Son güncelleme: · İlk yayın: 29.09.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula
Fon krizinden sonra en sık kurulan cümle “SPK zamanında denetleseydi bu zarar olmazdı” cümlesidir. Bu bir iddiadır; tazminata dönüşmesi için idare mahkemesinde ispatlanması gerekir. Anayasa m.125’in son cümlesi “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” der; Danıştay ise bu yükümlülüğü, zarar ile idari faaliyet arasında belgeyle kurulan somut bir bağa bağlar.
Bu yazı, Danıştay’ın Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) aleyhine tam yargı davalarında aradığı koşulları ve denetim eksikliğini gösterebilecek delilleri karar metinlerinden anlatır. Genel çerçeve için SPK’nın sorumluluğu ve tam yargı davası rehberine bakılabilir.
SPK’nın hizmet kusuru nedir?
SPK’nın tazminat sorumluluğunun temel dayanağı hizmet kusuru (idarenin yürüttüğü bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya işleyişindeki nesnel aksaklık) kavramıdır. Danıştay 13. Dairesi’nin 29.04.2024 tarihli, E.2024/356, K.2024/1861 sayılı kararıyla onanan ilk derece gerekçesi kavramı şöyle tanımlar:
“İdarenin mali sorumluluğunun türlerinden biri olan kusurlu sorumluluğun, hizmet kusuru kavramı ile açıklandığı, buradaki kusur kavramının, özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmadığı, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hallerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esaslarının uygulandığı”
Tanımdan iki pratik sonuç çıkar: kusur kişisel ihmal üzerinden değil hizmetin işleyişi üzerinden aranır ve davacı hangi görevin nasıl işlemediğini göstermelidir. Tespit edilmiş bir aykırılığa rağmen tedbirin aylar sonra alınması “geç işleme”, kanunun verdiği bir izleme görevinin hiç yürütülmemesi “hiç işlememe” iddiasıdır; dilekçe hangisine dayandığını açıkça söylemelidir.
Davanın muhatabı da bu nesnel anlayışla uyumludur. Anayasa m.129/5 uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları “ancak idare aleyhine açılabilir”. SPKn m.133/4’e göre Kurul Başkanı, üyeleri ve personeli aleyhine görevleri sebebiyle açılacak her türlü tazminat davası “Kurul aleyhine açılmış sayılır. Bu davalarda husumet Kurula yöneltilir.” Kurul kararlarına karşı idari davalar SPKn m.134 uyarınca idare mahkemelerinde görülür.
Tazminat için hangi koşullar birlikte ispatlanmalı?
Danıştay, SPK aleyhine tazminat için her halkası ayrı ispatlanması gereken bir zincir arar. Bedelli sermaye artırımına ilişkin 22.12.2022 tarihli karar (13. D., E.2016/3806, K.2022/4959) bu zinciri şöyle sayar:
“İdarenin tazminat borcunun doğabilmesi için tam yargı davalarında, davacının kişisel (sübjektif) bir hakkının varlığının yanı sıra, bu hakkının idarenin idarî nitelikteki bir işlem veya eylemi nedeniyle ihlâl edilmesi, bu ihlâl sonucunda bir zararın ortaya çıkması, ihlâlin kural olarak idarenin kusurundan kaynaklanması ve zarar ile idarî işlem veya eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir.”
