Yazar: Av. Ahmet Karaca · İlk yayın: 3 Kasım 2026 · Güncelleme:
İYUK m.10 kapsamında idareden yeni bir işlem veya eylem yapılmasını istediğinizde, otuz gün içinde cevap verilmezse başvuru reddedilmiş sayılır. Bundan sonra, uyuşmazlığa uygulanacak dava açma süresi işler. İlk otuz gün içinde gelen cevap kesin değilse farklı bir yol vardır: Cevabı ret kabul ederek dava açabilir veya kesin cevabı, başvuru tarihinden başlayarak en çok dört ay bekleyebilirsiniz. Süre hesabı için önce başvurunun gerçekten m.10 kapsamında olup olmadığını belirlemek gerekir.
Özellikle SPK ve fon uyuşmazlıklarında dilekçenin üzerine “İYUK m.10 başvurusu” yazılması yeterli değildir. Daha önce verilmiş bir kararın kaldırılması, denetim yapılması, bilgi verilmesi ve uğranılan zararın ödenmesi farklı hukuki taleplerdir. Aynı olay hakkında yapılmış olsalar da süreleri aynı olmayabilir.
İYUK m.10 hangi başvurulara uygulanır?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi, kişinin kendisi hakkında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idareye başvurmasını düzenler. İdarenin susması, kişinin mahkemeye gitmesini süresiz olarak engellemesin diye kanun, belirli bir süre sonunda isteği reddedilmiş kabul eder. Buna zımni ret denir.
Yeni bir ruhsat verilmesi, gerekli koşulların oluştuğu ileri sürülerek atama yapılması veya idarenin kendi görev alanında belirli bir işlemi tesis etmesi talebi bu çerçevede değerlendirilebilir. Bununla birlikte talep, idarenin yetkisi içinde bulunmalı; başvurucunun hukuki durumuyla ilgili olmalıdır. Genel bir temenni, herkesi ilgilendiren bir ihbar veya yalnızca görüş açıklaması, başvurucuya kendiliğinden iptal davası açma hakkı kazandırmaz. Dava aşamasında menfaat, kesin ve yürütülmesi gereken işlem ve görev koşulları ayrıca incelenir.
Başvurunun içeriğine göre uygulanacak düzenleme değişir:
| Talep | Öncelikle incelenecek düzenleme |
|---|---|
| Henüz kurulmamış bir idari işlemin yapılması | İYUK m.10 |
| Mevcut işlemin kaldırılması, değiştirilmesi veya geri alınması | İYUK m.11 ve varsa özel itiraz yolu |
| İdari eylem veya eylemsizlik nedeniyle zararın ödenmesi | İYUK m.13 |
| İdari işlemden doğan zararın ödenmesi | İYUK m.12 |
| Bir belge veya bilginin verilmesi | Bilgi edinme mevzuatı ve somut talebin niteliği |
İYUK’un 7, 10, 11, 12 ve 13. maddeleri birlikte okunmalıdır. Genel çerçeve için idari dava açma süreleri rehberine, mevcut karara itirazın etkisi için İYUK m.11 başvurusu ve kalan süre hesabına bakılabilir.
Cevapsızlık, kesin cevap ve kesin olmayan cevap: Üç ayrı süre hesabı
1. İdare hiç cevap vermezse
Başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgili, bu sürenin bitiminden sonra dava açma süresi içinde mahkemeye başvurabilir. Özel bir süre bulunmayan idari uyuşmazlıklarda bu süre genellikle altmış gündür; vergi mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda genel süre otuz gündür. Başvurunun konusu özel bir usule tabi ise o düzenleme ayrıca incelenir.
Otuz gün, dava açmak için verilen süre değildir. Cevapsızlığın ret sayılması için geçmesi gereken süredir. Altmış günlük genel dava süresine tabi bir başvuruda olağan akış, otuz günlük cevapsızlık dönemini izleyen altmış günlük dava dönemidir. Son günün tatil olması ve çalışmaya ara verme hükümleri ayrıca hesaplanır; bu yüzden yalnız “başvurudan itibaren doksan gün” denilerek takvim kapatılmamalıdır.
Hiç cevap gelmeyen başvuruda dört ay beklenebileceği düşüncesi hatalıdır. Dört aylık düzenleme, ilk otuz gün içinde kesin olmayan bir cevap verilmesi koşuluna bağlıdır.
