Bu makale, P2P (peer-to-peer) kripto para alım-satım işlemlerinin 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki hukuki statüsünü, SPK’nın 7518 sayılı Kanun ile getirdiği Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı (KVHS) lisans rejimini, MASAK’ın 5549 sayılı Kanun kapsamındaki hesap blokajı yetkilerini ve TCK m.158/1-f ile TCK m.282 çerçevesinde P2P kullanıcılarının karşılaşabileceği suç isnatlarını bütüncül şekilde incelemektedir. Antalya, İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarında yürüttüğümüz P2P kaynaklı şikâyet dosyaları ile CMK m.128/A el koyma kararlarına karşı Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde açtığımız itiraz süreçlerinde edindiğimiz pratik tecrübeler, rehberin her bölümüne yansıtılmıştır. Makalede ayrıca blockchain adli bilişim (on-chain forensic) yöntemleriyle masumiyetin ispatı, TRC-20 ve ERC-20 ağlarında hot wallet kümesi tespiti ve Chainalysis/Elliptic tabanlı delil üretimi konuları, sahadan gelen somut yaklaşımlarla ele alınmaktadır.
Bu makale, İstanbul Barosu’na kayıtlı kripto para hukuku, blockchain hukuku ve bilişim hukuku alanlarında Türkiye’nin öncü isimlerinden Av. Ahmet Karaca ve ekibindeki uzman kripto para avukatları ile ceza hukuku avukatları tarafından hazırlanmıştır ve düzenli olarak güncellenmektedir.
| Hızlı Bilgi | Özet Veri |
| Temel kavram | P2P — kullanıcıdan kullanıcıya doğrudan kripto varlık alım-satımı |
| Platform örnekleri | Binance P2P, OKX P2P, Bybit P2P, Paxful (kapalı) |
| Ana mevzuat | 7518 sayılı Kanun, 6493 sayılı Kanun, 5549 sayılı MASAK Kanunu, TCK m.158/1-f, TCK m.282 |
| Düzenleyici kurumlar | SPK (KVHS lisansı), MASAK, BDDK, TCMB |
| Yasal statü | P2P işlem yasak değildir; ancak lisanssız hizmet sağlama yasaktır |
| En sık risk | Banka hesabına MASAK blokesi konulması, IBAN’ın suç gelirine bulaşması |
| Suç tipi riski | TCK m.282 (suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama) |
| MASAK bloke süresi | İdari tedbir: 7 iş günü + uzatma; adli tedbir (CMK 128/A): karar süresince |
| İtiraz mercii | Sulh Ceza Hâkimliği (CMK m.267 kapsamında 7 günlük itiraz süresi) |
| Kanıt türü | On-chain forensic rapor, TxID, wallet cluster analizi, KYC kayıtları |
| Uzman avukat | Av. Ahmet Karaca — İstanbul Barosu, Kripto Para ve Blockchain Hukuku |
P2P (peer-to-peer), kripto varlıkların merkezi bir borsa emir defteri yerine doğrudan kullanıcıdan kullanıcıya, platformun sağladığı emanet (escrow) mekanizması üzerinden el değiştirdiği alım-satım modelidir. Bu tanım, makalenin geri kalanında kullanılacak tüm hukuki değerlendirmelerin temelini oluşturur.
Teknik olarak P2P’de iki taraf vardır: satıcı kripto varlığını platformun escrow cüzdanına kilitler, alıcı TL ödemesini satıcının banka hesabına (IBAN üzerinden) havale veya EFT olarak gönderir. Satıcı fiat ödemenin geldiğini onayladığında, escrow’daki kripto varlık alıcının borsa cüzdanına serbest bırakılır. İşlemin blockchain ayağı on-chain olarak kayıt altındadır (TRC-20 USDT transferi, ERC-20 USDT transferi, BTC transferi); buna karşılık TL ayağı bankanın iç kayıtlarında görünür. İki kayıt kümesinin kesiştiği nokta, ileride bir hukuki uyuşmazlığa konu olduğunda kritik delil niteliği taşır.
Türkiye’de en yaygın kullanılan P2P platformları Binance P2P, OKX P2P ve Bybit P2P’dir. Bu platformlar SPK’nın 7518 sayılı Kanun ile oluşturduğu KVHS rejimi kapsamında yurt dışı yerleşik kabul edildiğinden, kullanıcıların doğrudan TL çekim ve yatırım yapmasını kısıtlayan uygulamalar 2024’ten itibaren sıkılaşmıştır. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bir sorun şudur ki kullanıcılar, P2P’nin “merkeziyetsiz” olduğunu düşünerek hiçbir kayıt tutulmadığı yanılgısına kapılmaktadır — oysa her işlemde KYC bilgileri, IP kaydı ve IBAN eşleşmesi platformun veritabanında saklanır.
P2P kripto alım-satımı, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’de kullanıcı açısından yasak değildir; ancak SPK’dan KVHS lisansı almadan ticari ölçekte P2P aracılığı yapmak 7518 sayılı Kanun’un 35/A maddesi uyarınca idari ve cezai yaptırıma tâbidir. Bu ayrım, bireysel kullanıcı ile profesyonel P2P satıcısı arasındaki hukuki farkın çekirdeğidir.
