Kripto ve P2P Uyuşmazlıklarında Görevli Mahkeme: Tüketici, Asliye Ticaret ve Finans İhtisas Mahkemeleri

Kripto ve P2P uyuşmazlıklarında davayı yanlış mahkemede açmak, çoğu zaman esasa ilişkin bir hatadan daha pahalıya mal oluyor: görevsizlik kararı, yeniden harç, aylarca gecikme ve bazen zamanaşımı riski. Bu yazı, Türk mahkemelerinin 2026 itibarıyla verdiği kararlar ışığında hangi uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceğini somut künyelerle ortaya koyuyor.

Kripto varlık uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık için:

WhatsApp E-posta

Üç ihtimal var ve üçü de gerçekleşiyor

Kripto uyuşmazlıklarında görev sorusunun tek bir cevabı yok. Uygulamada üç mahkeme türü de görevli çıkabiliyor:

  • Tüketici mahkemesi — karşı taraf meslekî faaliyeti kapsamında hizmet sunuyorsa ve talep eden nihai tüketim amacı taşıyorsa
  • Asliye ticaret mahkemesi — uyuşmazlık mutlak ya da nispi ticari dava niteliğindeyse; belirli hallerde finans ihtisas mahkemesine tevzi edilerek
  • Asliye hukuk mahkemesi — ikisi de değilse, yani artık kalan genel görevli mahkeme olarak

Ayrımı belirleyen üç değişken şudur: davanın açıldığı tarih, tarafların sıfatı ve işlemin amacı. Aşağıda her biri ayrı ayrı ele alınıyor.

Yatırım amacı ve hizmet ilişkisi tüketici sıfatını nasıl etkiliyor?

6502 sayılı Kanun’daki tüketici tanımı ticari veya mesleki olmayan amaçla hareket etmeye dayanır. Bazı kripto alım satım kararlarında yatırımın niteliği nedeniyle tüketici sıfatı kabul edilmemiştir. Ancak kişinin birikimini değerlendirmek istemesiyle profesyonel karşı taraftan aldığı dönüşüm hizmetinin niteliği ayrı incelenmelidir; aşağıdaki kararlar bütün kripto kullanıcılarına tek bir sonuç uygulanamayacağını gösterir.

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E.2021/517, K.2026/243 sayılı ve 12.03.2026 tarihli kararında, dosyanın tüketici mahkemesinden görevsizlikle gelmesi üzerine bu değerlendirmeyi benimsemiş; taraflar arasındaki sözleşmenin komisyonculuk ve saklama hükümleri içerdiğini, bu niteliğiyle ticari dava vasfı taşıdığını tespit ederek yargılamayı sürdürmüştür. Kararın tam metni.

Aynı kararın esasa ilişkin tespiti de not edilmelidir: oltalama saldırısıyla hesabı boşaltılan kullanıcının davasında mahkeme, platformun 2021 yılında yeni eklenen transfer adreslerine bekleme süresi uygulamamasını ve birleşik risk analizinden yoksun olmasını TTK m.18/2 anlamında basiretli tacir standardının ihlali saymış; kusuru %70 platform, %30 kullanıcı olarak paylaştırarak 430.000 TL’lik talebin 301.000 TL’lik kısmına hükmetmiştir. Mahkemenin gerekçesindeki kilit cümle şudur: bir güvenlik önleminin yasal olarak zorunlu kılınmamış olması, basiretli tacirin o önlemi sektör uygulamaları ışığında almasını gerektirmediği anlamına gelmez.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi de E.2025/2125, K.2026/773 sayılı ve 14.04.2026 tarihli yargı yeri belirleme kararında aynı sonuca ulaşmıştır: kripto borsasının yüksek kazanca karşılık yüksek kayıp riski içerdiği, bu piyasada yatırım yapanların ticarî kâr elde etme gayesi güttüğü, dolayısıyla «ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi gereken tüketici tanımına» uymadıkları belirtilmiştir. Kararın tam metni.

7518 sayılı Kanun ve dava tarihinin görev incelemesindeki yeri

26 Haziran 2024, 7518 sayılı Kanun’un kabul tarihidir; Kanun 2 Temmuz 2024’te yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi, aşağıdaki uyuşmazlıkta dava tarihindeki koşulları ve derdest davalara ilişkin özel görev düzenlemesi bulunmamasını esas almıştır. Bu karardan yalnızca takvim tarihine bakılarak bütün eski davaların asliye hukukta, bütün yeni davaların ticaret mahkemesinde görüleceği sonucu çıkarılamaz.