2. İdare kesin bir ret cevabı verirse
Yetkili makam talebi açıkça reddetmişse cevap, tebliğ şekli ve tarihiyle birlikte değerlendirilir. İlk otuz gün içinde kesin ret gelmesi hâlinde otuz günün tamamlanması beklenmez; dava süresi ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren hesaplanır. İşlemin tarihi ile size bildirildiği tarih aynı olmayabilir.
Bir yazının “cevap”, “bilgilendirme” veya “başvuru sonucu” başlığını taşıması tek başına belirleyici değildir. Talep hakkında son ve uygulanabilir iradenin açıklanıp açıklanmadığına bakılır. Bir talebin kabul edilmediği açıkça ifade edilmişken, yazının sonundaki genel nezaket cümlesi onu geçici cevap hâline getirmez.
3. İlk otuz gün içinde kesin olmayan cevap verilirse
İdare, gerekli işlemlerin sürdüğünü ve sonucun ayrıca bildirileceğini açıklayabilir. Talebin henüz karara bağlanmadığı bu tür durumlarda m.10 iki seçenek tanır: Gelen cevabı ret sayarak dava açmak veya kesin cevabı beklemek. Kesin cevap beklenirse bu bekleme sırasında dava açma süresi işlemez; ancak bekleme ilk başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.
Dört ay, ara cevabın alındığı tarihten başlamaz. İdarenin her yeni “inceleme sürüyor” yazısı da yeni bir dört aylık dönem yaratmaz. Dört ay dolmadan kesin cevap tebliğ edilirse artık o cevap üzerinden süre değerlendirilir. Kesin cevap gelmezse azami bekleme döneminin sonu ve ardından dava süresi ayrı ayrı takvime işlenir.
Bu seçim önemlidir. Kesin cevabı bekleme yolu seçildikten sonra, bekleme sürerken ve yeni kesin cevap da gelmemişken açılan davada erken dava tartışması doğabilir. Başvuru sahibinin tercihinin ve sonraki yazışmaların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Aynı başvuru için üç olasılığın takvimde karşılaştırılması
Aşağıdaki varsayımsal örnekte m.10 kapsamındaki başvuru, yetkili idarenin kayıtlarına 15 Eylül 2026 Salı günü girmiştir. Genel altmış günlük dava süresi geçerlidir; başka bir özel usul veya süreyi etkileyen işlem bulunmamaktadır. Her satır, aynı başvurunun farklı bir cevapla karşılaştığı ayrı bir olasılığı gösterir.
| İdarenin cevabı | Bekleme ve başlangıç | Dava için son gün |
|---|---|---|
| Hiç cevap verilmedi. | Otuz günlük dönem 15 Ekim 2026’da tamamlanır. Dava süresinin ilk günü 16 Ekim’dir. | Altmışıncı gün 14 Aralık 2026 Pazartesi. |
| Kesin ret cevabı 29 Eylül 2026’da tebliğ edildi. | Otuz günün dolması beklenmez. Dava süresinin ilk günü 30 Eylül’dür. | Altmışıncı gün 28 Kasım Cumartesiye geldiğinden 30 Kasım 2026 Pazartesi. |
| 29 Eylül’de kesin olmayan cevap verildi; başvurucu kesin cevabı bekledi, başka cevap gelmedi. | Dört ay, ara cevaptan değil 15 Eylül’deki başvurudan hesaplanır ve 15 Ocak 2027’de tamamlanır. Dava süresinin ilk günü 16 Ocak’tır. | Altmışıncı gün 16 Mart 2027 Salı. |
Üçüncü satırda başvurucu, ara cevabı ret kabul edip dava açma seçeneğini kullanmamış; kesin cevabı beklemeyi seçmiştir. Dört ay dolmadan kesin ret tebliğ edilseydi o tebligat ayrıca süreyi başlatacaktı. Hiç cevap verilmeyen ilk satırda ise dört aylık bekleme hakkı yoktur. Aradaki resmî tatiller gün hesabına dahildir; tatil, dava süresinin son gününe rastladığında uzama ayrıca değerlendirilir.
Otuz günden sonra cevap gelirse yeniden altmış gün başlar mı?