Türk hukuku, 6493 sayılı Kanun’un 35. maddesinde yapılan değişiklikle kripto varlıkları tanımlamış; 7518 sayılı Kanun ile SPK’yı birincil düzenleyici otorite olarak yetkilendirmiştir. Bu çerçevede SPK, 2024 ve 2025 yıllarında yayımladığı ikincil mevzuat (Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarına İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ ve Sermaye ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliği) ile KVHS faaliyet izni, asgari sermaye, risk yönetimi ve MASAK uyum standartlarını belirlemiştir. TCMB’nin 16 Nisan 2021 tarihli Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik’i ise kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılmasını yasaklar; ancak P2P alım-satımı bir ödeme değil, bir mülkiyet devri işlemi olduğundan bu yasağın kapsamı dışındadır.
7518 sayılı Kanun, 2 Temmuz 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Sermaye Piyasası Kanunu’nda değişiklik yaparak kripto varlık hizmet sağlayıcılarını SPK denetimine tâbi kılan düzenlemedir. Lisanssız faaliyet için 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası öngörür.
KVHS (Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcı), SPK’dan faaliyet izni almış kripto varlık alım-satım platformu, saklama kuruluşu veya aracısıdır. Türkiye’de faaliyet göstermek için asgari 150 milyon TL sermaye ve SPK onaylı yönetim yapısı zorunludur.
Kripto hukuku alanında yıllardır dava takip eden kripto para avukatı Av. Ahmet Karaca, bu konuda şunları belirtmektedir:
“P2P’nin ‘yasak mı yasal mı’ şeklindeki ikili sorusu hukuki gerçekliği yansıtmıyor. Doğru soru şu: Yaptığınız işlem ticari organizasyon seviyesine mi ulaştı, yoksa arızi bir alım-satım mı? Haberler.com’da yaptığımız değerlendirmelerde de vurguladığımız gibi, düzenli frekansta yüksek hacimli P2P işlemi yapan bir kullanıcının ‘ben sadece kendi paramı çeviriyordum’ savunması TCK m.282 soruşturmasında tek başına yeterli olmuyor.”
P2P işlemlerinde karşılaşılan temel hukuki riskler; MASAK kapsamında banka hesabının dondurulması, TCK m.282 uyarınca suç gelirinin aklanması suçlamasına muhatap olunması, TCK m.158/1-f nitelikli dolandırıcılık isnadı ve CMK m.128/A kapsamında kripto varlıklara el konulması şeklinde sıralanmaktadır.
En sık karşılaştığımız risk, P2P satıcısının IBAN’ına suç gelirine bulaşmış TL’nin havale edilmesidir. Alıcı, aslında bir dolandırıcılık mağdurundan IBAN tuzağıyla para aktaran kişi olduğunda, paranın son durağı olan P2P satıcısının hesabı MASAK tarafından 5549 sayılı Kanun’un 19/A maddesi kapsamında dondurulur. Müvekkil, hiçbir kusuru olmaksızın suç gelirinin aklanması zincirinin son halkası olarak görünür.
TCK m.282 (suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama), 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörür. Uygulamada, düzenli P2P faaliyeti yürüten kullanıcıların IBAN’larından geçen şüpheli işlemler tespit edildiğinde, savcılıklar öncelikle bu madde üzerinden soruşturma başlatmaktadır.
💡 TCK m.158/1-f Nedir? Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenler ve 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ile adli para cezası öngörür.
P2P satıcısı, ödeme gelmediği hâlde kripto varlığı serbest bırakırsa ya da alıcı, sahte dekont kullanarak kripto varlığı ele geçirirse TCK m.158/1-f devreye girer.
2024’te CMK’ya eklenen 128/A maddesi, taşınır, hak ve alacaklar üzerindeki el koyma yetkisini dijital varlıkları da kapsayacak şekilde genişletmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla borsadaki kripto varlıklar dondurulabilir; bu karara itiraz süresi CMK m.267 uyarınca 7 gündür.
⚠️ 5549 sayılı Kanun kapsamındaki MASAK blokelerinin kaldırılması sürecinde, on-chain forensic raporuyla savcılığa sunulacak itiraz dilekçesinin eşleştirilmesi kritik ilk adımdır; başarıyla sonuçlandırdığımız P2P dosyalarında uyguladığımız bu yöntem, blokelerin büyük çoğunluğunda sonuç vermektedir — nitekim bu alanda çalışan bir uzman kripto P2P avukatı Av. Ahmet Karaca yönetiminde hazırlanan raporlar, savcılık takipsizliğinin gerekçesini doğrudan etkilemektedir.
IBAN’ınıza tuzak havale gelip MASAK blokesi konulduğunda atılacak ilk somut adım, 7 günlük itiraz süresini kaçırmadan Sulh Ceza Hâkimliği’ne on-chain forensic raporuyla desteklenmiş itiraz dilekçesi sunmak ve eş zamanlı olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na dosyaya katılma talebiyle başvurmaktır. Bu hamle, müvekkilin “aracı/mağdur” statüsünü pasif “şüpheli” statüsünden ayrıştırır.
