
Akıllı sözleşmeler Türkiye’de hukuken geçerlidir; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) md. 26 kapsamındaki sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde bağlayıcı borç ilişkisi doğurabilirler. Ancak bu geçerliliğin sınırlarını belirleyen —taşınmaz satışı gibi resmi şekil şartları, kripto ödemeleri yasaklayan Merkez Bankası yönetmeliği ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamındaki ispat sorunları— hem hukuk hem de teknik boyutuyla anlamak kritik önem taşır. Bu makalede TBK, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 199, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) ve güncel yargı içtihatları ışığında Türkiye’deki akıllı sözleşme hukuku tüm yönleriyle ele alınmaktadır.
📌 BU MAKALE HAKKINDA
Bu makale, akıllı sözleşmelerin (smart contracts) Türk hukukundaki statüsünü —TBK md. 1, 12 ve 26, HMK md. 199, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu md. 5 ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile güncel SPK tebliğleri dahil— sistematik biçimde ele almaktadır. “Code is Law” prensibinin Türk kamu düzeni karşısındaki sınırları, blokzincir üzerindeki işlem kayıtlarının ispat değeri, ödeme yasağının akıllı sözleşme ifasına etkileri ve MÖHUK çerçevesinde yargı yetkisi sorunları, yürüttüğümüz dava dosyalarından edinilen pratik deneyimler ve mevcut yargı içtihatlarıyla birlikte kapsamlı şekilde değerlendirilmektedir.
Akıllı sözleşmelerin hazırlanması, denetimi veya bunlardan doğan uyuşmazlıklar konusunda danışmanlık almak için Av. Ahmet Karaca’ya ulaşabilirsiniz: 0531 336 09 81 · WhatsApp.
Bu makaleyi okuyarak şunları öğreneceksiniz: akıllı sözleşmelerin Türk hukukundaki geçerlilik koşulları ve sınırları, blokzincir kayıtlarının mahkemede delil olarak kullanımı, ödeme yasağının pratikte ne anlama geldiği, DeFi ve NFT sözleşmelerinin hukuki niteliği, uyuşmazlık halinde izlenmesi gereken hukuki strateji ve gerçek dava pratiğinden somut çıkarımlar.
Akıllı sözleşme, önceden kodlanmış koşulların gerçekleşmesi halinde hükümleri otomatik olarak icra eden ve genellikle blokzincir üzerinde çalışan bir bilgisayar protokolüdür. Türk hukukunda akıllı sözleşmelere özgü bir kanun maddesi henüz mevcut değildir; hukuki geçerlilikleri TBK md. 26 (sözleşme özgürlüğü) ve TBK md. 1 (öneri-kabul) kapsamında değerlendirilmektedir.
| TBK 26 | HMK 199 | 5070 | 6362 | 2024 |
| Sözleşme özgürlüğü — geçerliliğin yasal dayanağı | On-chain verilerin “belge” olarak mahkemeye sunulması | Elektronik imza — private key’in hukuki statüsü | SPK Kanunu — kripto varlık tanımı ve çerçeve | SPK kripto varlık tebliğleri yürürlük yılı |
Akıllı sözleşme (smart contract), Dağıtık Defter Teknolojisi (DLT) üzerinde çalışan, koşullar gerçekleştiğinde insan müdahalesine gerek kalmaksızın sözleşme edimlerini otomatik olarak icra eden programlanabilir bir protokoldür. Ethereum ağındaki Solidity tabanlı kontratlar ile Tron ağındaki TRC-20 token transferleri bunun en yaygın örnekleridir.
Teknik boyutuyla değerlendirildiğinde bir akıllı sözleşme, “eğer X koşulu gerçekleşirse Y edimini ifa et” mantığını blokzincire gömülü biçimde kodlar. Bir Ethereum cüzdanından belirli miktarda ETH gönderildiği anda otomatik olarak devir gerçekleştiren bir NFT satış sözleşmesi ya da belirlenen zaman damgası geldiğinde kilidi açılan bir vesting (hakediş) protokolü bu yapının somut örnekleridir.
