Son güncelleme: · İlk yayın: 29.09.2026 · Hazırlayan: Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu (Sicil No 92414) · Baro levhasında doğrula
17.09.2026 tarihli tasfiye kararlarından sonra fon yatırımcılarının bir kısmı, SPK’nın denetim ve tedbirlerinin geç ya da yetersiz kaldığını düşünerek Kurul’dan tazminat istemeyi değerlendiriyor. SPK’nın hangi koşullarda sorumlu tutulabileceği SPK’nın sorumluluğu rehberinde ele alındı; bu yazı yalnız usule, yani başvuru sırasına ve sürelere odaklanıyor.
İdari yargıda süre kaçırılırsa dava esasa girilmeden reddedilir (İYUK m.15/1-b). Danıştay 13. Dairesinin 2021/3300 sayılı dosyasında SPK’ya karşı ağır hizmet kusuru iddiası bu nedenle hiç incelenmedi. Aşağıda İYUK m.7, 10, 11, 12 ve 13’ün fon krizine nasıl uygulandığı, iki ayrı öğrenme tarihine göre hazırlanmış bir süre tablosuyla gösteriliyor.
Süre neden zararın kaynağına göre değişir?
SPK’ya karşı açılacak tam yargı davasında usul ve süre, zararın bir idari işlemden mi yoksa bir idari eylemden mi doğduğuna göre değişir. İYUK m.2/1-(b), tam yargı davasını “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan” dava olarak tanımlar. İşlemden doğan zarar İYUK m.12’ye, eylemden doğan zarar İYUK m.13’e tabidir ve iki yolun takvimi birbirinden çok farklıdır.
Fon krizinde iki ayrı zarar iddiası öne çıkıyor. Birincisi, zararın doğrudan 17.09.2026 tarihli tasfiye kararından doğduğu iddiasıdır; bu işlem kaynaklı bir iddiadır ve süresi iptal davasıyla aynı 60 günlük takvime bağlıdır. Tasfiye kararına karşı dava ve son gün hesabı SPK kararına iptal davası yazısında ayrıntılı anlatıldı. İkincisi, SPK’nın sorunlu fiyat hareketlerini fark ettiği hâlde denetim ve tedbirde geç kaldığı iddiasıdır. SPK’nın 18.09.2026 açıklamasına göre bu hareketler 2025’in son çeyreğinde gözlemlenmiş, konu 02.12.2025’te Finansal İstikrar Komitesi gündemine gelmiştir. Böyle bir iddia tek bir işlemden çok idarenin hareket tarzına yöneliktir; Av. Ahmet Karaca’ya göre m.13’teki ön başvuru usulüne tabi tutulması beklenir, ancak nitelendirme tartışmaya açık olduğu için iki takvim birlikte gözetilmelidir.
| Zarar iddiası | Nitelik | Dayanak | Önce SPK’ya başvuru | Süre |
|---|---|---|---|---|
| Tasfiye kararından (57/1707, 57/1708) doğan zarar | İşlem | İYUK m.12, m.7 | Zorunlu değil; m.11 başvurusu isteğe bağlı | 60 gün; bülten ilanı esas alınırsa son gün 16.11.2026 |
| Denetim ve tedbirde gecikme iddiası | Eylem | İYUK m.13 | Zorunlu | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde eylemden 5 yıl; ret veya 30 günlük sessizlikten sonra 60 gün |
| Önce iptal kazanıp sonra tazminat istemek | İşlem | İYUK m.12 | m.11 başvuru hakkı saklı | İptal kararının tebliğinden veya işlemin icrasından itibaren dava süresi |
| Adli yargıda açılıp görevden reddedilen dava | Eylem veya işlem | İYUK m.9, m.13/2 | m.13 başvurusu aranmaz | Görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün; idari dava süresi henüz dolmamışsa o süre de kullanılabilir (m.9/2) |
Denetim eksikliğine dayanan davalarda uygulama da bu sırayı izliyor: Danıştay 13. Dairesinin 2021/999 ve 2021/4252 sayılı dosyalarında davacılar önce idareye başvurmuş, başvurunun reddi üzerine dava açmıştır. Tazminatın SPK’dan istenmesi, fondaki değer kaybının Yatırımcı Tazmin Merkezi’nden karşılanabileceği anlamına da gelmez; bu ayrım YTM’nin fon zararını karşılayıp karşılamadığını anlatan yazıda ele alındı.
Eylemden doğan zararda SPK’ya ne zaman başvurulmalı?
Eylemden doğan zararda dava açmadan önce SPK’ya başvurmak zorunludur ve bu başvuru iki süreyle sınırlıdır. İYUK m.13/1’e göre idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar, “bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.”
İki süre birlikte işler ve hangisi önce dolarsa o belirleyicidir. Bir yıllık süre öğrenmeye, beş yıllık süre eylemin kendisine bağlıdır. Fon krizinde eylem tarihi olarak SPK’nın açıklamasındaki 2025’in son çeyreği esas alınırsa beş yıllık üst sınır 2030’un son çeyreğine uzanır; pratikte belirleyici olan bir yıllık öğrenme süresidir.
Başvurunun içeriği de sonucu etkiler. Kanun idareden “haklarının yerine getirilmesini” istemeyi arar; Av. Ahmet Karaca’ya göre dilekçe zarara yol açtığı ileri sürülen eylemi, zarar kalemlerini ve istenen tutarı açıkça göstermeli, tazminat talebi içermeyen bir şikâyet veya bilgi edinme başvurusundan ayrı tutulmalıdır. Zararın tutarı henüz kesinleşmemişse fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak bir tutar istenebilir; Danıştay 13. Dairesinin 2021/4252 sayılı dosyasındaki davacılar da “fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik” 1.500 TL istemiştir.
Süre hesap tablosu: 17 ve 18 Eylül 2026 senaryoları
Fon krizinde öğrenme tarihi olarak en çok öne çıkan iki gün 17 ve 18 Eylül 2026’dır; dosyadaki olgulara göre daha erken bir tarihin esas alınması da ihtimal dışı değildir. 17.09.2026, tasfiye kararlarının Bülten 2026/60 ve 2026/61 ile yayımlandığı gündür. 18.09.2026 ise SPK’nın rehber düzenleme sürecine ilişkin açıklamasını yayımladığı ve sorunlu fiyat hareketlerini 2025’in son çeyreğinde gözlemlediğini duyurduğu gündür.
Hangi tarihin öğrenme sayılacağı tartışmalıdır. Zararın ancak tasfiye tamamlandığında belli olacağı ve sürenin o tarihten başlaması gerektiği de savunulabilir; azami tasfiye süresi 59/1710 sayılı kararla 6 aya çıkarılmıştır. Ancak m.13/1 zararın kesinleşmesinden değil eylemin öğrenilmesinden söz ettiği için ihtiyatlı plan en erken tarihe göre yapılır.
| Adım | Dayanak | Senaryo A: öğrenme 17.09.2026 (Perşembe) | Senaryo B: öğrenme 18.09.2026 (Cuma) |
|---|---|---|---|
| SPK’ya başvuru için bir yıllık sürenin ihtiyatlı son günü | İYUK m.13/1, m.8 | 17.09.2027 Cuma | 18.09.2027 Cumartesi; İYUK m.8/2 son günü izleyen çalışma gününe, 20.09.2027 Pazartesi’ye uzatır; ihtiyatlı plan yine 17.09.2027 |
| Beş yıllık üst sınır | İYUK m.13/1 | Eylem 2025’in son çeyreği kabul edilirse 2030’un son çeyreği; bir yıllık süre daha önce dolar | Aynı |
| SPK’nın cevap süresi | İYUK m.13/1 | Başvuruyu izleyen günden itibaren 30 gün; sessizlik ret sayılır | Aynı |
| Dava açma süresi | İYUK m.13/1, m.7/1 | Ret işleminin tebliğini izleyen günden ya da 30 günlük sürenin bittiği tarihten itibaren 60 gün | Aynı |
| Hesap örneği: başvuru dilekçesi 13.10.2026 Salı SPK kayıtlarına giriyor (varsayımsal tarih) | İYUK m.8, m.13/1 | 30 günlük cevap süresi 14.10.2026’da başlar, 12.11.2026 Perşembe biter; cevap gelmezse 60 günlük dava süresi 13.11.2026’da başlar ve son gün 11.01.2027 Pazartesi olur | Başvuru tarihi aynıysa sonuç değişmez |
| Karşılaştırma: tasfiye kararından doğan zarar | İYUK m.12, m.7 | Bülten ilanı esas alınırsa 16.11.2026 Pazartesi | Öğrenme 18.09.2026 sayılsa bile ihtiyatlı son gün 16.11.2026 |
Gün sayımı İYUK m.8’e dayanır: süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden işlemeye başlar, tatil günleri süreye dâhildir ve son gün tatile rastlarsa süre izleyen çalışma gününün bitimine uzar. Örnekteki 60 günlük süreye 1 Ocak tatili girer ama son gün çalışma günüdür; 30 günün bittiği gün de sayıma katılsa 60. gün 10.01.2027 Pazar’a düşer ve m.8/2 ile yine 11.01.2027’ye uzar. Örnek, dilekçenin 13.10.2026’da SPK’ya ulaştığı varsayımına dayanır; Av. Ahmet Karaca’ya göre posta ile yapılan başvuruda hesabı SPK’ya ulaşma tarihine göre yapmak daha güvenlidir. Bir yıllık sürenin tam olarak hangi gün bittiği konusunda tartışma yaşamamak için başvuru, öğrenme tarihinin bir yıl sonraki karşılığından önce yapılmalıdır.
SPK cevap vermez veya reddederse dava süresi nasıl işler?
SPK başvuruyu açıkça reddederse dava süresi ret işleminin tebliğini izleyen günden, hiç cevap vermezse 30 günlük sürenin bittiği tarihten itibaren işler; her iki durumda süre İYUK m.7/1 uyarınca 60 gündür. Kısmi ret de aynı sonucu doğurur, çünkü m.13/1 dava yolunu “Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde” açar.
İdarenin sessizliğine ilişkin genel kural İYUK m.10/2’dedir: 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İdarenin bu süre içinde verdiği cevap kesin değilse ilgili bu cevabı ret sayarak dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir; beklerse dava açma süresi işlemez, ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Otuz günlük cevap süresi 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunla m.10, m.11 ve m.13’te altmış günden otuz güne indirildi; daha eski kaynaklardaki 60 günlük bekleme hesabı artık geçerli değildir.
m.10/2’nin son cümlesi bir güvenlik ağı içerir: dava açılmamış veya dava süreden reddedilmişse ve yetkili makam 30 günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verirse, cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabilir. Bu kuralın m.13 başvurularında hangi ölçüde uygulanacağı bu yazının dayandığı Danıştay kararlarında tartışılmamıştır. Av. Ahmet Karaca’ya göre sessizlikten sonra geç bir cevap beklemek yerine 30 günün bitiminden itibaren işleyen 60 günlük süre esas alınmalıdır.
İYUK m.11 süreyi durdurur mu, CİMER başvurusu yeter mi?
İYUK m.11, bir idari işleme karşı işlemeye başlamış dava süresini durduran isteğe bağlı bir başvuru yoludur; eylemden doğan zarardaki zorunlu m.13 başvurusunun yerini tutmaz. m.11/1’e göre ilgililer, dava açmadan önce işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını “üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde” isteyebilir ve bu başvuru “işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.”
Durdurma etkisi sınırlıdır. SPK 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır (m.11/2); ret veya zımni ret hâlinde süre yeniden işler ve “başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır” (m.11/3). Örneğin 60 günlük sürenin 20 günü geçtikten sonra başvurulursa, ret üzerine kalan 40 gün işlemeye devam eder; süre yeniden 60 gün olarak başlamaz. İYUK m.12’nin son cümlesi, önce iptal sonra tam yargı yolunda da m.11 başvuru hakkını saklı tutar.
CİMER üzerinden yapılan bir başvurunun m.11 anlamında işlemi yapmış olan makama yapılmış sayılıp sayılmayacağı konusunda bu yazının dayandığı Danıştay kararlarında bir değerlendirme yoktur. Kanun metni istemin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan yapılmasını arar. Av. Ahmet Karaca’ya göre, Kurul’a emir ve talimat verilemeyeceğini düzenleyen SPKn m.117/2 karşısında SPK kararları için bu makam SPK’nın kendisidir; süreyi korumak isteyen yatırımcı başvurusunu doğrudan SPK’ya, tarihli ve belgelenebilir biçimde yapmalı; aracı bir kanal üzerinden yapılan başvurunun süreyi durdurduğunu varsaymamalıdır.
Dava hangi mahkemede ve kime karşı açılır?
SPK aleyhine tam yargı davası idare mahkemesinde açılır. SPKn m.134 “Kurul kararlarına karşı açılacak idari davalar idare mahkemelerinde görülür.” der; denetim eksikliğine dayanan tam yargı davalarında Danıştay ilk derece mahkemesi değildir (2021/4252). Davanın hasmı Kurul’dur; SPKn m.133/4’e göre Kurul Başkanı, üyeleri ve personeli aleyhine görevleri sebebiyle açılacak her türlü tazminat davası da “Kurul aleyhine açılmış sayılır” ve “husumet Kurula yöneltilir.”
Yetkili mahkeme İYUK m.36’ya göre belirlenir. İdari sözleşmeler dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkeme, zarar bir hizmetten veya eylemden doğmuşsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer, diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesidir. İşlem davalarında m.32/1 işlemi yapan merciin bulunduğu yeri esas alır ve m.32/2’ye göre yetki kamu düzenindendir.
Yetki konusunda bir belirsizlik not edilmelidir: SPKn m.117/1 “Kurulun merkezi İstanbul’dadır” der, 2026 tarihli SPK bültenlerinin antetinde ise merkez adresi Ankara’dır. Danıştay’ın aşağıdaki 2021 tarihli iki kararı denetim eksikliğine dayanan davalarda Ankara İdare Mahkemesi’ni gösterdiğinden, somut davada yetki ayrıca değerlendirilmelidir.
Süre, yetki ve görev: üç Danıştay kararı
Danıştay 13. Dairesinin üç kararı, SPK’ya karşı tam yargı davalarında usul engellerinin nasıl işlediğini gösterir: biri süre, biri yetki, biri görev yönündendir.
| Merci | Tarih | E./K. | Konu | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Danıştay 13. Daire | 13.11.2023 | E.2021/3300, K.2023/4728 | Süre (İYUK m.13) | Süre aşımından ret onandı |
| Danıştay 13. Daire | 23.03.2021 | E.2021/999, K.2021/1026 | Yetki (İYUK m.36/a) | Ankara İdare Mahkemesi yetkili |
| Danıştay 13. Daire | 06.10.2021 | E.2021/4252, K.2021/3189 | Görev | Görev yönünden ret, dosya Ankara İdare Mahkemesi’ne |
Danıştay 13. Daire, E. 2021/3300, K. 2023/4728, 13.11.2023
Olay: Davacı, SPK’nın bir şirketler grubuna karşı kayıt tutma ve denetim görevlerini yerine getirmediğini ileri sürerek ağır hizmet kusuruna dayalı maddi ve manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi, davacının benzer taleplerle SPK aleyhine daha önce açtığı çok sayıda davayı dikkate alarak şu sonuca varmıştır:
davacının söz konusu şirket ile ilgili olarak iddia olunan denetim ve gözetim görevinin ihlâline ilişkin idari işlem veya eylemleri 2007 yılı itibarıyla öğrenmiş olduğunun açık olduğu, belirtilen tarihten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ilgili maddelerinde öngörülen süreler içerisinde yapılması gereken idari başvurunun bu süre geçirildikten çok sonra 02/09/2015 tarihinde aynı gerekçelerle yeni bir miktar belirlenerek yapıldığı, bu başvurunun zımnen reddi sonrası açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmadığı
İlke: Başvurunun zımnen reddinden sonra açılan davanın esası incelenmedi; bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti, Danıştay kararı onadı. Karar metninde “kesin olarak oybirliğiyle karar verildi” ifadesi yer alıyor.
Uygulamaya etkisi: Öğrenme tarihi yalnız davacının beyanına göre değil, dosyadaki olgulara göre belirlenir; aynı konuda daha önce yapılmış başvurular ve açılmış davalar öğrenmenin kanıtı sayılabilir. Süre geçtikten sonra aynı gerekçelerle yeni bir tutar belirlenerek yapılan başvuru da davayı kurtarmamıştır.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/999, K. 2021/1026, 23.03.2021
Olay: Bir yatırımcı, sahip olduğu payların başka bir şirketin paylarıyla birleştirilmesi sürecinde SPK’nın yatırımcıları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek 06.11.2020’de SPK’ya başvurmuş, başvurunun reddi üzerine 241.137,00 TL’nin yasal faiziyle ödenmesi istemiyle dava açmıştır. İki idare mahkemesinin yetki konusunda farklı sonuca varması üzerine yetkili yeri Danıştay belirlemiştir.
Bu itibarla, davalı idarenin yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının denetlenmesine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla açılan davanın, zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili olan mahkemede görüleceği, uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanun’un 36/a maddesi uyarınca Ankara İdare Mahkemesi’nin yetkili olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
İlke: Tam yargı davasında yetki, zararın dayanağı olarak gösterilen işlemi yapan idareye göre belirlenir; SPK’nın işlemleri gösterildiğinde İYUK m.36/a uyarınca Ankara İdare Mahkemesi yetkili görülmüştür. Kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor.
Uygulamaya etkisi: Yetkisiz mahkemeye açılan dava İYUK m.15/1-(a) uyarınca yetki yönünden reddedilip yetkili mahkemeye gönderilir. Dava bu yüzden düşmez, ama yetkili mahkemenin dilekçede baştan doğru seçilmesi yargılamayı bu ara aşamadan kurtarır.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/4252, K. 2021/3189, 06.10.2021
Olay: Bir kripto varlık platformunun faaliyetleri nedeniyle zarara uğradıklarını ileri süren davacılar, denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmediklerini iddia ettikleri iki bakanlık ile bir kurula başvurmuş, başvuruların reddi üzerine davayı doğrudan Danıştay’da açmıştır.
Bu itibarla, davacılar tarafından davalı idarelerin yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için mevzuatla kendilerine verilen gözetim ve denetime ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini talep edildiğinden, açılan tam yargı davasının 2575 sayılı Kanun gereğince ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından bakılacak uyuşmazlıklar arasında yer almadığı ve zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili olan Ankara İdare Mahkemesi’nce çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
İlke: Denetim ve gözetim yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddiasına dayanan tam yargı davaları, ilk derece olarak Danıştay’da görülecek davalar arasında değildir; genel görevli idare mahkemesinde açılmalıdır. Kesinleşme bilgisi karar metninde yer almıyor.
Uygulamaya etkisi: İdari yargı içinde yanlış yerde açılan dava görev yönünden reddedilip görevli mahkemeye gönderilir (İYUK m.15/1-a). Adli yargıda açılan dava ise reddedilir; bu durumda İYUK m.9’daki 30 günlük süre ve m.13/2’deki istisna devreye girer.
Süre hesabında sık yapılan hatalar
“SPK’ya şikâyet ettim, tazminat için de başvurmuş sayılırım.” Şikâyet Kurul’un denetim ve yaptırım yetkisini harekete geçirmeye yöneliktir; İYUK m.13 ise idareden “haklarının yerine getirilmesini” istemeyi arar. Tazminat talebi ve tutarı içermeyen bir şikâyetin m.13 başvurusu sayılacağına güvenmek risklidir.
“Zararım netleşmeden süre başlamaz.” m.13/1’deki bir yıllık süre zararın kesinleşmesine değil eylemin öğrenilmesine bağlıdır; tutar belli değilse başvuru fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak süresi içinde yapılabilir.
“SPK cevap verene kadar beklerim.” 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve 60 günlük dava süresi işlemeye başlar (İYUK m.13/1).
“Davayı asliye ticaret mahkemesinde açarım, görevsizlik kararı çıkarsa idare mahkemesine geçerim.” SPK’ya karşı dava idari yargıdadır (SPKn m.134). Adli yargıdaki dava görev yönünden reddedilirse İYUK m.9’a göre kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir ve m.13/2 uyarınca idareye başvuru şartı aranmaz; ancak görevsizlik kararının kesinleşmesine kadar geçen zaman kaybedilmiş olur.
Sık sorulan sorular
SPK’ya dava açma süresi ne kadar?
Dava açma süresi İYUK m.7 uyarınca idare mahkemesinde 60 gündür; ancak tazminat davasında bu süre belirli bir aşamadan sonra başlar. Zarar bir işlemden doğuyorsa süre işlemin ilanı veya yazılı bildirimiyle, bir eylemden doğuyorsa SPK’ya yapılan başvurunun reddi ya da 30 gün cevapsız kalmasıyla işler. Eylemde başvurunun kendisi de öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde yapılmalıdır.
SPK’ya tazminat davası açmadan önce idareye başvurmak şart mı?
Zarar denetim eksikliği gibi bir idari eylemden doğuyorsa evet; İYUK m.13 dava açmadan önce SPK’ya başvurup hakkın yerine getirilmesini istemeyi zorunlu kılar. Zarar tasfiye kararı gibi bir işlemden doğuyorsa ön başvuru zorunlu değildir; İYUK m.12 doğrudan tam yargı davasına veya iptal ile tam yargının birlikte istenmesine izin verir. Nitelendirme tartışmalıysa süre iki ihtimale göre de planlanmalıdır.
SPK başvuruma cevap vermezse ne olur?
SPK başvuruyu otuz gün içinde cevaplamazsa istek reddedilmiş sayılır ve 60 günlük dava açma süresi bu otuz günün bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 2021’deki kanun değişikliğiyle idarenin cevap süresi altmış günden otuz güne indirildiği için eski kaynaklardaki altmış günlük bekleme hesabı kullanılmamalıdır. İYUK m.10/2’ye göre kesin olmayan bir cevap gelirse bekleme süresi başvurudan itibaren dört ayı geçemez.
CİMER başvurusu dava süresini durdurur mu?
Bunu güvenle söylemek mümkün değildir. İYUK m.11 süreyi durduran başvurunun üst makama, üst makam yoksa işlemi yapan makama yapılmasını arar; SPK kararları için bu makam SPK’dır. CİMER üzerinden yapılan bir başvurunun bu nitelikte sayılıp sayılmayacağına ilişkin incelenen Danıştay kararlarında bir değerlendirme bulunmadığından, başvurunun doğrudan SPK’ya yazılı ve tarihli olarak yapılması daha güvenlidir.
SPK’ya tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Dava idare mahkemesinde açılır; SPKn m.134 Kurul kararlarına karşı idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini düzenler ve denetim eksikliğine dayanan tam yargı davalarında Danıştay ilk derece mahkemesi değildir. Yetki İYUK m.36’ya göre zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkemeye göre belirlenir. Danıştay 13. Dairesi 2021 tarihli iki kararında bu tür davalarda Ankara İdare Mahkemesi’ni yetkili ve görevli yer olarak göstermiştir.
Fon krizinde öğrenme tarihi hangi gün kabul edilir?
Kesin bir cevap yoktur ve bu nokta tartışmalıdır. Tasfiye kararlarının yayımlandığı 17.09.2026, SPK’nın sorunlu fiyat hareketlerini 2025’in son çeyreğinde gözlemlediğini açıkladığı 18.09.2026 ya da tasfiyenin tamamlandığı tarih ileri sürülebilir. Mahkeme öğrenme tarihini dosyadaki olgulardan belirlediği için ihtiyatlı plan en az 17.09.2026’yı esas alır ve başvuruyu 17.09.2027’den önce yapar; daha erken bir öğrenme tarihi de ileri sürülebileceğinden başvuruyu geciktirmemek gerekir.
Süreyi kaçırırsam ne olur?
Süresinde yapılmayan başvuru veya açılmayan dava, esasına girilmeden süre aşımı nedeniyle reddedilir (İYUK m.15/1-b). Danıştay 13. Dairesinin 2021/3300 sayılı dosyasında SPK’ya karşı ağır hizmet kusuru iddiası bu nedenle hiç incelenmemiştir. Süre dolduktan sonra aynı talebi yeni bir tutarla tekrarlamak da süreyi yeniden başlatmaz; bu yüzden hesap en erken öğrenme tarihine göre yapılmalıdır.
İlgili rehberler
- SPK’nın Sorumluluğu: Fon Krizi ve Tam Yargı Davası
- SPK Kararına İptal Davası: Fon Tasfiyesi Dava Edilir mi?
- YTM Fon Zararını Karşılar mı? Tasfiye Edilen 131 Fon
- Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM): Kapsam, Sınır ve Başvuru
- Fon krizinde tasfiye edilen fonlarda yatırımcı hakları
- İdare hukuku ve idari davalar
Kaynaklar
Mevzuat
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 15, 32, 36 — mevzuat.gov.tr (erişim 27.09.2026)
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, m.117, 133, 134 — mevzuat.gov.tr (erişim 27.09.2026)
Kurum kaynakları
- SPK Bülteni 2026/60, 17.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK Bülteni 2026/61, 17.09.2026 — spk.gov.tr
- SPK Bülteni 2026/62, 20.09.2026 (59/1710 sayılı süre kararı) — SPK bülten listesi
- SPK açıklaması, yatırım fonlarına ilişkin rehber düzenleme süreci, 18.09.2026 — spk.gov.tr
Yargı kararları
- Danıştay 13. Daire, E. 2021/3300, K. 2023/4728, 13.11.2023 — belge no 1070619000 — karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. Daire, E. 2021/999, K. 2021/1026, 23.03.2021 — belge no 867388400 — karararama.danistay.gov.tr
- Danıştay 13. Daire, E. 2021/4252, K. 2021/3189, 06.10.2021 — belge no 693605300 — karararama.danistay.gov.tr
Güncelleme notu: 29.09.2026 — ilk yayın.
Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti
SPK’ya tazminat başvurusu için sürenizi mi hesaplıyorsunuz?
SPK aleyhine tam yargı davasında idareye başvuru ve dava sürelerinizi netleştirmeniz gerekiyorsa, avukatlık ve danışmanlık hizmeti için Av. Ahmet Karaca’ya ulaşabilirsiniz.
Av. Ahmet Karaca · 0531 336 09 81 · ahmet@pegahukuk.com
Av. Ahmet Karaca
Av. Ahmet Karaca, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No 92414, TBB No 234456), kripto varlık hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında çalışan bir avukattır; PEGA Hukuk & Danışmanlık (Kartal/İstanbul) bünyesinde görev yapmaktadır. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur; Duke University (Blockchain/DeFi), Politecnico di Milano (AI & Legal Issues) ve Lund University (AI & Law) sertifika programlarını tamamlamış, Udemy’de blockchain hukuku dersi vermekte ve Haberler.com’da köşe yazıları yazmaktadır.
Profil ve yayınlar · LinkedIn · İstanbul Barosu levhası
Bu içerik Av. Ahmet Karaca tarafından hazırlanmış ve hukuki doğruluğu kontrol edilmiştir. Kaynak gösterirken: pegahukuk.com — Av. Ahmet Karaca.