Bizdeki tecrübeye göre, P2P satıcısı olarak IBAN’ına suç gelirinin geldiği müvekkiller çoğunlukla iki hata yapar: (1) paniğe kapılıp parayı başka hesaba transfer etmeye çalışır — bu eylem TCK m.282 açısından somut aklama kastı olarak yorumlanır; (2) savcılığa gitmeden önce borsayla mesajlaşma yapıp “pardon iade edeyim” tarzı yazışmalara girer — bu yazışmalar delil olarak dosyaya girer ve genellikle aleyhe sonuç doğurur. Yapılması gereken, derhal ifade vermeden önce bir uzman kripto para avukatı ile çalışmaya başlamaktır.
P2P kaynaklı ceza soruşturmalarında uyguladığımız 7 aşamalı metodoloji, teknik analiz ile hukuki stratejiyi aynı anda hayata geçirir ve müvekkilin şüpheli konumundan olabildiğince erken çıkmasını hedefler.
Bu protokolle yürüttüğümüz P2P dosyalarının büyük çoğunluğu müvekkil lehine sonuçlanmaktadır. Uzman kripto para avukatı Av. Ahmet Karaca ve ekibi, bu protokolü her dosyanın teknik özelliğine göre uyarlayarak uygulamaktadır.
2026 yılı itibarıyla kripto varlık işlemleri için TBMM’ye sunulan kanun teklifi çerçevesinde ‰3 oranında işlem vergisi ve %10 oranında stopaj getiren düzenleme gündemde olsa da, P2P işlemlerinde kâr hâlâ GVK çerçevesinde değer artış kazancı veya ticari faaliyet olarak değerlendirilebilir. Bu ayrım, vergi yükümlülüğünün düzeyini doğrudan belirler.
Düzenli ve ticari ölçekte P2P yapan bir kullanıcı, GVK m.37 kapsamında ticari kazanç elde ediyor kabul edilebilir; bu durumda gelir vergisi, geçici vergi ve KDV yükümlülükleri devreye girer. Arızi olarak kripto alıp-satan bir kullanıcı ise GVK mükerrer m.80 kapsamında değer artış kazancı hükümlerine tâbi olabilir. Vergi mevzuatındaki belirsizliğin 2026’da netleşmesi öncesinde her işlem tipinin ayrı ayrı değerlendirilmesi önerilir.
Uzman kripto P2P avukatı Ahmet Karaca’nın kripto para hukuku alanındaki çalışmalarında vurgulandığı gibi, vergi boyutu göz ardı edilerek yürütülen P2P faaliyeti, MASAK incelemesi sırasında otomatik olarak VUK m.359 (vergi kaçakçılığı) riskine dönüşebilmektedir.
P2P işlemlerinde en sık karşılaştığımız hatalar, hem MASAK blokesi hem ceza soruşturması açısından müvekkilleri savunmasız bırakmaktadır.
Bir müvekkilimizin yaşadığı benzer bir süreçte, Antalya’da yaşayan M.K., Binance P2P üzerinden 4 ay boyunca düzenli USDT satışı yapıyordu. Bir sabah bankası hesabının MASAK tarafından dondurulduğunu bildirdi; kısa süre sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ifadeye çağrı geldi. Şikâyetçi, İzmir’de yatırım dolandırıcılığı mağduru olan ve parasını IBAN üzerinden M.K.’nin hesabına havale eden bir emekli vatandaştı.
Dosyayı devraldığımızda yaptığımız ilk teknik inceleme, M.K.’nin USDT’yi TRC-20 ağında bir Binance P2P emrine cevap olarak gönderdiğini, alıcının ödeme yaptığı IBAN’ın ise dolandırıcılık mağdurunun IBAN’ı olduğunu gösterdi. Zincir üzerinde yapılan analizde, M.K.’nin gönderdiği USDT’nin alıcının cüzdanından 23 dakika içinde mixer niteliğindeki bir servise aktarıldığı, oradan farklı bir merkezi borsaya ulaştığı tespit edildi.
Davayı çözen kritik teknik hamle, M.K.’nin o işlem zamanından 42 gün önce farklı alıcılarla yaptığı yüzlerce P2P işleminin hiçbirinde şüpheli akış olmaması ve işlem yapılan saatin Binance P2P platformunun platform üzerinden rastgele eşleştirme yaptığı saat olmasıydı. Yani M.K. “bu alıcıyı seçmedi”; platform onu alıcıya atadı. Bu bilgi platformdan celbedilen sistem kaydıyla ispatlandı.
Pega Hukuk, hukuki süreçlerin her aşamasında müvekkillerine güvenilir, şeffaf ve çözüm odaklı hizmet sunmayı ilke edinmiştir. Her detayın önem taşıdığını bilerek, haklarınızı korumak ve en doğru sonuca ulaşmak için yanınızdayız.
Pega Hukuk & Danışmanlık Bürosu | Kartal, İstanbul
İstanbul avukat ve avukatlık bürosu hizmetleri için bize ulaşın.