Etkin Pişmanlık ve Örtülü Kazanç İadesi Mağdura Nasıl Ulaşır?

Etkin pişmanlık ödemesi mağdura değil Hazineye gider
Kısa cevap Hayır, fon mağdurunun zararı bugün tek bir kalemden karşılanmıyor; en fazla dört ayrı hukuki kanaldan kısmen giderilebilir. SPKn m.21/4 uyarınca tespit edilen örtülü kazanç aktarımı kanuni faiziyle fona iade edilir; m.110/3 etkin pişmanlığında bu tutara ek olarak iki katı Hazineye ödenir; m.107/3 etkin pişmanlığındaki tutar ise (en az 500.000 TL) yalnızca Hazineye gider ve mağdura pay ayırmaz; geri kalan değerler TCK m.55 uyarınca müsadere edilebilir. (26 Eylül 2026 itibarıyla.)

Son güncelleme: · İlk yayın: 29.09.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula

Tasfiye edilen fonlarda parası kalan bir yatırımcının önündeki soru artık “ne zaman ödeme yapılır” değil, “kimin ödediği tutar bana ulaşır” sorusudur. Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn), örtülü kazanç aktarımı ve etkin pişmanlık için dört ayrı ödeme mekanizması öngörür; ancak bu dört mekanizmanın yalnızca biri doğrudan fona iade öngörür, ikisi kısmen fona kısmen Hazineye gider, biri ise tamamen Hazineye akar ve mağdura hiç pay ayırmaz.

Bu yazı, SPKn m.21, m.53, m.83-85, m.107/3, m.110/3 ve m.115 ile TCK m.55 ve CMK m.128’in birebir metnine dayanarak bugünkü hukukun ne söylediğini, bu düzenlemede yatırımcı lehine hangi boşlukların bulunduğunu, 24 Eylül 2026 tarihli kanun teklifi ile Meclis araştırması önergesinin neyi değiştirmeyi önerdiğini ve PEGA Hukuk’un tartışmaya katkı olarak sunduğu somut düzenleme önerilerini anlatır. — Av. Ahmet Karaca

Öne çıkanlar
  • SPKn m.21/4: Kurul kazanç aktarımını tespit ederse, aktarılan tutar kanuni faiziyle birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan fona ya da ortaklığa iade edilir.
  • SPKn m.110/3: nitelikli güveni kötüye kullanmada etkin pişmanlık, m.21/4 ödemesinin (fona) yanı sıra bunun iki katının Hazineye ödenmesini şart koşar.
  • SPKn m.107/3: piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık tutarı — en az 500.000 TL, menfaatin iki katı — yalnızca Hazineye gider; mağdura veya fona aktarım hükmü yoktur.
  • SPKn m.84/2: Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM), yatırımcının piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararını tazmin kapsamına almaz.
  • SPKn m.53/3: fon malvarlığının tasfiyesinde yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir; başka bir alacaklıya doğrudan pay ayrılmaz.
  • 24 Eylül 2026 tarihli bir kanun teklifi, 15 madde ile “adil tasfiye” mekanizması öneriyor; TBMM esas numarası bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla resmî kaynaktan doğrulanamamıştır.
  • 21 Eylül 2026 tarihli bir Meclis araştırması önergesi, zararın hangi kaynaklardan giderilebileceğinin araştırılmasını talep etmektedir.

Etkin pişmanlık ve iade süreçlerinde mağdur hakları için danışmanlık:

WhatsApp E-posta

Fon mağdurunun zararı hangi hukuki kanallardan karşılanabilir?

Bugünkü hukukta fon mağdurunun zararı, tek bir tazminat başvurusuyla değil, birbirinden bağımsız dört ödeme mekanizması ve bir de tedbir üzerinden kısmen karşılanabilir. Bu beş mekanizmanın hangi olayda devreye girdiği, kime ödeme yapılacağı ve mağdura doğrudan bir hak tanıyıp tanımadığı birbirinden farklıdır; aşağıdaki tablo bu farkı özetler.

