SPK, 13 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/51 sayılı bülteninde, “btwse” ve “magltcflex” uzantılı internet sitelerinin içerik sağlayıcıları ile iki gerçek kişi hakkında izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Bültene göre gerçek kişiler yönünden inceleme konusu fiil, bu sitelerin alan adı tescil bedellerinin ödenmesi. Kurul, hukuki dayanak olarak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 109/A maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun iştirake ilişkin 37. maddesini gösterdi.
Bu karar, kripto alanında yalnızca platformun görünen işletmecisinin değil; internet sitesi, alan adı, ödeme ve teknik organizasyon katmanlarında rol aldığı değerlendirilen kişilerin de soruşturma dosyasına dâhil edilebildiğini gösteriyor. Fakat kavramları yerli yerine koymak gerekir: suç duyurusu bir mahkûmiyet, hatta tek başına iddianame değildir. Suçun oluşup oluşmadığı, kişilerin fiile katkısı ve kastı bağımsız yargı makamlarınca değerlendirilecektir.
Yayım ve güncelleme tarihi: 3 Eylül 2026. Bu inceleme, kamuya açık resmî kayıtlar esas alınarak hazırlanmıştır.
SPK’nın 2026/51 sayılı bülteninde ne yazıyor?
Kurul kararı iki ayrı isnat grubunu aynı tabloda gösteriyor. Birinci grupta iki internet sitesinin içerik sağlayıcıları, ikinci grupta ise Zafer Yenen ve Menderes Ali Ceylan yer alıyor. Resmî bültendeki ifade ve dayanaklar özetle şöyledir:
| Hakkında suç duyurusu kararı verilen | Bültende belirtilen eylem | Gösterilen dayanak |
|---|---|---|
| “btwse” ve “magltcflex” uzantılı sitelerin içerik sağlayıcıları | İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde bulunulması | SPKn m.109/A ve TCK m.37 |
| Zafer Yenen ve Menderes Ali Ceylan | İlgili sitelerin alan adı tescili için gerekli ödemelerin yapılması suretiyle faaliyette bulunulduğu iddiası | SPKn m.109/A ve TCK m.37 |
Kaynak, SPK’nın 2026/51 sayılı bültenidir. Bültende bir soruşturmanın sonucu veya kişilerin suçluluğuna ilişkin yargısal hüküm açıklanmamakta; Kurulun suç duyurusu kararı kamuya bildirilmektedir.
İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı suçu nedir?
SPKn m.109/A, Kuruldan izin alınmaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcı olarak faaliyet yürütülmesini suç olarak düzenler. Maddenin öngördüğü yaptırım üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır. Düzenlemenin konusu “kripto para kullanmak” veya kişinin kendi hesabına kripto alıp satması değil; izin gerektiren hizmet faaliyetini yetkisiz biçimde düzenli, ticari ya da mesleki olarak yürütmektir.
6362 sayılı Kanun ve 13 Mart 2025’te yürürlüğe giren III-35/B.1 ile III-35/B.2 sayılı tebliğler birlikte okunduğunda izin alanı; müşteri emirlerinin alınması ve gerçekleştirilmesi, takas, transfer ve bunların gerektirdiği saklama, ilk satış veya dağıtıma aracılık, özel anahtarların saklanması ve kripto varlıklara yönelik yatırım danışmanlığı gibi faaliyetleri kapsar. Somut hizmetin adı değil, fiilen nasıl çalıştığı belirleyicidir. “Yazılım”, “ilan panosu”, “topluluk”, “OTC masası” veya “P2P ağı” etiketi kullanmak, müşteri emri alınıyor ve işlem gerçekleştiriliyorsa faaliyeti kendiliğinden izin alanı dışına çıkarmaz.
Bir internet sitesinin varlığı tek başına suç için yeterli midir?
Hayır. Ceza sorumluluğu için sitenin hangi işlevi yerine getirdiği, faaliyetin izin kapsamına girip girmediği ve ilgili kişinin bu faaliyete bilerek nasıl katıldığı somut delillerle belirlenmelidir. Bir alan adının tescil edilmesi, barındırma hizmeti satın alınması veya içerik yayımlanması dijital izdir; fakat ceza hukuku bakımından otomatik sonuç değildir.
İncelemede genellikle şu sorular öne çıkar:
- Site, yalnızca genel bilgi mi yayımlıyor; yoksa yatırımcı hesabı açıyor, emir alıyor, fiyat veriyor veya transfere aracılık ediyor mu?