İYUK m.10’un son cümlesi özel bir imkân tanır: Dava açılmamış veya dava süre aşımı nedeniyle reddedilmişse, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamın cevap vermesi hâlinde, bu cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Bu düzenleme, m.10 başvurusu bakımından kanunda açıkça yazılıdır.
Ancak uygulanması için önceki başvurunun gerçekten m.10 kapsamında olması gerekir. Eski bir kararı değiştirme talebi m.11 kapsamındaysa, aylar sonra gelen ret cevabına m.10’daki bu özel hüküm otomatik uygulanmaz. Aynı şekilde idari eylemden doğan zararın tazmini için yapılan m.13 başvurusuna, m.10’un bütün hükümlerini koşulsuz aktarmak güvenli değildir.
Örneğin yeni bir işlem isteyen kişinin başvurusu cevapsız kalmış ve kişi zımni ret üzerine dava açmamış olabilir. Yetkili makam sonradan bu başvuruyu cevaplandırdığında m.10’daki özel altmış günlük düzenleme incelenir. Buna karşılık kişi, yıllar önce tebliğ edilen bir kararı yeniden gözden geçirme dilekçesi vermişse, gelen cevap sırf yeni tarih taşıdığı için eski karara karşı yeni dava hakkı doğurmaz.
Geç cevap ihtimali, bugün işlemekte olan dava süresini geçirmeyi haklı kılmaz. İdarenin daha sonra cevap verip vermeyeceği bilinmez. Mevcut hak, henüz gelmemiş bir yazıya güvenilerek kullanılmadan bırakılmamalıdır.
İçtihatlar: Bekleme hakkı korunur, süresi geçmiş işlem yeni başvuruyla canlandırılamaz
AYM Semih Tekin: Bekleme süresi ile dava süresi birbirinden ayrılmalıdır
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Semih Tekin, B. No: 2018/34064, 17.3.2021, §§45–50: İş müfettişi olarak atanmayı isteyen başvurucuya, atama işlemlerinin devam ettiği ve sonuçlandığında bilgi verileceği bildirildi. Başvurucu kesin cevabı bekledi; o tarihte geçerli azami bekleme süresi tamamlanınca dava açtı. Derece mahkemesi ise davanın bekleme dönemi içinde açılması gerektiğini kabul ederek süre yönünden ret kararı verdi.
“Kanun açık bir şekilde dava açma süresi ile bekleme süresi ayrımı yapmış, bekleme süresinde dava açma süresinin işlemeyeceğini açıkça ifade etmiş”
AYM’nin 46. paragraftaki bu gerekçesi, bekleme ile dava döneminin ayrı hesaplanmasını gerektirir.
AYM, kanunun bekleme dönemi ile dava açma süresini ayrı düzenlediğini vurguladı. Bekleme süresini dava açma süresi gibi yorumlayarak mahkemeye erişimi engelleyen yaklaşımın kanunilik koşulunu karşılamadığına ve ihlale karar verdi. Karardaki altı aylık süre geçmiş mevzuata aittir; bugün m.10’da dört ay yazmaktadır. Kararın güncel önemi, bu iki dönemin karıştırılmaması ve kesin olmayan cevabın yarattığı hukuki seçimin korunmasıdır. Kararın resmî tam metni.
Danıştay’ın SPK Tebliği kararı: Başvurunun adı değil, konusu belirleyicidir
Danıştay 13. Daire, E.2022/4663, K.2022/5414, 29.12.2022: 2020’de yayımlanan bir SPK Tebliği’nin bazı hükümlerinin kaldırılması 2022’de istendi. Kurul, görüşlerin mevzuat çalışmasında değerlendirilmek üzere kaydedildiğini bildirdi. Davacı bu cevabı kesin olmayan cevap olarak nitelendirerek tebliğ hükümlerini dava konusu yaptı.
Daire, mevcut düzenleyici işlemin kaldırılmasına yönelik talebin m.11 kapsamında olduğuna; süresi geçtikten sonra yapılan başvurunun m.10 olarak değerlendirilemeyeceğine karar verdi. Davacı hakkında yeni bir uygulama işlemi de bulunmadığından dava süre aşımı nedeniyle reddedildi. Bu karar, fon yatırımcısının her yeni dilekçeyle eski bir SPK kararına karşı yeni süre elde edemeyeceğini gösterir. Sonradan oluşan gerçek bir uygulama işleminin ayrıca dava konusu edilmesi ise farklı bir meseledir. Resmî karar metni, Danıştay Kararlar Dergisi, 2023/13, s.668–672.
