
📌 BU MAKALE HAKKINDA — ÖNEMLİ ÇIKARIMLAR
Bu makale, IOSCO’nun (Menkul Kıymetler Komisyonları Uluslararası Örgütü) Kasım 2025’te yayımladığı FR/17/25 numaralı Finansal Varlık Tokenizasyonu Nihai Raporu‘nu, Türk sermaye piyasası hukuku ve kripto varlık mevzuatı ekseninde derinlemesine ele almaktadır. Rapor, MAS liderliğinde BaFin, SEC, FCA ve SEBI dahil 14 düzenleyici kurumun katılımıyla hazırlanmış olup tokenize tahvil ve para piyasası fonlarından akıllı sözleşme risklerine, takas kesinliği belirsizliğinden Türkiye’deki SPK ve MASAK mevzuatıyla kesişim noktalarına kadar geniş bir perspektif sunmaktadır. Mevcut yargı içtihatları ve yürüttüğümüz DLT uyum dosyalarından edindiğimiz pratik deneyimler ışığında, raporun Türkiye özelindeki yansımalarını bizzat inceledik. IOSCO’nun teknoloji-nötr “aynı faaliyet, aynı risk, aynı düzenleyici sonuç” ilkesinin Türk hukukunda ne anlama geldiği makalenin temel odak noktasını oluşturmaktadır.
Kaynak Rapor: IOSCO FR/17/25 — Kasım 2025
Kapsam: Tokenize tahvil, MMF, repo, hisse senedi
Düzenleyici Kurumlar: MAS, SEC, FCA, BaFin, SEBI, ASIC + 8 diğer
Ana Risk Kategorisi: Hukuki, operasyonel, teknoloji riskleri
Türkiye Mevzuatı: 6362 sk. SPK Kanunu, III-35/B.1, III-35/B.2 Tebliğleri
Kritik Mesele: Mülkiyet kaydı, takas kesinliği, akıllı sözleşme icra edilebilirliği
2030 Projeksiyon: $1T – $4T (McKinsey); $12.5T – $23.4T (Ripple/BCG)
Bu makale; İstanbul Barosu’na kayıtlı, Kripto Para Hukuku, Blockchain Regülasyonları, Bilişim ve Ceza Hukuku alanlarında ihtisaslaşmış Av. Ahmet Karaca liderliğindeki uzman kripto para ve ceza avukatları kadrosu tarafından hazırlanmıştır. Okuyucuya en doğru bilgiyi sunmak amacıyla bu içerik, güncel mevzuat değişiklikleri ve emsal yargı kararları doğrultusunda düzenli olarak revize edilmektedir.
📞 Hukuki danışmanlık ve detaylı bilgi için: 0531 336 09 81 | WhatsApp
Finansal varlıkların tokenizasyonu, hisse senedi, tahvil veya para piyasası fonu (MMF) gibi geleneksel finansal araçların dağıtık defter teknolojisi (DLT) üzerinde dijital token biçiminde temsil edilmesi sürecidir; IOSCO’nun Kasım 2025 tarihli FR/17/25 raporuna göre bu ekosistem henüz emekleme aşamasındadır ancak yatırımcı koruma ve piyasa bütünlüğü açısından somut riskler doğurmaktadır.
Bu makalede; IOSCO raporunun Türk sermaye piyasası hukuku perspektifinden analizini, tokenizasyonun yaşam döngüsü faaliyetlerine etkisini, akıllı sözleşme ve takas kesinliği risklerini, küresel sandbox uygulamalarını ve Türkiye’de SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) mevzuatıyla kesişim noktalarını öğreneceksiniz. Raporun ortaya koyduğu regülatif boşlukların Türkiye’deki yatırımcılar ve finans kuruluşları açısından ne anlama geldiği ise yürüttüğümüz uyum dosyalarından elde ettiğimiz deneyimle aktarılmaktadır.
⚡ KISA YANIT
IOSCO’nun tespitine göre tokenizasyon, ihraç ve oluşturma süreçlerini değiştirmiş; ancak dağıtım ve ikincil piyasa ticaretine etkisi sınırlı kalmıştır. Takas ve uzlaşmada DLT hızlı seçenekler sunsa da katılımcılar geleneksel altyapıyı tercih etmeye devam etmektedir. Saklama ve teminat yönetiminde somut iyileşmeler kaydedilmiştir.
İhraç ve Dağıtım
UBS SDX tahvili örneğinde görüldüğü gibi, ihraç sürecindeki roller ve işleyiş büyük ölçüde değişmemiştir. Bir ihraç acentesi (issuer agent) SDX platformunda token oluşturmakta; bu tokenlar katılımcı banka düğümlerinde nihai yatırımcı adına saklanmaktadır. Süreç, geleneksel SIX Swiss Exchange ihracından çok da farklı değildir; temel ayrım, ana sicilde geleneksel merkezi sistem yerine DLT ağının kullanılmasıdır.
Takas ve Uzlaşma
SDX’te UBS tahvili T+0 atomik takasla işlem görmektedir; takas için tokenize İsviçre frangı (tCHF) veya İsviçre Merkez Bankası’nın wCBDC’si kullanılabilmektedir. Söz konusu wCBDC uygulaması, “Proje Helvetia” kapsamında en az Haziran 2026’ya kadar devam etmektedir. Bununla birlikte analizler, piyasa katılımcılarının ağ etkileri ve tanışıklık nedeniyle geleneksel takas altyapısını tercih etmeye devam ettiğini göstermektedir.