MekanizmaDevreye girdiği olayÖdeme/iade kime yapılırMağdura doğrudan hak var mı
SPKn m.21/4 (örtülü kazanç aktarımı tespiti)Kurulun ilişkili taraf işleminde kazanç aktarımını idari olarak tespit etmesiAktarılan tutar, kanuni faiziyle birlikte fona veya ortaklığaDolaylı — fon malvarlığı büyür, katılma payı sahibine pay olarak yansır
SPKn m.110/3 (nitelikli güveni kötüye kullanmada etkin pişmanlık)Şüpheli/sanığın soruşturma veya kovuşturmada pişmanlık göstermesim.21/4 tutarı fona + bunun iki katı HazineyeKısmen — fona giden kısım dolaylı olarak katılma payı sahibine yansır
SPKn m.107/3 (piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık)Şüpheli/sanığın pişmanlık göstererek ödeme yapmasıMenfaatin iki katı (en az 500.000 TL), yalnızca HazineyeYok — kanun mağdura veya fona aktarım öngörmüyor
TCK m.55 (kazanç müsaderesi)Mahkemenin suçtan elde edilen ekonomik kazanca karar vermesiDevlete — ama yalnızca mağdura iade edilemeyen değerler içinYok, iadeden sonra artan kısım için — iade mümkünse müsadereye gidilmez
CMK m.128 (elkoyma)Soruşturma/kovuşturmada kuvvetli şüphe bulunmasıKimseye — bu bir tedbirdir, mülkiyet el değiştirmezYok, doğrudan — yalnızca ileride uygulanacak iade veya müsaderenin önünü açar

SPKn m.21 (örtülü kazanç aktarımı, halka açık ortaklık veya kolektif yatırım kuruluşunun malvarlığını ilişkili bir tarafa emsallerine aykırı şartlarla aktarması) dördüncü fıkrasında açıktır: “Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde … kolektif yatırım kuruluşları … Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder.” Bu, dört kanal içindeki tek doğrudan-fona-iade hükmüdür; ancak işleyişi bir idari tespit sürecine bağlıdır ve otomatik değildir.

m.110/3 nasıl işler?

SPKn m.110/1-c, örtülü kazanç aktarımını aynı zamanda nitelikli güveni kötüye kullanma suçu sayar. Bu suçu işleyen kişi etkin pişmanlık gösterirse, kanun “21 inci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan ödemenin yanı sıra bunun iki katı parayı Hazineye” öder (m.110/3). Yani bu kanalda tutarın bir kısmı gerçekten fona döner; ancak ek olarak ödenen iki kat, mağdura değil doğrudan Hazineye gider ve erken ödemede sanık hakkında ceza verilmez.

m.107/3 neden farklı sonuç veriyor?

SPKn m.107/1, fiyat/arz-talep hareketlerini yapay olarak etkileyen piyasa dolandırıcılığını (manipülasyonu) düzenler; bu suçun etkin pişmanlıkla indirim veya cezasızlık sonucu, m.107/3’te ayrı ve daha dar biçimde kurulmuştur: fail “beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı parayı, Hazineye” öder. Madde metninde m.21/4’e hiçbir atıf yoktur; dolayısıyla bu kanalda mağdura veya fona aktarılan hiçbir kalem bulunmaz.

TCK m.55 müsaderesi nasıl bir sıra izler?

TCK m.55/1, “suçun işlenmesi ile elde edilen … ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir” derken hemen ardından şu şartı koyar: “Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.” Yani kanunun kendi mantığı, önce mağdura iadeyi, ancak bu mümkün değilse devlete müsadereyi öngörür — uygulamada zorluk, hangi el konulan değerin hangi mağdurun somut alacağına karşılık geldiğinin ispatındadır.

CMK m.128 elkoyması bir tazminat mı?

Hayır. CMK m.128/1, “soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe” hâlinde taşınmaza, banka hesabına, hak ve alacaklara elkonulabileceğini düzenler; bu bir tedbirdir, mülkiyeti devretmez. m.128/9 uyarınca elkoymaya yalnızca hâkim karar verebilir; m.128/1 son cümlesi, elkoyma kararı için SPK dâhil ilgili kurumdan “suçtan elde edilen değere ilişkin rapor” alınmasını da şart koşar. El konulan varlığın mağdura ne zaman ve nasıl aktarılacağı, ancak yargılama sonunda iade veya müsadere kararıyla belli olur.

Etkin pişmanlık ödemesi neden mağdura değil Hazineye gidiyor?

Çünkü SPKn m.107/3 ve m.110/3’teki etkin pişmanlık hükümleri tazminat değil, ceza indirimi/cezasızlık karşılığıdır; kanun koyucu bu ödemeyi genel bütçeye (Hazineye) yönlendirmiştir. Bu soyut bir yorum değildir: SPK’nın uygulaması da aynı yöndedir. SPK Kurul Bülteni’nde (Sayı 2026/59, 16.09.2026), m.107/1 kapsamında suç duyurusu kararı alınan kişiler için şu formül kullanılmıştır: ilgili kişilerin “107/3 hükmü uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı parayı … Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın e-tahsilat hesabına, ‘etkin pişmanlıktan yararlanma karşılığı Hazineye ödenmesi gereken tutar’ açıklama notuyla ödemesi” gerekmektedir. Bu tutarın fona veya mağdurlara aktarılmasına ilişkin bir hüküm ne bültende ne kanunda vardır.

