıdır. |
| Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | 17.12.2025 | 2024/393 – 2025/848 | Aracı kurumun açtığı işlem/takas iptali davasında husumet iddianın ileri sürülüşüne göre belirlenir; zarar SPK uzmanlı bilirkişi ve ceza dosyalarıyla birlikte tespit edilmelidir (yatırımcı davalarına kıyasen yol gösterici). |
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/89, K. 2022/835, 27.12.2022
İşleme dayalı piyasa manipülasyonu suçundan mahkûm olan bir sanık hakkındaki hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, mülga 2499 sayılı Kanun ile 6362 sayılı SPKn hükümlerinin — 6362 ile getirilen etkin pişmanlık düzenlemesi dahil — ayrı ayrı ve bir bütün hâlinde uygulanıp sonuçlarının karşılaştırılması gerektiğine hükmetmiştir.
6362 sayılı Kanun hükümlerinin (Anılan Kanun ile yürürlüğe giren etkin pişmanlık düzenlemesi de dikkate alınarak) karıştırılmadan bir bütün hâlinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerektiği gözetilmeden yalnızca adli para cezası bakımından hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması usule ve yasaya aykırıdır.
İlke: Zaman içinde değişen kanunların lehe olanının belirlenmesinde, etkin pişmanlık dahil tüm hükümler bütün hâlinde karşılaştırılmalıdır; tek bir ceza kalemi üzerinden yapılan kısmi karşılaştırma hukuka aykırıdır. Kesinleşme durumu: İtiraz kısmen kabul edilerek hüküm bozulmuş, kesinleşmemiştir. Uygulamaya etkisi: Fon krizinde etkin pişmanlık indirimleri uygulanırken mahkemenin bu karşılaştırmayı eksiksiz yapması gerekir; bu, ceza yargılamasının teknik ve zaman alıcı olabileceğini gösterir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/393, K. 2025/848, 17.12.2025
Davacı bir aracı kurumdur: çalışanının bazı müşterileriyle birlikte talimatı aşan hisse alım emirleri ve resen talep edilen kredili işlem limitiyle yapay piyasa oluşturduğunu ileri sürerek bu işlemlerin ve takasın iptalini istemiştir; dava bir tazminat davası değildir. İlk derece mahkemesi husumet bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Özel Daire husumet düştüğünü belirterek bozmuş; yerel mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu husumeti onaylamış, ancak zararın dosyadan tam anlaşılamadığını belirterek bilirkişi incelemesi ve ilgili ceza davalarının birlikte değerlendirilmesini istemiştir.
davacının ileri sürdüğü yapay piyasa oluşturma eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı da dosya kapsamından tam olarak anlaşılamamaktadır.
bilirkişilik yapmaya ehil ve aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınıp tüm dosya kapsamı ve bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davaları birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
İlke: Yapay piyasa oluşturma iddiasına dayanan davada husumet, iddianın ileri sürülüş biçimine göre belirlenir; zarar açıklattırılmalı, SPK uzmanlı bilirkişiden rapor alınmalı ve ilgili ceza davaları birlikte değerlendirilmelidir. Karar bir aracı kurumun işlem/takas iptali davasına ilişkindir; yatırımcı tazminat davalarına ancak kıyasen bağlanabilir. Kesinleşme durumu: Direnme kararı oy çokluğuyla bozulmuş, kesinleşmemiştir. Uygulamaya etkisi: Fon krizi mağdurlarının tazminat davalarında da mahkeme benzer bir yaklaşım isteyebilir; bu, ceza dosyasına erken katılımın pratik değerini artırır.
Doğru bilinen yanlışlar
“Şikâyet edersem param hemen iade edilir.” Kesin cevap: Hayır. Şikâyet, ceza soruşturmasına dahil olmayı sağlayan bir işlemdir; doğrudan ödeme veya iade sonucu doğurmaz. Zararın tazmini ayrı hukuki yollara (tazminat davası, tasfiye süreci) bağlıdır.
“Katılan olmazsam hiçbir hakkım kalmaz.” Kesin cevap: Hayır. Mağdur/şikâyetçi sıfatı, CMK m.234’teki hakların (delil isteme, belge örneği, KYOK’a itiraz) kullanılması için yeterlidir; katılan sıfatı bunlara ek, ayrı bir statüdür.
“El konulan tüm mal varlığı otomatik olarak mağdurlara dağıtılacak.” Kesin cevap: Hayır. El koyma, malın muhafaza altına alınmasıdır; müsadere ve mağdura iade için ayrı hukuki aşamalar ve TCK m.55’teki şartlar gereklidir; bağlayıcı bir toplu dağıtım mekanizması bugün itibarıyla kurulmamıştır.
“SPK’ya şikâyet edersem SPK param konusunda karar verir.” Kesin cevap: Hayır. SPK, mevzuata aykırılık iddialarını idari denetimle inceler ve gerekirse yaptırım uygular veya suç duyurusunda bulunur; doğrudan tazminata karar verme yetkisi yoktur.
Örnek senaryo: Bir örnek durumda, yatırımcı X, bir serbest fondan pay almış ve fonun 17 Eylül 2026’da tasfiyeye alındığını öğrenmiştir. Elindeki alım dekontu ve hesap ekstresiyle ikametgâhındaki Cumhuriyet başsavcılığına başvurarak CMK m.158 uyarınca şikâyette bulunmuş, dilekçesinde mağdur/şikâyetçi sıfatıyla kaydedilmeyi ve CMK m.234 haklarının kullandırılmasını talep etmiştir. Bu, kurgusal bir örnektir; büromuzun belirli bir dosyasını yansıtmamaktadır.