Türk hukukunda ise tablo farklıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu akıllı sözleşmeleri müstakil bir sözleşme türü olarak tanımlamamaktadır. Ancak bu yasal boşluk, söz konusu yapıların hukuken geçersiz olduğu anlamına gelmez. Sözleşme özgürlüğü ilkesi (TBK md. 26) ve şekil serbestisi (TBK md. 12) kapsamında, taşınmaz satışı gibi resmi şekle bağlı istisnalar hariç olmak üzere akıllı sözleşmeler bağlayıcı borç ilişkisi doğurabilir. Literatürdeki baskın görüş de bu yönde olmakla birlikte, uygulamada mevzuatın sınırları belirleyici olmaktadır.
Kavramsal açıdan doktrinde üç yaklaşım öne çıkmaktadır: akıllı sözleşmeyi bağımsız bir sözleşme olarak kabul eden görüş, onu mevcut bir anlaşmanın “otomatik ifa mekanizması” olarak konumlandıran görüş ve unsurlarına göre eser, satış veya hizmet sözleşmesi gibi isimsiz bir karma sözleşme olarak değerlendiren hibrit yaklaşım. Av. Ahmet Karaca’nın kripto hukuku üzerine kaleme aldığı incelemede bu üç yaklaşım “her somut uyuşmazlıkta ilk yapılacak iş, akıllı sözleşmenin hangi klasik sözleşme tipine en çok benzediğini tespit etmektir” ifadesiyle özetlenmiştir.
⚡ KISA YANIT: Evet, ancak koşullu olarak. Türkiye’de akıllı sözleşmeler, TBK md. 26 kapsamındaki sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği geçerli birer borç ilişkisi doğurabilir. Bununla birlikte resmi şekil şartı gerektiren işlemler (taşınmaz satışı gibi) ve Merkez Bankası’nın kripto ödeme yasağı bu geçerliliğin sınırlarını belirlemektedir.
Türk hukukunda sözleşmenin kurulması için iki temel unsur gerekir: tarafların birbirine uygun irade açıklamaları (TBK md. 1) ve emredici hükümlere aykırılık bulunmaması. Akıllı sözleşmelerde bu irade açıklamaları farklı bir görünüm alır: kodların blokzincire yüklenmesi “öneri”, kullanıcının bu kodla işlem başlatması ise “kabul” işlevi görür. Bu yaklaşım hem öğretide hem de yazılım geliştirme sözleşmelerine ilişkin Yargıtay kararlarında dolaylı olarak teyit edilmektedir.
7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu md. 3’e eklenen kripto varlık tanımı, akıllı sözleşmelerin yasal dayanağını güçlendiren önemli bir adım olmuştur. Bu düzenlemeye göre kripto varlıklar, Dağıtık Defter Teknolojisi (DLT) veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanan, değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklardır. Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ (III-35/B.1) ile Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Çalışma Usul ve Esasları ile Sermaye Yeterliliği Hakkında Tebliğ (III-35/B.2), 13/3/2025 tarihli ve 32840 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup sektörün kurumsal çerçevesini belirlemektedir.
| İŞLEM TÜRÜ | YASAL DAYANAK | DURUM | KRİTİK KISIT |
| Basit mal/hizmet satışı | TBK md. 12, 26 | ✔ Geçerli | Kripto ödeme yasağı |
| Taşınmaz satışı / devri | MK md. 706, TBK md. 12/2 | ✘ Geçersiz | Resmi şekil şartı (noter) |
| Telif / fikri hak devri | FSEK md. 52, TBK md. 26 | ⚠ Tartışmalı | Yazılı şekil şartı |
| NFT satışı / token transferi | 6362 SPK md. 3, TBK md. 26 | ⚠ Tartışmalı | Düzenleme boşluğu |
| DeFi borç protokolü | TBK md. 26, MÖHUK | ⚠ Riskli | Yetki belirsizliği, ödeme yasağı |
| Kripto ödeme ifası | TCMB Yönetmeliği md. 3-4 | ✘ Yasak | Doğrudan/dolaylı kullanım yasağı |
Bu tablonun uygulamaya yansıması son derece pratiktir: taraflar bir hizmet veya yazılım geliştirme sözleşmesini akıllı sözleşme formatında akdedip edimi otomatik olarak gerçekleştirebilirler; ancak edimin kripto varlıkla ödenmesi Türkiye’de hâlâ yasaktır. Ödeme TL ya da döviz üzerinden yapılıyorsa bu engel kalkar. İşte tam bu noktada “akıllı sözleşme geçerli mi?” sorusu, “akıllı sözleşmenin ifa koşulları hukuka uygun mu?” sorusuna dönüşür.