Hukuka aykırılığın tek başına yetmediği, iptal kararı alınmış dosyalarda bile görülür. Pay alım teklifi muafiyeti veren bir Kurul kararı yargı kararıyla iptal edilmiş, ancak tazminat istemi reddedilmiştir. Danıştay’ın onadığı bölge idare mahkemesi kararında şu tespit yer alır (13. D., E.2022/4781, K.2023/4993, 22.11.2023):
“Her ne kadar 16/08/2018 tarih ve 990/38 sayılı Kurul kararı hukuka aykırı bulunarak, Dairelerince iptaline karar verilmiş ise de, her iptal kararının doğrudan idarenin tazmin sorumluluğunu doğurmayacağı, olayın niteliğine göre değerlendirilmesi gerektiği”
| Koşul | Mahkemenin sorduğu soru | Tipik ispat aracı | İlgili karar |
|---|---|---|---|
| Kişisel hak ve ihlal | Davacının hesabında, sözleşmesinde veya payında somut bir hak var mı? | Hesap ekstresi, MKK kaydı, sözleşme | E.2015/5608 |
| İdari işlem veya eylem | Kurul hangi kararı verdi ya da hangi görevi işletmedi? | Kurul kararı, bülten, yazışma, şikâyet cevabı | E.2005/2625 |
| Hizmet kusuru | Görev kötü, geç ya da hiç mi işledi? | Tarih çizelgesi, denetim ve tedbir kayıtları | E.2024/356 |
| Zarar | Zarar gerçek ve kesinleşmiş mi, başka yoldan karşılanabilir mi? | Tasfiye veya iflas sonucu, fon ödemesi, satış dekontu | E.2015/2033 |
| Uygun illiyet | Zarar Kurul’un davranışından mı, piyasa riskinden ya da yatırımcının kendi kararından mı doğdu? | İşlem geçmişi, risk bildirim formu, emir kayıtları | E.2019/2605, E.2022/4781 |
İlliyet bağı ve zarar neden en zor halka?
Reddedilen davaların çoğunda mahkemeler, Kurul’un görevini yerine getirdiği tespitinin yanında illiyet ya da zarar halkasının da kurulamadığını belirtmiştir. Av. Ahmet Karaca’ya göre bunun nedeni, sermaye piyasasında zararın ilk kaynağının çoğunlukla ihraççı, aracı kurum, fon kurucusu ya da fiyat hareketi olmasıdır. Kaldıraçlı işlemler (forex) serisinde ilk derece mahkemesi, davacıya risklerin bildirildiğini tespit etmiş ve Danıştay bu kararı 21.05.2024 tarihinde onamıştır (13. D., E.2019/2605, K.2024/2305):
“Öte yandan, kaldıraçlı alım satım piyasasında yatırım yapmak üzere hesap açan davacıya yürürlükteki Tebliğ uyarınca risk bildirim formu ve çerçeve sözleşme ile işlem koşullarına yönelik bilgilerin sunulduğu, anılan form ve koşullarda, uygulanan ücret ve komisyonlarla ilgili bilgi verildiği, kaldıraçlı alım satım işlemlerinde zarar riskinin de bulunduğu, yetkili kuruluşun yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceği hususunun dikkate alınması gerektiği, ters fiyat hareketleri sonucunda zarar edilebileceği ve analizlerde hata olabileceği yönünde her türlü uyarının yapılmış olduğunun anlaşıldığı”
Aynı kararda zararın “büyük ölçüde” işlemin doğasındaki ve davacının baştan bildiği riskin gerçekleşmesinden kaynaklandığı, aynı dönemde aynı piyasada kazanç elde edenlerin de bulunduğu belirtilmiştir.
Yatırımcının kendi kararı illiyeti keser. E.2022/4781 dosyasında davacının muafiyet kararından önceki günlerde de yoğun satış yaptığı hesap ekstresinden tespit edilmiş, zarara yol açan satışların Kurul işleminden kaynaklandığının “başka bilgi ve belgelerle de somutlaştırılarak kanıtlanamadığı” kabul edilmiştir. E.2024/356 dosyasında da zararın iptal edilen işlemden değil, davacının 19–20.11.2019 tarihli satışlarından doğduğu belirtilmiştir.
Zararın kesinleşmesi ayrı bir engeldir. İzinsiz halka arz dosyasında (13. D., E.2015/2033, K.2021/5352) ilk derece mahkemesi, yatırımcıların şirket ve yöneticileri aleyhine genel hükümlere göre takip yapma imkânı bulunduğundan “kesinleşmiş gerçek bir zarar” olmadığını kabul etmiş, Danıştay bu kararı onamıştır. Aracı kurum iflası dosyalarında da fondan yasal sınırlar içinde ödeme yapılmış olması ret gerekçeleri arasındadır (13. D., E.2012/3032, K.2017/3740). İflas, tasfiye ya da tazmin süreci sürerken zararın tutarı ve kesinliği ayrıca belgelenmelidir; aracı kurum iflasında varlıkların akıbeti için aracı kurum batarsa hisseler ve nakit ne olur yazısına bakılabilir.
SPK’nın takdir alanı ispatı nasıl sınırlar?