Gecikmiş itiraz cevabı her zaman yeni işlem değildir
Danıştay 4. Daire, E.2024/1329, K.2025/6500, 9.12.2025: Bir taşınmazın sit alanı olarak tesciline yönelik itirazdan sonra otuz günlük cevap süresi ve dava açılabilecek dönem geçirilmişti. Aylar sonra gelen ret cevabına dayanılarak açılan dava süre yönünden reddedildi. Daire, bu yazının önceki karardan bağımsız yeni bir işlem olmadığına dikkat çekti. Fon uyuşmazlığını çözmüş bir karar değildir; m.10 ile m.11’in geç cevap bakımından neden birbirine karıştırılmaması gerektiğini gösteren güncel bir usul örneğidir. Resmî tam metin.
Fon krizinde SPK’ya yapılan hangi başvuru m.10 sayılabilir?
Fon işlemlerinde aynı kişinin birden fazla talebi bulunabilir. Her talep ayrı hukuki zeminde kurulmalıdır:
- Yeni bir denetim veya tedbir talebi: Kurulun kanuni görev ve yetkileri içinde belirli bir işlem yapması istenebilir. Başvuru, soyut bir şikâyetten öteye geçmeli; talep edilen işlem, başvurucunun menfaati ve dayanak olgular açıklanmalıdır. Her denetim talebinin reddi mutlaka dava edilebilir kesin işlem oluşturmaz; talebin niteliği incelenir.
- Mevcut SPK kararına itiraz: Tasfiye, işlem yasağı veya kişiye uygulanan başka bir kararın kaldırılması isteniyorsa önce m.11 ve ilgili özel mevzuat değerlendirilir.
- Zararın ödenmesi: Kurulun denetim eylemsizliği nedeniyle zarar doğduğu iddiası, koşullarına göre m.13 önbaşvurusunu gerektirebilir. Somut idari işlemden doğan zararda m.12 gündeme gelebilir.
- Belge isteme: Başvuruya verilen cevabı, karar suretini veya mevcut bilgiyi istemek, o kararın kaldırılmasını istemekle aynı değildir.
“Zararımın karşılanmasını, fonun tasfiyesinin kaldırılmasını ve denetim yapılmasını istiyorum” biçimindeki tek bir cümle, farklı taleplerin sürelerini belirsizleştirebilir. Her istemin konusu, tarihi ve gerekçesi ayrı gösterilmelidir. İhbar, suç duyurusu, tasfiye süreci veya başka yatırımcıların açtığı davalar kişinin kendi dava süresini kendiliğinden durdurmaz.
Fon paylarının bulunması ya da fon değerinin düşmesi tek başına SPK’nın tazminat sorumluluğunu kanıtlamaz. Görev ihlali, zarar ve bunlar arasındaki bağ ayrıca ortaya konulur. Bu yönüyle SPK’ya tam yargı davasında başvuru ve süreler ile SPK kararına karşı iptal davası farklı hukuki yolları ele alır.
Başvuru dilekçesi ve süre dosyası nasıl hazırlanmalı?
Dilekçede başvurucunun kimliği ve iletişim bilgileri, talebin yöneltildiği makam, yapılması istenen işlem, olayların tarih sırası ve destekleyici belgeler açıkça yer almalıdır. Mevcut bir karar varsa tarih ve sayısı saklanmamalı; bu kararın değiştirilmesinin mi, farklı ve yeni bir işlemin mi istendiği anlaşılmalıdır.
Başvurunun yapıldığına ilişkin kayıt en az dilekçenin kendisi kadar önemlidir. Evrak kayıt belgesi, elektronik başvuru alındısı, KEP teslim kaydı, idarenin sevk yazıları, cevap ve tebliğ kayıtları birlikte korunmalıdır. Bir dilekçenin hazırlandığı veya postaya verildiği tarih ile yetkili idarece alındığı tarih aynı olmayabilir. Süre hesabı yalnız bilgisayardaki dosya tarihine dayandırılmaz.
- Önce talebi m.10, m.11, m.12, m.13 veya özel başvuru yolu bakımından nitelendirin.