⚡ KISA YANIT: “Code is Law” prensibi —kodun kanunun üzerinde olduğu görüşü— Türk hukukunda mutlak geçerliliğe sahip değildir. TBK’nın emredici hükümleri, kamu düzeni ve ahlaka aykırılık hükümleri, kodlanmış şartların önünde yer alır. Kod hatalıysa TBK md. 30-38 kapsamındaki irade bozukluğu hükümleri uygulanabilir.
Blokzincir dünyasında köklü bir yerleşim bulan “Code is Law” anlayışı, hukuk sistemleriyle doğrudan çatışma içindedir. Bir akıllı sözleşmenin kodu bir kez blokzincire yüklendiğinde değiştirilemez (immutable) niteliktedir. Peki kod yanlış ya da haksız sonuçlar üretiyorsa ne olacak? Türk hukuku açısından cevap nettir: emredici hükümler kodun önünde yer alır.
İrade bozukluğu, taraflardan birinin hata, hile veya korkutma gibi nedenlerle gerçek iradesine aykırı bir irade açıklamasında bulunmasıdır. Akıllı sözleşme kodunda teknik hata olması halinde bu hükümler doğrudan gündeme gelebilir. Butlanı talep süresi esaslı hatada 1 yıldır (TBK md. 31).
Somut bir örnek üzerinden açıklayalım: Bir DeFi protokolünde likidite havuzunu kontrol eden akıllı sözleşme, yanlış fiyatlandırma oracle’ı nedeniyle bir kullanıcının tüm varlıklarını başka hesaba aktarıyorsa, bu durum TBK kapsamında aşırı yararlanma (md. 28) ya da hile (md. 36) olarak nitelendirilebilir. Burada kod doğru çalışmış olsa dahi, hukuki sonuç farklı olabilir.
Uygulamada karşılaştığımız vakalarda önemli bir sorun, müvekkillerin “kod böyle çalışıyor, o zaman hukuki bir şey yapamayız” yanılgısına düşmeleridir. Oysa blokzincir kaydının değiştirilemezliği, teknik bir gerçektir; hukuki bir güvence değildir. Mahkeme, akıllı sözleşmenin sonuçlarını geçersiz sayabilir ve tazminat sorumluluğunu hükmedebilir; ancak blokzincirdeki kaydı teknik olarak geri almak mümkün olmayacağından iade yerine tazminat yoluna başvurulur.
“Akıllı sözleşmelerde en tehlikeli yanılgı, kodun çalışmasının hukuki meşruiyetle özdeş tutulmasıdır. TBK md. 28 kapsamındaki aşırı yararlanma veya md. 36 kapsamındaki hile söz konusuysa, blockchain’deki işlemin geri döndürülememesi sorunu hukuki tazminat talebini ortadan kaldırmaz — sadece daha karmaşık hale getirir. Haberler.com’da bu konuda verdiğim uzman görüşlerinde de vurguladığım üzere, Türkiye’deki dijital varlık uyuşmazlıklarında ‘kod çalıştı, bu yüzden haklıyız’ savunması tek başına yeterli değildir.”
Kripto para hukuku ve blockchain hukuku uzmanı Av. Ahmet Karaca — İstanbul Barosu
⚡ KISA YANIT: Evet. HMK md. 199 uyarınca elektronik ortamdaki veriler “belge” niteliğinde olup mahkemeye sunulabilir. Blokzincir üzerindeki işlem kayıtları (TxID, zaman damgası, cüzdan adresleri), akıllı sözleşme kodu ve on-chain event log’ları bu kapsamda değerlendirilmektedir. Ancak teknik uzman raporu olmadan bu verilerin yalnız başına karar verici olması güçtür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 199, elektronik ortamda saklanan verileri ve benzeri bilgi taşıyıcılarını açıkça “belge” kategorisinde saymaktadır. Bu düzenleme sayesinde Ethereum üzerindeki bir akıllı sözleşmenin kaynak kodu, bir transfere ait Transaction ID (TxID), cüzdan adresi ve blok zaman damgası hukuki bir uyuşmazlıkta delil başlangıcı ya da belge olarak dosyaya eklenebilir.