Bu sonucun arkasında SPKn m.115 de vardır: bu Kanunda tanımlanan suçlardan soruşturma açılması, “Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına” bağlıdır (m.115/1) ve kamu davası açılırsa “Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır” (m.115/2). Süreç SPK–savcılık–Hazine ekseninde kurgulanmıştır; mağdur bu üçlünün bir tarafı değildir ve etkin pişmanlık ödemesinde kanuni bir talep hakkı yoktur.

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) fondaki değer kaybını karşılar mı?

Hayır. YTM, SPKn m.83-85 ile kurulmuş kamu tüzel kişiliğine sahip bir tazmin mekanizmasıdır; ama kapsamı dardır. m.84/1’e göre tazmin, “yatırım kuruluşu tarafından yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme veya sermaye piyasası araçlarının teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan talepler” ile sınırlıdır. m.84/2 bunu açıkça hariç tutar: “Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.” Fonun tasfiye sürecinde katılma payının değer kaybetmesi, tam da bu “piyasadaki fiyat hareketi” kategorisine girer; dolayısıyla YTM bu kaybı karşılamaz.

m.84/3 uyarınca, SPKn m.106-107 suçlarından veya aklama suçundan mahkûm olan yatırımcıların bu eylemlerle ilgili alacakları da tazmin kapsamı dışındadır; suç duyurusu yapılanlara ödemeler soruşturma başlangıcından kesinleşmeye kadar durur. Kaldı ki YTM ancak Kurulun ayrıca “yatırımcıları tazmin kararı” vermesiyle devreye girer (m.97/1); tasfiye kararı tek başına bu anlama gelmez. 2026 için m.84/5’teki azami tazmin tutarı 2.065.145 TL’dir ve yalnızca m.84/1 kapsamındaki taleplere uygulanır.

Tasfiye edilen fonun malvarlığından kimler pay alabilir?

Yalnızca katılma payı sahipleri. SPKn m.53/3 açıktır: “Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.” Aynı ilke, Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği’nde (III-52.1) m.28/2 ile tekrarlanır: “Tasfiye durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.” Bu hüküm, fonun mal varlığını üçüncü kişi alacaklılardan (kamu alacakları dâhil) koruyan m.53/2’nin doğal uzantısıdır — fon malvarlığı haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez.

Bu koruma iki yönlüdür. Olumlu yönü: fon malvarlığı kurucunun veya saklayıcının mali sorunlarından etkilenmez, tamamen katılma payı sahiplerine ayrılır. Sınırlayıcı yönü: m.21/4 ile geri alınan tutar dâhil, fona giren her değer yalnızca katılma payı oranında dağıtılır; belirli bir mağdurun zararına özgülenmiş öncelikli bir ödeme mekanizması yoktur. Yani m.21/4 tespiti gerçekleşse dahi tutar tüm pay sahipleri arasında bölünür, zararı büyük olana öncelik tanınmaz.

Kamu kaynağıyla tazmin tartışması hangi aşamada?

Henüz resmî bir karar aşamasında değil. Hazine ve Maliye Bakanlığının basına yansıyan 18.09.2026 tarihli açıklamasına göre, sorun “yapısal” değildir; Türkiye’de toplam 2.038 fondan yalnızca 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonu kapsamakta, piyasanın yaklaşık yüzde 90’ı normal işlemeye devam etmekte ve sorunlu fonlar piyasanın yaklaşık yüzde 10-11’ini oluşturmaktadır (Artı Gerçek, 18.09.2026). 25 Eylül 2026’da Cumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan bir toplantıda, “1 milyon TL altındaki yatırımcılara öncelikli ödeme” bir formül olarak gündeme gelmiş, ancak bu konuda SPK veya Hazine’den bağlayıcı bir açıklama yayımlanmamış, söylenti düzeyinde kalmıştır.

25 Eylül 2026’da Adalet Bakanlığı, fon sahipleri ve yönetici konumundaki şüphelilere ait tüm malvarlığına ve birinci derece yakınlarının varlıklarına el konulduğunu açıklamıştır; ancak bu varlıkların doğrudan mağdur yatırımcılara aktarılacağına dair bağlayıcı bir mekanizma kurulduğuna dair resmî açıklama yoktur. Kamuoyunda ayrıca, YTM’den bağımsız ikinci bir “mağdur fonu” kurulması önerisi tartışılmakta, ancak bunun yasal bir karşılığı bulunmamaktadır. Bazı ekonomistler ise kazancın sahibinin kazancını, riskin sahibinin riskini üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak kamu kaynağıyla tazmine karşı çıkmaktadır.