Teminat Yönetimi ve Repo
Tokenizasyonun en somut katma değer ürettiği alan teminat yönetimidir. J.P. Morgan’ın Kinexys platformu, başlangıcından bu yana 2 trilyonu aşkın tokenize işlem hacmini işlemiştir; günlük ortalama 2 milyar doların üzerinde seyreden hacmiyle gün içi repo işlemlerinde kalıcı bir yer edinmiştir. Broadridge’in Dağıtık Defter Repo (LDR) çözümü ise aylık 2 trilyon dolarlık işlem hacmiyle işlem maliyetlerinde %50-60 düşüş sağladığını açıklamaktadır.
| $10 Milyar | $2 Trilyon | 91% | 72+ | $2 T+ |
Son on yılda ihraç edilen tokenize tahvil değeri McKinsey 2024 | Tahmini tokenize piyasa kapitalizasyonu 2030 McKinsey orta senaryo | IOSCO üyelerinin çok sınırlı benimseme bildirmesi FTF Anketi 2024 | Finansal kuruluşların benimsediği farklı DLT ağı WEF Mayıs 2025 | J.P. Morgan Kinexys işlenen tokenize işlem hacmi Kasım 2024 itibarıyla |
⚡ KISA YANIT
Finansal varlık tokenizasyonu, hisse senedi, tahvil veya fon payı gibi geleneksel araçların blokzincir üzerinde programlanabilir dijital tokenlar olarak temsil edilmesidir. IOSCO FR/17/25 raporuna göre piyasanın büyük bölümü hâlâ pilot aşamasında olup yasal mülkiyet belirsizliği, akıllı sözleşme hataları ve takas kesinliği sorunları başlıca riskleri oluşturmaktadır.
IOSCO’nun Finansal Teknoloji Görev Gücü (FTF) bünyesinde kurulan Finansal Varlık Tokenizasyonu Çalışma Grubu (TWG), Singapur Para Otoritesi (MAS) koordinatörlüğünde yürütülen kapsamlı bir izleme çalışmasının ardından bu raporu yayımladı. Raporun temel bulgusunu kısa şekilde özetlemek gerekirse: tokenizasyon potansiyel faydalar sunuyor, ancak ekosistem hâlâ kırılgan ve mevzuat boşlukları ciddi.
IOSCO; tokenizasyonun dört temel özelliğini şöyle tanımlamaktadır:
| ÖZELLİK | TANIM | HUKUKİ BOYUTU |
| Fraksiyonelleşme | Varlıkların küçük paylara bölünmesi | Pay devri hükümleri, ortaklık hakları |
| Programlanabilirlik | Akıllı sözleşmelerle otomatik işlem | TBK kapsamında sözleşme geçerliliği |
| Birleştirilebilirlik | Farklı uygulamalarda kod yeniden kullanımı | Komplex ürünlerde açıklama yükümlülükleri |
| Atomiklik | Tüm işlem adımlarının eş zamanlı gerçekleşmesi | Teslimat karşılığı ödeme (DvP) riski |
💡 KAVRAM NOTU
DLT (Dağıtık Defter Teknolojisi) Nedir? DLT, işlem kayıtlarının tek bir merkezi sunucu yerine ağdaki birden fazla düğüme (node) eş zamanlı olarak dağıtıldığı teknoloji ailesidir. Blokzincir, DLT’nin en bilinen örneğidir. IOSCO raporu kapsamında değerlendirilen tokenizasyon düzenlemeleri ağırlıklı olarak DLT altyapısını kullanmaktadır.
Yılların hukuki uyum pratiğinden gördüğümüz gibi, birçok müvekkil tokenizasyonu salt bir teknik mesele olarak değerlendiriyor; oysa hukuki sonuçları geleneksel menkul kıymetlerden hiç de az değil. Aksine, belirsizlik daha fazla.
⚡ KISA YANIT
IOSCO FTF anketine göre üye ülkelerin %91’i tokenizasyonun çok sınırlı ticari kullanım alanı bulduğunu bildirmiştir. Piyasanın %57’sinde deneysel çalışmalar sürmekte; yalnızca %43’ünde en az bir ticari ürün kapsamında gerçek benimseme söz konusudur. Sabit getirili ürünler ve para piyasası fonları öncü pozisyondadır.
Tokenize sabit getirili araçlar söz konusu olduğunda, AFME verilerine göre 2021’deki 270 milyon Euro’luk ihracın 2024’te 3 milyar Euro’nun üzerine çıktığı görülüyor. UBS AG’nin 2022’de SIX Digital Exchange’de (SDX) ihraç ettiği CHF 375 milyon değerindeki tokenize tahvil, Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın Euroclear altyapısında gerçekleştirdiği 500 milyon dolarlık tahvil ihracı ve Dünya Bankası’nın dijital tahvilleri öne çıkan örnekler arasında yer alıyor.
Para piyasası fonları (MMF) cephesinde ise BlackRock’ın BUIDL fonu ve Franklin Templeton’ın OnChain U.S. Government Money Fund’ı (BENJI tokeni), tokenize MMF pazarına milyarlarca dolarlık varlık çekmeyi başardı. Spiko EU T-Bills Money Market Fund ise Fransa merkezli bir yapıyla Ethereum blokzincirini resmi pay sicili olarak kullanan özgün bir örnek sunuyor.
| VARLIK SINIFI | BENİMSEME DÜZEYİ | ÖNE ÇIKAN ÖRNEK | 2030 TAHMİNİ |
| Tahvil / Sabit Getirili | Orta | UBS SDX, AIIB Euroclear, Dünya Bankası | $1-4 trilyon (McKinsey) |
| Para Piyasası Fonu | Orta-Hızlı | BUIDL, BENJI, Spiko | Hızlı büyüme beklentisi |
| Repo / Teminat | Deneysel-Ticari | J.P. Morgan Kinexys, Broadridge LDR | $100 milyar+ verimlilik katkısı |
| Hisse Senedi | Çok Sınırlı | “Hisse tokenları” — belirsiz haklar | Mart 2025 piyasa değeri ~$16 milyon |
EY Parthenon ve Coinbase’in 2025 başında yaptığı ankete göre kurumsal yatırımcıların %11’i halihazırda tokenize varlıklara yatırım yaparken %61’i 2026’ya kadar yatırım yapmayı planlamaktadır. Bu rakamlar, piyasanın potansiyel büyüklüğü ile henüz olgunlaşmamış bir ekosistem arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
⚡ KISA YANIT
IOSCO, tokenizasyonun başlıca risklerini üç başlıkta toplamaktadır: (1) Token transferlerinin hukuki tanınırlığı, (2) Yerel olmayan tokenlarda yatırımcı hak belirsizliği, (3) DLT altyapısına özgü operasyonel ve siber riskler. Bu riskler, yetki alanına ve blokzincir mimarisine göre farklı biçimde tezahür etmektedir.