SPK’nın takdir alanı, ispatın neye yöneleceğini belirler: mahkeme Kurul’un yerine geçip daha isabetli bir karar arayamaz, yalnız hukuka uygunluğu denetler. Anayasa m.125’e göre yargı yetkisi “hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz”. Kurul’un bağımsızlığını düzenleyen SPKn m.117/2 de “Kurulun kararları yerindelik denetimine tabi tutulamaz.” der ve hiçbir organın Kurul kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremeyeceğini ekler.
Denetimin kapsamı da kanunla Kurul’a bırakılmıştır. SPKn m.88/2’ye göre “Kurul, denetim faaliyetlerine ilişkin önemlilik ve öncelik ilkeleri ile risk değerlendirmelerinde dikkate alınacak ölçütleri ve uygulama esaslarını belirler.” Denetim, Kurul Başkanı’nın oluşturduğu program uyarınca yürütülür; Başkan program dışı denetim de yaptırabilir. Kanun metninden çıkan sonuç, bu düzenin her kurumun her an denetlenmesini zorunlu kılmadığıdır; “şu şirket neden denetlenmedi” sorusu tek başına kusur ispatı sayılmaz.
Sonradan yapılan düzenleme değişikliği de önceki dönem için kusur kanıtı sayılmadı. Forex serisindeki iki kararda (E.2019/1486 ve E.2019/4341) ilk derece mahkemesi, 14.01.2016 tarihli Tebliğ değişikliklerini Kurul’un görevini “eksik ya da geç yaptığının göstergesi olarak değil”, piyasadaki gelişmelerin izlendiğinin göstergesi olarak değerlendirmiş; Danıştay bu kararları onamıştır.
İspatın ağırlık merkezi bu yüzden açık bir görevin ihlaline kaydırılmalıdır. E.2005/2625 dosyasında kusur, mülga Kanun’un Kurul’a verdiği yayın ve reklamları izleme görevinin hiç yürütülmemesiyle kurulmuştur. Buna karşılık E.2016/3806 dosyasında Danıştay, Kurul’un denetim faaliyetinde “faaliyetin niteliği gereği hukuka aykırı fiilin işlenmesinden sonra yaptırım uygulanabileceği” tespitine yer vermiştir. Av. Ahmet Karaca’ya göre, somut bir aykırılığın Kurul’a intikal ettiği tarih ile Kurul’un harekete geçtiği tarih arasındaki açıklanamayan boşluk, yerindelik değil hukuka uygunluk tartışmasıdır ve ispatın en güçlü zemini budur.
Denetim eksikliği hangi delillerle gösterilir?
Denetim eksikliği, yatırımcının kendi belgeleri ile Kurul’un kayıtlarının aynı tarih çizelgesinde birleştirilmesiyle gösterilir. Aşağıdaki sıra, Av. Ahmet Karaca’nın incelenen kararlardaki ret gerekçelerine karşı önerdiği bir delil planıdır:
- Kurul’un kamuya açık kayıtlarını tarih sırasına koyun. Bültenler, duyurular ve Kurul kararları, aykırılığın ne zaman öğrenildiğini ve tedbirin ne zaman alındığını gösteren birincil belgelerdir.
- Kendi varlığınızı ve zararınızı belgeleyin. Hesap ekstreleri, MKK kayıtları, emirler ve dekontlar olmadan dava, E.2015/5608 dosyasındaki gibi varlığın ispatlanamaması gerekçesiyle düşebilir.
- Bilgi edinme başvurusu yapın. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m.4 “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.” der. Kurum, m.11 uyarınca istenen belgeye erişimi on beş iş günü içinde sağlar; belge kurum içindeki başka bir birimden sağlanacaksa, başka bir kurumun görüşü gerekiyorsa ya da başvuru birden fazla kurumu ilgilendiriyorsa süre otuz iş günüdür. Ret hâlinde m.13’e göre dava açmadan önce tebliğden itibaren on beş gün içinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na itiraz edilebilir; itiraz idari dava açma süresini durdurur. Açıklanması m.19’da sayılan sonuçları doğuracak idari soruşturma belgeleri ve m.23’teki ticari sırlar bu yolun dışında kalır.
- İdareye başvuruda görevi ve tarihi somutlaştırın. İdari eylemden doğan zararda İYUK m.13/1 uyarınca öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulur (ayrıntı: SPK’ya tam yargı davasında süreler).