Sermaye piyasası hukuku alanında çalışan Av. Ahmet Karaca’ya göre, bugünkü mevzuatın temel sorunu kötü niyet değil tasarım farkıdır: SPKn m.107/3 ve m.110/3, ceza muhakemesinin bir aracı olarak kurgulanmış, tazminat hukukuyla kesişmemiştir. Bu nedenle “mağdurun zararı karşılanacak mı” sorusunun cevabı bugün için idari başvuru (SPK şikâyeti — ki SPK tazminata karar vermez, yalnızca idari denetim yapar), hukuk davası ve ceza dosyasını takip etmenin bir bileşimidir; tek bir kanundan gelecek otomatik bir ödeme beklentisi şu an için karşılığı olmayan bir beklentidir.

24 Eylül 2026 tarihli kanun teklifi neyi değiştirmeyi öneriyor?

24 Eylül 2026 tarihinde TBMM’ye, “Yatırımcıların Korunması Amacıyla Bazı Yatırım Fonlarının Adil Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi” başlığıyla 15 maddelik bir teklif sunulmuştur. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla teklifin TBMM esas/sıra numarası resmî kaynaktan (TBMM Kanun Teklifleri sistemi) doğrulanamadığı için burada verilmemektedir; aşağıdaki özet, haber kaynaklarındaki aktarıma dayanır ve tarafsız biçimde sunulmaktadır.

Habere yansıyan temel hükümler şunlardır: (1) yatırımcının fona fiilen yatırdığı ve çektiği tutarların, kâğıt üzerindeki fiktif değer artışları yerine esas alınarak gerçek kaybın tespiti; (2) usulsüz işlemlerden doğan kazançların, fazla alınan ücretlerin ve suç kaynaklı malvarlığının doğrudan fon varlığına aktarılması; (3) SPK gözetiminde, çıkar çatışmasından uzak uzmanlardan oluşan 5 kişilik bağımsız bir Tasfiye Kurulu kurulması; (4) “Hazineye başvurmadan, kamu bankalarına zarar yüklemeden” mağduriyetlerin giderilmesi hedefi. Teklif sahipleri, bu yöntemle kayıpların yüzde 80’inden fazlasının telafi edilebileceğini öne sürmektedir; bu oran bağımsız doğrulanmış bir hesaplama değildir.

Bu teklif, yukarıdaki tabloda anlatılan m.21/4 mantığını (aktarılan kazancın fona iadesi) yasal bir zorunluluğa dönüştürmeyi ve buna bağımsız bir kurul denetimi eklemeyi önermektedir; ancak teklif henüz komisyon aşamasında olup kanunlaşıp kanunlaşmayacağı, kanunlaşırsa hangi hâliyle yürürlüğe gireceği belli değildir. Bu yazı, teklifin siyasi değerlendirmesini yapmaz; yalnızca içeriğini tarafsız biçimde özetler.

Meclis araştırması önergesi neyi araştırmayı istiyor?

21 Eylül 2026 tarihinde ana muhalefet partisinin grup yönetimi tarafından TBMM’ye bir Meclis araştırması önergesi verilmiştir. Önerge şu beş başlığın araştırılmasını talep etmektedir: (1) usulsüzlüklerin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması; (2) toplam risk tutarı ve yatırımcı sayısının tespiti ile zararın hangi kaynaklardan giderilebileceğinin araştırılması; (3) kamu kurumlarının gözetim ve denetim sorumluluğunun incelenmesi; (4) içeriden öğrenenlerin ticareti veya piyasa dolandırıcılığı şüphesi taşıyan işlemlerin araştırılması; (5) SPK’nın tasfiye kararlarının hukuki dayanağı ile yatırımcı haklarının korunmasının incelenmesi.

Bir Meclis araştırması önergesi, kabul edilse dahi doğrudan bir ödeme veya tazminat hakkı doğurmaz; amacı bilgi toplamak ve siyasi/idari sorumluluğu ortaya koymaktır. Bu nedenle önergenin mağdurlar için pratik sonucu, kısa vadede bir ödeme değil, olası ileriki bir mevzuat değişikliği için zemin oluşturmaktır. Bu yazı önergenin siyasi tarafını değerlendirmez; yalnızca içeriğini aktarır.