Geleneksel menkul kıymet hukukunda mülkiyetin kaydı ve devri açıkça düzenlenmiştir. Ancak blokzincir üzerindeki token transferlerinin bu çerçevelerle örtüşüp örtüşmediği çoğu yargı alanında belirsizliğini korumaktadır. IOSCO, üç farklı mülkiyet kaydı yaklaşımının bir arada var olduğunu tespit etmiştir:
| FON / PLATFORM | RESMİ MÜLKİYET KAYDI | YATIRIMCI RİSKİ |
| BlackRock BUIDL | Zincir dışı (off-chain) transfer acentesi kayıtları | Orta — on-chain işlemin etkisi acentenin onayına bağlı |
| Franklin Templeton BENJI | Blokzincir + geleneksel defter hibrit (blokzincir birincil) | Düşük — on-chain işlem hemen geçerli |
| Spiko EU T-Bills | Dağıtık defter (fraud yoksa geçerli) | Orta — olası hack durumunda kayıt iptali |
| UBS SDX Tahvili | SDX ana sicili (İsviçre hukukuna göre kesin) | Düşük — düzenleyici CSD kapsamında |
"Tokenize menkul kıymetlerde mülkiyet kaydının hangi defterde tutulduğu meselesi, salt teknik bir tercih değil; iflasın, dolandırıcılığın ya da platform çöküşünün gündeme geldiği her anda yatırımcının hakkını belirleyen kritik hukuki bir faktördür. Türkiye’deki 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 67. maddesi, kaydi sistemin merkezi sicil niteliğini korumakta olup tokenize varlıklarda bu sicil sorunu henüz çözüme kavuşturulmamıştır."
Kripto para ve blockchain hukuku uzmanı Av. Ahmet Karaca
Haberler.com’a verilen uzman görüşü bağlamında değerlendirmeler
IOSCO raporunun en kritik uyarılarından biri yerel olmayan (non-native) tokenlarla ilgilidir. Bu yapılarda bir varlığın zincir dışında ihraç edilip zincir üzerinde temsil edilmesi söz konusudur. İki temel risk vardır:
Raporda özellikle vurgulanan “hisse tokenları” (stock tokens) meselesi de bu bağlamda dikkat çekicidir. Bu araçlar, özel şirket hisselerine ilişkin değer hareketleri üzerinden kazanç vaat ederken gerçek ortaklık hakkı sağlamayabilmektedir.
⚡ KISA YANIT
IOSCO, DLT altyapısına özgü riskleri dört ana başlıkta toplamaktadır: Düğüm yönetimi açıkları ve %51 saldırısı riski; ağ hızı ve işlem ücreti dalgalanmaları; gizlilik ile şeffaflık ikilemi (GDPR gibi veri mevzuatıyla çatışma); ve blokzincir ağları arası birlikte çalışabilirlik eksikliği.
IOSCO raporunun en teknik bölümlerinden biri akıllı sözleşme (smart contract) risklerine ayrılmıştır. On-chain analiz deneyimimizde sıklıkla karşılaştığımız bir gerçek şudur ki: sözleşme kodu hatası, geleneksel sözleşmedeki hata kadar ciddi ama çok daha az öngörülebilirdir. Akıllı sözleşmelerde başlıca üç risk bulunur:
Kodlama hataları ve tasarım kusurları: Yanlış kodlanmış bir akıllı sözleşme, otomatik yürütme hızı nedeniyle hatalar fark edilmeden milyonlarca dolarlık hasara yol açabilir. Özellikle izinsiz (permissionless) blokzincirlerde geri alım neredeyse imkânsızdır.
Oracle manipülasyonu: Zincir dışı veri besleyen oracle servisleri, kod güvenliği ne kadar sağlam olursa olsun tek nokta başarısızlığı riski oluşturmaktadır. Sahte fiyat verisi, doğru kodu yanlış sonuçla çalıştırır.
Yetki alanına göre değişen hukuki statü: Türk hukukunda akıllı sözleşmeler Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında değerlendirilmektedir. Sözleşmenin makine kodu biçiminde olması, icra edilebilirlik tartışmasını karmaşık hale getirmektedir.
IOSCO’nun özellikle altını çizdiği bir mesele, takas kesinliğinin katmanlı blokzincir mimarilerinde (Layer 1 / Layer 2) belirsiz hale gelmesidir. Spiko EU T-Bills fonunun kullandığı model özelinde raporda şu tespit yapılmaktadır: Layer 2 ağındaki bir işlemin kesin sayılması için Layer 1’de doğrulanması gerekip gerekmediği, “optimistic rollup” yapılarında itiraz süreci sonucuna kadar bilinemez.
| PLATFORM | YETKİLİ MERCİİ | YETKİLİ MERCİİ |
| Euroclear D-FMI | İzinli (permissioned) blokzincir, deterministik — işlem kaydedilince kesin | Düşük |
| SDX (UBS tahvili) | Atomik T+0 takas; wCBDC veya tCHF ile DvP | Düşük |
| BlackRock BUIDL | Off-chain transfer acentesiyle sürekli senkronizasyon | Orta |
| Spiko (Layer 2) | Layer 2 bloğu + Layer 1 doğrulama kombinasyonu | Orta-Yüksek |
⚡ KISA YANIT
IOSCO üye ülkelerinin büyük çoğunluğu mevcut düzenleyici çerçeveleri teknoloji-nötr biçimde uygulamayı tercih etmektedir. Bazı ülkeler sandbox rejimleri (AB DLT Pilot Rejimi, UK DSS, Singapur Fintech Regulatory Sandbox) oluştururken Almanya, Japonya, İtalya, İspanya ve İsviçre yeni yasal düzenlemeler hayata geçirmiştir.
| YETKİ ALANI | YAKLAŞIM | TEMEL DÜZENLEME | DURUM |
| Avrupa Birliği | Sandbox | DLT Pilot Rejimi (Mart 2023’te uygulamaya girdi) | Aktif |
| Birleşik Krallık | Sandbox | Dijital Menkul Kıymetler Sandbox (DSS) — 5 yıllık | Aktif |
| Singapur | Sandbox + Rehberlik | MAS Fintech Regulatory Sandbox (2016’dan beri) | Aktif |
| Almanya | Yeni Kanun | Elektronik Menkul Kıymetler Kanunu (2021) | Yürürlükte |
| Japonya | Mevzuat Değişikliği | Finansal Araçlar ve Borsa Kanunu (FIEA) 2020 | Yürürlükte |
| İsviçre | Yeni Kanun | DLT Kanunu (2021) + FMIA DLT lisansı | Yürürlükte |
| Türkiye | Mevcut Çerçeve + Tebliğ | SPK III-35/B.1 ve III-35/B.2 (Mart 2025) | Gelişiyor |
Tüm bu yaklaşımların ortak paydası IOSCO’nun belirlediği “aynı faaliyet, aynı risk, aynı düzenleyici sonuç” ilkesidir. Bu ilke, tokenize bir tahvilin tabi olduğu yükümlülüklerin geleneksel bir tahvilden esasen farklı olmadığını ve ekonomik özün biçimden önce geldiğini vurgular.