- Yetkili makama başvuru ve kayıt tarihini belgeleyin.
- Otuz günlük cevap dönemini ve muhtemel dava son gününü ayrı kaydedin.
- Ara cevap gelirse kesin olup olmadığını ve ilk otuz gün içinde verilip verilmediğini inceleyin.
- Kesin cevabı bekleme tercihinde dört aylık üst sınırı ilk başvuru tarihinden hesaplayın.
- Geç cevap gelirse yeni yazının hukuki niteliğini ve m.10’un özel hükmünün koşullarını yeniden değerlendirin.
Dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kural olarak kendiliğinden durdurmaz. Uygulanması telafisi güç veya imkânsız zarar doğuracak ve açıkça hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir işlem varsa, İYUK m.27 koşulları çerçevesinde yürütmenin durdurulması talebi ayrıca hazırlanır. Bir talebin reddedilmiş olması da mahkemenin idare yerine geçip istenen işlemi doğrudan yapacağı anlamına gelmez.
Sık sorulan sorular
Zımni ret süresi hâlâ altmış gün mü?
İYUK m.10’un güncel metninde cevap verilmemesi için otuz gün öngörülmüştür. Eski tarihli kararlarda görülen altmış günlük zımni ret ve altı aylık bekleme ifadeleri, kararın uyguladığı dönemle birlikte okunmalıdır. Özel kanundaki farklı başvuru süresi ayrıca incelenir.
İdare “inceleme devam ediyor” dediğinde dört ay beklemek zorunda mıyım?
m.10 kapsamında, ilk otuz gün içinde verilmiş kesin olmayan cevap varsa bunu ret sayarak dava açma veya kesin cevabı bekleme seçeneği bulunur. Bekleme seçilirse başvurudan itibaren dört aylık üst sınır gözetilir. Yazının gerçekten kesin olmayan cevap niteliği taşıması gerekir.
CİMER’e başvuru yapmam bütün süreleri korur mu?
Hayır. CİMER bir başvuru kanalıdır. Dilekçenin ne istediği, hangi idareye ulaştığı ve hangi özel usule tabi olduğu belirleyicidir. Bilgi isteme, şikâyet veya görüş bildirimi, mevcut işleme karşı dava süresini otomatik durdurmaz.
Otuz gün geçtikten sonra aynı dilekçeyi tekrar verirsem yeni süre başlar mı?
Aynı istemi tekrarlamak tek başına yeni bir dava süresi yaratmaz. Yeni maddi veya hukuki durum, farklı talep veya bağımsız yeni işlem varsa bunlar ayrıca değerlendirilir. Önceki başvurunun ve mevcut kararın gizlenmesi süre sorununu çözmez.
SPK’ya başvuru yaptım; fon zararını istemek için ayrıca başvuru gerekir mi?
İlk dilekçe yalnız bilgi veya denetim istemişse, bundan tazminat için gerekli önbaşvurunun da yapılmış olduğu sonucu çıkarılamaz. Zarar talebinin dayanağına göre m.12 veya m.13 ayrıca incelenir; ilk dilekçenin metni ve teslim kaydı görülmeden kesin süre sonucu verilemez.
İdare geç cevap verdi ama ben zaten dava açtım; ikinci dava mı açmalıyım?
Geç cevabın mevcut davanın konusuyla ilişkisi incelenir. m.10’un son cümlesi dava açılmamış veya davanın süreden reddedilmiş olması hâllerini düzenler. Derdest dava varken aynı istemle ikinci dava açmak, dava konusunun ve yeni yazının niteliği değerlendirilmeden tercih edilmemelidir.
Kaynaklar ve ilgili rehberler
- 2577 sayılı İYUK, özellikle m.7–13, 14–15 ve 27
- AYM, Semih Tekin, B. No: 2018/34064, 17.3.2021
- Danıştay 13. Daire, E.2022/4663, K.2022/5414, 29.12.2022
- Danıştay 4. Daire, E.2024/1329, K.2025/6500, 9.12.2025
- Tebligat, ilan ve öğrenmede dava süresinin başlangıcı
Bu rehber genel hukuki bilgi içindir. Somut başvuru ve dava süresi; karar, tebligat, önceki başvurular ve uyuşmazlığın niteliği birlikte incelenerek belirlenir.