PEGA Hukuk’un önerisi: hangi düzenlemeler tartışmaya açılabilir?

Aşağıdaki altı öneri, PEGA Hukuk & Danışmanlık’ın yürürlükteki mevzuattaki boşluklara dair gözlemine dayanan bir tartışma katkısıdır; yürürlükteki kanunun bir parçası değildir ve mevcut kanun metniymiş gibi okunmamalıdır. Her öneri için kısa bir gerekçe ve örnek bir “model madde metni” verilmiştir; bu metinler yalnızca fikri somutlaştırmak içindir.

1) SPKn m.107/3 ve m.110/3 ödemelerinin önce mağdur zararına yönlendirilmesi

Gerekçe: Bugün her iki maddedeki etkin pişmanlık ödemesi tamamen veya büyük ölçüde Hazineye giderken, aynı fiilin somut ve tespit edilebilir mağdurları bulunabiliyor; ödemenin bir kısmının önce zarara yönlendirilmesi, cezalandırma amacından ödün vermeden tazminat işlevini güçlendirebilir.

Model madde metni (öneri): “SPKn m.107/3 ve m.110/3 kapsamında ödenecek tutardan, aynı fiile ilişkin olarak m.21/4 uyarınca tespit edilmiş mağdur zararı bulunduğu ölçüde, önce ilgili fona veya ortaklığa, bakiyesi Hazineye ödenir.”

2) m.21/4 tespitlerinin tasfiye süresi içinde önceliklendirilmesi

Gerekçe: Tasfiye süresi azami 6 ay ile sınırlandırılmışken (Kurulun 20.09.2026 tarih ve 59/1710 sayılı kararı), m.21/4 kazanç aktarımı incelemesinin bu süreyle bağlı olmaması, tasfiye bittiğinde iade hakkının fiilen anlamsızlaşması riskini doğurur.

Model madde metni (öneri): “Tasfiye halindeki kolektif yatırım kuruluşlarına ilişkin m.21/4 incelemeleri, tasfiye süresinin bitiminden en az otuz gün önce sonuçlandırılır; sonuçlanmazsa tasfiye süresi, yalnızca bu incelemenin tamamlanması amacıyla re’sen uzatılabilir.”

3) Elkonulan ve müsadere edilen değerlerin mağdur alacaklarına tahsisi için özel usul

Gerekçe: CMK m.128 tedbiri ile TCK m.55 müsaderesi arasında mağdur lehine işleyen bir köprü yok; kamuoyunda tartışılan “mağdur fonu” önerisi de bugün için somut bir hukuki mekanizmaya bağlanmış değil.

Model madde metni (öneri): “CMK m.128 uyarınca elkonulan veya TCK m.55 uyarınca müsadere edilen değerlerden, ilgili suçtan doğrudan zarar gördüğü mahkemece tespit edilen yatırımcıların tazminat alacaklarına, Hazineye irat kaydından önce, belirlenecek bir usulle mahsup yapılır.”

4) Serbest fon satışında nitelikli yatırımcı statüsünün belge ile MKS’ye kaydı

Gerekçe: II-5.2 m.9/2 ve SPK Rehberi m.6.8(ğ) beyan üzerine MKS kaydına imkân verirken, III-52.1 m.25/4 dağıtım kuruluşuna ayrıca tevsik edici belge temin ve saklama yükümlülüğü yüklüyor; bu gerilim, “yatırımcı kendisi nitelikli olduğunu beyan etti” savunmasına zemin hazırlıyor.

Model madde metni (öneri): “Serbest fon katılma paylarının MKK nezdinde nitelikli yatırımcı olarak tanımlanması, ilgilinin beyanı ile birlikte III-52.1 m.25/4’te sayılan tevsik edici belgenin dağıtım kuruluşunca MKS’ye yüklenmesi şartına bağlıdır; belge yüklenmeden yapılan kayıt geçersizdir.”

5) İlişkili taraf ters repo sınırlarının geçiş süresinin kısaltılması

Gerekçe: Grup şirketiyle borsa dışı ters repo işlemlerine ilişkin portföy sınırlamalarında uzun geçiş süreleri, aynı türde risklerin başka fonlarda birikmeye devam etmesine imkân tanıyabilir.

Model madde metni (öneri): “SPK Rehberi’nde ilişkili taraflarla borsa dışı ters repo işlemlerine getirilen portföy sınırlamalarının geçiş süresi, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan günü aşamaz.”