⚡ KISA YANIT
Türkiye’de tokenize menkul kıymetler, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve SPK’nın (Sermaye Piyasası Kurulu) III-35/B.1 ile III-35/B.2 numaralı tebliğleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Kripto varlık niteliği taşıyorsa MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) 5549 sayılı Kanun kapsamındaki şüpheli işlem bildirimi yükümlülükleri de devreye girer.
KRİPTO VARLIK HİZMET SAĞLAYICILARIN KURULUŞ VE FAALİYET ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ (III-35/B.1) ve KRİPTO VARLIK HİZMET SAĞLAYICILARIN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI İLE SERMAYE YETERLİLİĞİ HAKKINDA TEBLİĞ (III-35/B.2) — her ikisi de 13 Mart 2025 tarihli ve 32840 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır — kripto varlık hizmet sağlayıcıları için kapsamlı bir çerçeve oluşturmaktadır.
Tokenize bir menkul kıymetin Türkiye’de sunulmasında şu sorular kritiktir: (1) Token, 6362 sayılı kanun kapsamında “sermaye piyasası aracı” sayılır mı? (2) İhraç ve dağıtım için SPK izni gerekli mi? (3) Yabancı platform aracılığıyla Türk yatırımcılara sunulması halinde yetki alanı kuralları nasıl uygulanır? (4) MASAK’ın anti-kara para aklaması yükümlülükleri kapsamında şüpheli işlem bildirimi gereklilikleri nelerdir?
💡 KAVRAM NOTU — CARF
CARF (Crypto-Asset Reporting Framework — Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi): OECD tarafından geliştirilen ve vergi otoritelerinin kripto varlık işlemlerini otomatik olarak paylaştığı uluslararası standarttır. Türkiye’nin bu çerçeveye uyum süreci, tokenize menkul kıymetlerde çifte vergilendirme ve bildirim risklerini beraberinde getirebilir.
İstanbul’da sürdürdüğümüz uyum danışmanlığı dosyalarında, yabancı platformlarda tokenize tahvil veya MMF birimi satın alan Türk kurumsal yatırımcıların bu varlıkların hukuki nitelendirmesi konusunda ciddi belirsizlik yaşadığını gözlemliyoruz. SPK’nın bu konudaki yorumunun henüz netleşmemiş olması, işlem öncesi hukuki bir görüş alınmasını zorunlu kılmaktadır.
⚠ Dikkat — Mülkiyet kaydı modeli açıklanmıyor: Yatırımcılara on-chain mi yoksa off-chain sicilinin yasal kayıt sayıldığı bildirilmediğinde, platform veya fon iflasında ağır yatırımcı kayıpları doğuyor. Bu bilginin izahname düzeyinde açıklanması zorunludur.
⚠ Sık yapılan hata — Akıllı sözleşme denetimi atlanıyor: “Blokzincir yanlışlanamaz” algısıyla sözleşme kodu incelenmeden platforma güvenilmesi, oracle manipülasyonu ve kod açığı risklerini görünmez kılıyor.
⚠ Önemli — Tokenize varlıklarda SPK izin süreci görmezden geliniyor: Yabancı platformlar aracılığıyla Türk yatırımcılara sunulan tokenize tahvil veya MMF birimlerinin SPK mevzuatından muaf olduğu sanılıyor; bu yanılgı ağır idari yaptırımlara yol açabilir.
💡 İpucu — Layer 2 takas kesinliğini sorgulamadan işlem yapılıyor: Optimistic rollup yapılı bir Layer 2’de işlem finality’sinin Layer 1 onayına bağlı olduğu hesaba katılmadan yüksek değerli işlem gerçekleştirilmesi, ters çevrilme riski taşır.
⚠ Dikkat — MASAK bildirimi yükümlülükleri atlanıyor: Tokenize varlık işlemlerinin “menkul kıymet” kategorisine girdiği değerlendirilerek MASAK bildirim yükümlülüklerinden muaf tutulduğu sanılıyor; oysa 5549 sayılı Kanun kapsamı teknik forma değil, ekonomik işlevin niteliğine dayanır.
💡 İpucu — İflas uzak yapı sağlanmadan yatırım yapılıyor: Non-native tokenlarda altta yatan varlığın ihraççının bilançosunda tutulup tutulmadığı sorgulanmadan yatırım yapılması, ihraççı iflasında tüm korumadan yoksun kalınmasına neden olabilir.
❌ Yanlış: Tokenizasyon mevcut hukuki düzenlemeleri otomatik olarak geçersiz kılar.
✅ Gerçek: IOSCO’nun temel ilkesi tam tersini söyler: teknoloji-nötr yaklaşım çerçevesinde “aynı faaliyet, aynı risk, aynı düzenleyici sonuç” prensibi uyarınca mevcut çerçeveler tokenize varlıklara da uygulanır. Almanya, Japonya ve İsviçre’nin yeni kanunları da esasen bu ilkeyi kodifiye etmektedir.
❌ Yanlış: Blokzincirdeki token kaydı her zaman yasal mülkiyet belgesidir.
✅ Gerçek: IOSCO, BlackRock BUIDL dahil birçok büyük tokenize MMF’de yasal mülkiyet kaydının blokzincirde değil, transfer acentesinin zincir dışı kayıtlarında tutulduğunu belgelemektedir. On-chain transfer, off-chain onay olmaksızın hukuki sonuç doğurmayabilir.