- Dava içinde belge istenmesini talep edin. İYUK m.20/1’e göre mahkemeler “lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler.” Denetim raporları ve tedbir kararlarının hazırlık yazışmaları bu yolla dosyaya getirtilebilir.
- Bilirkişiyi doğru soruyla sınırlayın. E.2016/3806 dosyasında Danıştay, idarenin mevzuata uygun davranıp davranmadığının ve hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının hâkimce çözülecek hukuki bir mesele olduğunu, bu konuda bilirkişiye başvurulmasının usule aykırı olduğunu belirtmiştir. Bilirkişi, zarar hesabında kullanılabilir.
Sır niteliğindeki belgeler ayrı bir sorundur. SPKn m.135/1’e göre Kurul Başkan ve üyeleri ile personeli, görevleri sırasında öğrendikleri sırları “bu Kanuna ve özel kanunlarına göre yetkili olanlardan başkasına açıklayamaz”. Yurt dışındaki muadil mercilerle bilgi paylaşımını da düzenleyen m.135/2’ye göre ise “Kurulun elde edeceği sır niteliğindeki bilgi ve belgeler, halka arzda, kuruluş ve faaliyet izni verilmesinde, faaliyetlerin denetiminde, düzenlemelere uyulup uyulmadığının izlenmesinde ve Kurul kararlarına karşı açılacak idari davaların görülmesinde kullanılabilir.” Bu kapsamdaki belgeler fıkrada sayılanlar dışında kimseye verilemez. Hüküm yalnız “Kurul kararlarına karşı” açılan davalardan söz ettiği için Kurul’un kendi denetim belgelerine ve hareketsizliğe dayanan tam yargı davasına nasıl uygulanacağı tartışmalıdır. Av. Ahmet Karaca’ya göre bu belirsizlik, zararın mümkün olduğunca belirli bir Kurul kararına ya da karar verilmemesi hâline bağlanmasını ve belgelerin İYUK m.20 yoluyla mahkemeden istenmesini gerektirir.
İspat Danıştay’da nerede tuttu, nerede tutmadı?
İncelenen, SPK aleyhine 26 tam yargı kararının yalnız birinde tazminat kabul edildi. Aşağıdaki tablo, ispat açısından belirleyici Danıştay 13. Dairesi kararlarını gösterir; diğer ret kararları bir sonraki bölümde gerekçe türüne göre anılıyor.
| Karar | Davacının iddiası | Belirleyici tespit | Sonuç |
|---|---|---|---|
| E.2005/2625, K.2005/5753 (02.12.2005) | Yetkisiz bankanın DİBS reklamları izlenmedi | Kurul’un bu konuda herhangi bir işleminin bulunmaması | Kabul, oyçokluğu |
| E.2012/3032, K.2017/3740 (13.12.2017) | Aracı kurum iflası | Denetim yapılmış, önlem alınmış, fondan ödeme yapılmış | Ret onandı |
| E.2015/5608, K.2021/5348 (27.12.2021) | Zamanında denetim yapılmadı | Hisse varlığı belgelenemedi | Ret onandı |
| E.2016/3806, K.2022/4959 (22.12.2022) | Sermaye artırımında yatırımcı korunmadı | Tedbirler zamanında alındı | Ret onandı |
| E.2019/2605, K.2024/2305 (21.05.2024) ve aynı seri | Forex piyasası düzenlenmedi | 2011 düzenlemesi, denetim, risk bildirim formu | Ret onandı |
Danıştay 13. D., E.2005/2625, K.2005/5753, 02.12.2005 (kabul)
Aracılık yetkisi Kurul’ca 1990’da kaldırılan bir bankadan reklamlar üzerine devlet iç borçlanma senedi (DİBS) alan ve bedelini geri alamayan yatırımcının davasına Danıştay ilk derece mahkemesi olarak bakmıştır.
“Yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca, SPK’nun Hazine tarafından ihraç edilen DİBS’nin ikincil piyasa işlemlerinde aracılık yapacaklara faaliyet izni vermek, ayrıca, sermaye piyasasını ilgilendiren her türlü iletişim araçları ile yapılan yayın, duyuru ve reklâmları izlemek ve bunların yanıltıcı olanlarını saptayarak yasaklamak ve gereği yapılmak üzere ilgili kuruluşlara bildirme görevinin bulunduğu kuşkusuzdur.”
İlke: Danıştay önce Kurul’un somut görevini kanundan tespit etmiş, ardından aracılık yetkisi 21.11.1990 tarihli Kurul kararıyla iptal edilen bankanın reklam vererek DİBS sattığını ve SPK’nın bu konuda “herhangi bir işleminin bulunmadığı”nı dosyadan saptamıştır. Kusur, genel bir denetim eleştirisiyle değil, bu iki tespitin birleşmesiyle kurulmuştur. Karar oyçokluğuyla verilmiştir; kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor. Aynı olaya ilişkin sonraki bir dosyada (13. D., E.2017/991, K.2022/3711) idare mahkemesinin kısmen kabul kararı, 5667 sayılı Kanunla doğan yeni hukuki durum gerekçesiyle bozulmuştur.
Uygulamaya etkisi: Av. Ahmet Karaca’ya göre kabul için Kurul’un bildiği ya da kendi kararından bilmesi gereken açık bir aykırılık ile Kurul’un hareketsizliği aynı dosyada belgelenmelidir.
Danıştay 13. D., E.2016/3806, K.2022/4959, 22.12.2022 (ret)
Davacı, halka açık bir şirketin bedelli sermaye artırımlarında küçük yatırımcının korunmadığını ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi bilirkişi raporlarına dayanarak davayı reddetmiştir.
“Gerek 6362 sayılı Kanun, gerek mülga 2499 sayılı Kanun uyarınca, halka açık şirketlerin paylarının halka arzı sırasında şirketlerce hazırlanacak olan izahnamelerin kamunun doğru bilgilendirilmesi çerçevesinde incelenerek Kurul tarafından onaylanacağı, ancak bu onayın izahnamede belirtilen hususlar konusunda Kurulca tekeffülü anlamına gelmeyeceği, izahnameden doğan sorumluluğun şirket yetkililerine ve izahnameyi düzenleyen ve denetleyenlere ait olduğu anlaşılmaktadır.”
İlke: İzahname onayı, izahnamedeki bilgilerin doğruluğunu Kurul’a yüklemez; sorumluluk şirket yetkililerine ve izahnameyi düzenleyip denetleyenlere aittir. Danıştay ayrıca Kurul’un izahnameye ek bilgiler koydurduğunu, aykırılıklar için yaptırım uyguladığını ve tedbirleri zamanında aldığını belirterek reddi onamıştır. Karar, metnine göre karar düzeltme yolu açık olmak üzere verilmiştir; kesinleşme bilgisi yer almıyor.
Uygulamaya etkisi: Kurul’un süreç içinde uyarı, ek açıklama veya yaptırım kararları varsa, davacı bunların neden yetersiz ya da geç kaldığını tarih bazında göstermelidir.
Sık yapılan hatalar: Danıştay’da kaybettiren beş gerekçe
İncelenen kararlardaki ret ve usul gerekçeleri, dava açılmadan önce kontrol edilebilecek beş başlıkta toplanabilir; gruplama ve kontrol notları Av. Ahmet Karaca’nın değerlendirmesidir.
- Kurul’un aldığı tedbiri yok saymak. Aracı kurum iflasına ilişkin E.2011/1333 ve E.2012/3032 dosyalarında Kurul’un denetim görevini yerine getirip önlem aldığı, E.2016/3806 dosyasında tedbirlerin zamanında alındığı tespit edildi. Kontrol: Kurul’un o tarihe kadar aldığı her tedbir sayılmalı ve neden geç ya da yetersiz kaldığı gösterilmelidir.
- Suç duyurusu ve idari para cezasını önemsiz görmek. E.2009/4155 dosyasında ilk derece mahkemesi, Kurul’un şirkete idari para cezası verip suç duyurusunda bulunarak kanuni görevini yerine getirdiğini ve zararla Kurul’un eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını kabul etti; E.2015/2033 dosyasında Kurul’un 2005’e kadar yaptığı suç duyuruları ve bilgilendirme toplantıları saptandıktan sonra kesinleşmiş zarar ve uygun illiyet bulunmadığı sonucuna varıldı. Kontrol: Yaptırımın zararı önleyecek zamanda yapılıp yapılmadığı sorulmalıdır.
- Sunulan risk bildirim formunu hesaba katmamak. Forex serisindeki 15 kararın 12’sinde davacıya risk bildirim formu sunulduğu tespiti ret gerekçeleri arasında yer aldı. Kontrol: Bildirimin içeriği ile gerçekleşen risk karşılaştırılmalıdır.
- Varlığı ve zararı belgelememek. E.2015/5608 dosyasında davacının hisse senetlerinin varlığı hukuken geçerli belgelerle ortaya konulamadı; E.2022/4781 dosyasında zararın yatırımcının kendi satış kararlarından doğduğu kabul edildi. Kontrol: MKK kaydı, ekstre ve emir geçmişi dava öncesinde toplanmalıdır.
- Süreyi ve mahkemeyi kaçırmak. E.2021/3300 dosyasında 2007’de öğrenilen olay için 02.09.2015’te yapılan başvuru süre aşımı nedeniyle sonuçsuz kaldı. Görev ve yetki tartışmaları davayı kaybettirmese de süreci uzattı: Danıştay’a doğrudan açılan bir dava görev yönünden reddedilip idare mahkemesine gönderildi (E.2021/4252), başka bir dosyada iki mahkeme arasındaki yetki uyuşmazlığında Ankara İdare Mahkemesi yetkili görüldü (E.2021/999). Kontrol: İYUK m.13 başvurusu ve yetkili mahkeme dava açılmadan netleştirilmelidir.
Fon krizinde ispat hangi olgulardan başlar?
Fon krizinde denetim eksikliği tartışmasının olgu zemini, SPK’nın 18.09.2026 tarihli resmî açıklamasındaki zaman çizelgesidir. Açıklamaya göre sorunlu fiyat hareketleri “2025 yılı son çeyreğinde” gözlemlenmiş, konu 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi’nde gündeme gelmiş, 3 Aralık 2025’te Kurul bünyesinde çalışma grubu kurulmuş ve Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber 28 Ağustos 2026’da kamuya duyurulmuştur. Fonların tasfiyesine ise 17.09.2026’da, SPKn m.96/1’e dayanılarak karar verilmiştir (Bülten 2026/60).
Bu tarihler olgudur; aradaki sürenin “geç işleme” sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır ve diğer koşullar ispatlanmadıkça tazminat doğurmaz. Bu seri için incelenen kararlar arasında, fon tasfiyesi nedeniyle SPK’ya açılmış bir tam yargı davasında verilmiş Danıştay kararı bulunmuyor. Tasfiye kararının kendisine karşı yol için SPK kararına iptal davası, fondaki değer kaybının tazmin kapsamı için YTM fon zararını karşılar mı yazılarına bakılabilir.
Sık sorulan sorular
“SPK denetlemedi” demek tazminat için neden yetmiyor?
Danıştay hizmet kusurunu hizmetin kötü, geç ya da hiç işlemesi olarak nesnel biçimde tanımlar ve buna ek olarak gerçek bir zarar ile uygun illiyet bağı arar. Genel bir denetim eleştirisi bu halkaları kurmaz; hangi görevin hangi tarihte işlemediği, zararın tutarı ve Kurul’un davranışından doğduğu belgeyle gösterilmelidir.
SPK’nın işlemi iptal edilirse tazminat kendiliğinden doğar mı?
Hayır. Danıştay’ın onadığı kararlarda idari işlemin hukuka aykırı bulunmasının hizmet kusurunu ortaya koyduğu, ancak tek başına yeterli olmadığı belirtilmiştir. Pay alım teklifi muafiyeti iptal edilen dosyalarda tazminat, zararın yatırımcının kendi satış işlemlerinden doğduğu ve doğrudan illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Denetim eksikliği iddiasında davadan önce SPK’ya başvuru gerekir mi?
İdari eylemden doğan zararda evet. İYUK m.13/1 uyarınca eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir; istek reddedilirse ya da otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde dava açılır. Danıştay, 2007’de öğrenilen bir olay için 2015’te yapılan başvuruyu süre aşımı nedeniyle sonuçsuz bırakan kararı onamıştır.
SPK’nın denetim kayıtlarını ve yazışmalarını nasıl elde ederim?
İlk yol 4982 sayılı Kanun kapsamında bilgi edinme başvurusudur; idari soruşturma belgeleri ve ticari sırlar bu yolun dışında kalabilir. Dava açıldıktan sonra İYUK m.20 uyarınca mahkemeden belge istenmesi talep edilebilir. SPKn m.135/2, sır niteliğindeki belgelerin Kurul kararlarına karşı açılan idari davalarda kullanılabileceğini düzenler.
Fon krizinde SPK’ya açılacak tazminat davasının sonucu öngörülebilir mi?
Bugün için hayır. SPK’nın 18.09.2026 tarihli açıklamasındaki zaman çizelgesi bir kusur tartışması için olgu zemini sunar, ancak incelenen kararlar arasında fon tasfiyesi nedeniyle açılmış bir tam yargı davasında verilmiş Danıştay kararı bulunmuyor. Sonuç; zararın kesinleşmesine, zararın Kurul’un davranışına bağlanabilmesine ve sürelere uyulmasına göre değişecektir.
İlgili rehberler
- SPK’nın sorumluluğu: fon krizi ve tam yargı davası
- SPK’ya tam yargı davası: idareye başvuru ve süreler
- SPK kararına iptal davası: fon tasfiyesi dava edilir mi?
- Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM): kapsam, sınır ve başvuru
- Aracı kurum batarsa hisseler ve nakit ne olur?
- Fon krizinde yatırımcı hakları
Kaynaklar
Mevzuat
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.88, 96, 117, 133, 134, 135 — mevzuat.gov.tr
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.125, 129 — mevzuat.gov.tr
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.13, 20 — mevzuat.gov.tr
- 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, m.4, 11, 13, 19, 23 — mevzuat.gov.tr
Kurum kaynakları
- SPK, “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Düzenleme Sürecine İlişkin Açıklama”, 18.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK Bülteni 2026/60, 17.09.2026 — spk.gov.tr
Yargı kararları
Tüm kararlar Danıştay 13. Dairesi kararıdır; tam metinler belge numarasıyla karararama.danistay.gov.tr üzerinden erişilebilir.
- E.2005/2625, K.2005/5753, 02.12.2005 — belge no 18264700 — karar metni
- E.2009/4155, K.2011/2326, 18.05.2011 — belge no 45478700 — karar metni
- E.2011/1333, K.2017/3734, 12.12.2017 — belge no 585429400 — karar metni
- E.2012/3032, K.2017/3740, 13.12.2017 — belge no 585388100 — karar metni
- E.2015/2033, K.2021/5352, 27.12.2021 — belge no 735417100 — karar metni
- E.2015/5608, K.2021/5348, 27.12.2021 — belge no 784157200 — karar metni
- E.2016/3806, K.2022/4959, 22.12.2022 — belge no 882120600 — karar metni
- E.2017/991, K.2022/3711, 19.10.2022 — belge no 866247800 — karar metni
- E.2019/1486, K.2024/864, 20.02.2024 — belge no 1125617100 — karar metni
- E.2019/2605, K.2024/2305, 21.05.2024 — belge no 1162746800 — karar metni
- E.2019/4341, K.2024/863, 20.02.2024 — belge no 1124756500 — karar metni
- E.2021/3300, K.2023/4728, 13.11.2023 — belge no 1070619000 — karar metni
- E.2021/4252, K.2021/3189, 06.10.2021 — belge no 693605300 — karar metni
- E.2021/999, K.2021/1026, 23.03.2021 — belge no 867388400 — karar metni
- E.2022/4781, K.2023/4993, 22.11.2023 — belge no 1087707800 — karar metni
- E.2024/356, K.2024/1861, 29.04.2024 — belge no 1159895500 — karar metni
Güncelleme notu: 29.09.2026 — ilk yayın.
Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti
SPK’nın denetim eksikliği nedeniyle zarara uğradığınızı ve bunu nasıl ispatlayacağınızı mı düşünüyorsunuz?
SPK’nın denetim eksikliğinden kaynaklandığını düşündüğünüz bir zararın ispatı ve tam yargı davası hazırlığı konusunda avukatlık ve danışmanlık hizmeti almak için Av. Ahmet Karaca’ya ulaşabilirsiniz.
Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com
Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), kripto varlık hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.
Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası
Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.