6) Tasfiye raporlarının düzenli olarak kamuya açıklanması

Gerekçe: Yatırımcılar bugün, tasfiyeyi yürüten kuruluşun hangi varlığı nasıl nakde çevirdiğini, m.21/4 kapsamında talep edilen/tahsil edilen tutarı ve Rehber m.11(f) kapsamındaki tasfiye giderlerinin nasıl hesaplandığını göremiyor; düzenli açıklama hesap verebilirliği artırır.

Model madde metni (öneri): “Tasfiyeyi yürüten kuruluş, üçer aylık dönemler hâlinde, fon bazında tahsil edilen tutarı, m.21/4 kapsamında talep edilen ve tahsil edilen kazanç aktarımı bedelini ve tasfiye giderlerini KAP’ta ilan eder.”

Bu önerilere yönelik karşı görüşler ve riskler nelerdir?

Yukarıdaki öneriler tek taraflı okunmamalıdır; her biri ciddi karşı argümanlar taşır. Ahlaki risk (moral hazard): etkin pişmanlık ödemelerinin veya el konulan varlıkların doğrudan mağdur zararına yönlendirilmesi, “nasıl olsa devlet/Hazine bir yolunu bulur” beklentisine yol açabilir; bu, SPKn m.84/2’nin fiyat hareketi zararını bilinçli olarak tazmin dışı bırakan mantığıyla çelişir.

Kamu maliyesi: Bazı ekonomistlerin savunduğu gibi, kazancın sahibi kazancını, riskin sahibi riskini üstlenmelidir; kamu kaynağının bu tazminatlara yönlendirilmesi tüm vergi mükelleflerine yayılan bir maliyet doğurur ve gelecekteki krizlerde “devlet öder” beklentisini kurumsallaştırabilir.

Mülkiyet hakkı ve masumiyet karinesi: Elkonulan veya müsadere edilen varlıkların, yargılama kesinleşmeden mağdur alacağına tahsis edilmesi, henüz mahkûmiyeti kesinleşmemiş kişilerin mülkiyet hakkıyla gerilebilir; CMK m.128’in bilinçli olarak yalnızca bir tedbir öngörüp mülkiyeti devretmemesinin nedeni budur.

Geriye yürüme sorunu: Yeni bir ödeme öncelik sırasının devam eden soruşturma ve kovuşturmalara, hatta kesinleşmiş hükümlere uygulanması, sanık lehine olduğu ölçüde savunulabilse de, mağdur lehine yeni bir dağıtım usulünün geçmişe dönük uygulanması ayrı bir tartışma konusudur ve dikkatli bir geçiş hükmü gerektirir.

Ceza Genel Kurulu, etkin pişmanlığı lehe kanun karşılaştırmasında nasıl değerlendirdi?

MerciTarihE./K.İlke
Yargıtay Ceza Genel Kurulu27.12.20222022/89 – 2022/835Piyasa manipülasyonunda lehe kanun tespiti, etkin pişmanlık düzenlemesi dâhil tüm hükümler bir bütün hâlinde karşılaştırılarak yapılmalı, tek kalem üzerinden yapılmamalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/89, K. 2022/835, 27.12.2022

İşleme dayalı piyasa manipülasyonundan mahkûm bir sanığın hükmüne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmiş; yerel mahkeme, mülga 2499 sayılı Kanun ile 6362 sayılı SPKn arasında lehe kanunu belirlerken yalnızca adli para cezası miktarını karşılaştırmıştı. Ceza Genel Kurulu itirazı kabul ederek hükmü bozmuştur.

“6362 sayılı Kanun hükümlerinin (Anılan Kanun ile yürürlüğe giren etkin pişmanlık düzenlemesi de dikkate alınarak) karıştırılmadan bir bütün hâlinde uygulanması ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerektiği gözetilmeden yalnızca adli para cezası bakımından hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması usule ve yasaya aykırıdır.”

İlke: 2499 sayılı mülga Kanun ile 6362 sayılı SPKn arasında lehe olanının belirlenmesinde, etkin pişmanlık düzenlemesi dâhil tüm hükümler karıştırılmadan bir bütün hâlinde uygulanıp sonuçları karşılaştırılmalıdır; yalnızca tek bir ceza kalemi üzerinden yapılan kısmi karşılaştırma hukuka aykırıdır. Uygulamaya etkisi: Karar, etkin pişmanlığın sanığın hukuki durumunu bütünüyle etkileyen bir müessese olduğunu, salt bir ceza indirimi kalemi sayılamayacağını vurgular. Kesinleşme durumu: itiraz kısmen kabul edilerek hüküm bozulmuş, bu kararla kesinleşmemiştir.

Fon mağduru bu süreçte hangi adımları izlemeli?