❌ Yanlış: Tokenize tahvil, geleneksel tahvilden hukuki açıdan farklıdır ve ek koruma sağlar.
✅ Gerçek: UBS SDX tahvili örneği, tokenizasyonun menkul kıymetin biçimini değil tutulma ve takas yöntemini değiştirdiğini ortaya koymaktadır. Hukuki statü ve yatırımcı koruması değişmemektedir; ancak yeni teknolojik riskler eklenmektedir.
❌ Yanlış: Tokenize para piyasası fonları, stablecoin ile eşdeğerdir.
✅ Gerçek: IOSCO, tokenize MMF ile stablecoin arasındaki sınırların bulanıklaştığını kabul etmekle birlikte, MMF’lerin mevzuat kapsamındaki yatırım araçları olduğunu ve stablecoin düzenlemesinden farklı bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. MiCA regülasyonu bu ayrımı AB’de netleştirmiştir.
❌ Yanlış: Tokenizasyon her zaman daha ucuz ve daha hızlı sonuç verir.
✅ Gerçek: Calastone’un 26 varlık yöneticisiyle yaptığı ankette yanıtlayanların %55’i yüksek devreye alma maliyetlerini, %19’u fayda eksikliğini, %10’u iç uzmanlık açığını gerekçe olarak göstererek DLT kullanmaktan kaçındıklarını belirtmiştir. Atomik takasın gerektirdiği ön nakit pozisyonlama, likidite yönetimini ciddi şekilde karmaşıklaştırabilir.
Müvekkilimiz, kurumsal bir finansal teknoloji şirketi olarak uluslararası bir platform aracılığıyla tokenize para piyasası fonu birimlerini teminat olarak kullanarak kredi imkânı açtı. İşlem, TRC-20 ağında gerçekleştirilmiş; altta yatan MMF birimlerinin mülkiyet kaydı ise off-chain transfer acentesinde tutuluyordu — ancak müvekkil bunu bilmiyordu.
Platform kaynaklı bir teknik sorun üzerine müvekkil, blokzincirdeki token bakiyesine dayanarak yasal mülkiyetini iddia etti. Dosyayı aldığımızda yaptığımız ilk teknik incelemede, wallet mapping analizi ve transaction graph haritalaması yoluyla söz konusu tokenların yasal mülkiyet kaydını tutmadığını, zincir üzerindeki haklarının yalnızca “talep hakkı” niteliğinde kaldığını tespit ettik.
Kritik teknik hamle, TRC-20 ağındaki işlem geçmişinin Chainalysis araçlarıyla bütüncül olarak analiz edilmesi ve token transferlerinin zincir dışı kayıt güncellemeleriyle eşleştirilmesidir. Bu analiz, platformun “mülkiyet devri gerçekleşmiştir” iddiasını çürüten ve mahkemeye sunulabilir somut zincir üstü delile dönüştürdük.
Hukuki strateji olarak, TBK kapsamında sözleşmenin esaslı unsurunda yanıltma iddiasını ön plana çıkardık ve SPK mevzuatı çerçevesinde yatırımcı bilgilendirme yükümlülüklerinin ihlalini belgeledik. Sonuçta ihtiyati tedbir kararıyla teminat bloke edildi ve taraflar arasında müzakere zemini açıldı. Bu dosya, tokenize varlıklarda “on-chain görmek, sahibi olmak değildir” ilkesini pratik hukukta en çarpıcı biçimde ortaya koyan örneklerden biri oldu.
Kripto varlık uyum dosyalarında başarılı sonuç almak için avukatın blokzincir zincir analizini yapabilmesi ve bu teknik bulguları hukuki argümana dönüştürmesi şarttır. Bu tür dosyalarda teknik ve hukuki yetkinliğin bir arada bulunması, sürecin en belirleyici faktörüdür.
| BOYUT | GELENEKSEL MENKUL KIYMET | TOKENİZE MENKUL KIYMET |
| Mülkiyet Kaydı | Merkezi CSD (Türkiye: MKK) — yasal kesinlik yüksek | On-chain, off-chain veya hibrit — yetki alanına göre belirsizlik |
| Takas Süresi | T+1 veya T+2 (standart) | T+0 (atomik) veya Layer 2’de değişken |
| Fraksiyon | Lot veya lot altı — sınırlı | Teorik olarak sınırsız fraksiyon |
| Programlanabilirlik | İhraçta mümkün, sonraki işlemlerde manuel | Tüm yaşam döngüsünde otomatik (risk: kod hatası) |
| Yatırımcı Koruma | Oturmuş hukuki çerçeve (SPK, 6362 sk.) | Çerçeve gelişiyor; yasal boşluklar mevcut |
| Siber Risk | Geleneksel siber saldırı riskleri | Private key kaybı, %51 saldırısı, oracle manipülasyonu |
| İkincil Piyasa Likiditesi | Güçlü (özellikle büyük borsalarda) | Sınırlı — whitelist kısıtları, ağ parçalanması |
| Regülatif Netlik | Yüksek | Orta-Düşük (hızla gelişiyor) |
⚡ KISA YANIT
IOSCO, tokenizasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte otomatik piyasa yapıcı (AMM) modelleri, takas fonksiyonlarının entegrasyonu ve kripto piyasasıyla artan etkileşim gibi yapısal dönüşümlerin gündeme geleceğini öngörmektedir. Özellikle tokenize MMF’lerin stablecoin rezerv varlığı olarak kullanılması, erken bağlantı noktası sayılmaktadır.
IOSCO’nun ileriye dönük değerlendirmesinde üç kritik yapısal değişiklik öne çıkmaktadır:
1. AMM Modelleri: Kripto piyasasından bilinen otomatik piyasa yapıcı (AMM) modeli, tokenize finansal araçların ticaretinde de uygulanabilir. Ancak Bank of Canada ve Ontario Menkul Kıymetler Komisyonu’nun birlikte yürüttüğü çalışma, AMM modellerinin piyasa bütünlüğüne özgü ve karmaşık kanallar aracılığıyla zarar verebileceğini ortaya koymaktadır.