Ancak pratikte “delil olmak” ile “anlamlı delil olmak” arasındaki fark belirleyicidir. Mahkemeler, blokzincir verilerini okuyan ve yorumlayan teknik uzmanların —yani bilirkişilerin— raporlarına büyük ölçüde dayanmaktadır. On-chain forensic analizi yapmadan dosyaya sunulan ham veriler, yargıç açısından anlaşılmaz bir metin olmaktan öteye geçemez. Bu nedenle akıllı sözleşme uyuşmazlıklarında on-chain analiz raporu hazırlanması, süreci doğrudan etkileyen bir faktördür.
Akıllı sözleşmelerde işlem yapmak için kullanılan “özel anahtar” (private key), 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu md. 5 kapsamında güvenli elektronik imza sayılıp sayılamayacağı tartışmalıdır. Güvenli e-imza, elle atılan imzayla eşdeğer hukuki sonuç doğurur; ancak bu statünün tanınması için akredite sertifikasyon kuruluşu şartı aranmaktadır.
İspat hukuku açısından dikkat edilmesi gereken bir diğer boyut, blokzincir verilerinin “zaman damgası” özelliğidir. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/1013 E. sayılı kararında, bir e-ticaret sistemine ilişkin verilerin zaman damgasız ve müdahaleye açık olması nedeniyle kesin tespit yapılamadığı vurgulanmıştır. Bu karar, blokzincirin “değiştirilemezlik” ve “zaman damgası” özelliklerinin ispat hukuku açısından oynadığı kritik rolü dolaylı olarak teyit etmektedir.
⚡ KISA YANIT: “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” md. 3 ve 4 uyarınca Türkiye’de kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı kullanımı yasaktır. Bu yasak, otomatik ifa mekanizması içeren akıllı sözleşmelerin ticari ödemelerde kullanımını ciddi ölçüde kısıtlamakta; ihlal halinde idari yaptırım gündeme gelmektedir.
Türkiye’deki kripto ekosistemi açısından en büyük pratik engel, Merkez Bankası’nın yönetmeliğiyle getirilen ödeme yasağıdır. Bir akıllı sözleşmenin ifa aracı olarak kripto varlık kullanması —örneğin belirli koşulların gerçekleşmesiyle USDT ya da BTC’nin otomatik transfer edilmesi— bu yönetmeliğin kapsamına girebilir. “Dolaylı kullanım” kavramı, kripto ile ödeme yapılmasına rağmen bunu gizlemeye yönelik yapıları da kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır.
Bu noktada önemli bir pratik ayrım ortaya çıkar: akıllı sözleşmenin ürettiği varlık token’ın nasıl sınıflandırıldığı belirleyicidir. Merkez bankası dijital parası (CBDC) veya tokenize edilmiş bir TL değeri içeren bir protokol, yasaklanan “kripto varlıkla ödeme” kapsamı dışında tutulabilir. Ancak bu alan henüz netlik kazanmamıştır ve her somut olayda hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
⚡ KISA YANIT: Merkeziyetsiz Finans (DeFi) protokolleri Türkiye’de düzenleme boşluğu içindedir; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK tebliğleri kıyasen uygulanabilir. NFT’ler ise uygulandıkları alana göre FSEK, TBK veya SPK kapsamında değerlendirilebilir; her ikisinde de hukuki çerçeve 2026 itibarıyla netlik kazanmamıştır.
DeFi, borç verme-alma protokollerinden likidite havuzlarına, yield farming (getiri çiftçiliği) uygulamalarından merkeziyetsiz borsalara (DEX) uzanan geniş bir ekosistemi kapsar. Türkiye’de bu protokollere katılan yatırımcılar açısından en kritik sorun, karşı tarafın belirsizliğidir. Anonim ya da sözde anonim bir geliştirici tarafından kurulan ve yönetişimi DAO’ya (Merkeziyetsiz Otonom Organizasyon) bırakılan bir protokolde, hukuki sorumluluk kime yüklenebilir? Mevcut MÖHUK hükümleri bu soruya net bir yanıt verememektedir.
NFT (Non-Fungible Token) cephesinde ise tablonun farklı katmanları var. Bir NFT dijital sanat eseri içeriyorsa 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) devreye girer; yazılı biçim şartı aranır (FSEK md. 52). Spor kulübü fantoken gibi yapılar SPK denetimine girebilirken, oyun içi NFT’ler için 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümleri gündeme gelebilir. Blockchain hukuku alanında Kocaeli Üniversitesi ve Çukurova Üniversitesi’nde konuşmalar gerçekleştiren Av. Ahmet Karaca, bu alandaki düzenleyici parçalı yapının dava stratejisini doğrudan şekillendirdiğini sürekli vurgulamaktadır.