  1. Alım dekontlarını, hesap ekstrelerini ve kurumla yapılan tüm yazışmaları eksiksiz saklayın; m.21/4 tespiti veya bir ceza davası açıldığında bu belgeler zarar miktarının ispatında kullanılır.
  2. SPK’ya şikâyet başvurusu yapın; SPK tazminata karar vermez, ancak idari denetim bulguları hem m.21/4 sürecini hem de olası bir ceza duyurusunu besler.
  3. Ceza soruşturmasına, CMK m.234 kapsamında mağdur/şikâyetçi sıfatıyla başvurabilirsiniz; bu başvurunun usulü ve kamu davasına katılma (CMK m.237) koşulları ayrı bir konudur.
  4. Tasfiyeyi yürüten kuruluşun ve ilgili fonun KAP açıklamalarını takip edin; m.21/4 tespiti veya tasfiye süresi uzatımı gibi gelişmeler buradan duyurulur.
  5. Kamu davası açılırsa, davaya katılma talebinizin kabulü mahkemenin somut olaydaki değerlendirmesine bağlıdır; bu konudaki tartışmalı noktalar için ayrıntılı değerlendirme gerekir.
  6. Hangi kanaldan (fon iadesi, Hazine ödemesi, müsadere, hukuk davası) yararlanabileceğinizi ve zamanaşımı sürelerini bir avukatla birlikte değerlendirin; kanallar birbirini dışlamaz ama her birinin usulü ve süresi farklıdır.

Doğru bilinen yanlışlar

“SPK, mağdurlara doğrudan tazminat öder.” Kesin cevap: Hayır. SPK’nın şikâyet üzerine yaptığı inceleme idari bir denetimdir; SPK tazminata karar vermez, tazminat için hukuk davası veya YTM’nin dar kapsamlı tazmin süreci gerekir.

“Etkin pişmanlıkla ödenen para doğrudan mağdurlara dağıtılır.” Kesin cevap: Hayır. m.107/3’teki tutar yalnızca Hazineye gider; m.110/3’te de ek iki kat yine Hazineye ödenir, yalnızca m.21/4 kapsamındaki asıl tutar fona döner ve orada da katılma payı oranında dağıtılır.

“El konulan mal varlığı otomatik olarak mağdurlara devredilir.” Kesin cevap: Hayır. CMK m.128 elkoyması bir tedbirdir, mülkiyeti devretmez; TCK m.55 müsaderesi de öncelikle mağdura iade edilemeyen değerler için işler ve iade mümkünse müsadereye gidilmez — ama bu iadenin kendisi ayrı bir yargılama ve ispat sürecine tabidir.

Sık sorulan sorular

Fon mağdurlarının zararı karşılanacak mı?

Bugün için tam ve otomatik bir karşılama mekanizması yoktur. Zarar, ancak SPKn m.21/4 kapsamında kazanç aktarımı tespit edilir ve fona iade sağlanırsa, ya da mahkeme bir hukuk davasında tazminata hükmederse kısmen karşılanabilir. Etkin pişmanlık ödemeleri (m.107/3, m.110/3’ün ek kısmı) doğrudan mağdura gitmez, Hazineye ödenir.

Etkin pişmanlık kapsamında ödenen para nereye gidiyor?

SPKn m.107/3’teki tutarın tamamı Hazineye ödenir. m.110/3’te ise sanık, m.21/4’teki tutarı fona, bunun iki katını da ayrıca Hazineye öder. Hangi maddenin uygulandığı, işlenen suçun m.106-107 (piyasa suçları) mı, yoksa m.110/1-c (örtülü kazanç aktarımına dayalı nitelikli güveni kötüye kullanma) mı olduğuna göre değişir.

Örtülü kazanç aktarımı tespit edilirse para fona nasıl iade edilir?

SPKn m.21/4 uyarınca Kurul, tespit ettiği kazanç aktarımı için bir süre belirler; kazanç aktarımı yapılan taraf bu süre içinde aktarılan tutarı kanuni faiziyle birlikte ilgili fona veya ortaklığa iade etmek zorundadır. İadenin fiilen yapılıp yapılmadığı ve zamanlaması, Kurulun idari takibine bağlıdır.

Fon krizi için bir kanun teklifi var mı?

Evet, 24 Eylül 2026 tarihinde TBMM’ye 15 maddelik bir kanun teklifi sunulmuştur; gerçek kaybın tespiti, haksız kazançların fona iadesi ve bağımsız bir Tasfiye Kurulu kurulmasını önermektedir. Teklifin TBMM esas numarası bu yazının hazırlandığı tarihte resmî kaynaktan doğrulanamamış, kanunlaşma süreci henüz tamamlanmamıştır.