2. Fonksiyon Entegrasyonu: Ortak DLT ağları üzerinde ihraç, takas, uzlaşma ve saklama işlevlerinin tek bir sürekli düzenlemede birleştirilmesi teorik olarak verimliliği artırabilir; ancak IOSCO bu yapının yönetilmesi güç çıkar çatışmalarına ve sistemik konsantrasyon riskine yol açabileceğini vurgulamaktadır.
3. Kripto Piyasasıyla Artan Bağ: BlackRock BUIDL tokenlarının Deribit ve Crypto.com gibi kripto borsalarında teminat olarak kabul edilmesi; Ethena Labs’ın USDtb stablecoini için BUIDL’ı rezerv varlık olarak kullanması — bu gelişmeler IOSCO’nun “erken uyarı” olarak nitelendirdiği bağlantı noktalarıdır. Söz konusu entegrasyon, kripto piyasası oynaklığının geleneksel finansal araçlara sıçramasına zemin hazırlayabilir.
Birlikte çalışabilirlik çözümleri cephesinde ise Singapur Monetary Authority’nin öncülük ettiği Global Layer One (GL1) girişimi ve Kantonun “ağların ağı” modeli, parçalı DLT ekosistemini standartlaştırma yolundaki en somut çabalar olarak öne çıkmaktadır.
⚡ KISA YANIT
IOSCO raporu, tokenize para piyasası fonlarının izinsiz (permissionless) DeFi protokollerine entegrasyonunu ciddi bir izleme kalemi olarak nitelendirmektedir. BlackRock BUIDL’ın Deribit ve Crypto.com’da kripto teminatı olarak kabul edilmesi; Ethena Labs’ın BUIDL’ı USDtb stablecoin rezervi olarak kullanması, bu eğilimin öncü göstergelerini oluşturmaktadır.
Haziran 2025 itibarıyla BUIDL tokenlerinin en büyük üç tutucusu; USDtb (1,3 milyar dolar), Spark (800 milyon dolar) ve Ondo Finance (150 milyon dolar) idi — bunların tamamı BUIDL’ı kendi ürünlerinde teminat varlığı olarak kullanan firmalardır. Bu tablo, geleneksel menkul kıymet niteliğindeki tokenize MMF’lerin kripto ekosisteminin çöküş risklerine maruz kalmaya başladığı anlamına gelmektedir.
Hukuki perspektiften iki kritik mesele öne çıkmaktadır: Birincisi, tokenize MMF’nin ABD nitelikli alıcı gereksinimi veya SPK yetkilendirme zorunluluğu gibi düzenleyici gerekliliklere tabi olmaya devam ederken DeFi protokollerinde kullanılabilmesi. İkincisi, DeFi protokolündeki akıllı sözleşme hatasından ya da likidite krizinden kaynaklanan bir zarar halinde tazminat zincirinin nasıl işleyeceği. Mevcut hukuk sistemlerinin büyük çoğunluğu bu soruya cevap vermeye henüz hazır değildir.
⚠ YATIRIMCI UYARISI
Tokenize bir para piyasası fonu birimini DeFi teminatı olarak kullanan bir yatırımcı, hem MMF’nin kendi risklerine (mülkiyet kaydı belirsizliği, transfer kısıtları) hem de DeFi protokolünün risklerine (likidite havuzu açıkları, oracle manipülasyonu, akıllı sözleşme hatası) aynı anda maruz kalmaktadır. Bu risk katmanlaması, geleneksel finans hukukunda karşılığı olmayan özgün bir sorun niteliği taşır.
⚡ KISA YANIT
OECD’nin Kripto Varlık Raporlama Çerçevesi (CARF — Crypto-Asset Reporting Framework) ve FATF (Finansal Eylem Görev Gücü) seyahat kuralı (travel rule), tokenize menkul kıymetlere de uygulanabilecek biçimde genişleyen uluslararası standartlardır. Türkiye’de MASAK’ın 5549 sayılı Kanun kapsamındaki bildirimleri ve SPK mevzuatı bu standartlarla koordineli değerlendirilmelidir.
OECD CARF çerçevesi, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını kullanıcıların işlem bilgilerini vergi otoritelerine otomatik olarak bildirmeye yükümlü kılar. Tokenize bir menkul kıymeti ihraç eden ya da saklayan bir kuruluşun CARF kapsamında raporlama yükümlüsü sayılıp sayılmayacağı, söz konusu tokenın hukuki sınıflandırmasına bağlıdır. Bu belirsizlik pratik bir risk yaratmaktadır: yanlış sınıflandırma, ya gereksiz bildirim yükü ya da yasal cezai yaptırım anlamına gelebilir.
| ULUSLARARASI ÇERÇEVE | TÜRKİYE KARŞILIĞI | TOKENİZE VARLIKLARA UYGULANABİLİRLİK | RİSK SEVİYESİ |
| OECD CARF | GVK / VUK otomatik bilgi değişimi | Kripto varlık sınıfında ise yüksek | Orta-Yüksek |
| FATF Seyahat Kuralı | MASAK 5549 sk. şüpheli işlem bildirimi | 1.000 EUR üzeri transferlerde zorunlu | Yüksek |
| MiCA (AB) | SPK uyumu (dolaylı etki) | AB pazarında hizmet sunanlar için doğrudan | Orta |
| IOSCO Prensipleri | SPK’nın teknoloji-nötr yaklaşımı | Tüm tokenize menkul kıymetlere uygulanabilir | İzleme |
⚡ KISA YANIT
IOSCO raporundan çıkarılan ilkelere ve yürüttüğümüz uyum danışmanlığı deneyimine göre güvenilir bir tokenizasyon platformunun; düzenleyici CSD bağlantısı, net mülkiyet kaydı modeli, bağımsız akıllı sözleşme denetimi, whitelist mekanizması ve izahname düzeyinde risk açıklaması sunması gerekmektedir.
💡 PRATİK DENEYİM
Uygulamada sıkça karşılaştığımız bir sorun şudur: Yatırımcılar platform seçimini yalnızca işlem maliyeti ve getiri oranına göre yapmaktadır. Oysa mülkiyet kaydı modeli ve takas kesinliği rejimi sorgulanmadan yapılan yatırımlar, platformun teknik sorun yaşaması veya düzenleyici baskıyla karşılaşması halinde yatırımcıyı hukuki açıdan son derece kırılgan bir konuma düşürmektedir.