Anılan İstanbul BAM 37. HD kararında, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kripto varlıkların finansal varlık niteliğinde olduğu ve TTK m.4/1-f uyarınca mutlak ticari dava bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi ise 06.07.2023 olan dava tarihi itibarıyla kripto varlıkların henüz finansal varlık olarak tanımlanmadığını, sonradan yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun’a dayanılarak görevsizlik kararı verilemeyeceğini, bunun tabii hâkim ilkesi ile hukuki öngörülebilirliğe aykırı düşeceğini belirterek karşı görevsizlik kararı vermiştir.

Daire, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ni yargı yeri olarak belirlemiştir. Gerekçe üç adımlıdır: dava tarihi itibarıyla uyuşmazlık mutlak ticari dava değildir; davacının tacir olduğuna dair delil yoktur ve salt gelir-kâr elde etme gayesi davayı kendiliğinden ticari dava haline getirmez; yatırımcı da tüketici sayılamaz. Geriye asliye hukuk mahkemesi kalmaktadır.

Pratik sonuç: dava tarihi, tarafların sıfatı, sözleşmenin niteliği ve talebin dayanağı birlikte incelenmelidir. Bu yazıda anılan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının dava tarihi 25 Mart 2021, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının ilk dava tarihi ise 17 Şubat 2022’dir. Buna rağmen bu dosyalarda ticaret mahkemesi ve ihtisas tevzii değerlendirmesi yapılmıştır. Dava tarihi, tek başına görev sonucunu belirlemez.

Finans ihtisas mahkemeleri: İstanbul’da 6, 7, 8 ve 9 numaralı ticaret mahkemeleri

Asliye ticaret mahkemesinin görevli olmasıyla dosyanın ihtisas dağılımına girmesi ayrı sorulardır. HSK Birinci Dairesinin 25.11.2021 tarihli, 1232 sayılı kararı kapsamındaki ticari dava ve işler belirli numaralı mahkemelere dağıtılır. Aşağıdaki 2026 kararlarında İstanbul bakımından 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderme yapılmıştır. Bu numaralar İstanbul Anadolu adliyesine veya bütün kripto davalarına otomatik uygulanamaz; adliye ve uyuşmazlığın ihtisas kapsamı kontrol edilmelidir.

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E.2026/479, K.2026/509 sayılı ve 11.06.2026 tarihli kararında, kripto platformunda oltalama yoluyla yaklaşık 2 bitcoin’i çalınan davacının tazminat talebini inceleyerek dosyanın İstanbul 6, 7, 8, 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar vermiştir. Kararın tam metni.

Bu nedenle dava dilekçenizde yalnızca «Asliye Ticaret Mahkemesi» yazmak, dosyanın bir kez daha tevziye gitmesi anlamına gelebilir. Uyuşmazlığın HSK kararındaki kanunlardan hangisine dayandığını dilekçede açıkça göstermek, süre kaybını önler.

Tüketici mahkemesinin görevli sayıldığı hal

Yukarıdaki tablonun istisnası, karşı tarafın meslekî faaliyet kapsamında hizmet sunduğu hallerdir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2025/4433, K.2026/1482 sayılı ve 23.03.2026 tarihli kararına konu olan uyuşmazlıkta, 40.000 USD’sini dijital paraya çevirmek isteyen kişi, komisyon karşılığı bu işi yapan kişiye karşı ayıplı hizmet iddiasıyla dava açmış; dosya tüketici mahkemesinde görülmüş, bölge adliye mahkemesi de davalının meslekî faaliyet kapsamında iş yaptığı gerekçesiyle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmiştir. Kararın tam metni.

Bu kararın davacısı birikimini kripto para ile değerlendirmek istediğini açıkça ileri sürmüştür. Buna rağmen bölge adliye mahkemesi profesyonel dönüşüm hizmeti iddiası çerçevesinde tüketici mahkemesini görevli kabul etmiştir. Yargıtay’ın onama gerekçesi ise davacıyla davalı arasında sözleşmenin kurulduğunun ispatlanamamasına dayanır. Dolayısıyla kararı “yalnızca kâr amacı olmayan dönüşüm tüketici işlemidir” şeklinde okumak doğru değildir; talebin yöneltildiği kişi, hizmet ilişkisi ve işlem amacı birlikte değerlendirilmelidir.