- Müşteri fonu ya da kripto varlık üzerinde fiilî veya teknik kontrol kuruluyor mu?
- Faaliyet süreklilik, organizasyon, komisyon, spread veya başka bir ekonomik menfaat içeriyor mu?
- Alan adı, sunucu, yönetim paneli, iletişim hesapları ve ödeme araçlarını kimler kontrol ediyor?
- İlgili kişinin katkısı sıradan bir hizmet ilişkisi mi, yoksa suç olduğu ileri sürülen faaliyetin icrasına yönelik bilinçli ve işlevsel bir katkı mı?
Alan adı ücretini ödemek neden TCK m.37 kapsamında değerlendirilebilir?
Bültende TCK m.37’ye yer verilmesi, SPK’nın alan adı tescil bedelinin ödenmesini müşterek faillik bağlamında değerlendirdiğini gösterir; ancak müşterek faillik için yalnızca ödeme kaydı değil, birlikte suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet tartışılır. Ceza muhakemesinde bir ödemenin kime, ne zaman ve hangi amaçla yapıldığı kadar; ödeyen kişinin faaliyetin içeriğini bilip bilmediği, organizasyondaki rolü ve diğer delillerle kurulan bağ önem taşır.
Bu nedenle banka dekontu veya ödeme kuruluşu kaydı tek başına okunmaz. Alan adı kayıt kuruluşundaki hesap, fatura bilgisi, IP oturumları, yönetim paneli erişimleri, e-posta yazışmaları, reklam hesapları, kripto cüzdanları ve müşteri iletişimi ortak bir zaman çizelgesinde incelenir. Teknik ve mali kayıtlar aynı kişiyi ve aynı operasyonu tutarlı biçimde işaret ediyorsa bağlantı güçlenir; kayıtlar başka makul açıklamalara açıksa bunların da araştırılması gerekir.
Suç duyurusu ile ceza mahkûmiyeti arasındaki fark nedir?
Suç duyurusu, yetkili makamdan soruşturma yapılmasının istenmesidir; suçluluğu kesinleştirmez. Savcılık delilleri toplar, şüphelilerin savunmasını alır ve kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunup bulunmadığını değerlendirir. Yeterli şüphe görürse iddianame düzenler; iddianamenin kabulünden sonra dahi kişi sanık sıfatıyla masumiyet karinesinden yararlanır. Mahkûmiyet ancak yargılama sonunda, hukuka uygun ve her türlü makul şüpheyi aşan delille kurulabilir.
Bu ayrım haber dili için de bağlayıcıdır. “Suç işledi”, “sahte site işletiyor” veya “dolandırıcı” gibi kesin hükümler; ortada kesinleşmiş karar bulunmadığında kişilik hakları, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi bakımından sorun doğurabilir. Doğru ifade, SPK’nın hangi iddiayla suç duyurusuna karar verdiğini aktarmak ve yargısal sürecin devam ettiğini belirtmektir.
Türkiye’ye yönelen yurt dışı siteler de SPK iznine tabi midir?
Türkiye’de yerleşik kişilere hedefli faaliyet yürüten yurt dışı kuruluşlar bakımından “yurt dışında kurulu olma” tek başına izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kanuna göre Türkiye’de iş yeri açılması, Türkçe internet sitesi oluşturulması veya Türkiye’de yerleşik kişi ya da kurumlar aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı tanıtım ve pazarlama yapılması, faaliyetin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğunun göstergeleri arasındadır.
Buna karşılık Türkiye’ye yönelik tanıtım ve pazarlama bulunmaksızın, Türkiye’deki kişinin tamamen kendi inisiyatifiyle yurt dışındaki bir sağlayıcıdan hizmet alması farklı değerlendirilir. Sınır ötesi internet faaliyetinde dil, hedefleme, reklam hesabı, yerel temsil, ödeme kanalı ve müşteri kabul politikası birlikte incelenmelidir.
SPK’nın geçici listesinde bulunmak lisans alındığı anlamına gelir mi?
Hayır. SPK, “Faaliyette Bulunanlar Listesi”nin geçici nitelikte olduğunu ve listede yer almanın ilgili kuruluşun yetkilendirildiği anlamına gelmediğini açıkça söylüyor. Bir kuruluşun hukuki statüsü incelenirken yalnızca listede adının bulunması değil; kuruluş izni, faaliyet izni, yetki belgesinin kapsamı ve güncel Kurul duyuruları kontrol edilmelidir.