DAO, kararları akıllı sözleşmelerle otomatik olarak uygulanan ve merkezi bir yönetim olmaksızın token sahiplerinin oy hakkıyla yönetilen dijital organizasyondur. Türk hukukunda DAO’nun tüzel kişiliği ve hukuki sorumluluğu tartışmalı; yerleşik bir içtihat henüz bulunmamaktadır.
⚡ KISA YANIT: 2026 itibarıyla Türk yargısında akıllı sözleşmeleri doğrudan konu alan yerleşik bir Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Ancak yazılım ve otonom sistemlere ilişkin içtihat, bu alanın hukuki geleceğine yönelik önemli kıyaslar sunmaktadır.
Akıllı sözleşme hukukunun en büyük belirsizlik kaynaklarından biri, doğrudan emsal kararların henüz oluşmamış olmasıdır. Bununla birlikte mevcut içtihat, kıyasen uygulanabilecek değerli prensipler içermektedir:
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (2021/183 E., 2025/326 K.), AI uyumlu bir yazılımın teslimini konu alan davada, yazılımın fazlar halinde tamamlanma oranını bilirkişi raporuyla tespit etmiştir. Bu karar, akıllı sözleşmelerin ifa ve temerrüt süreçlerinin (TBK md. 117, 125) geleneksel eser sözleşmesi kurallarıyla —TBK md. 470— kıyaslanabileceğini göstermektedir. Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi (2023/495 E., 2025/117 K.) ise bir mobil yazılım geliştirme sözleşmesinde “test-onay” sürecini ön plana çıkarmıştır; bu ilke, akıllı sözleşmelerin kod doğruluğu ve onay mekanizmalarıyla doğrudan paralellik taşımaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/426 E., 2022/1508 K. sayılı kararında ele alınan genel işlem koşulları (TBK md. 20-25) meselesi de akıllı sözleşmeler açısından kritik önem taşımaktadır. Akıllı sözleşmelerin standartlaştırılmış, tek taraflı önceden belirlenmiş yapısı, bu kararın tartıştığı “iltihaki nitelikteki tip sözleşmeler” ile yakın benzerlik göstermekte; bu da tüketici tarafının korunma taleplerinin güçlü bir zeminde değerlendirilebileceğine işaret etmektedir.
| KARAR | KONU | AKILLI SÖZLEŞME BAĞLANTISI | İLGİLİ KANUN |
| İzmir 3. ATM, 2025/326 K. | AI yazılım teslimi | Tamamlanma oranı → kod ifa tespiti | TBK md. 470, 117 |
| Ankara 12. ATM, 2025/117 K. | Mobil yazılım onay | Test-onay = kod doğruluğu ilkesi | TBK md. 26, 474 |
| Yargıtay HGK, 2022/1508 K. | Genel işlem koşulları | Standart kod şartları denetimi | TBK md. 20-25 |
| İzmir 3. ATM, 2025/426 K. | Zaman damgasız e-ticaret | Blokzincir zaman damgasının önemi | HMK md. 199 |
| İstanbul 6. ATM, 2019/689 K. | “Akıllı” kavramı haksız rekabet | Teknik standart eksikliği riski | TTK md. 54-63 |
⚠️ Dikkat: Akıllı sözleşmeyi off-chain bir çerçeve sözleşmesiz kullanmak, uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ve uygulanacak hukukun belirsiz kalmasına neden olur; bu durum Türk kullanıcılar aleyhine sonuç doğurabilir.
💡Sık yapılan hata: Kodun çalışmasının hukuki geçerliliği güvence altına aldığı yanılgısına düşmek. TBK’nın irade bozukluğu ve aşırı yararlanma hükümleri, kodun üzerindedir.
⚠️ Önemli: Kripto varlıkla otomatik ifa içeren akıllı sözleşmeler Türkiye’deki ödeme yasağına takılabilir. Her ifa modelini ayrıca hukuki denetimden geçirin.
💡Deneyimden: Müvekkillerimizin sıklıkla gözden kaçırdığı bir nokta: akıllı sözleşmenin “immutable” (değiştirilemez) olması, mahkemenin iptal kararı veremeyeceği anlamına gelmez — sadece iade yerine tazminata hükmedilir.
⚠️ Dikkat: NFT satışı veya telif hakkı içeren token işlemlerinde FSEK md. 52 kapsamında yazılı şekil şartı aranabilir; akıllı sözleşme tek başına yeterli olmayabilir.
💡Strateji: DeFi protokollerine katılım öncesinde, protokolün uygulanacak hukuku ve sorumluluk mekanizmasını belirleyen bir hukuki değerlendirme yaptırın — anlaşmazlık sonrası bu değerlendirme çoğu zaman daha maliyetli hale gelir.
Bir müvekkilimiz —ticaret şirketi adına yatırım kararı veren bir finans yöneticisi olan K.T.— Türkiye’deki bir blokzincir girişimiyle kurduğu iş birliği çerçevesinde Ethereum ağı üzerindeki bir akıllı sözleşmeyle tokenize bir varlık edinim protokolüne dahil oldu. Protokol, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde otomatik olarak token transferi gerçekleştirecek ve karşılığında hizmet edimi ifasını tetikleyecek şekilde kurgulanmıştıydı.
Dosyayı aldığımızda ilk yaptığımız şey, Etherscan üzerinden sözleşmenin kaynak kodunu ve tüm işlem tarihçesini incelemekti. Sözleşme, “verified” (doğrulanmış) değildi; bu durum denetimi zorlaştırıyordu. Ancak on-chain event log’larını decompile ederek token transferinin hangi koşulda tetiklendiğini gösteren fonksiyon çağrılarını tespit ettik. Transaction Graph Mapping yöntemiyle, transfer edilen token’ların karşı taraf cüzdanından üç farklı ara cüzdana aktarıldıktan sonra yurt dışı bir merkezi borsada (CEX) birleştirildiği belirlendi.
Kritik teknik bulgu şuydu: Akıllı sözleşmenin “oracle” veri kaynağı olarak kullandığı fiyat beslemesi, transfer anında gerçek piyasa fiyatını değil, manipüle edilmiş bir anlık değeri yansıtıyordu. Bu durum, sözleşmenin öngördüğü koşulun teknik olarak gerçekleşmesine rağmen tarafların gerçek iradesine aykırı bir sonuç doğurduğunu ortaya koyuyordu. Hazırladığımız teknik rapora hash değerleri, zaman damgaları ve wallet clustering bulgularını ekledik; bunları TBK md. 28 (aşırı yararlanma) ve md. 36 (hile) kapsamındaki hukuki argümanlarla ilişkilendirdik.
Savcılığa sunulan suç duyurusuna, on-chain analiz raporunu ve bilirkişi mütalaasını ektik. Raporda fon akışının nihai varış noktasına kadar tüm “hop zinciri” haritalaması yapılmıştı. Soruşturma sürecinde karşı tarafın borsadaki KYC verileri uluslararası istinabe yoluyla talep edildi. Dosya devam etmekte olmakla birlikte, ihtiyati tedbir kararıyla borsadaki hesaplara erişim kısıtlaması sağlandı.
Bu tür uyuşmazlıklarda kritik olan şunu bir kez daha gördük: avukatın yalnızca borçlar hukukunu değil, oracle mekanizmalarını, transaction graph’ı ve CEX’lerin uluslararası hukuki müdahaleye yanıt protokollerini de bilmesi gerekiyordu. Kripto varlık dolandırıcılığı ve smart contract uyuşmazlıklarında teknik ve hukuki yetkinliğin bir arada bulunması, sürecin seyrini belirleyen en kritik faktördür.
❌ YANLIŞ: Akıllı sözleşmeler Türkiye’de hiçbir zaman geçerli sayılamaz çünkü yasal dayanakları yoktur.
✅ GERÇEK: Türkiye’de akıllı sözleşmeler, TBK md. 26 kapsamındaki sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği geçerli borç ilişkisi doğurabilir. Kanunen özel şekil şartına bağlanmamış işlemlerde hukuki bağlayıcılık mevcuttur; sorun geçerlilik değil, sınırların nerede çizildiğidir.
❌ YANLIŞ: Blokzincir değiştirilemez olduğundan, akıllı sözleşme sonuçları mahkemece iptal edilemez.
✅ GERÇEK: Blokzincirin teknik olarak değiştirilemezliği, mahkemenin hukuki sonuçları geçersiz saymaktan alıkoyamaz. Mahkeme TBK md. 30-38 kapsamında sözleşmeyi geçersiz ilan edebilir; ancak blokzincirdeki kaydı geri alamayacağından çözüm tazminat sorumluluğuna evrilir. Hukuki sonuç ile teknik durum birbirinden bağımsız değerlendirilir.
❌ YANLIŞ: Akıllı sözleşmede “private key” sahibi olmak, sözleşmede taraf olduğunuzu kanıtlamak için yeterlidir.
✅ GERÇEK: Private key, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında “güvenli e-imza” sayılmayabileceği için tek başına kimlik ispat aracı olarak kabul edilmeyebilir. Private key’e başka biri tarafından erişildiğini iddia eden tarafın bunu ispatlaması gerekir; bu ise teknik adli bilişim (on-chain forensic) analizi gerektirir.
❌ YANLIŞ: DeFi protokollerinde anonim geliştirici olduğu için hiçbir zaman hukuki sorumluluk atfedilemez.
✅ GERÇEK: Merkeziyetsiz yapı sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Chainalysis ve Elliptic gibi araçlarla cüzdan kümeleme ve gerçek kişi tespit çalışmaları; KYC verilerine sahip merkezi borsalar üzerinden kimlik tespitine olanak tanır. Borsaların uluslararası hukuki taleplere yanıt verme zorunluluğu giderek güçlenmektedir.
❌ YANLIŞ: Akıllı sözleşme uyuşmazlıklarında sıradan bir avukat yeterlidir.
✅ GERÇEK: Bu tür davalarda avukat; TBK, HMK, SPK mevzuatını bilmesinin yanı sıra on-chain analiz araçlarını (Chainalysis, Elliptic), wallet clustering, UTXO takibini ve ERC-20/TRC-20 ağ farklarını pratikte uygulayabilmelidir. Teknik ve hukuki yetkinliğin bir arada bulunması sonucu belirleyen faktördür.
Akıllı sözleşme, önceden belirlenmiş koşullar gerçekleştiğinde sözleşme hükümlerini otomatik olarak icra eden, blokzincir (blockchain) üzerinde çalışan bir bilgisayar protokolüdür. Tarafların ayrıca onay vermesine gerek kalmadan, kod koşulları sağlandığında ifa kendiliğinden gerçekleşir. Ethereum ağındaki ERC-20 bazlı token transferleri veya Solidity diliyle yazılmış DeFi borç protokolleri bu yapının en yaygın örnekleridir; TRC-20 ağında çalışan USDT akıllı sözleşmeleri de aynı mantıkla işler.
Evet, koşullu olarak geçerlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) md. 26 kapsamındaki sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde akıllı sözleşmeler bağlayıcı borç ilişkisi doğurabilir. Taşınmaz satışı (resmi şekil şartı) ve kripto varlıkla doğrudan ödeme (Merkez Bankası yönetmeliği yasağı) gibi alanlarda ise önemli kısıtlamalar mevcuttur.
Evet. TBK’nın irade bozukluğuna ilişkin hükümleri —hata (md. 30-34), hile (md. 36-38), korkutma (md. 37-38)— kod kaynaklı hatalarda da uygulanabilir. “Code is Law” prensibi Türk hukukunda mutlak değildir; kodun emredici hükümlere aykırı sonuçlar üretmesi halinde tazminat sorumluluğu gündeme gelir. Esaslı hata halinde iptal süresi 1 yıldır (TBK md. 31).
Blokzincirin merkeziyetsiz yapısı nedeniyle yetkili mahkeme önceden off-chain bir metinle belirlenmemişse, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) devreye girer. Türk taraflar için davalının yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesi genel yetkili mahkemedir; ancak yabancı geliştiriciler ve merkeziyetsiz protokoller söz konusu olduğunda yetki tespiti ciddi güçlük yaratır.
Evet. HMK md. 199 uyarınca elektronik ortamdaki veriler “belge” niteliğindedir; on-chain işlem kayıtları, TxID, zaman damgaları ve cüzdan adresleri mahkemeye sunulabilir. Bununla birlikte, bu verilerin teknik uzman (bilirkişi) raporu olmadan tek başına karar verici olması güçtür; on-chain forensic analizi dava sonucunu doğrudan etkiler.
NFT satışı için akıllı sözleşme kullanmak genel olarak TBK kapsamında mümkün olmakla birlikte, satılan varlığın türü belirleyicidir. NFT dijital sanat eseri içeriyorsa 5846 sayılı FSEK md. 52 kapsamında yazılı şekil şartı aranabilir; fantoken gibi yapılar SPK denetimine girebilir. Her somut durumda hukuki değerlendirme yapılması önerilir.
İstanbul Barosu’na kayıtlı. Türkiye’de kripto para ve blockchain hukuku alanında uzmanlaşmış avukat arıyorsanız, Av. Ahmet Karaca Duke University, Politecnico di Milano ve Lund University’den blockchain, fintech ve yapay zekâ hukuku sertifikalarına sahiptir ve İstanbul Barosu’nda avukatlara kripto varlıklar ile ceza hukuku alanında eğitim vermektedir. Uzmanlık alanları arasında siber suçlar, tam kapsamlı kripto ve blockchain hukuku, kripto varlık dolandırıcılığı davaları, MASAK hesap blokesi açma başvuruları, yurtdışı kaynaklı kripto transfer uyum danışmanlığı, TCK m.158/1-f nitelikli dolandırıcılık, bilişim suçları ve CMK m.128/A el koyma blokesi kaldırma itirazları yer almaktadır.
Kripto Varlık Teknik Uzman Raporu hazırlama konusunda Chainalysis, Elliptic ve açık kaynaklı on-chain forensik araçlarıyla davaları aydınlatmakta; savcı ve hakimlerin anlayacağı bir dille çözüme kavuşturmaktadır.
Eğitim: Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Onur Derecesi)
UNICEF Sertifikalı Blockchain Eğitmeni | DeFi Primitives — Duke University | AI & Law — Lund University | AI & Legal Issues — Politecnico di Milano | Haberler.com Köşe Yazarı | Udemy Blockchain Hukuku Eğitmeni | İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Üyesi
| KRİTER | GELENEKSEL SÖZLEŞME | AKILLI SÖZLEŞME | RİSK / NOT |
| Hukuki Geçerlilik (TR) | ✔ Yerleşik içtihat | ⚠ Koşullu geçerli | TBK md. 26 kapsamı |
| İfa Mekanizması | Manuel, taraf veya icra yoluyla | Otomatik, kodsuz tetikleme | Oracle riski |
| Değiştirilebilirlik | ✔ Taraf mutabakatıyla | ✘ Genellikle mümkün değil | Killswitch şart |
| İspat Gücü | İmzalı belge / noter onayı | HMK md. 199, on-chain kayıt | Bilirkişi raporu kritik |
| Hata / İptal | TBK md. 30-38 ile iptal | Teknik geri alma yok → tazminat | Maddi sonuç farkı |
| Ödeme Aracı | TL, döviz, banka transferi | Kripto ile ödeme yasak (TCMB) | Yönetmelik md. 3-4 |
| Yargı Yetkisi | Belirli ve öngörülebilir | MÖHUK devreye girer | Off-chain yetki şart |
| Maliyet | Avukat + noter + damga vergisi | Gas ücreti + audit maliyeti | Uzun vadede otomasyon avantajı |
Türkiye’de akıllı sözleşmeler, TBK md. 26 kapsamında geçerli bir hukuki araç olarak kabul görmekle birlikte uygulama alanı —resmi şekil şartı, kripto ödeme yasağı ve yargı yetkisi belirsizlikleri— ile sınırlandırılmıştır. Bu alanda başarılı bir hukuki strateji için off-chain çerçeve sözleşmesi hazırlanması, oracle ve killswitch mekanizmalarının kurgulanması ve blokzincir teknik verilerinin hukuki delile dönüştürülmesi kritik önem taşımaktadır.
Akıllı sözleşme hukukunda doğru strateji, hem yazılım kodunu hem de Türk borçlar hukukunu bilen bir uzmanla kurgulanmalıdır. Bu alanda blokzincir analiz yetkinliğine sahip bir hukuk ekibiyle çalışılması, sürecin doğru yönetilmesi açısından belirleyicidir.
Hukuki destek ve danışmanlık için, savcılık soruşturma ve dava dosyalarına Kripto Varlık Uzman Raporları da hazırlayan Kripto Para Avukatı Ahmet Karaca ile görüşmek için randevu talep edebilirsiniz.
İlgili çalışma alanı: Token İhracı, DeFi ve Blockchain Projeleri Hukuku — Blockchain girişimleri, token ihraç eden projeler, DeFi ve GameFi ekipleri, yatırımcılar.