Yetkili mahkeme

Görev sorusu çözüldükten sonra yetki, genel hükümlere göre belirlenir. Uygulamada başvurulan seçenekler şunlardır:

  • Davalının yerleşim yeri mahkemesi (HMK m.6) — platformlar bakımından şirket merkezi
  • Sözleşmenin ifa yeri mahkemesi (HMK m.10)
  • Haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi (HMK m.16) — dolandırıcılık ve oltalama dosyalarında en işlevsel seçenek
  • Tüketici sıfatı kabul edilirse tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi (6502 s.K. m.73/5)

Yetki sözleşmesinin geçerliliği, HMK m.17–18’deki taraf sıfatı, yazılı şekil, belirli hukuki ilişki ve kesin yetkiye ilişkin sınırlar çerçevesinde incelenir. Her iki tarafın tacir olması bile her yetki kaydını kendiliğinden geçerli kılmaz. Görev kuralları ise sözleşmeyle değiştirilemez.

Yabancı kripto platformuna Türkiye’de dava açılabilir mi?

Yabancı bir platformla uyuşmazlıkta dört soru ayrı cevaplanır: Davalı kimdir, Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisi var mıdır, sözleşmede mahkeme veya tahkim kaydı bulunur mu ve alınacak karar nerede uygulanacaktır? Şirketin yurt dışında olması tek başına Türkiye’de dava açılamayacağını göstermez. Türkiye’den uygulamaya giriş yapılması da tek başına yetki oluşturmaz. Yukarıdaki görev incelemesine bu sorular eklenir; yabancılık unsuru her davayı otomatik olarak ticaret mahkemesine taşımaz.

Markanın Türkiye şirketi her global işlemin davalısı değildir

Hesap açılırken kabul edilen sözleşmedeki şirket unvanı, ilgili ürünün özel koşulları ve varsa hesap taşıma bildirimi birlikte alınmalıdır. Global hesap sözleşmesi başka bir şirkete aitken, yalnız aynı logoyu kullandığı için Türkiye şirketine dava yöneltmek yeterli değildir. Yerel şirketin sözleşmeye taraf olması, borcu üstlenmesi veya kendi davranışından doğan sorumluluğu gibi somut bir hukuki bağ gösterilmelidir.

P2P satıcısından satış bedelinin iadesi istenmesiyle platformdan hatalı teslim veya güvenlik hizmeti nedeniyle zarar talep edilmesi de farklı iddialardır. Satıcının adı, platform şirketinin unvanı ve bankadaki alıcı ayrı kişilere ait olabilir. İade ve tazminat talebinin dayanağı, her davalı bakımından açıklanmalıdır. Hesabı sonradan kapatılan kişi, işlem tarihindeki sözleşme sürümünü ve değişiklik bildirimlerini destek kanalından ayrıca istemelidir.

Yabancı mahkeme kaydı ile hukuk seçimi farklıdır

MÖHUK m.40 ve 47 birlikte değerlendirilir. Genel olarak milletlerarası yetki, iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarından doğar. Sözleşmenin ifa yeri veya haksız fiil bağlantısı gibi HMK m.10 ve 16’daki dayanaklar somut olayla ilişkilendirilir. Yalnız kişinin Türkiye’de para kaybettiğini söylemesiyle bütün bağlantıların kurulduğu kabul edilmemelidir.

Yabancılık unsurlu borç ilişkisinde yabancı devlet mahkemesinin seçilmesi; münhasır yetki sınırı, yazılı delil ve anlaşmanın kapsamı bakımından incelenir. Geçerli bir kayıt varsa MÖHUK m.47’deki yabancı mahkemenin yetkisizliği veya Türkiye’de yetki itirazı yapılmaması ihtimalleri önem taşır. MÖHUK m.26 kapsamında tüketici sözleşmesi koşulları oluşuyorsa m.45’teki koruyucu yetki, m.47/2 uyarınca anlaşmayla bertaraf edilemez. Her kripto hesabı için tüketici sıfatı varsayılmaz.