Sık sorulan sorular
Fon soruşturmasına nasıl şikâyetçi olabilirim?
CMK m.158 uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamına yazılı ya da sözlü başvuruda bulunarak şikâyetçi olabilirsiniz. Başvurunuzda fon kodu, alım tarihi, tutar ve dağıtım kanalı yer almalı; mağdur/şikâyetçi kaydedilme ve CMK m.234 haklarının kullandırılması talep edilmelidir.
Şikâyet için avukat tutmam şart mı?
Hayır, CMK m.158 uyarınca şikâyet bizzat yapılabilir. CMK m.234 vekil aracılığıyla belge inceletme ve belirli ağır suçlarda baro avukatı isteme hakkı tanır; karmaşık mali suç dosyalarında hukuki destek pratikte süreci kolaylaştırabilir.
SPK’ya şikâyet etmekle savcılığa şikâyet etmek aynı şey mi?
Hayır. SPK’ya başvuru idari bir denetim talebidir ve SPK tazminata karar veremez; savcılığa şikâyet ise CMK kapsamında ceza soruşturmasına dahil olma işlemidir. İki başvuru birbirinden bağımsız yürütülebilir.
Fon mağduru olarak kamu davasına katılan olabilir miyim?
SPKn m.115/2 uyarınca katılan sıfatını doğrudan SPK kazanır. Yatırımcının CMK m.237 uyarınca bizzat katılan olup olamayacağı mahkemenin takdirine bağlı, tartışmalı bir konudur; katılma kabul edilmese dahi mağdur/şikâyetçi hakları devam eder.
El konulan varlıklar ne zaman mağdurlara verilir?
Bugün itibarıyla bağlayıcı, otomatik bir dağıtım mekanizması yoktur. El koyma bir muhafaza tedbiridir; TCK m.55 uyarınca müsadere ancak menfaatin mağdura iade edilememesi hâlinde uygulanır. Zararın erken bildirilmesi değerlendirilme ihtimalini artırabilir.
Etkin pişmanlık gösteren şüphelinin ödediği para bana mı ödenir?
Hayır. SPKn m.107/3 ve m.110/3’teki etkin pişmanlık ödemeleri Hazineye yapılır; m.110/3’te ayrıca m.21/4 kapsamındaki iade de kolektif yatırım kuruluşuna (fona) yapılır, bireysel yatırımcıya doğrudan ödenmez.
Şikâyet dilekçemde başkalarının adını yazmalı mıyım?
Hayır, gerekli değildir. Kendi kimlik/iletişim bilgilerinizin yanında olayları tarih, tutar ve kurum adıyla anlatmanız yeterlidir; şüpheli veya üçüncü kişilerin adını yazmanız gerekmez, bu bilgi zaten dosyadadır.
Ceza dosyasına katılmazsam tazminat davası açma hakkımı kaybeder miyim?
Hayır, iki hak birbirinden bağımsızdır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/393-2025/848 sayılı kararında görüldüğü gibi, mahkemeler zararın tespitinde bilirkişi incelemesini ve ceza davalarını dikkate alabilir; bu karar bir aracı kurum davasına ilişkin olsa da kıyasen yol gösterici sayılabilir, bu nedenle dosyaya erken dahil olmak faydalıdır.
İlgili rehberler
- Fon krizi: tasfiye edilen fonlarda yatırımcı hakları (yol haritası)
- Tasfiye edilen 131 fon: liste ve ödeme takibi
- “Paranızı kurtarırız” dolandırıcılığına karşı korunma
- Manipülasyona konu paylarda zarar: tazminat yolları ve süreler
- Para piyasası fonunda zarar: hukuki yol
- Kripto varlıkların müsaderesi: TCK 54-55 ve mağdura iade
- Ceza davası sonrası tazminat davası
Kaynaklar
Mevzuat ve kurum kararları
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.21, 106, 107, 110, 115 — mevzuat.gov.tr
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.55, 157, 158 — mevzuat.gov.tr
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.128, 158, 234, 237, 238 — mevzuat.gov.tr
- SPK Kurul Bülteni 2026/60, 17.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK Kurul Bülteni 2026/61, 17.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK, “Tasfiye Konusu Fonlara İlişkin Süre Düzenlemesi”, 21.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK, “Şikâyet Başvurusu Nereye ve Nasıl Yapılır” — spk.gov.tr
Yargı kararları
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/89, K. 2022/835, 27.12.2022 — UYAP Bedesten, belge no 865618700 — karararama.yargitay.gov.tr
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/393, K. 2025/848, 17.12.2025 — UYAP Bedesten, belge no 1200795900 — karararama.yargitay.gov.tr
Güncelleme notu: 29.09.2026 — ilk yayın.
Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti
Fon soruşturmasında mağdur/şikâyetçi sıfatıyla nasıl ilerleyeceğinizi mi merak ediyorsunuz?
Fon soruşturmasında şikâyetçi olmak veya el konulan varlıklar üzerindeki haklarınızı korumak istiyorsanız, ceza süreci için Av. Ahmet Karaca’dan randevu talep edebilirsiniz.
Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com
Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), sermaye piyasası hukuku, kripto varlık hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.
Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası
Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.