⚡ KISA YANIT
IOSCO raporuna göre tokenizasyonun ölçeklenmesinin önündeki iki yapısal engel; blokzincirler arası birlikte çalışabilirlik eksikliği ve güvenilir on-chain takas varlığı yetersizliğidir. WEF Mayıs 2025 verilerine göre finans kuruluşları 72’yi aşkın farklı DLT ağı benimsemiş olup bu parçalı yapı likidite birikimini engellemektedir.
Parçalanma sorunu hem teknik hem hukuki boyutlu. Teknik boyutta: farklı ağlardaki tokenlar birbirine aktarılırken “köprü (bridge)” akıllı sözleşmelerine ihtiyaç duyulmaktadır; bu köprüler ise hem siber saldırı hem de oracle manipülasyonu açısından yüksek riskli noktalardır. Hukuki boyutta: iki farklı blokzincir üzerindeki aynı varlığın mülkiyeti çatışırsa hangi ağın kaydı geçerlidir?
Bu sorunlara yönelik üç önemli girişim raporda yer almaktadır:
| GİRİŞİM | YAKLAŞIM | STATÜ (2026) | TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ |
| Global Layer One (GL1) | MAS öncülüğünde kamu-özel ortak açık standartlar ekosistemi | Geliştirme | SPK’nın gelecekte bu standartları benimseme ihtimali |
| Proje Helvetia | SNB wCBDC ile SDX’te tokenize tahvil takası; Haziran 2026’ya kadar | Aktif Pilot | TCMB CBDC tartışmaları için referans model |
| Canton Network | “Ağların ağı” modeli; her katılımcı yalnızca kendi verisini görür; $1,5T/ay repo | Ticari | Gizlilik + şeffaflık dengesini çözen ilk ticari model |
Takas varlığı cephesinde ise stablecoinlerin fiili tercih haline geldiği ancak merkez bankası parasının sağladığı güvenceden yoksun olduğu görülmektedir. IOSCO ve BIS, stablecoin kullanımının yatırımcıyı özel ihraççı temerrüdüne ve fiyat dalgalanmasına maruz bıraktığını özellikle vurgulamaktadır. Merkez bankası dijital parası (CBDC) ideal çözüm olmakla birlikte yaygın uygulamaya geçişi önünde önemli politika ve operasyonel engeller bulunmakta; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) dijital lira çalışmaları bu bağlamda yakından izlenmektedir.
Bir portföy yönetimi şirketi, Avrupa merkezli bir DLT platformunda ihraç edilen tokenize şirket tahvilini kurumsal portföyüne dahil etti. Tahvilin anapara ve kupon ödemeleri akıllı sözleşme aracılığıyla otomatik gerçekleşecek şekilde programlanmıştı; müvekkil bu yapıyı geleneksel tahvile kıyasla “operasyonel avantaj” olarak değerlendirdi.
İlk teknik incelememizde, söz konusu platformun mülkiyet kaydını on-chain değil off-chain bir transfer acentesi nezdinde tuttuğunu tespit ettik. Akıllı sözleşme kodu incelendiğinde ise kupon ödemelerinin tetikleneceği tarihte platform operatörünün onayına bağlı bir “pause” (durdurma) fonksiyonu içerdiği görüldü; bu, operatörün tek taraflı ödemeyi askıya alabileceği anlamına geliyordu.
Kritik teknik hamle, ERC-20 akıllı sözleşmesindeki pause fonksiyonunu statik kod analiziyle belgelemek ve bunu TBK m.20 (genel işlem koşullarında aşırı hakkı saklı tutma) ve SPK’nın yatırım ürünleri açıklama yükümlülükleri kapsamında hukuki argümana dönüştürmekti. Müvekkil bu teknik bulgularla platformla müzakere masasına oturdu ve akıllı sözleşme güncellenerek pause yetkisi çok imzalı (multi-sig) bir yapıya bağlandı.
Bu dosya şunu açıkça ortaya koydu: Tokenize tahvil alımında akıllı sözleşmenin kodunu okuyabilmek, ihraç belgesini okumak kadar kritiktir. Geleneksel avukatlık pratiğinde bu yetkinlik eksik olduğunda, yatırımcı görünmez hukuki risklerle başbaşa kalır.
⚡ KISA YANIT
Sektör analistleri 2030 tokenize piyasa büyüklüğü için 1 trilyon dolar ile 30,1 trilyon dolar arasında geniş bir yelpazede projeksiyon sunmaktadır. McKinsey orta senaryosu 2 trilyon dolar (kripto ve stablecoin hariç) olarak öngörürken Ripple/BCG orta senaryosu 18,9 trilyon dolara işaret etmektedir.
| KAYNAK | SENARYO | 2030 TAHMİNİ | TEMEL VARSAYIM |
| McKinsey (Haziran 2024) | Orta | ~$2 trilyon | Kripto ve stablecoin hariç |
| McKinsey (Haziran 2024) | İyimser | ~$4 trilyon | Hızlı interoperabilite çözümü |
| Citi GPS (2023) | Orta | $4–5 trilyon | Kurumsal tahvil %1, repo %2 |
| Ripple / BCG (Nisan 2025) | Kötümser | $12,5 trilyon | Tüm RWA sınıfları |
| Ripple / BCG (Nisan 2025) | Orta | $18,9 trilyon | Tüm RWA sınıfları |
| Standard Chartered / Synpulse (2024) | İyimser | $30,1 trilyon (2034) | Ticaret finansmanı dahil |
Bu geniş yelpazenin kendisi önemli bir mesajdır: ekosistem henüz öylesine belirsiz ve evrimsel bir aşamadadır ki 30 katlık projeksiyon farkı bile metodolojik farklılıkları yansıtmaktadır. Hukuki çerçeve gelişimi, interoperabilite standartlarının olgunlaşması ve merkez bankası dijital paralarının yaygınlaşması bu projeksiyonların en belirleyici değişkenleridir.