El konulan varlıklar mağdurlara verilir mi?

Otomatik olarak hayır. CMK m.128 uyarınca elkonulan varlıklar bir tedbir kapsamındadır ve mülkiyeti devretmez. Bu varlıkların mağdura iadesi ya da devlete müsaderesi, ancak yargılama sonunda mahkeme kararıyla belirlenir; şu an bu konuda ayrı ve bağlayıcı bir “mağdur fonu” mekanizması bulunmamaktadır.

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) bu zararı karşılar mı?

Hayır. YTM’nin tazmin kapsamı, yatırım kuruluşunun saklama/teslim yükümlülüğünü yerine getirememesiyle sınırlıdır (SPKn m.84/1). Aynı maddenin ikinci fıkrası, piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları açıkça tazmin kapsamı dışında tutar; fon değer kaybı bu kapsama girer.

Kamu (Hazine) mağdurları tazmin edecek mi?

Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla resmî bir karar yoktur. Kamuoyunda “1 milyon TL altındaki yatırımcılara öncelik” gibi formüller tartışılmakta, bazı ekonomistler ise kamu kaynağıyla tazmine karşı çıkmaktadır. Bir kanun teklifi de “Hazineye başvurmadan” bir çözüm önermektedir; hiçbiri henüz yürürlükte değildir.

Mağdur ceza dosyasına nasıl dahil olabilir?

Mağdur, CMK m.234 kapsamında soruşturma evresinde şikâyetçi sıfatıyla savcılığa başvurabilir. Kamu davası açıldıktan sonra davaya katılma (CMK m.237) talebinin kabulü, suçtan doğrudan zarar görüp görmediğinize göre mahkemece değerlendirilir; SPKn suçlarında bu konu tartışmalıdır ve ayrı bir değerlendirme gerektirir.

İlgili rehberler

Kaynaklar

Mevzuat ve kurum kararları

  1. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (m.21, 53, 83-85, 96-97, 106-107, 110, 115), mevzuat.gov.tr
  2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m.55), mevzuat.gov.tr
  3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (m.128, 234, 237), mevzuat.gov.tr
  4. Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği (III-52.1, m.5, 9, 11, 25, 28), spk.gov.tr
  5. SPK Kurul Bülteni, Sayı 2026/59, 16.09.2026 (m.107/3 uygulaması — Hazineye ödeme formülü)
  6. SPK Kurul Bülteni, Sayı 2026/60, 17.09.2026, spk.gov.tr
  7. SPK Kurul Bülteni, Sayı 2026/61, 17.09.2026, spk.gov.tr
  8. SPK Bülteni 2025/64, 18.12.2025 (nitelikli yatırımcı eşiği), spk.gov.tr
  9. SPK duyurusu, “Tasfiye konusu fonlara ilişkin süre düzenlemesi”, 21.09.2026, spk.gov.tr
  10. SPK, “Şikâyet başvurusu nereye ve nasıl yapılır”, spk.gov.tr
  11. Yatırımcı Tazmin Merkezi, “Azami tazmin tutarı ne kadardır?”, ytm.gov.tr

Yargı kararları

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/89, K. 2022/835, 27.12.2022 — UYAP Bedesten, belge no 865618700, karararama.yargitay.gov.tr

Güncelleme notu: 29.09.2026 — ilk yayın.

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti

Fon mağduru olarak hangi kanaldan başvurabileceğinizi netleştirmek mi istiyorsunuz?

Etkin pişmanlık ödemeleri veya örtülü kazanç iadesinden payınıza düşeni takip etmek istiyorsanız, avukatlık ve danışmanlık hizmeti için Av. Ahmet Karaca ile iletişime geçebilirsiniz.

Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com

Av. Ahmet Karaca

Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), sermaye piyasası hukuku, kripto varlık hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.

Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası

Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.

About the Author

Ahmet Karaca

Avukat Ahmet Karaca, PEGA Hukuk & Danışmanlık bünyesinde özellikle kripto varlık hukuku, bilişim hukuku ve ceza hukuku alanlarında çalışmaktadır.

Kripto P2P işlemleri, kripto varlık hizmet sağlayıcılığı, SPK ve MASAK mevzuatı, banka blokesi, üçüncü kişi ödemesi ve kripto dolandırıcılığı soruşturmaları konularında makaleler yazmakta ve hukuki danışmanlık vermektedir. pegahukuk.com üzerindeki Kripto Varlık Hukuku içerik kümesinin yazarlığını yürütmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir.