Bir kripto dosyasında en pahalı kâğıt, çoğu zaman iddianame değil, soruşturmanın ilk günlerinde alınan elkoyma kararıdır. Karar birkaç saatte çıkar; savcı talebi yazar, sulh ceza hâkimi gerekçeyi büyük ölçüde talepten aktararak onaylar ve platform aynı gün hesabı kilitler. Oysa CMK 128, bu birkaç saatin arkasına birbirine zincirlenmiş altı şart koyar: katalogda yer alan bir suç, suçun işlendiğine dair somut delile dayanan kuvvetli şüphe, malvarlığının o suçtan elde edildiğine dair aynı ağırlıkta bir şüphe, ilgili kurumdan alınmış bir değer raporu, hâkim kararı ve ölçülü bir kapsam. Halkalardan biri kopuksa karar da kopar. Bu yazı o zinciri halka halka denetlemeyi ve kripto dosyalarında en çok sonuç veren savunmayı, yani varlığın meşru kaynağının ispatını, dosya düzeniyle birlikte anlatıyor.
Yazı, kripto varlık soruşturmalarında koruma tedbirlerini bir bütün olarak ele aldığımız rehberin elkoyma bölümüdür. Elkonulan varlığın fiilen nerede beklediği, Tether’in kara listesi, değer kaybı ve iade gibi teknik sorular elkoyma ve müsadere yazısında; kararın itiraz yolu ise itiraz dilekçesi ve gerekçe kalıplarıyla ayrı bir yazıda işlendi. Burada odak, kararın kendisidir: hangi şartla verilebilir, hangi şart eksikse nasıl düşer.
Maddenin kurduğu düzen: bir tedbir, altı şart
CMK 128, ceza muhakemesinin en ağır malvarlığı tedbiridir. Sıradan elkoyma (CMK 123 ve 127) ispat aracı olan ya da müsadereye konu olabilecek eşyayı muhafaza altına alırken, 128 kişinin taşınmazına, banka hesabına, alacağına, şirket payına ve “diğer malvarlığı değerlerine” uzanır. Kanun koyucu bu genişliğin karşılığında şartları ağırlaştırmıştır. Maddenin ilk fıkrası şöyle başlar:
“Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; a) Taşınmazlara, b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, e) Kıymetli evraka, f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, g) Kiralık kasa mevcutlarına, h) Diğer malvarlığı değerlerine, elkonulabilir. Somut olarak belirlenen bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir.”
CMK m. 128/1, birinci ve ikinci cümle
Aynı fıkranın devamı, kararın alınabilmesi için “ilgisine göre” BDDK, SPK, MASAK, Hazine ve Kamu Gözetimi Kurumu’ndan “suçtan elde edilen değere ilişkin rapor” alınmasını şart koşar; rapor en geç üç ayda hazırlanır, zorunlu hâllerde iki ay uzatılabilir. İkinci fıkra tedbirin uygulanabileceği suçları sayar. Dokuzuncu fıkra ise kararı münhasıran hâkime bırakır: “Bu madde hükmüne göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.”
Kripto varlık bu listede adıyla geçmez. Platformdaki bakiye çoğu kararda (c) bendindeki “diğer malî kurumlardaki hesap” ya da (d) bendindeki “hak ve alacak” olarak, kişisel cüzdandaki varlık ise (h) bendindeki “diğer malvarlığı değeri” olarak nitelendirilir. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren 128/A, kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabı ilk kez kanun metninde anarak bu nitelendirmeyi dolaylı biçimde teyit etmiştir. Hangi bendin seçildiği önemsiz değildir: (c) bendine giren hesaplar için kararın bildirilme usulü (128/5) ve bildirimden sonra yapılan işlemlerin geçersizliği hükmü devreye girer; (h) bendindeki bir kişisel cüzdan içinse kararın fiilen nasıl icra edileceği sorusu açıkta kalır. Bu teknik farkı elkonulan kriptonun nerede beklediğini anlattığımız yazıda ayrıntısıyla ele aldık.

İlk soru: karar hangi yoldan geçmiş?
Kripto varlığa yönelen malvarlığı tedbirleri artık tek bir maddeden çıkmıyor. Aynı platform hesabı, dosyanın niteliğine göre dört ayrı hukuki yoldan kilitlenebilir ve her yolun şartı, süresi, itiraz mercii farklıdır. Savunmanın ilk işi kararın hangi kapıdan geçtiğini ve o kapının şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığını tespit etmektir. Uygulamada en sık gördüğümüz hata, yolun yanlış seçilmesidir: yasadışı bahis dosyasında 128/A askısı, aklama şüphesinde 5549 sayılı Kanun’un 17. maddesi yerine doğrudan 128, ya da hâkim kararı beklemeden savcının 127. maddeye dayanarak platforma yazdığı “bloke” yazısı.
| Ölçüt | CMK 128 | CMK 128/A | 5549 s.K. m. 17 | CMK 123/127 |
|---|---|---|---|---|
| Kim karar verir | Yalnızca hâkim (128/9) | Askı: kurumun kendisi; elkoyma: hâkim, gecikmede savcı (24 saatte hâkim onayı) | Hâkim; gecikmede savcı (24 saatte hâkim onayı) | Hâkim; gecikmede savcı, savcıya ulaşılamazsa kolluk amiri (24/48 saat onay) |
| Şüphe derecesi | Somut delile dayanan kuvvetli şüphe (suç + elde edilme) | Makul şüphe | Kuvvetli şüphe | Muhafaza için “yararlı görülme”; müsadere konusu olma |
| Suç sınırı | 128/2 kataloğu | TCK 142/2-e, 158/1-f ve l, 245 | Aklama (TCK 282) ve terörün finansmanı | Katalog yok |
| Rapor şartı | Var; karar öncesi | Aranmaz (128/A-4) | Savcı kararında onaydan sonra 3 ayda alınır; alınamazsa karar hükümsüz | Yok |
| Süre sınırı | Kanunda yok; ölçülülük denetimi | Askı en çok 48 saat | Kanunda yok | Kanunda yok |
| Denetim yolu | İtiraz (CMK 267 vd.), CMK 131 iade talebi | Savcıya başvuru (24 saat), elkoymada itiraz | İtiraz | İtiraz; 127/4 her zaman hâkimden karar isteme |
Tablodaki dördüncü sütun, doktrinde ve uygulamada en tartışmalı olanıdır. CMK 123, “kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin” muhafaza altına alınmasına izin verir ve 127 bu işlemi savcının yazılı emriyle yapılabilir kılar. Bazı savcılıklar platform hesaplarına bu yoldan yazı yazarak 128’in hâkim kararı, katalog ve rapor şartlarını dolanmaktadır. Görüşümüz, 128’in hesap, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerleri bakımından özel hüküm olduğu ve özel hükmün genel hükümle aşılamayacağı yönündedir; bir platform hesabı 128/1-c veya d kapsamına giriyorsa, ona 127 ile el konulamaz. Bu itiraz, kararın kapsamını değil hukuki temelini hedef aldığı için ilk sırada yazılır.
128/A’nın kırk sekiz saatlik rejimi ise başka bir kapıdır ve madde madde ayrı bir rehberde anlattık. Burada tek bir noktayı vurgulamak gerekir: 128/A yalnızca üç suç tipini kapsar ve rapor şartını açıkça kaldırır. Bu iki özellik, 128 kararlarını denetlerken karşılaştırma ölçütü olarak işe yarar. Kanun koyucu raporu 128/A’da bilerek aramamıştır; demek ki 128’de aramıştır.
Birinci halka: isnat edilen suç katalogda mı?
128/2, tedbirin uygulanabileceği suçları tek tek sayar; listenin tamamını ve kripto dosyalarındaki kapsam testini ayrı bir yazıda verdik. Kripto soruşturmalarında en sık isnat edilen suçlar bakımından tablo kısaca şöyledir: dolandırıcılık (TCK 157-158) ve nitelikli hırsızlık (141-142) katalogdadır; güveni kötüye kullanma (155), suç örgütü kurma (220), uyuşturucu ticareti (188), göçmen kaçakçılığı (79) ve tefecilik (241) de öyle. Buna karşılık banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245) katalogda yoktur, yalnızca 128/A’nın kırk sekiz saatlik askısına konu olabilir. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK 282) katalogda yoktur; ona ancak 5549 sayılı Kanun’un 17. maddesi köprüsüyle ulaşılır. Yasadışı bahis (7258 sayılı Kanun) hiçbir katalogda yoktur. İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı (6362 sayılı Kanun m. 109/A) da katalog dışıdır.
Bu tablo, savcılıkların neden bahis ve aklama dosyalarında isnadı “nitelikli dolandırıcılık” veya “suç örgütü” olarak kurmaya eğilimli olduğunu açıklar. Savunma bu noktada isnadın gerçekten katalog suçuna karşılık gelip gelmediğini sormalıdır. Bahis sitesine para yatıran bir kullanıcının hesabına “dolandırıcılık” isnadıyla el konulmuşsa, dolandırılan kimdir, hile nerededir? Dosyada bu sorunun cevabı yoksa katalog halkası kopuktur. Bahis kaynaklı blokelerin ayrı bir rejimi olduğunu bahis ve hesap blokesi yazısında anlattık.
İkinci halka: suçun işlendiğine dair somut delile dayanan kuvvetli şüphe
CMK, şüpheyi kademelendirir. Arama için “makul şüphe” yeter (m. 116); tutuklama “kuvvetli şüphe” ister (m. 100); 128 ise en yüksek eşiği koyar: “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe”. Aynı ibare CMK 134’te de vardır ve her ikisi de 2014’te, tedbirlerin yaygın kullanımına tepki olarak metne girmiştir. Kanun koyucu “somut” sözcüğünü boşuna eklememiştir; şüphenin bir ihbara, bir sezgiye ya da bir risk puanına değil, dosyaya girmiş ve gösterilebilir bir delile dayanması gerekir.
Kripto dosyalarında “somut delil” sayılmaması gereken dört tipik dayanağı ayırt etmek gerekir. İlki, tek başına şüpheli işlem bildirimidir. ŞİB, yükümlünün kendi şüphesini MASAK’a aktardığı idari bir bildirimdir; işlemin neden açıklanamadığını söyler, suçu ispatlamaz. Bu ayrımı ŞİB ve fon kaynağı incelemesi yazısında genişçe anlattık. İkincisi, zincir analizi araçlarının ürettiği risk puanıdır. Bir adresin “yüksek riskli” etiketlenmesi, o adresin bir sıçrama ötesinde işaretli bir adresle temas etmiş olmasından ibaret olabilir; bu, adres sahibinin suç işlediğine değil, paranın yolunun bir yerde kirlendiğine işarettir. Üçüncüsü, mağdur beyanının para izi olmadan tek başına kullanılmasıdır: “Bu cüzdana gönderdim” beyanı, o cüzdanın şüpheliye ait olduğunu gösteren bir kayıtla birleşmedikçe somut delil değildir. Dördüncüsü, bir P2P işleminde karşı tarafın ödemesinin sonradan “bahis parası” ya da “dolandırıcılık ürünü” çıkmasıdır; bu, satıcıyı değil, parayı gönderen kişiyi ilgilendiren bir bulgudur ve iyiniyetli P2P satıcısının konumu ayrı bir yazının konusudur.
Somut delil dediğimiz şey, çoğu dosyada üç kaydın birbirini doğrulamasıdır: mağdurun banka veya zincir çıkışı, o çıkışın ulaştığı hesabın kimlik bilgisi ve o hesaptan sonraki hareketin şüpheliyle ilişkisi. Bu üçlü kurulmadan verilen 128 kararı, kanunun aradığı eşiğin altındadır. İtirazda bunu yazarken dosyadaki her belgeyi tek tek sayıp hangisinin hangi halkayı doldurmadığını göstermek, “kuvvetli şüphe yoktur” demekten çok daha etkilidir.
Üçüncü halka: varlığın o suçtan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe
128/1’in en çok atlanan kelimeleri “bu suçlardan elde edildiğine dair” ibaresidir. Madde, şüphelinin malvarlığına değil, suçtan elde edildiği yönünde kuvvetli şüphe bulunan malvarlığına elkoyar. Bir kişinin dolandırıcılık yaptığı yönünde kuvvetli şüphe bulunsa bile, cüzdanındaki her varlık dolandırıcılıktan gelmiş sayılamaz. İkinci cümledeki “somut olarak belirlenen” ibaresi de aynı yöne işaret eder: karar, hangi varlığın hangi suçla bağlantılı olduğunu belirlemek zorundadır.
Kripto varlık, bu halkayı hem kolaylaştırır hem zorlaştırır. Kolaylaştırır, çünkü zincir kaydı her transferin yolunu gösterir; mağdurun gönderdiği USDT’nin hangi adrese, oradan hangi platforma gittiği ilk günden izlenebilir. Zorlaştırır, çünkü kripto varlık misli bir değerdir: aynı adrese giren meşru ve şüpheli girişler birbirine karışır ve “hangi birim suçtan geldi” sorusunun fiziksel bir cevabı yoktur. Uygulamada bu karışım genellikle iki yanlış şekilde çözülür. Ya cüzdanın tamamına el konulur, ya da şüpheli giriş tutarı belirlenip sadece o kadarına el konulur ama karar “hesabın tamamı” diye yazıldığı için platform tamamını kilitler.

Karışık fonlarda savunmanın talebi nettir: elkoyma, dosyada somut olarak belirlenen şüpheli giriş tutarıyla sınırlanmalı, kalan bakiye serbest bırakılmalıdır. Türk hukukunda karışık fonların ayrıştırılması için yazılı bir kural yoktur; teknik raporlar bazen ilk giren ilk çıkar (FIFO), bazen oransal paylaştırma yöntemi kullanır. Hangi yöntem seçilirse seçilsin, raporun bunu açıkça yazması ve sonucun kararda tutar olarak yer alması gerekir. “Hesabın tamamına” yazan bir karar, bu belirleme yapılmamışsa, üçüncü halkayı doldurmamıştır. Teknik raporun bu ayrıştırmayı nasıl yaptığını blockchain teknik uzman raporu yazısında anlattık.
Dördüncü halka: rapor alınmadan verilen karar
128/1’in son üç cümlesi 2014’te eklendi ve kararın alınabilmesini bir ön şarta bağladı: ilgili kurumdan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor. Kanun metni bu raporu kararın alınabilmesinin şartı olarak yazar; rapor, karardan sonra tamamlanacak bir formalite değildir. Kripto dosyalarında ilgili kurum genellikle MASAK, platformun SPK denetiminde olması hâlinde SPK’dır.
Uygulama bu cümlelerle barışık değildir. Kararların önemli bir kısmı “rapor sonradan alınmak üzere” ya da rapordan hiç söz etmeden verilmektedir. Kanun koyucunun 128/A’yı düzenlerken rapor şartını açıkça kaldırmış olması, aksi yorumu zorlaştırır: 128/A’da “aranmaz” dendiğine göre 128’de aranmaktadır. İtirazda raporun yokluğu ayrı bir başlık olarak yazılmalı, kararın bu hâliyle 128/1’in aradığı ön şartı taşımadığı belirtilmelidir. Rapor varsa bu kez içeriği denetlenir: rapor, suçtan elde edilen değeri tutar olarak belirlemiş mi, yoksa yalnızca hesap hareketlerini özetlemiş mi? “Suçtan elde edilen değer” başlığı altında bir tutar yazmayan rapor, kanunun istediği rapor değildir.
Beşinci halka: kararı hâkim vermiş mi?
128/9 tereddüde yer bırakmaz: elkoymaya ancak hâkim karar verebilir. Savcının “gecikmesinde sakınca” yetkisi bu maddede yoktur; 127’deki genel yetki 128 kapsamındaki değerlere uygulanamaz. Bu yetkinin istisnaları iki dar kapıdır: 128/A’nın dördüncü fıkrası, askıya alma süresi içinde ve yalnızca üç suç tipi bakımından savcının yazılı emriyle elkoymaya izin verir, kararın yirmi dört saatte hâkim onayına sunulması ve hâkimin kırk sekiz saatte karar vermesi şartıyla; 5549 sayılı Kanun’un 17/2. maddesi ise aklama şüphesinde benzer bir savcı yetkisi tanır. Bu iki kapı dışında savcının platforma yazdığı bir “bloke” yazısı, 128 anlamında elkoyma değildir; olsa olsa 127’ye dayanmış bir muhafaza işlemidir ve yukarıda anlattığımız özel hüküm itirazına açıktır.
Aklama şüphesine dayanan 17. madde kararlarının kendine özgü bir süre rejimi vardır: hâkim onayından sonra rapor üç ay içinde alınıp tekrar hâkime sunulmalıdır; alınamazsa karar hükümsüz kalır. Bu rejimi ve TCK 282’nin katalog dışında kalmasının sonuçlarını aklama şüphesiyle elkoyma yazısında ayrıca ele aldık.
Altıncı halka ve savunmanın ağırlık merkezi: meşru kaynağın ispatı
Ceza muhakemesinde kimse masumiyetini ispatla yükümlü değildir ve kripto varlığın kaynağını açıklamamak tek başına suç değildir. Bununla birlikte 128 kararı, “bu varlık suçtan elde edilmiştir” yönünde bir şüpheye dayanır ve bu şüpheyi dağıtmanın en kestirme yolu, varlığın nereden geldiğini belgeyle göstermektir. Meşru kaynak savunması, ispat yükünü üstlenmek değil, hâkimin önündeki şüpheyi somut belgeyle çürütmektir. Doğru kurulmuş bir kaynak dosyası, üçüncü halkayı (elde edilme bağı) ve altıncı halkayı (ölçülülük) aynı anda zayıflatır.
Kaynak dosyasının yedi katmanı
Kaynak dosyası, uyum birimine sunulan “fon kaynağı belgeleri”nden farklı bir mantıkla kurulur. Platform, kural gereği sorar ve verilen belgeyi kaydeder; hâkim ise bir şüpheyi tartar. Bu yüzden dosya, belgelerin yığını değil, belgelerin birbirini doğruladığı bir anlatı olmalıdır. Aşağıdaki katmanlar bir dosyada genellikle birlikte bulunur; her birinin nereden alınacağı ve hangi hatanın onu değersizleştirdiği farklıdır.
| Katman | Belge | Nereden alınır | Değerini düşüren hata |
|---|---|---|---|
| 1. Fiat giriş | Banka hesabından platforma yapılan TL transferlerinin dekontları; IBAN ve tarih eşleşmesi | İnternet bankacılığı, e-Devlet hesap hareketleri | Dekontun platform kaydındaki yatırma numarasıyla eşlenmemesi |
| 2. Platform işlem geçmişi | Alım-satım, yatırma-çekim dökümü; emir numaraları; KYC onay tarihi | Platformun dışa aktarma sayfası; uyum birimine yazılı talep | Ekran görüntüsüyle yetinmek; dökümün özet (hash) değeri olmadan sunulması |
| 3. Zincir üstü köken | Kişisel cüzdana ilk fonlamanın kendi KYC’li platform hesabından yapıldığını gösteren işlem kimlikleri; adres sahipliği kanıtı (imzalı mesaj) | Blok tarayıcı; cüzdan uygulaması “mesaj imzala” işlevi | Adresin size ait olduğunu göstermeden yalnızca işlem listesi vermek |
| 4. Gelir kaynağı | Bordro, vergi beyannamesi, tapu satış belgesi, veraset ilamı, kâr payı kararı, şirket kayıtları | e-Devlet, muhasebeci, noter | Gelirin toplamı ile varlığın maliyeti arasındaki farkı açıklamamak |
| 5. P2P kayıtları | Emir numarası, karşı taraf kullanıcı adı, emanet (escrow) kaydı, ödeme dekontu; karşı taraf ile yazışma | P2P platformu emir geçmişi | Üçüncü kişiden gelen ödemeyi karşı tarafın “eşi/ortağı” diye açıklayıp belgelememek |
| 6. Madencilik, staking, airdrop | Havuz ödeme kayıtları, elektrik faturaları, cihaz faturaları; staking sözleşmesi ve ödül kayıtları | Havuz paneli, zincir kaydı, satın alma belgeleri | Ödül tutarını piyasa değeriyle karıştırmak; tarih tutarsızlığı |
| 7. Zaman ve tutar tutarlılığı | Bütün katmanları tek bir tarih-tutar tablosunda birleştiren özet | Avukat ve teknik uzman birlikte hazırlar | Tabloda açıklanamayan boşluk bırakmak; boşluğu “hediye” gibi belgesiz açıklamalarla kapatmaya çalışmak |
Yedinci katman dosyanın omurgasıdır. Bir sayfalık tabloda her satır bir edinimi gösterir: tarih, varlık, miktar, maliyet, kaynak katmanı ve belge numarası. Hâkim ya da savcı bu tabloya baktığında, portföyün hangi kısmının nereden geldiğini beş dakikada görebilmelidir. Tablonun altına “açıklanamayan” bir kalem kalıyorsa, o kalemi gizlemek yerine dürüstçe ayırmak gerekir; çünkü savunma, elkoymanın tamamen kaldırılmasını değilse bile açıklanan kısım için kaldırılmasını sağlar. Kısmi başarı, kripto dosyalarında sık görülen ve küçümsenmemesi gereken bir sonuçtur.
Ekonomik büyüklük testi
Savcılıkların en sık kullandığı karşı argüman, beyan edilen gelirle portföy büyüklüğü arasındaki uçurumdur. 2020’de aylık 15 bin lira maaşla çalışan birinin 2026’da 40 bitcoin tutması, tek başına suç delili değildir ama açıklanması gereken bir tablodur. Açıklama, çoğu zaman edinim tarihindeki fiyatta gizlidir: portföyün bugünkü değeri değil, edinim tarihindeki maliyeti gelirle karşılaştırılır. 2019’da 60 bin liraya alınan bir bitcoin, 2026’da milyonlarca lira ediyorsa, aradaki fark gelirden değil fiyattan gelir. Kaynak dosyasında her edinimin tarihindeki fiyatı ve maliyeti yazmak, bu testi savunma lehine çevirir.
Temsili bir dosya: 2,4 bitcoinin altı yıllık yolu
Danışan, 2019 ile 2024 arasında beş ayrı alımla 2,4 bitcoin biriktirmiş; alımların dördü Türk platformunda kendi banka hesabından yaptığı TL yatırmalarıyla, biri 2023’te bir P2P işlemiyle yapılmış. 2026’da P2P karşı tarafının hesabı bir dolandırıcılık dosyasına girince, danışanın platform hesabındaki tüm bakiyeye 128 kararıyla el konulmuş. Dosyada dört alımın dekontları, platform dökümü ve bordrolar var; P2P alımı için emir numarası ve karşı tarafın o tarihteki KYC onayı platformdan yazıyla alınmış. Kaynak tablosu, 2,25 bitcoinin kendi banka hesabından fonlandığını, 0,15 bitcoinin ise şüpheli karşı taraftan geldiğini gösteriyor. İtirazda talep tam olarak buydu: elkoymanın 0,15 bitcoin karşılığı ile sınırlanması, kalan 2,25 bitcoinin serbest bırakılması. Karar bu yönde çıktı; 0,15 bitcoin için soruşturma sürerken danışan portföyünün büyük kısmına yeniden erişebildi. Dosyanın belirleyici belgesi bordro değil, her alımın dekontla eşlendiği tek sayfalık tabloydu.
Açıklamak mı, susmak mı?
Kaynak dosyası sunmak bir stratejik tercihtir ve her dosyada doğru tercih değildir. Dosya, portföyün açıklanamayan kısmını görünür kılabilir; şüphelinin başka cüzdanlarını soruşturmanın radarına sokabilir; ifadede verilecek beyanla çelişebilir. Bu yüzden kaynak dosyası, ifade öncesinde müdafi ile birlikte kurulur ve hangi belgenin hangi aşamada sunulacağı planlanır. Elkoymanın kaldırılması için sunulan belgeler, aynı zamanda ceza sorumluluğuna ilişkin savunmanın da parçasıdır; iki hat birbirinden bağımsız yürütülemez. Şifre ve kurtarma ifadesinin verilip verilmeyeceği sorusu ise ayrı bir konudur ve susma hakkı ve cihaz kilidi yazısında işlenmiştir.
Üçüncü kişinin elindeki kripto
128/1’in ikinci cümlesi, somut olarak belirlenen malvarlığının şüpheliden başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması hâlinde de elkoymaya izin verir. Kripto dosyalarında bu cümle iki farklı durumda karşımıza çıkar. İlkinde “üçüncü kişi”, varlığı müşteri adına tutan platform ya da saklama kuruluşudur; bu durumda hüküm, kararın platforma bildirilerek icra edilmesinin dayanağıdır ve tartışma yaratmaz. İkincisinde üçüncü kişi gerçek bir kişidir: şüphelinin eşi, kardeşi, iş ortağı ya da varlığı satın almış bir alıcı. Burada iki soru ayrılmalıdır. Varlık şüpheliye ait olup yalnızca başkasının cüzdanında mı duruyor, yoksa üçüncü kişi varlığı gerçekten edinmiş mi?
İkinci durumda üçüncü kişinin iyiniyeti belirleyicidir. Piyasa fiyatından, kayıtlı bir kanaldan ve kendi hesabından yapılan bir alım, iyiniyetli edinimdir ve müsadere aşamasında TCK 55/3 bu edinimi korur. Elkoyma aşamasında ise üçüncü kişi, kararın kaldırılması için hâkime başvurma hakkına sahiptir; CMK 131/1 üçüncü kişilere ait eşyanın iadesini açıkça düzenler. Uygulamada en zor dosyalar, eşin hesabına aktarılmış varlıklardır: aile içi transfer, tek başına ne meşru bir edinim ne de gizleme kanıtıdır; transferin tarihini ve gerekçesini belgeleyen kayıtlar (evlilik içi mal rejimi, ortak hesap kullanımı, önceki yıllardaki benzer transferler) sonucu belirler. Müsadere aşamasında üçüncü kişinin konumunu kripto varlıkların müsaderesi yazısında ele aldık.
Ölçülülük, süre ve kısmi kaldırma
Altıncı halka kanun metninde bir cümle olarak yer almaz; Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerinden gelir. Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması sırasında malvarlığına uygulanan tedbirlerde iki ölçütü istikrarla kullanır: tedbir, amaca ulaşmak için gerekli olandan geniş olmamalı ve makul bir süreyi aşmamalıdır. Yargılama devam ederken banka hesaplarına konulan tedbirin uzun süre kaldırılmamasını mülkiyet hakkının ihlali sayan AA ve diğerleri kararı (B. No: 2017/31079, 10.6.2021, RG 18.8.2021) ve sicile şerh yoluyla uygulanan bir elkoymanın yaklaşık on üç yıl sürmesini hem mülkiyet hakkı hem etkili başvuru hakkı bakımından ihlal bulan, üstelik yapısal sorun tespitiyle pilot karar usulünü işleten Sait Görmüş kararı (B. No: 2022/19376, 12.12.2024, RG 13.10.2025), kripto dosyalarında da doğrudan uygulanabilir ilkeler taşır.
Kripto varlıkta ölçülülük, bir de fiyat boyutuyla tartılır. Elkoyma sürerken varlığın değeri yarıya inerse, tedbir yalnızca mülkiyeti kısıtlamış olmaz, fiilen malvarlığını eritir. CMK 132, elkonulan eşyanın “değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesi” hâlinde hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılmasına ve değerin muhafazası için gerekli tedbirlerin alınmasına imkân verir. Savunmanın burada iki yönlü bir talebi olabilir: değer kaybı riskine karşı varlığın istikrarlı bir stablecoin’e çevrilerek muhafazası ya da CMK 132/5 uyarınca teminat karşılığında sahibine bırakılması. Talebi yazılı yapmak, ileride CMK 141/1-j’ye dayanan tazminat davasında “korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığını” göstermenin de zeminidir; bu davayı haksız bloke ve elkoyma tazminatı yazısında anlattık.
Kısmi kaldırma talebi, tam kaldırma talebinin küçültülmüş hâli değildir; ayrı gerekçeyle yazılır. Dosyada belirlenen şüpheli tutar, kararın kapsadığı tutar ve ikisi arasındaki fark, mümkünse tek bir tabloyla gösterilir. Talep, farkın serbest bırakılmasıdır. Aynı dilekçeye geçim giderleri için düzenli çekim izni de eklenebilir; hâkimler bu talebi, tam kaldırmaya kıyasla çok daha sık kabul etmektedir.
Kararı elimize aldığımızda izlediğimiz sıra
-
Kararın ve talebin aslı
Platformdan gelen bildirim yetmez. UYAP üzerinden kararın, savcılık talebinin ve varsa kolluk fezlekesinin tam metni alınır. Kısıtlama kararı varsa, CMK 153 uyarınca en azından tedbire dayanak belgelerin görülmesi istenir. Kararın hangi maddeye dayandığı, hangi bendi kullandığı ve kapsamı (tutar mı, hesabın tamamı mı) tespit edilir.
-
Yol denetimi
128 mi, 128/A mı, 5549/17 mi, 127 mi? Yolun şartları ile dosyadaki isnat karşılaştırılır. Yanlış yol seçilmişse itirazın ilk başlığı budur.
-
Katalog denetimi
İsnat edilen suçun 128/2’de yer alıp almadığı ve isnadın olayla örtüşüp örtüşmediği kontrol edilir. Bahis ve aklama dosyalarında “dolandırıcılık” etiketi özellikle sorgulanır.
-
Delil denetimi
Dosyadaki her belge listelenir; hangisinin suçun işlendiğine, hangisinin varlığın suçtan elde edildiğine ilişkin olduğu ayrılır. ŞİB, risk puanı ve belgesiz beyan bu listede “somut delil” sütununa yazılmaz.
-
Rapor denetimi
Rapor var mı, hangi kurumdan, karardan önce mi alınmış, suçtan elde edilen değeri tutar olarak belirlemiş mi?
-
Kaynak dosyası
Yedi katman toplanır; tek sayfalık tarih-tutar tablosu kurulur; gerekiyorsa teknik uzman raporuyla zincir üstü köken belgelenir. Açıklanamayan kalem varsa ayrılır ve stratejisi belirlenir.
-
Talebin biçimlendirilmesi
Tam kaldırma, kısmi kaldırma, değer koruma ve geçim çekimi talepleri, kademeli olarak aynı dilekçeye yazılır. İtiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır; dilekçenin iskeleti itiraz yazısında verilmiştir.
Elkoyma kararı tebliğ edilenlerin ilk sorduğu sorular
Kripto varlığa CMK 128 ile el konulabilir mi?
Evet. Madde metninde “kripto” kelimesi geçmese de platform hesabındaki bakiye “malî kurumdaki hesap” ya da “hak ve alacak”, kişisel cüzdandaki varlık ise “diğer malvarlığı değeri” olarak 128 kapsamında kabul edilmektedir. 128/A’nın kripto varlık hizmet sağlayıcısını açıkça sayması bu yorumu güçlendirmiştir.
Savcı tek başına kripto hesabıma el koyabilir mi?
128 kapsamında hayır; kararı yalnızca hâkim verebilir (128/9). Savcının yazılı emriyle elkoyma yalnızca 128/A’nın kırk sekiz saatlik askı süresi içinde (üç suç tipiyle sınırlı) ve aklama şüphesinde 5549 sayılı Kanun m. 17/2 uyarınca mümkündür; her ikisinde de karar yirmi dört saatte hâkim onayına sunulmak zorundadır.
Suçtan elde edildiği iddia edilen tutar 5.000 dolar iken bütün hesabıma neden el konuldu?
Karar “hesabın tamamı” şeklinde yazıldığında platform tamamını kilitler. 128, yalnızca suçtan elde edildiği yönünde kuvvetli şüphe bulunan ve somut olarak belirlenen değere elkoymaya izin verir; şüpheli tutarı aşan kısım için kısmi kaldırma talebi yapılır.
MASAK veya SPK raporu alınmadan verilen elkoyma kararı geçerli midir?
Kanun metni raporu kararın alınabilmesinin şartı olarak düzenler. Rapor alınmadan verilen karar itiraz konusudur; kanun koyucunun 128/A’da rapor şartını açıkça kaldırmış olması, 128’de bu şartın arandığını gösterir.
Kripto varlığın kaynağını ispat etmek zorunda mıyım?
Hukuken zorunlu değilsiniz; masumiyet karinesi ispat yükünü savcılığa yükler. Ancak elkoyma kararı “suçtan elde edildiği” şüphesine dayandığından, kaynağı belgeyle göstermek bu şüpheyi dağıtan en etkili yoldur. Hangi belgenin ne zaman sunulacağı müdafi ile birlikte planlanmalıdır.
Elkoyma sırasında kripto varlığımın değeri düşerse zararımı kim karşılar?
CMK 132 değer kaybı tehlikesinde elden çıkarma ve değeri koruyucu tedbir imkânı tanır; CMK 141/1-j ise korunması için gerekli tedbirler alınmayan malvarlığı için Devletten tazminat istenebileceğini düzenler. Tedbir sürerken yazılı olarak koruma talep etmiş olmak tazminat davasının zeminini hazırlar.
Eşimin hesabındaki kripto varlığa da el konulabilir mi?
Varlığın şüpheliye ait olduğu ve yalnızca eşin hesabında tutulduğu yönünde somut belirleme varsa evet (128/1, ikinci cümle). Eş varlığı gerçekten edinmişse, iyiniyetli edinimini belgeleyerek CMK 131 uyarınca iade talep edebilir.
Kararın hızı, şartlarının hafifliği anlamına gelmez
Kripto dosyalarında elkoyma kararı birkaç saatte alınır ve bu hız, kararın kolay verildiği izlenimini yaratır. Oysa kanun koyucu 128’i hâkim kararı, katalog, iki ayrı kuvvetli şüphe, rapor ve ölçülülük gibi birbirine bağlı şartlarla çevrelemiştir. Savunma bu şartları tek tek sorduğunda, ilk gün sağlam görünen kararların önemli bir kısmı ya kaldırılır ya da dosyada gerçekten belirlenen tutarla sınırlanır. Bunun için gereken, kararı bir bütün olarak reddetmek değil, halka halka okumak ve her halkanın karşısına dosyadaki belgeyi koymaktır. Meşru kaynak dosyası da bu okumanın parçasıdır: portföyün nereden geldiğini gösteren tek sayfalık tablo, çoğu zaman on sayfalık hukuki gerekçeden daha çok iş görür.
Yazıda atıf yapılan metinler ve kararlar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 123, 127, 128, 128/A, 131, 132, 141, 153, 267-271 (128/A: 7571 sayılı Kanun, RG 25.12.2025, S. 33118; itiraz süresi: 7499 sayılı Kanun, RG 12.3.2024, S. 32487).
- 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m. 17 ve 19/A (7262 sayılı Kanun ile değişik).
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 55, 157-158, 245, 282; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 3, 35/B, 35/C, 109/A (7518 sayılı Kanun, RG 2.7.2024, S. 32590).
- Anayasa Mahkemesi, AA ve diğerleri [GK], B. No: 2017/31079, 10.6.2021 (RG 18.8.2021, S. 31572); Sait Görmüş [GK], B. No: 2022/19376, 12.12.2024 (RG 13.10.2025, S. 33046).
- SPK, III-35/B.1 ve III-35/B.2 sayılı Tebliğler (RG 13.3.2025, S. 32840); MASAK Genel Tebliği Sıra No: 29 (RG 28.6.2025, S. 32940).