“Sözleşmeye Singapur hukuku uygulanır” cümlesi tek başına “yalnız Singapur mahkemesinde dava açılır” demek değildir. Hukuk seçimi, mahkeme seçimi ve tahkim hükümleri ayrı okunmalıdır. Aynı sözleşmedeki başlıkların farklı olması, hangi hükmün hangi talebi kapsadığını kontrol etmeyi özellikle gerekli kılar.

Tahkim şartı varsa önce ne kontrol edilir?

Tahkim, uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine hakemlerce çözülmesidir. Platformun müşteri destek ekibinin P2P itirazını sonuçlandırması kendiliğinden tahkim sayılmaz. Sözleşmede tahkim kurumu, tahkim yeri, dil, kapsanan talepler ve kabul kaydı aranır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4–6. maddeleri, anlaşmanın şekli, mahkemede tahkim itirazı ve geçici korumayı düzenler. Kanunun 5 ve 6. maddeleri, tahkim yeri Türkiye dışında belirlendiğinde de uygulanır.

Elektronik kabul kaydı, ilgili tarihte sunulan metin ve uyuşmazlığın tahkim şartının kapsamına girip girmediği dosyaya konur. Geçerli anlaşmaya dayanan tahkim itirazının kabulü, mahkemedeki davanın usulden reddine yol açabilir. Buna karşılık tahkim şartı bulunması, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istenmesini tek başına engellemez. Platformla kurulan şartın P2P satıcısıyla uyuşmazlığa da uygulanacağı ayrıca varsayılmamalıdır.

Yurt dışına tebligat için destek e-postası yeterli mi?

Dava dilekçesini destek adresine göndermek, usulüne uygun adli tebligat yapıldığını kendiliğinden göstermez. Şirketin tebligata elverişli tam adresi, kayıt ülkesi ve sicil bilgisi belirlenir. 1965 Lahey Tebligat Sözleşmesi adres bilinmiyorsa uygulanmaz; tercüme ve tebliğ yöntemi bakımından ülke koşulları önemlidir. Doğrudan posta yolu da her devlet için aynı değildir.

Adalet Bakanlığının 63/3 sayılı genelgesi ve ülke ekleri ile HCCH taraflık ve beyan kayıtları üzerinden uygun kanal, form, tercüme ve masraf kontrol edilir. Şirketin bir ülkede kurulup başka yerde ofis kullanması hâlinde hangi adrese tebligat yapılacağı açıklığa kavuşturulur. Tebliğ belgesi ve sonucu dosyada saklanır; karşı tarafın savunma hakkı sonraki kararın uygulanmasında da önem taşır.

Türk mahkemesinin tedbiri yabancı hesabı otomatik dondurur mu?

HMK m.389–390 çerçevesinde korunacak hak, gecikme tehlikesi ve yaklaşık ispat gösterilmelidir. Talepte hesap kimliği, varlık, miktar ve istenen işlemin kapsamı belirgin olmalıdır. Ancak Türk mahkemesinin kararı, yabancı ülkedeki bankada veya platformda kendiliğinden icra edilmiş sayılmaz. Uygulamanın gerçekleşeceği ülkenin usulü, muhatap kuruluş ve gerekirse o ülkede alınacak koruma değerlendirilir. Lahey Tebligat Sözleşmesi kararın iletimine ilişkindir; dünya çapında otomatik dondurma yetkisi yaratmaz.

Örnek: Aynı kayıp için üç farklı muhatap

Bu örnekte Selin, global P2P emrindeki satıcıya 120.000 TL gönderir; 3.000 USDT teslim edilmez. Satıcı Türkiye’dedir, platform sözleşmesinin tarafı yabancı şirkettir, aynı markanın Türkiye şirketi ise bu emirde görünmemektedir. Dava öncesinde dosya şöyle ayrılır:

Talep ile sorumlu tutulan kişinin bağlantısı
Muhtemel talepÖnce alınacak kayıtCevaplanacak soru
Satıcıdan iadeEmir, banka hareketi, teslim durumu, satıcı kimliğiBedeli kim aldı; hangi borç ifa edilmedi?
Yabancı platformdan zararSözleşme sürümü, destek kararı, teslim ve hesap kayıtlarıPlatformun hangi yükümlülüğü ihlal ettiği ileri sürülüyor?
Türkiye şirketine yöneltilecek talepYerel sözleşme, üstlenme veya somut işlem kaydıBu şirketin olayla hukuki bağı var mı?