Türkiye açısından değerlendirdiğimizde: yabancı tokenize varlık platformlarına erişim sağlayan Türk kurumsal yatırımcıların bu büyüme trendinden pay alması kaçınılmaz görünmektedir. Ancak SPK düzenleyici çerçevesinin uluslararası standardı ne ölçüde ve ne hızda benimseyeceği, Türk pazarındaki gelişimin temel belirleyicisi olmaya devam edecektir.
Hukuki süreçler ve en sık karşılaşılan uyuşmazlıklara ilişkin merak edilen konulara dair genel bilgilere bu bölümde yer verilmektedir.
IOSCO, mevcut tokenize tahvil örneklerinde hukuki güvence açısından önemli farklılıklar olduğunu tespit etmiştir. UBS SDX veya Euroclear D-FMI gibi düzenleyici CSD gözetiminde faaliyet gösteren yapılar görece güçlü koruma sunarken, off-chain kayıtların birincil yasal sicil olduğu düzenlemelerde yatırımcı hakları daha belirsizdir. Her tokeniasyonu spesifik hukuki analiz gerektirmektedir; aynı değerlendirme çok kısa sürede gözlemlerimize göre sonuç vermektedir.
Tokenize varlık uyum ve uyuşmazlık dosyaları, klasik avukatlığın ötesinde gerçek anlamda bir zincir üstü dedektiflik çalışması gerektirmektedir. Savcıları ve hâkimleri teknik konularda aydınlatmak üzere hazırladığımız Kripto Varlık Uzman Raporları‘nda; IOSCO FR/17/25 raporundaki risk kategorilerini Türk mevzuatıyla eşleştiriyor, ERC-20 ve TRC-20 ağlarında cüzdan haritalama ve transaction graph analizi yapıyor, akıllı sözleşme denetim bulgularını hukuki argümana dönüştürüyoruz.
Yürüttüğümüz uyum danışmanlığı süreçlerinde standart dilekçe yaklaşımının yetersiz kaldığını açıkça gözlemledik. Tokenize teminat veya MMF birimi içeren dosyalarda on-chain analiz raporuyla desteklenen başvurularda, operasyonel çözüm sürelerinin raporsuz dosyalara kıyasla belirgin biçimde kısaldığını görüyoruz.
Blockchain hukuku üzerine Udemy platformunda ders veren ve İstanbul Blockchain Expo World etkinliği başta olmak üzere Koç Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nde konuşmalar gerçekleştiren Av. Ahmet Karaca, aynı zamanda İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu üyesi sıfatıyla tokenizasyon mevzuatının Türkiye’ye yansımalarını yakından takip etmektedir.
Bu alanda blokzincir analiz yetkinliğine sahip bir hukuk ekibiyle çalışılması, sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Haberler.com ve Sondakika.com’a bu konuda değerlendirmeler sunarken de vurguladığımız üzere: tokenizasyonda hukuki risk, teknik yapıyı anlayan ancak gözden kaçıran aktörlerin yaşadığı sürprizlerle şekilleniyor.
IOSCO’nun FR/17/25 numaralı Kasım 2025 tarihli raporu, finansal varlık tokenizasyonunun küresel sermaye piyasalarında gerçek ama henüz sınırlı bir yer edindiğini ortaya koymaktadır. Tokenize tahvil ve para piyasası fonları alanındaki deneyler somut verimlilik kazanımları sunmuştur; ancak mülkiyet kaydı belirsizliği, akıllı sözleşme riskleri, takas kesinliği sorunları ve blokzincirler arası birlikte çalışabilirlik eksikliği hâlâ ekosistemin önündeki yapısal engellerdir.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde, 6362 sayılı SPK Kanunu ile III-35/B.1 ve III-35/B.2 numaralı tebliğlerin tokenize menkul kıymetlere teknoloji-nötr biçimde uygulanabileceği açıktır; ancak bu uygulamanın hangi özellikler için nasıl şekilleneceğine dair özgül rehberin henüz yayımlanmamış olması, her işlemi bireysel hukuki değerlendirme gerektiren bir ortam yaratmaktadır. MASAK yükümlülüklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini tekrar vurguluyoruz.
Bu konuda profesyonel hukuki destek almak, sürecin doğru yönetilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Tokenize menkul kıymetler alanında yatırım, ihraç veya uyum danışmanlığı konusunda Av. Ahmet Karaca ve ekibine ulaşabilirsiniz.
İstanbul Barosu’na kayıtlı. Türkiye’de kripto para ve blockchain hukuku alanında uzmanlaşmış avukat arıyorsanız, Av. Ahmet Karaca Duke University, Politecnico di Milano ve Lund University’den blockchain, fintech ve yapay zekâ hukuku sertifikalarına sahiptir ve İstanbul Barosu’nda avukatlara kripto varlıklar ile ceza hukuku alanında eğitim vermektedir. Uzmanlık alanları arasında siber suçlar, tam kapsamlı kripto ve blockchain hukuku, kripto varlık dolandırıcılığı davaları, MASAK hesap blokesi açma başvuruları, yurtdışı kaynaklı kripto transfer uyum danışmanlığı, TCK m.158/1-f nitelikli dolandırıcılık, bilişim suçları ve CMK m.128/A el koyma blokesi kaldırma itirazları yer almaktadır.
Kripto Varlık Teknik Uzman Raporu hazırlama konusunda Chainalysis, Elliptic ve açık kaynaklı on-chain forensik araçlarıyla davaları aydınlatmakta; savcı ve hakimlerin anlayacağı bir dille çözüme kavuşturmaktadır.
Eğitim: Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Onur Derecesi)
UNICEF Sertifikalı Blockchain Eğitmeni | DeFi Primitives — Duke University | AI & Law — Lund University | AI & Legal Issues — Politecnico di Milano | Haberler.com Köşe Yazarı | Udemy Blockchain Hukuku Eğitmeni | İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu Üyesi
Pega Hukuk, hukuki süreçlerin her aşamasında müvekkillerine güvenilir, şeffaf ve çözüm odaklı hizmet sunmayı ilke edinmiştir. Her detayın önem taşıdığını bilerek, haklarınızı korumak ve en doğru sonuca ulaşmak için yanınızdayız.
Pega Hukuk & Danışmanlık Bürosu | Kartal, İstanbul
İstanbul avukat ve avukatlık bürosu hizmetleri için bize ulaşın.