Bu karardan platformlar, teknik tedarikçiler ve yatırımcılar ne öğrenmeli?
Kararın en önemli işareti, düzenleyici incelemenin görünen web arayüzünün arkasındaki teknik ve mali rollere uzanabilmesidir.
- Girişimler: Ürün geliştirmeden önce faaliyet haritası çıkarılmalı; emir alma, karşı taraf olma, saklama, transfer, P2P pazar yeri ve danışmanlık fonksiyonları ayrı ayrı sınıflandırılmalıdır.
- Kurucular ve yöneticiler: Geçici liste, kuruluş izni ve faaliyet izni birbirine karıştırılmamalı; yetki belgesi alınmadan faaliyete başlanmamalıdır.
- Teknik/ödeme tedarikçileri: Sözleşme adıyla yetinilmemeli; fiilî görev, erişim yetkisi, gelir modeli ve faaliyetin hukuki niteliği için risk incelemesi yapılmalıdır.
- Yatırımcılar: Site alan adı, sosyal medya görünürlüğü veya “SPK başvurusu yaptık” ifadesi lisans kanıtı değildir. Güncel durum yalnızca resmî kayıtlardan doğrulanmalıdır.
Soruşturmada hangi dijital deliller belirleyici olabilir?
Alan adı WHOIS ve kayıt kuruluşu bilgileri, alan adı ödeme kayıtları, DNS geçmişi, sunucu logları, yönetim paneli oturumları, e-posta başlıkları, reklam hesabı verileri, müşteri destek konuşmaları, banka ve ödeme kuruluşu kayıtları ile kripto cüzdan hareketleri birbirini tamamlar. Kripto adli bilişim ve blockchain analizi, zincir üstü fon akışını bu zincir dışı kayıtlarla eşleştirdiğinde kişi–hesap–site–cüzdan bağlantısının test edilmesini sağlar.
Delilin değeri yalnızca ne gösterdiğine değil, nasıl elde edilip korunduğuna da bağlıdır. Ham kayıt, zaman damgası, saat dilimi, kaynak, hash ve muhafaza zinciri açıklanmayan bir ekran görüntüsü; yeniden üretilebilir teknik kayda göre daha kolay tartışmaya açılır.
Sık sorulan sorular
SPK iki kişi hakkında ceza verdi mi?
Hayır. Açıklanan işlem, suç duyurusunda bulunulmasına ilişkin Kurul kararıdır. Ceza verme ve suçluluğu belirleme yetkisi ceza yargılaması sonunda mahkemeye aittir.
Kripto sitesi açmak başlı başına suç mu?
Hayır. Sitenin adı değil, sunduğu fiilî hizmet önemlidir. İzin gerektiren kripto varlık hizmetlerinin düzenli, ticari veya mesleki biçimde yetkisiz yürütülmesi SPKn m.109/A kapsamında değerlendirilebilir.
Alan adı ücretini ödeyen herkes fail sayılır mı?
Hayır. Ödemenin niteliği, kişinin bilgisi ve kastı, organizasyondaki rolü ve fiil üzerindeki hâkimiyeti somut delillerle değerlendirilir. SPK bültenindeki isnat, yargı makamlarını bağlayan kesin suçluluk tespiti değildir.
Resmî kaynaklar hangileridir?
Başlıca kaynaklar SPK 2026/51 sayılı bülteni, SPK’nın 2 Temmuz 2024 duyurusu ve 6362 sayılı Kanun ile III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı tebliğlerdir.
Sonuç
SPK’nın 2026/51 sayılı bülteni, izinsiz kripto faaliyeti incelemesinin yalnızca web sitesinin görünen sahibine değil, dijital altyapı ve ödeme bağlantılarına da uzanabileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte hukuki sonuç; hizmetin gerçekten izin kapsamında olup olmadığı, her kişinin somut katkısı, kastı ve hukuka uygun deliller üzerinden belirlenecektir. Kurulun suç duyurusu ciddiye alınması gereken bir düzenleyici adımdır; fakat kişilerin suçluluğu hakkında nihai hüküm değildir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olayın dosya ve delilleri incelenmeden hukuki görüş yerine geçmez.
İlgili çalışma alanı: Kripto Varlık Soruşturmalarında Savunma — Kripto varlık işlemleri nedeniyle hakkında soruşturma yürütülen şüpheli ve sanıklar.