Bu ayrım yapılmadan bütün markaya karşı tek talep kurmak, hem davalı seçimini hem yetki incelemesini zayıflatır. Ödeme ve emir kayıtları aynı kronolojide birleştirildiğinde hangi kişiden ne istendiği, hangi ülkeyle bağlantı kurulduğu ve acil korumanın nerede uygulanabileceği açıklanabilir.

Karar künyeleri ve tam metin bağlantıları

MerciEsas / KararTarihGörev sonucuKaynak
İstanbul BAM 37. Hukuk DairesiE.2025/2125 K.2026/77314.04.2026Asliye hukuk (dava tarihi 7518 öncesi)Tam metin
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mah.E.2021/517 K.2026/24312.03.2026Asliye ticaret (yatırımcı tüketici değil)Tam metin
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mah.E.2026/479 K.2026/50911.06.2026Finans ihtisas mahkemesine tevziTam metin
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mah.E.2026/482 K.2026/43803.06.2026Finans ihtisas mahkemesine tevziTam metin
Yargıtay 3. Hukuk DairesiE.2025/4433 K.2026/148223.03.2026Tüketici mahkemesi (meslekî faaliyet)Tam metin

Sık sorulan sorular

Kripto borsasına karşı açacağım dava hangi mahkemede görülür?

Görev; talebin dayanağı, platformla kurulan ilişki, tarafların sıfatı ve dava tarihindeki koşullarla belirlenir. Yalnızca yatırım amacı veya 7518 sayılı Kanun’un tarihi tek başına yeterli değildir. İhtisas tevzii de ilgili adliye ve uyuşmazlığın kapsamına göre ayrıca kontrol edilir.

P2P işleminde karşı tarafa açacağım iade davası nerede görülür?

Önce iade talebinin satışa, profesyonel dönüşüm hizmetine veya başka bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı belirlenir. Tarafların sıfatı ve ticari dava ya da tüketici işlemi koşulları incelenir. Bunlara girmeyen malvarlığı uyuşmazlıklarında genel görevli asliye hukuk mahkemesi değerlendirilir.

Yanlış mahkemede açtım, ne olur?

HMK m.20’deki iki haftalık gönderme talebi süresi; karar verildiğinde kesin ise tebliğden, kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmişse kesinleşmeden, kanun yoluna başvurulmuşsa ret kararının tebliğinden başlar. Başvuru kararı veren mahkemeye yapılır. Süresinde talep edilmezse dava açılmamış sayılır.

Kripto varlık finansal varlık mıdır?

7518 sayılı Kanun 2 Temmuz 2024’te yürürlüğe girerek kripto varlık hizmetlerine ilişkin düzenlemeler getirmiştir. Bu, her tokenın sermaye piyasası aracı olduğu veya her kripto uyuşmazlığının ticari dava sayıldığı anlamına gelmez. Talebin konusu ve somut ilişkinin hukuki niteliği ayrıca incelenir.

İlgili yazılar

İlgili çalışma alanı: Kripto P2P Uyuşmazlıkları — Eşler arası (P2P) kripto alım satımı yapan bireyler; sahte dekont mağdurları ve işlem nedeniyle hesabı bloke edilenler.

About the Author

Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık'ın ortağıdır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır (Sicil No 92414). Sermaye piyasası hukuku ve yatırımcı haklarının korunması ile kripto varlık hukuku ve blokzinciri adli bilişimi alanlarında ihtisaslaşmıştır.

Sermaye piyasasında portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar ve bankalarla yatırımcı uyuşmazlıklarını, SPK işlemlerine karşı idari yargı yollarını ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruyu bir bütün olarak yürütür; 2026'da tasfiye edilen fonların yatırımcıları için ceza, idare, icra ve ticaret hukuku süreçlerini birlikte takip eder. Kripto varlık dosyalarında hukuki analizi teknik incelemeyle birleştirir: transferleri blokzinciri üzerinde izler, bu izlemeye dayanan teknik uzman raporları hazırlar. Bankacılık ve finans hukuku, idare hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku da çalışma alanları arasındadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir.